Siyasal İslam ve Seküler Kesim

Flood'un Yayınlandığı Tarih:23 Nisan 2020 @ 01:07

Siyasal islamın nasıl olup da bu ülkede bu kadar prim yaptığı, “muhafazakar” kesimden milyonlarca insanın her türlü hırsızlık, yolsuzluk ve ahlaksızlığa rağmen nasıl olup da hala bu insanların peşinden sürüklenmeye devam ettiğii, seküler kesimin ise özgürlükçü “olmasına” rağmen niye sürekli muhazakar kesimin kılık kıyafetiyle, yaşam tarzıyla uğraştığı, illa kendilerine benzetmeye çalıştığı, din kaynaklı her mevzuya otomatikman niye karşı olduklarına dair bazı tespitlerimi paylaşmak istiyorum.

  • Niye demokrasi bizde ve diğer müslüman ülkelerde Batılı ülkelerdeki gibi işlemez ve sürekli tek adam rejimine doğru kayar da iktidar kim olursa olsun karşı tarafa yaşam hakkı tanımaz sorusunun cevabı da burada gizli aslında.
  • Mevzu şudur ki.. Batılı ülkelerin aksine Müslüman ülkelerde doğanlar istese de istemese de din merkezli bir hayatın içine düşmektedirler ilk günlerinden itibaren.
  • Her mahallede var olan camilerdi, günde beş vakit okunan ezanlardı, çocuk doğduğunda veya aileden biri vefat ettiğinde okunan mevlitlerdi, Cuma namazlarıydı, kandillerde dağıtılan lokmalardı, kandil şekerleriydi, bayram harçlıklarıydı, oruçtu, teravihti, bayram namazıydı, kurbandı derken isteseniz de istemesiniz de dini unsurların gündelik hayatın tam da merkezinde olduğu bir hayatın içinde yer alırsınız müslüman ülkelerde.
  • Seküler, Kemalist, Çağdaş (veya adı her neyse işte) kesim için de durum pek farklı değildir.
  • İçinde neşet ettiği ortam veya ailesinin görüşleri ve inançları doğrultusunda dünyayı okumaya çalıştığından dini unsurların hayatla bu kadar iç içe girdiği bir atmosferde mecburen uçlarda olmak zorunda kalır hep.
  • İşitse de, görse de, merak etse de, istese de camiye gidemez, oruç tutamaz, Kuran okumayı öğrenemez, bunu aklından dahi geçiremez, kız çocuğu ise kapanmayı hayal bile edemez. İsterse denesin bakalım, direk aforoz edilir içinde bulunduğu o “özgürlükçü” toplumdan.
  • Her türlü dini faaliyet gericilik, az da olsa dindar bir hayat sürmeye kalkanlar dahil tüm inançlı insanlar yobazdır onun mahallesinde, bir kadının kendi isteğiyle başörtüsü takmak istemesi akıl alır gibi bir durum değildir o mahallede.
  • Çağdaş, demokratik ve aydın olmak için dini değerlere karşı olmak, o da olmazsa mesafeli durmak zorundadır kabul görmek için içinde bulunduğu toplumda.
  • Ama öyle veya böyle dini unsurlar onun da hayatının göbeğindedir bir şekilde ve ister istemez şahit olur, görür, duyar, belki içten içe merak eder ama.. Ama o kadar.. İstese de daha ileri gidemez.
  • O yüzden mecburen dini değerleri ve bu değerlere sahip çıkanları kötüleyecek, onlardan uzak duracak, onlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmak durumunda kalacaktır.
  • Çünkü bu işin ortası yoktur. Hem Allah’a inandığını iddia edip hem de gözünün önündeki bu kadar dini mevzuya sırtını dönerek kendini kandıramaz insan.. Tek çare onları inkar etmek veya tu-kaka ilan etmektir.
  • Türkiye Cumhuriyeti, egemen unsur olarak belirlenen bu kesimin hep muktedir kalacağı bir şekilde kurgulanmış, tüm devlet mekanizmaları bu göre tasarlanmıştır. Muhafazakar kesimin dönüşüme uğramadan devlet kadrolarında yer bulmasının önüne set çekilmiştir bir nevi.
  • Dindar, muhafazakar veya ortalama Anadolu insanı (adı her neyse işte) olan “karşı taraf” ise bu kesim tarafından hep hor görülmüş itilip kakılmış, yaşam biçimine dini inançlarına saygı duyulmamış ve bunun sonucu olarak da kendine göre bir psikoloji geliştirmiştir doğal olarak.
  • Kendilerinden görünen (Kuran okumayı bilen, namaz kılan) birinin iktidarda olması hatta “karşı taraf”a kök söktürüyor olması onlar için acayip bir tatmin unsurudur. Yıllardır yaşadıkları ezilmişliğin, itilmişliğin intikamının alınıyor olması her şeye değer onların gözünde.

Mutlaka Oku; RTE sevdası bir hummadır! Eziklik ve intikam hissi!

  • Çalıyormuş, çırpıyormuş, zulmediyormuş, yandaşlarını besliyormuş hiç önemi yoktur. Yeter ki “karşı taraf”a eman verilmesin, ele geçirdikleri iktidar gücü kaybedilmesin.
  • Vatan millet savunmasından daha önemlidir bu mesele.. Çünkü kendini ispatlama, yılların intikamını alma ve en önemlisi bir nevi sınıfsal bir varoluş meselesidir bu.
  • “Kahraman”ları iktidarı kaybederse tekrar ezilecekleri, hor görülecekleri bir düzene geri dönecek olma korkusudur onları böyle körü körüne tarafgirliğe iten.
  • Bu kesimin bu kadar şatafatlı bir hayat sürmesi de hep bu aşağılık kompleksinden kaynaklanmaktadır. Bu şekilde sınıf atladıkları ve elit oldukları zannına kapılmaktadırlar kendilerince.
  • Yani toplumun büyük kesimini “AKmal” olmakla itham edenler asıl müsebbibidir bu sonucun.
  • Bu “çağdaş” kesim, içinde neşet ettikleri toplumla barışmadığı, o insanların yaşam biçimlerine, dini değerlerine, kılık, kıyafetlerine saygılı olmayı öğrenmediği sürece de bu böyle devam edip gidecektir.
  • Dün Erbakan’ın peşinde koşanlar bugün Erdoğan’ın, bugün Erdoğan’ın peşinde koşanlar yarın başka birinin peşine takılıp “siyasal islam”ın gölgesinde kendilerine yer bulmaya çalışacaklardır bir nevi parya oldukları kendi vatanlarında.

Bir de olayın dini açıdan tatmini meselesi vardır.

  • Bu “muhafazakar” kesim “dindar” olduğunu iddia eder. Ben içlerini bilemem ama zahire göre hükmedecek olursak yukarıda bahsettiğim seramonik faaliyetler dışında çok da dini bir hayat sürmezler aslında.
  • Herkesin evinde Kuran vardır ama pek okuyanı yoktur, hatta okumayı bileni bile çok yoktur bazı evlerde.
  • Dini konulara karşı “çok hassas”tırlar, “minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız” denildiğinde dünyayı fethetmiş gibi olurlar ama Cuma, teravih ve bayram namazı dışında pek camiye gitmezler.
  • Tüm dünyaya müslümanlığı getirmek için kefenlerini alıp yolllara düşerler ama İslam’ın 5 şartından biri olan 5 vakit namazı kılmaz çoğu.
  • Bırak namazı çocukken öğrendiği dua veya din derslerinde ezberlediği 3-5 sureyi bile hatırlamaz ekseriyeti.
  • Gusül abdestinin şartlarını bilmediği için bir ömür cenabet gezenler oje süren bir kadının cenabet olup olmadığını tartışırlar.
  • Şarap veya rakı içen birini görünce cin çarpmışa dönenler mahalle ve köy düğünlerinde kasa kasa biraları götürürken hiç tereddüte düşmezler.
  • Namus konusunda hepsi çok hassastır, anasını bacısını bile keser namus için ama muhabbet ortamlarında hepsi gençlik yıllarında kırdıkları fındıkları anlatır ballandıra ballandıra.

Mutlaka Oku; Muhafazakâr ve Muhafazakârlık

  • Faiz haram der ama baksan faizsiz işi yoktur,. “Helal lokma”dan bahseder ama ticarette her türlü hileyi, sahtekarlığı yaparlar.

Mutlaka Oku; Osmanlı’da Faiz Var Mıydı? (‘Faizin Tarihsel Gelişimi’)

  • Haktan hukuktan bahseder ama kaçak elektrik kullanmaktan, kamu arazisine kaçak ev yapmaktan tut da her türlü hak gaspını yapmayı kendine hak görürler. Bu liste daha çook uzayıp gider böyle..
  • Demem o ki.. Bu “muhafazakar” kesim Allah’ı bilir, Cehennemden korkar ama müslümanlığın gerektirdiği bir hayatı yaşamak zor geldiğinden bir nevi kendini kandırmak için ihtiyaç duyar peşinde koşacak kahramanlara ve “adil bir düzen” hikayesine.

İslam için Size Söylenen Yalanlar ve Kur’an Ayetlerine göre Gerçek

  • O “kahraman”, Kuran okuyunca, namaz kılınca, konuşmasında ayet ve hadislerden alıntı yapınca kendisinin bir şey yapmasına gerek olmadan, “kahraman”ının peşinden gitmenin kurtaracağına inanır kendisini.
  • Kudüs mitingi yapmanın aslında hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini bilse de din, diyanet için bir şey yaptığını sanar, siyonist güçlerle mücadele ettiğini düşünüp tatmin eder kendini.
  • Dini yaşam adına doğru düzgün bir icraatı olmasa da Cihat sözcüğünü dilinden düşürmeyip hep başkalarının hayatını düzene sokma çabası içine girince Allah’ın rızasını kazanacağını inanır kendince.
  • Hilafet gelince hilafet ordusu kurulup tüm dünyanın dize getirileceğini ve bu ordunun bir neferi olarak kendisinin de kurtuluşa ereceği hülyalarına kapılır zaman zaman.
  • Şeriat gelince önce kendi elinin kesilmesi gerektiğini düşünmeden şeriat ister bilinçsizce.
  • “Tuğra”lı yazıları sağa sola asıp, “Tuğra”lı objeler kulanınca Osmanlı döneminde yaşadığını, böyle olunca da müslümanca bir hayat sürmese bile onlardan bir olduğunu hayal eder, avunur.

Mutlaka Oku; Osmanlı Armasının Hikayesi

  • Sözün özü kendini kandırmak ve vicdanını rahatlatmak için ihtiyacı vardır “muhafazakar” kesimin tüm bu kurgu düzenine.
  • Bu milletin içine düştüğü bu acı durumun bir diğer sebebi de işte bu “muhafazakar” kesimin ahlaklı birer insan olup inandığı değerlere uygun yaşamak yerine işin kolaycılığına kaçıp sadece vicdanını rahatlatmaya çalışması bir nevi kendini avutmaya çalışmasıdır aslında.

Yazar; Sürgün Binbaşı

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x