Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Korku Hikayesi ; Tekinsiz Ev (‘Hala annesini bekliyor’)

Saat gece yarısını vurdu! Korku floodu başlıyor. Gecenin hikayesi: “Tekinsiz Ev”. Fazla uzun değil bu seferki. Toplaşın!

  • Takriben doksanlı yıllar. İstanbul tarafında sanırım, bir grup öğrenci kiralık ev arıyor. Okullarına yakın bir yer arıyorlar. Durumları çok iyi değil malum öğrencilik, bir yandan da çalışıyorlar. Ucuz bir yer arıyorlar. Şanslarına bulundukları mıntıkada eski evler var. Ancak sorun şu evlerin ahalisi ya da sahipleri pek öğrenciye ev vermeye yanaşmıyorlar. Yine de aramayı sürdürüyorlar.
  • Kaldıkları yurdun numarasını bir-iki emlakçıya bırakmışlar. Bir gün bir tanesi arıyor bunlar, tam aradıkları gibi bir ev bulduğunu söylüyor. Gidiyorlar adama. Adam diyor uzun süredir kirada bulunan, üç katlı bir ahşap ev. “Biz orayı öğrenci halimizle nasıl tutalım” diyorlar. Adam diyor çok pahalı değil, tam size uygun fiyat aralığında piyasanın hayli altında. Bunlar el mecbur ev tutacaklar. Diyorlar görelim.
  • Para yönünden sıkıntıdılar ama adam harabe falan satmaya kalkar diye çekiniyorlar. Adam bunları eve götürüyor, ev biraz uzakta. Böyle sırt sırta vermiş ahşap evlerin durabildiği birkaç mıntıkadan birinde ev. Alt sokağında fırınla bakkal var. Ev eski ama içi yeni gibi. Bazı eşyalar döneme göre on yıllık falan ama daha eski kiracılardan kalma, hayli kıymetli mobilyalar falan da var. Emlakçıya soruyorlar. Emlakçı diyor ev sahibi oturuyormuş çok eskiden. Sonra kiraya vermiş. Ama çok kirada kalan yok. Okula biraz uzak vs. diye de eklemiş.  Demişler en azından yürünerek gidilip gelinir, kesemize de uygun.
  • Tutmuşlar evi. Ev üç katlı falan bunlar neşeliler, saray gibi zannediyorlar.  Hani neredeyse tek kata bir kişi düşecek öyle bir vaziyet var. Eşyalarını taşımışlar eve, kısa sürede yerleşmişler. Hayli rahatlar. Gündüz vakti gayet güzel. Gece vakti odalarına çekilmişler. Uyuyamıyorlar. Sanki canları durduk yere sıkılıyor. Uyku girmiyor gözlerine. Aralarında konuşuyorlar. yeni yere alışamadığımızdan herhalde. Sonradan sonraya evin neden boş kaldığını “yaşayarak” anlıyorlar. Gündüz hiçbir sıkıntısı yok. Bahçede oturuyorlar, arkadaşları geliyor falan. Gece olunca sıkıntılar başlıyor.
  • Evin belli yerlerinden çocuk sesleri geliyor. Bazen ağlama, bazen gülme sesi. Ayak sesleri geliyor koşar adım merdivenlerden. Bunlar ilkin diğer arkadaşları zannediyorlar. Sonradan fark ediyorlar seslerin kaynağı meçhul. Korkudan bir kısmı aynı odada kalmaya başlıyor. İnceden geyiklerini duyduklarını perili ev mevzuları falan akıllarına geliyor. Eski evdir, gıcırtı sesidir falan deme noktasından geçmişler. Bakkal, fırıncı falan ahaliyle sohbete girdiklerinde korkuları artıyor. Ev zaten mimli. Perili eve, sahipliye, tekinsize çıkmış adı. Evin içinde duydukları sesleri gece dışardan geçenler de duyarmış hep. Hatta bu yüzden pek o taraftan geçmezlermiş. Emlakçıya gidiyorlar. Emlakçı diyor ev sahibi yurt dışında, sözleşme imzalandı yapacak bir şey yok diyor. Ne yapacaklarını bilemiyorlar. Sonradan diyorlar ses duydukça kulaklarımızı tıkayacağız, yapacak bir şey yok. Ona bile razılar.
  • Bir gün bir tanesi tuvalete çıkıyor gece. Tuvalet merdivenlerin dibinde en alt katta. Dua mua okuyarak iniyor. Tahta merdivenler her adımda gıcırdıyor. Işıkları yakıyor inmeden. Merdivenlerdeyken üst kat merdivenleri de gıcırdamaya başlıyor. Hızlı hızlı biri iniyor gibi böyle. Arkadaşlarından biri sanıyor. Çünkü geceleri korkudan tuvalete, mutfağa falan iki kişi, üç kişi inebiliyorlar. Üst kattakiler zannediyor. Kafasını arkaya doğru uzatıyor. Dört-beş yaşlarında bir kız çocuğu. Uzun elbisesi var. Gözleri simsiyah çukur gibi. Merdivenin başında göz göze geliyorlar bir anda. Adam kendinden geçip düşüp bayılmış. Arkadaşları uyandırınca fark ediyor, merdivenlere yığılmış kalmış. Anlatıyor gördüğünü. Zaten o kadar garip şey oluyor evde ama inanamıyorlar. Göz yanılması diyorlar. Çünkü o vakte kadar hep ses falan duymuşlar.
  • Bir gün evlerinde başka bir öğrenci arkadaşları kalıyor. Çığlık çığlığa bir gece evi ayağa kaldırıyor. Salonda bir çocuğu dolanırken görmüş. Çocuk bir anda bunu görünce kaybolmuş. Asıl kabus o ara başlamış işte. Gece oldu mu kimse çıkamıyor odadan artık yahut topluca çıkıyorlar. O dönem başka bir semtte böyle insanların ölen akrabalarıyla konuştuğu rivayetleri dolanan bir kadın varmış, geleni gideni çok. Kız arkadaşlarından birinden duyuyorlar. Kadın için cinlerle konuştuğuna dair şeyler de anlatılıyor, ona gidebileceklerini söylüyorlar. Bunlar kadının evine gidiyorlar. Kadın o merdivenlerde bayılana girer girmez bakıyor, “sanki bir ölünün gözlerine baktığını” söylüyor. Kadın bunları dinliyor. Evde bu dünyadan ayrılamayan bir şeyin olduğunu söylüyor, huzur bulmayan bir ruhun dolaştığını. Kadın bunlardan para almıyor, evi görmek istediğini söylüyor. “O dolaşanın ruhu huzura kavuşmadan siz rahat etmezsiniz” diyor.
  • Kadını eve getiriyorlar. Kadın sanki başka birini takip eder gibi sürekli. Burada gezmiş şurada ağlamış falan diye anlatıyor evi dolaşarak. Kadın ruhun kendini gizlediğini söylüyor. Evin eski sahiplerinden eşyalara dokunursa belki o zaman anlayabileceğini anlatıyor. Olsa olsa tavan arasında bulunur diyorlar çıkıyorlar yukarıya. Sandıkları açıyorlar, tozlu, paramparça olmuş elbiseler, kumaşlar çıkıyor. Kadın en dipteki sandıklardan birinden güvelerin delik deşik ettiği rengi soluk bir çocuk entarisi görüp eline alıyor. Gözlerini kapatıyor. Eski koltuklar falan var tavan arasında onlara dokunuyor daha sonra. Anlatmaya başlıyor. “Yaşı çok ufakmış. Babası savaşa gitmiş.” “Dönmemiş babası. Annesiyle yaşıyormuş. Annesi pek sokağa salmıyormuş. Yabancı askerler dolaşıyorken bahçeden görüyormuş hep.” “Annesi her ekmek almaya gidişinde onu evde bir yere saklayıp kesinlikle dışarı çıkmamasını söylermiş. Ben gelmeden sakın çıkma dermiş.” “Annesi bir gün yine böyle tembihleyip ekmek almaya gitmiş. Ama dönmemiş. O da çıkamamış saklandığı yerden. Korkmuş, ağlamış, acıkmış.” “Aşağı odalardan birinde. Hala annesini bekliyor.” demiş en son.
  • 2. kattaki odalardan birine yürümüş. Merdivende bayılanın kaldığı oda. Gencin yatağının hemen yanındaki duvarı gösteriyor. “Orada saklanıyor” diye. Yatağı çekip duvar kağıtlarını yırtıyorlar. Gömme dolap. Bu eski evlerde olanlardan. Birkaç kat duvar kağıdının altında çıkıyor, badana lekesi falan var. Hiç açılmamış, anahtar deliği var. Bölmenin kapağını bir şekilde kırıp açıyorlar. Üst raflarda çoktan çürümüş, didik didik olmuş iki tane hurç duruyormuş. En alt rafta bir örtü, Örtü de delik deşik. Hafif kabarık. Bir çekiyorlar bir çocuk iskeleti. Kıvrılıp kalmış. Mahallenin imamını çağırıp defnetmişler.
  • Odasında böyle bir şeyle uyuyup kalmış olan eleman kafayı sıyırmış, hastaneye kaldırmışlar anlatılana göre. Bu flood da burada biter.

Başka korkulu,tarihli floodlarda görüşmek üzere. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. İyi geceler efendim…

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |