Küçük Albert Deneyi; İnsanda korku neden olur? (‘Tarihin en korkunç deneyi!’)

Korku, insanda sonradan edinilen bir refleks midir yoksa doğuştan gelen bir dürtü müdür sorusuna cevap arayan tarihin en korkunç deneylerinden biri : ‘Küçük Albert Deneyi’

  • İvan Pavlov’un köpeklerdeki koşullanma sürecini incelemek adına gerçekleştirdiği deneyler Amerikalı psikolog John Watson’un dikkatini çeker. Watson, Pavlov’dan yola çıkarak duygusal reaksiyonların da insanlar tarafından koşullandırılmış olup olamayacağını test etmek ister.

  • 1920’li yıllarda, Psikoloji biliminde davranışçılık yaklaşımının kurucusu olan John Watson ve asistanı Rosalie Rayner, çalıştıkları John Hopkins hastanesi kreşinde oynayan çocukları uzaktan incelemeye başlarlar.

  • Davranışçı psikolog John Watson, yapılan bu araştırmalarda insanın korkularının sonradan kazanıldığına dair bir gözlem yapınca, bu çalışmaları bir deneyle kanıtlamak istedi.
  • Fakat, ‘korku’ hakkındaki sorularının cevapları için kesin yanıtlar alabilecekleri testler yapmaları gerekir. Watson ve asistanı Rosalie Rayne,şefkatten nasibini almamış bu deney için 8 aylık sağlıklı bir bebek olan Albert ile bir deney tasarlamaya karar verirler.
  • Albert’in annesi geçimini sağlamak için her gün hastaneye giderek sütünü para karşılığı satan bir süt anne idi. Albert da bu sırada hastanenin kreşinde annesinin işi bitene kadar diğer çocuklarla oynuyordu.
  • Deneye başlamadan önce Albert’i boş bir odaya alırlar. Odada, Albert’in üzerine oturduğu yatak hariç eşya bulunmaz. Watson ve Rayner, Küçük Albert’a bazı duygusal testler yaparlar. Bu testlerin yapılmasındaki amaç, Albert’ın bu uyaranlara karşı bir tepkisi olup olmadığıdır.

  • Daha sonra odadan çıkarak yalnız bıraktıkları Albert’in yanına beyaz laboratuvar faresi salarlar. Albert, fareden korkmadığı gibi, tam tersi bir tepki göstererek fareyi çok sever, yakalamaya çalışıp, gülmeye başlar.
  • Sonrasında Albert’a sırasıyla bir fare, bir köpek, bir maymun, tüylü ve tüysüz bazı maskeler, pamuk, yün, yanan gazete kâğıtları ve diğer renk uyarıları gösterildi. Albert gösterilen hiçbir uyarana karşı ‘korku’ tepkisi göstermemiştir.

  • Deneyin korkutucu bölümü de işte bu aşamadan sonra başlar, çünkü Albert bir sonraki bölüm için hazırdır. Fare yine odaya salınır,fakat Watson ve Rayner, Albert fareye her dokunduğu an arkasında küçük bir çekiçle duvardaki demir düzeneğe vurmaya başlar.
  • Albert irkilerek ağlamaya başlar. Bir süre sonra tekrar fareyi tutmaya çalışır. Watson ve Rayner her seferinde ses çıkartarak Albert’in korkup ağlamasına sebep olurlar. Albert fareye her dokunmak istediğinde bu tekrarlanır.

  • Bir süre sonra ortam sessizleşince, fareyle oynamaya devam eder ve fareye dokunduğu ilk anda ekibin çıkardığı o gürültülü ses ile karşılaşır. Ağlaması yatışıp, aklı tekrar fareye kayan Albert, dokunmaya çalıştığı an hep aynı sesi duyduğu için fareye dokunmaktan korkmaya başlar.
  • Albert artık fareyle yalnız bırakıldığında kaçıp korku tepkisi göstererek ağlamaktadır. Deney bir kaç gün tekrar edilir. Albert artık gördüğü tüylü nesnelerden, özellikle de beyaz nesnelerden korkup ağlamaya başlar.
  • Elde ettikleri sonuçla yetinmeyen Watson ve asistanı, son olarak beyaz sakallı ve tüylü kostümler giyerek odaya girerler. Böylece git gide büyüyen tüylü nesneler karşısında iyice şartlanan Albert’in korkusu, artık hafızasına tamamen kazınmıştır.

  • Watson, raporunda şunları yazar : “Fare gösterildiği an bebek ağlamaya başladı. Ani bir şekilde soluna döndü ve sol tarafına düştü. Kendini kaldırdıktan sonra o kadar hızlı bir şekilde fareden uzaklaştı ki masadan düşmeden önce zor yakalayabildik.”

Albert’in deneyine başlamadan önce koşullanma şartları böyleydi :

Nötr Uyarı : Beyaz fare

Koşulsuz Uyarıcı : Yüksek ses

Koşulsuz Tepki : Korku

Deneyin ardından şartlar böyle değişti:

Koşullu Uyarıcı : Beyaz fare

Koşullu Tepki : Korku

  • Her ne kadar klasik koşullanma konusunda bilim adına büyük bir başarı sayılsa da kesinlikle ahlaki değerlerle bağdaşmayan bu deney sonucunda bilim insanları, koşullu korkuyu kanıtlamışlardır.
  • Etik olarak birçok sorunu olan deney Albert’in hayatını tamamen değiştirdi. Deney sırasında acı çektiği net bir şekilde görülebilen küçük Albert, bu süreci yedi hafta boyunca tekrar etti.
  • Deney sonrasında Küçük Albert’in neler yaşadığı, psikoloji tarihinin gizemlerinden biri olarak sayılsa da psikolog Hall P. Beck tarafından yapılan araştırmalar acı bir sonucun habercisi olmuştur.
  • Bilgi John Watson tarafından doğrulanmasa da gerçek adı Douglas Merritte olan Küçük Albert 10 Mayıs 1925 tarihinde hidrosefalus (beyinde su toplaması) sebebiyle altı yaşında hayatını kaybetmişti.

  • 2014 yılında Kanada’daki MacEwan Üniversitesi’ndeki araştırmacılar kriterlere uyan Pearl Barger’ın yeğeni William Barger adında birinin deneydeki küçük Albert olabileceğini öne sürseler de bu iddia kesin olarak kanıtlanamadı. William Barger, 2007’de 87 yaşında ölmüştü.
  • Deneyi yapan John Watson asistanı Rosalie Rayner olan gönül ilişkisi ve aşk mektupları skandala dönüşür. Watson, karısından boşanmak, Üniversiteden ayrılmak zorunda kalır ve aynı alanda iş bulamayarak kariyerine reklamcı olarak devam eder.

Kaynak; Twitter, Onur @ttractatus

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları | Glovo Kurye Olmak İstiyorum |