Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Korku Hikayesi ; Tekinsiz, Perili Evler…

Gecenin flood konusu: Tekinsiz yahut perili evler. Gıcırtısı, kapı çarpması, fısıltısı bol bir mevzu…

  • Kimisi eski ev, kimisi apartman, kimi harabe… Yegane ortak noktaları haklarında anlatılan şeyler. Çoğunlukla ürpertici anlatılar.
  • Yani görece iyimser anlatılar da var. Savaş alanları, yatır vb. gibi ama ekseriyetle ürpertici rivayetle konu olmuşlardır bu tip evler.
  • Yine iyimser anlatı örneklerinden biri, “evin sahibi”, “piri” denilen varlık inanışıyla alakalı. Evin koruyucusu. Kazan’dan Anadolu’ya farklı isimlerle, birçok bölgede görülüyor. Kansız adakla sakinleştiriliyorlar ve ev içinde varlığı kabulleniliyor, korkuyla karışık saygı.
  • Ancak genellikle günümüze doğru bu hususiyet kaybolduğundan “korkulu” bir hüviyete bürünmüştür. Anlatılar bazında öyledir hakikaten.
  • Ben popüler anlatılardan ziyade kendi derlediklerimi ve yayınlanmış derlemelerde denk geldiklerimi anlatacağım.
  • Yıllar önce İzmir taraflarında bir ev. Aile evi, sanırım tek katlı bahçeli falan. Evde yaşayanlardan bazı şikayetler duyuluyor.
  • Balta, testere, keser gibi ev aletleri havada uçuyor iddialarına göre. Uzun seneler evde kalmışlar ilk defa o vakitler yaşamaya başlamışlar.
  • Hatta eve olayı dinlemeye gelen insanlar da şahit olmaya başlamış bazı şeylere. Ev eşyaları kırılıyormuş bunlar haricinde.
  • İş o dereceye gelmiş ki ev eşyalarından bazıları uçmasın diye bağlamak durumunda kalmışlar. Bardak kırılmaları vs oluyormuş kendiliğinden.
  • Ailenin üyelerinden biri alıştıklarını ancak bazen kendilerine zarar vermeyecek ölçüde taş çarptığını falan anlatıyor.
  • Yıllar önce Kanal D’de Sınır Ötesi programında canlandırmalı olarak anlatmışlardı bu evi (bilen bilir). Komşuları bile bir süre sonra eve gidememeye başlıyor. Aile bir süre sonra evi terk ettiğinde bile evden gürültüler duyulmuş, ışıkların yanıp söndüğünü görmüşler.
  • Batıda “poltergeist” diyorlar. Bizde tekinsiz ev, bazen de perili ev. Anlatılarda kaynağına göre çeşitlilik gösteriyor bunlar.
  • Mesela birinin öldürüldüğü yerlerle ilgili siluetlerinin görüldüğü anlatılıyor. Daha çok savaş alanlarıyla ilgili ama. Nadir bir anlatı da var
  • Belli bir mahalle civarında görüyorlar. Savaş zamanı orada yok edilmiş bir çitlikle ilgili falan diye anlatıyorlardı. Bir de iki tür daha var
  • Üç harflilerin mesken tuttuğu evler ve daha önce o evdeki birilerine yaptırılmış büyü gereği tekinsiz hale gelen evler.
  • Yakın zamanda bir evde, İstanbul tarafları sanırım bayağı bir sıkıntı yaşıyor bir aile. Evde bir şey var zannetmişler ilki.
  • Sonra bir tavsiye üzerine bir okuyucu kadına gitmişler. Kadın ailede bir şey yok bir de evi göreyim demiş. Kalkmış gelmiş bunların evine.
  • Odaları tek tek dolaşmış. Banyoyu göstermiş “burada bir şey var. taşlarını kırın” diye. Kendileri karoları sökmüşler.
  • Taşların altında birkaç tane muska çıkmış ufak ufak. akla hayale gelmedik şekillerde muskalar. Okuyucu kadın demiş:
  • “Sizden bir-iki aile önce burada oturan birilerine, yine onların ailelerinden biri büyü yaptırmış, burada kalmışlar.”

Bunlar da nadirattan. En fazla anlatı hareket eden eşyalar ve evle ilgili olanlar. Aile, bekar fark etmiyor. Belli vakitlere göre oluyor bazen.

  • Mesela bir aktarmada olayı anlatan tek başına yaşayan birisi. Mesaisi geç bitiyor eve yorgun argın geliyor. Uykusu yok. Kitap açmış bir tane.
  • Okurken televizyon üstünde duran bir kutu kendiliğinden yere düşüyor. İlk rüzgar falan sanmış. Düzeltmiş, yine olmuş. Şaşırmış ama önemsememiş.
  • Yarım saat sonra bu sefer televizyon ve ışıklar açılıp kapanmaya başlamış kendiliğinden. Elektrik problemi sanmış. Ta ki…
  • Evin odalarının kapıları kendiliğinden açılıp çarpılana kadar. Ne oluyor demeye kalmadan muslukların da sesi gelmeye başlamış. Birkaç gün aynı saatlerde yaşamış bunu.Sonra taşınmış.

Bir başka olay Trakya taraflarından. Bir aile evi. Biraz daha ürkütücü.

  • Aile ilk başta evlerinin banyosundan gelen sesler duyuyor. Bakıyorlar, kovalar, eşyalar vb. yere saçılmış. Üst üste devrilmişlerdir sanıyorlar.
  • Hiçbiri olayların daha başlangıcı olduğunu düşünmüyor tabi. Ertesi gün evin camlarına vuruluyor. Mahallenin çocukları sanıyorlar.
  • Bekliyorlar kasten. Cama vuran var ama kimse ortada görünmüyor. Sonra yine sesler geliyor odalardan. Her gece oluyor bunlar. Sonra…
  • Eşyalar kaybolmaya başlıyor evden. Günler sonra kendiliğinden oraya çıkıyorlar. Diyorlar ses de olsa bunlar da olsa alışırız.
  • Bir gece evin hanımı uyurken bir el kolundan yakalayıp hızla sarsıyor. Eşi zannediyor. Gözlerini açar açmaz karşısında donuk gözlerle bakan bir siluet görüyor. Tam karşısında. Avazı çıktığı kadar bağırıyor, ev halkı gelmeden cama doğru gözden kayboluyor.
  • Sonradan ev ahalisi o varlığı başka odalarda da dolaşırken görüyorlar. Misafirler falan ayaklarını kesiyorlar evden, gece olsun istemiyorlar.
  • Olayı derleyenler eve gittiklerinde oda kapılarından birinden gölge gibi bir şeyin geçtiğini söylüyorlar. Aile taşındı mı taşınmadı meçhul.

Sonlara gelmişken bir mevzu daha aktaracağım. Yine Trakya’dan. Biraz karışık ama gayet ürkütücü biri anlatı bu da.

  • Bir aile yine. İki evleri var kendilerine ait. Bir evleri daha yeni tarz. Diğeri aileden kalma Balkan Harbi görmüş neredeyse öyle bir ev.
  • Yeni evleri tadilata mı girecek boyanacak mı öyle bir şey. Bir süreliğine bu eski evde kalalım diyorlar. Evde eşyalar falan var ama On senedir falan kalan yok babaanneleri halalarının evinde kalıyormuş ailenin. Eve yerleşiyorlar. Gece merdivenlerden ses geliyor sürekli.
  • Kimse tınmıyor. Ev ahalisi su içmeye, tuvalete falan kalkıyor birimizden biri diyor. Ahşap evde kalanlar bilir tahtalar gıcırdar rüzgarda hep
  • Çocuklardan biri gece tuvalete diye kalkıyor. Odasına geri çıkarken yukarıdan merdivenlerden ayak sesi duyuyor. Sakince çıkmayı sürdürüyor.
  • Beş yaşında bir kız çocuğuyla karşılaşınca şaşırıyor. Elbisesi falan değişik kanlı canlı karşısında merdivenlerden iniyor üzerine doğru
  • Bayılıyor kız orada. Gümbürtüsüne kalkıyorlar. Ayılınca gördüğünü anlatıyor. Hayal görmüşsündür diyorlar. Kız kabul etmiyor.
  • Sonra diğerleri de farklı yerlerde denk gelince hoca çağırıyorlar. Hoca bir adımları, izleri takip ederek dolaşıyor.
  • Sanki birini takip eder gibi. Bodruma iniyorlar. Bir bez bebek buluyorlar izbe eşyaların arasında. Hoca diyor önceden buradaymış ama gitmiş
  • Cevabını anlayamıyolar ama dua vs.’den sonra kesiliyor. Babaannenin yaşı hayli var ona anlatıyorlar. Bazı şeyler hatırlıyor.
  • Babaannenin annesi çok ufakken Rumeli’den gelip yerleştirilmişler. Bulgarların zamanı, evin ahalisi ölmüş ev sahipsizmiş.
  • Eve yerleştiklerinde eski sahiplerinin elbiseleri duruyormuş yüklükte. O ufak kız çocuğunu babaanne ve annesi, zaman zaman görmüşler.

Bu gecelik flood bu kadar. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. Haftaya bir mani olmazsa görüşmek üzere efendim…

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

#Yorum;  Liquid Ocelot‏ @Liq_Oce ;  Rahmetli annanemin genç kızlığını geçirdiği baba evinde yatır varmış, hep anlatırdı. Daha doğrusu ben sorardım nasıl bir duygu. Aynı evde yaşamak diye. Haneden biri gibi davranırlarmış. Evin dedesi gibi yani. Annanemin annesi hürmette kusur etmezmiş Abdest için banyoda terliğini, ibriğini ve havlusunu hep hazır tutarmış. Evde yapılan işler, yatma, kalkma saatleri bile o gözetilerek yapılırmış. Aklımda rahmetlinin anlattıklarından 2 hatırası kalmış, anlatayım. Birgün annanemin kardeşi evdeki bir mesele sebebiyle annesiyle tartışmış, yukarı kata odasına çıkıp ağlamaya başlamış yatağında. O sırada suratına bir tokat atmış yatır efendi. Suratında birkaç gün elin izi kalmış. Hafiften de yüz felci gibi bir etkisi olmuş. O günden sonra annesine öf bile dememiş büyük teyzem. 2 olayın şiddet seviyesi biraz daha yüksek. Annanemin kızkardeşlerinden biri evleniyor, kına gibi bir eğlence yapmak istiyor köyün kızları evde. Anneleri yatır olayını bildiği için isteksiz davranıyor önce. Sonra kızların ısrarına dayanamıyor akşam ezanına kadar izin veriyor. Akşam ezan vakti gelip; hava da hafiften kararınca anneleri müdahale ediyor. Evin olayını bilmeyen köyün kızlarından bazıları eğlenceye devam etmek için ısrar ediyorlar. Kızları ikna için mevzu izah ediliyor evde yatır var şeklinde. Kadınlardan zamanına göre ileri 1 cesarete sahip olan ablamız yatıra saygısızlık ederek (Muhtemelen inanmadığından) “Kalk sende oyna koca p…venk” gibi bir cümle kuruyor. Cümlenin bitmesi ile odadaki lüks sönüyor şiddetli şamar sesleri duyuluyor karanlıkta çığlıkla karışık şekilde. Lüksü tekrar yaktıklarında kadıncağızın baygın olduğunu ve yüzündeki organların kaydığını, kismen yer değistirdiğini görüyorlar. Kadının dili de tutulmuş tabi. Sonradan bir daha da çözülememiş kadın, öyle kalmış. Tabi bu zat gerçekten yatır mı yoksa cinlerden mi orasi muamma. Aynı ev için anlattiklari başka bir hatıralarında cin mevzusu da var. O yüzden tam olarak yatır mı bilemiyorum. Bir de sadece evin annesi ile babasına cismaniyeti ile görünüyormuş. Aşırı uzun sakalları (göğüs hizasını geçecek sekilde) ve sarığı varmış. Bende konuya bu hatıralarla ilave yapayım dedim. 🙂

Güncelleme: 10 Eylül 2017 — 09:27

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |