Korku Hikayeleri; Mezarlık

Flood'un Yayınlandığı Tarih:2 Kasım 2017 @ 06:23

Vakit geldi! Size bugüne dek hep hortlakları anlattım da mezarlık mevzularını pek anlatmadım. Gecenin ikinci floodu “mezarlık hikayeleri”. Toplaşın!

  • “Hortlayanları zaten anlattın mezarlık da neyin nesi?” demeyin. Sadece mezarlıkta geçen, mezarlığı konu alan, hortlak motifini -kısmen- karşılayan anlatılara da derlemeler sırasında denk gelinebiliyor.
  • Mezarlıklar zaten filmlerden vs. bağımsız insana ürperti veren yerler. Halk inanışlarında en güvenli yer olarak kabul eden görüşler, inançlar da var ama genel kanı elbette ürperti uyandırdığı yönünde.
  • Hikaye, memorat derlerken mezarlık anlatılarına, aktarmalara denk gelmek mümkün. Bunlarda genelde üç hakim motif var benzeşen. 1-Mezarlık civarından geçerken yaşananlar, 2-Cenaze sırasında yaşananlar, 3-mezarlık arazilerine dikilen evlerde yaşananlar.
  • Bu sonuncusunu perili evler floodunda (Korku Hikayesi ; Tekinsiz, Perili Evler…) anlattığımdan daha çok ilk ikisiyle ilgili hikayeler aktaracağım. Edirne’nin köylerinden birinde seneler evvel bir tanesini dinlemiştim.
  • Bir köyden bir köye misafirliğe gidilirken, kestirme olsun diye mezarlık tarafından geçiyorlarmış. Çocuk ağlaması işitmişler. Sesin geldiği yere yöneldiklerinde bir ağaç dibinde ağlayan, kundağa sarılı bir bebek görmüşler.
  • Kimin kızanı, burada ne işi var diye sağa sola bakınmışlar. Annesi taşırken bayılıp kaldı mı, biri mi kaçırıyordu vs. diye. Bebeği içlerinden birisi kucakladığında el kadar bebeğin koca adammışçasına bağırıp annesini çağırdığını işitmişler.
  • Yine Trakya’dan bir anlatı. Adam köyün dışında bir fabrikada çalışıyor, akşam vardiyası sanırım. Tek başına köyüne geri dönüyor. Bir gün sis bastırıyor. Hem kestirme hem de kaybolmamak için mezarlık patikasına sapıyor.
  • Mezarlıkta bunun ardına bir tane keçi takılıyor. Keçi adamı evine kadar takip ediyor. Sabah olduğu zaman komşularından birinin anlattığına göre bir keçi, kapısının önünde beklemiş ezan vaktine kadar, sonra kaybolmuş. Bunlar görece kısa, güncel anlatılar.
  • Bir tanesini Uzunköprü tarafından, yaşça bizden büyük bir arkadaştan dinlemiştim yıllar önce ama orada mı geçiyor bilmiyorum. Bir yaşlı karı koca varmış şehirde mi kasabada mı meçhul. Tek göz evleri varmış bunların.
  • Evleri yanmış, sokakta kalmışlar. Geçici bir süre belediyede bir daireye almışlar. Amirlerden biri bir ev bulunsun yerleştirilsinler demiş. Lojman vs. haricinde. Adamla kadına bir yer bulduklarını ama seçip seçmeyeceklerine karışmayacaklarını söylemişler.
  • İhtiyar demiş metruk bir yer falan mı? Demişler “Ev sağlam, iki odalı, tuvaleti falan var müstakil ev gibi. Ama mezarlık ortasında, bekçisi yok. Sizi oraya yerleştireceğiz. Ama mecburi değil, istemeyebilirsiniz.”
  • Böyle deyince amca şüphelenmiş: “Neticede ev değil mi ha başka yerde ha mezarlıkta? Hem ölüden ne fenalık gelir?” Amcaya lisanı münasiple neden böyle ikaz ettiklerini açıklamak durumunda kalmışlar.
  • Mezarlığın o mıntıkasında güya insan mezarlığıyla birlikte bir de “cinlerin gömüldüğü” bir yer varmış. Ahali öyle inanıyor. O yüzden mezarlığın bekçisi yok. Kimse mezarlığın yukarı kesimlerine sokulmuyor yolu düşmedikçe.
  • Amca demiş hurafe falandır bir şey olmaz, neticede evdir, barktır. Yerleşmişler kurtarabildikleri eşyayla oraya. Gece olunca yatıyorlar, sabah namaz vaktinde kalkıyorlar. Amca kahveye gidiyor, akşama doğru da dönüyor.
  • Bir gün amca kahvede muhabbete kaptırmış kendini. Kapandıktan sonra bile ayrılamamış arkadaşlarıyla. Hanım bekler bekler uyur diye düşünmüş. Sabah ezanından sonra gitmiş eve. Bakmış karısı ayakta, gözleri faltaşı gibi açık.
  • Demiş: “Sen uyumadın mı neden bekledin?” Kadın bir müddet kendisini beklediğini, ancak dışarıda gördüklerinden sonra uyku tutmadığını korkusundan uyuyamadığını söylemiş. Kimi kısa kimi uzun boylu bir sürü insan görmüş kadın gece.
  • Pencereden seyretmiş. Amca inanmamış, uykusuzluktan yorgunluktan hayal gördüğünü söylemiş. Bir zaman sonra yine kahvedekilere takılmış. Lakin gece 2-3 sularında evin yolunu tutmuş, inceden tırsa tırsa yürümüş.
  • Eve bir girmiş, karısı yine ayakta pencereden dışarıya bakıyor: “Gelirken arkandan geçip gidenleri görmedin mi?” demiş. Adam da camdan bakmış. Hakikaten bir kalabalık. Cenaze namazına toplanmış gibi. Ama ayakları eciş bücüş. Söylentilerin neye dayandığını anlamış.
  • Adam geri çıkmak için evden ertesi günden itibaren birkaç yere başvurmuş ama çıkamamışlar. Sürekli acayip şeyler görüyorlarmış. Önce karısı, kısa süre sonra da kendisi vefat etmiş o evdeyken.
  • Son iki mezarlık mevzusu daha anlatıp bu flooda son vereyim. Bir tanesi daha önce ismen bahsettiğim ama uzun uzadıya anlatmadığım “Mezarlıktan Çıkan Gelin” hikayesi.
  • Mevzu 1994’te Bursa’da yaşandığı rivayet edilen bir olay. Olayı aktaran kişi şehrin öbür ucunda oturan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Gece olunca eve bırakmak istemiş arkadaşı, semtler meçhul.
  • Adamın kaldığı yere gitmek için iki yanında mezarlık olan bir yoldan geçiyorlar. Sokak lambaları varsa bile çoğu yanmıyor öyle bir yer. 200-300 metre kadar yol mezarlık içinden geçiyor sanırım.
  • Sol taraflarından aniden duvarın üstünden bembeyaz bir siluet yola atlıyor. 4-4.5 metre önlerine. Frene basıp durduruyor arabayı süren kişi. Hayvan gördüğünü zannediyor. Olayı anlatan kişi gelinlik giymiş bir kadın gördüğünü söylüyor.
  • Arabayı süren de beyaz köpektir falan diyor. Tabi çarpma falan olmadığından bu bile tahmin, ikisi de beyaz bir siluet gördüklerinden eminler. Arabadan inmeye korkuyorlar mezar ortasında. Yola devam ediyorlar.
  • Mezarlık çıkışına 200 m. kala olayı aktaran kişi arabayı kullanan arkadaşını dürtüyor yavaşça: “Abi sakın panikleme, yavaşça dikiz aynasından bak” diye fısıldıyor.
  • Adam dikiz aynasına bakınca bir şey göremiyor. Arkasını dönüp baktığında gelinlik giymiş kadının arabada koltuğun ortasında oturmuş bunlara doğru baktığını görüyor. Mezarlıktan nasıl çıktıklarını bilmiyorlar, yutkunmaktan çığlık atamıyorlar.
  • Aydınlık bir yere çekiyorlar arabayı mezarlıktan çıkınca. Kendilerini arabadan atıyorlar. Arkada oturmaya devam ettiğini, silueten görüyorlar bir daha bakamıyorlar. Ama inince kayboluyor. Gündüz bile artık o yoldan geçemediklerini anlatıyor aktaran kişi.
  • Ve gecenin son mevzusu. Bu mevzu Gümüşhane’de bir köyde geçiyor, bazı detayları vermeyeceğim ama yöreden kimseler illa duymuştur. Bir televizyon ekibine bu köyün mezarlığıyla ilgili bir mevzu ulaştırılıyor, 90’lı yıllarda.
  • Köyde 1940’larda sanırım bir adamı bir eşkiya grubu yakalayıp öldürmüş. Cesedini de bu köyün civarında bırakmışlar. Adamı kimse tanımıyormuş. Cesedi köyün camiisine getirmişler.
  • Vakit gece tabi. Sabah olunca defnederiz diye sandukaya koyup caminin bir köşesine bırakmışlar. Ertesi gün geldiklerinde her birinin tüyleri diken diken olmuş. Sandukadan inilti sesleri geliyormuş.
  • Adam ölmemiş herhalde diyerek kapağı açmışlar, yatanda canlılık emaresi yok. Tekrar kapattıklarında bu sefer çığlık sesleri de gelmeye başlayınca camiye gelmiş olan köylüler oradan kaçmış. Sesler kesilince imam cesaret edebilenleri toplamış.
  • Sandukayı hiç açmadan olduğu gibi gömmüşler. Ama sesler kesilmemiş. Mezarlıktan inleme ve çığlık sesleri uzun seneler gelmeye devam etmiş, köyde denk gelmeyen kalmamış. Tv ekibi bu olayı duyunca köye gitmiş.
  • Amaçları olayı yaşayanları bulup konuşmak. Ancak o dönemleri yaşayan kimse yok. Olan şahitler de işte babalarından dedelerinden duyanlar, kendileri duymamış. Bir tek köylülerden köyün o dönemdeki imamının adını soyadını öğreniyorlar.
  • Camii imamının torununa bu sayede ulaşıyorlar. Bir kadın. Olaylar olduğunda 12 yaşındaymış, şehirde yaşıyormuş o senelerde. Kadınla irtibata geçiyorlar. Kadın vakayı doğrulamış, kendi yaşadığını da söylemiş.
  • Köyde çekim yapmaya gittiklerinde sesleri hala duyduğunu iddia edenler de varmış. Mezarlığın oradan mecbur kalmadıkça geçmemeye çalışıyorlarmış.

Bu flood da burada biter. Başka korkulu, tarihli floodlarda görüşmek üzere. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. İyi geceler efendim…

Yorum; mutlakaoku.com ; 

  • Mevzusu açılmış, bende bişe anlatayım 😳 Ben Samsun’luyum, 7,8 yaşlarındaydım, hayal mayal hatırlıyorum, köyden Baraja yüzmeye gidiyordum.
  • Baraj köye, 500-700 metre falan. arkadaşların orada olduğunu biliyorum, Biraz da yokuş var, koşturarak gidiyorum, yol mezarlıktan geçiyor…
  • Mezarlığın bi tarafı çok eski, ağaç kaplamış, Yol dar bi traktör yolu, Yol üzerinde iki taraflı ormana giren küçük patika yollar da var…
  • Ben Koştur koştur giderken, birden bu patika yollardan birinden iki Siyah köpek fırladı, biri bi Kangal boylarında, diğeri daha küçükceydi.
  • Ben birden korkuyla yerimde çakılı kaldım, köpeklerle aramda 10 metre kadar bi mesafe vardı, küçük olan yolun diğer yanındaki patikaya daldı.
  • Büyük olan yolun ortasında durdu kafayı çevirip bana doğru baktı 5-10 saniye bekledi, sonra o da diğer köpeğin peşinden hızla patikaya daldı.
  • Olay beni baya korkutmuştu ama ben o an aklıma hiç cin, peri gibi bişe getirmemiştim, sonrasında yüzmeye mi, Köye mi gittim hatırlamıyorum..
  • Birkaç gün sonra, Aynı yoldan büyük biraderimle geçerken, bak burada gördüm köpekleri diye patikayı gösterdim. gördük ki patika kapalı,
  • Yani içeri giriş görünüyor ama birkaç metre sonra çalı, çırpı, dikenler yolu kapatmış, diğer çıkış patikası da aynı şekilde kapalıydı…
  • Birader o sırada açtı cin peri mevzularını sonra oradan hızla uzaklaştık, Aradan yıllar geçti ben bu olayı köyden yaşlı bi amcaya anlattım,
  • O yaşlı amca da çok çok önceden Cıvar köylerden birinde yaşandığını söylediği bi hikaye anlattı, Yine iki siyah köpekle alakalıydı.
  • Yaşlı bir amca mezarlık cıvarında inek otlatırken, iki siyah köpek yavrusu peşine takılır, eve kadar takip ederler, Amca samanlığa kapatır..
  • Sabah namazına gitmeden köpeklere bi bakayım der, samanlığın kapısını açıp bi bakar ki orta yerde iki ceset uzanıyor, korkuyla hocaya koşar.
  • Olanları hocaya anlatır, namazdan sonra birkaç cemaatle beraber samanlığa giderler, duayla kapıyı açarlar, bakarlar normal köpek yavruları,
  • Hoca der bu köpekleri, ilk gördüğün yere bırakalım, belli ki bunlarda başka bi hal var, dedikleri gibi yaparlar, Sonra köpekleri gören olmaz.

Yazar; Mehmet Berk Yaltırık

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x