Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Korku Hikayesi ; Eflak voyvodası Vlad Dracula ( Kazıklu Beg & Osmanlı )

Sabahlamalı korkulu flood başlıyor. Eflak voyvodası Vlad Dracula’nın (Kazıklu Beg) hikayesi. Uyuyan uyusun, hayli geç bitecek zira.

  • Kendi elyazısıyla imzası: WLADİSLAUS DRAGWLYA PRİN TRANSALPİNARUM (Transalpinarum’dan Voyvoda Vlad Drakula) Hikayatına başlayalım.

  • Şimdi uzun uzun anlatmayayım da kaba taslak üzerinden geçeyim. Eski dönemde şimdinin Romanyası üç bölge. Draculeşti ailesi bunlardan Eflak olanında. Wallachia yani. Tuna Nehri ile Karpatlar arası.Dracula’nın ailesinin kökleri buradan, Oltenia’dan.
  • Hristiyan Kuman taifesinden Basaraba’nın soyundan geliyorlar. Bir Draculeşti’ler var bir de bunların yakın akrabaları Dan ailesi. Hasımlar. Eflak tarihi bir dönem bunların entrika ve taht oyunlarıyla bezeli. Dracula’ların bu ismi alması tabi sonradan.
  • Ön bilgi mahiyetinden verelim Dracula’nın Osmanlı’yla mevzuları biraz eskiye dayanıyor. Dedesi Büyük Mircea zamanındaki ilişkilere.
  • Mircea yeri geliyor savaşıyor Osmanlı Türkleriyle, yeri geliyor Fetret Devri’nde rol oynuyor. Süleyman ve Musa Çelebilere askeri yardım falan.
  • Şeyh Bedreddin, Balkanlara geçtiğinde Eflak’ta kalıyor bir müddet. Hatta Mircea kızlarından birini Musa Çelebi ile evlendiriyor.
  • Bizim Vlad Drakula, 1431’de doğuyor. O dönem Eflak cadı kazanı. Haç hilalle, Ortdoksluk Katoliklikle, Dan’lar Mircea’nın çocuklarıyla çekişiyor.
  • Hanedansal durumlar, Mircea’nın oğullarından II. Vlad (Kazıklı’nın babası), Kutsal Roma Germen İmparatoru Sigismund’un sarayında yetişme.
  • İmparatorun maiyetinde Nürnberg’den Prag’a, Budin’e, Roma’ya ve Erdel’in (Transilvanya) çeşitli şehirlerine seyahatlere katılıyor.
  • Şubat 1431’de Nürnberg’de Ejderha Tarikatı’na (Societas Draconistarum) kabul ediliyor. (İmparatorluğun önayak olduğu bir oluşum)
  • İşte bu oluşuma nispetle Vlad oluyor Dracul, Romen dilinde hem ejder hem de şeytan anlamı var ama “ejder” manasında diyorlar.
  • Dracula da Draculea, Dracul’un yani Ejderin Oğlu manasında. Bugün hepimizin bildiği bu meşhur isim buradan gelme yani.
  • Şimdi önemsiz gelebilecek bir detay vereceğim. Ama hikayenin sonuyla bağlantılı burası. II. Vlad Dracul’a bazı hediyeler verilir.
  • Bunlardan biri Toledo işi bir kılıç, Nürnbergli ustaların elinden çıkma altın bir kemer ve ejderli madalyon, kırmızı bir pelerin.
  • Vlad Dracul, Sigismund’a bağlılık yemini edip, Katolikleri ve Fransisken rahiplerini de kendi Ortodoks ülkesinde korumak için söz veriyor.
  • karşılığında kendisine “Eflak Prensi” (muhtemelen Transalpinarum) unvanı ile hitap edilir. (Dracula’nın da imzasında yer verdiği bir unvan)
  • Ülkesine döndüğünde Ejderha Tarikatı’ndan mülhem paralarına ve kalkanlarına ejderha işlettiğinden lakabını da buradan kazanmıştır.
  • Tarihçiler de Vlad Dracul’un soyundan bahsederken (sonraki gelenler için) Draculeşti adını kullanırlar zaten bu yüzden.
  • Siyasi gerekçelerle Eflak’a giremeyip Sighişoara’da kalmaya başlayan Vlad Dracul’un oğlu meşhur “Drakula” bu sene içerisinde (1431) doğar.
  • Dracula’nın doğduğu ev günümüzde burada mevcut. Babasına ait olduğu sanılan bir tasvir de restorasyonlardan birinde bulunmuş.

  • 1435 yılında Vlad Dracul, Eflak Bey’i olduktan sonra karşısına rakip olarak Dan ailesinden II. Dan’ın oğlu III. Dan çıkmıştır.
  • Osmanlılar’a iltica eden Vlad Dracul 1441-42’de her sene on iki bin duka ve devşirme-pencik töresi gereğinde her sene beş yüz çocuk vermek şartıyla ikinci defa Eflak beyliğini elde edip Dan’ı kaçırıyor.Varna Savaşı’na dek hem Osmanlı’ya vergi, hem Macarların himayesine.
  • Vlad Dracul, Varna Savaşı zamanında meşhur Macar soylusu Erdelli (Transilvanyalı) Hunyadi Yanoş ile birlikte Osmanlı üzerine yürür.
  • Ama gönülsüzdür.Yanoş’u uyardığı söylenir,”15 bin kişi toplandık, padişah sadece ava çıktığında bu kadar adamla geziyor zaten” der mealen.
  • Politikada ikili hareket etmesi nedeni Sultan II. Murad’ın hışmını çekecektir. Varna Savaşı’nı takiben Dracul’un oğulları rehin alınırlar.
  • Vlad Dracula ve kardeşi Radu Dracula. Önce Kütahya’ya Eğirgöz Kalesi’ne, sonra da Edirne’ye. (Aşıkpaşazade’de geçer bu detay)
  • Osmanlı teşkilat tarihi bilmeyenlerin dediği gibi içoğlanı falan değiller.Soylu ailelerin çocukları, şehzade gibi yetiştiriliyorlar.
  • Edirne Sarayı’nın yaşam alanından bugün ayakta kalan kısım Taşodalar. Muhtemelen Vlad’ı, Radu’yu, yine o dönem Scanderbeg’i falan gördü.

  • Çok vurgulanmasa da sarayda Türkçe’yi vs. öğrendikleri ifade edilir. Dracula kardeşler Edirne’deyken Eflak’ta korkunç bir olay olur.
  • Yanoş Hunyadi Drakula ailesinin güvensiz tutumları nedeniyle onlara karşı bir nefret duyması II. Vlad Dracul’un sonunu hazırlamıştır.
  • Hunyadi, Eflak tahtına başka birini geçirmek için Prens İkinci ve Üçüncü Vlad’ı Türklerle işbirliği yapmak ve sahte müttefiklikle suçlar.
  • Yanoş ordusuyla 1447’de Eflak’a girer, boyarlar anında onun tarafına geçerler. Dracula’nın ağabeyi ve babası yakalanarak öldürülür.
  • Drakula’nın babasının ölüm haberinin Edirne Sarayı’na ulaşması ile alakalı Romanya’da 20. yüzyıla kadar anlatılan yerel bir efsane vardır.
  • Vlad Dracul, ölmeden önce bir danışmanına 1431’de Nürnberg’de aldığı Toledo kılıcını ve ejderhan motifi bulunan gerdanlığını teslim eder.
  • Edirne’ye ulaşarak hem emanetlerini hem de olanları anlatır. Bunun üzerine Vlad Dracula cinayetlerin öcünü almak için yemin eder.
  • Eflak’a dönüş fırsatını 1448’deki II. Kosova Savaşı’nın siyasi atmosferi sağlar. Osmanlı ordusunun desteği arkasındadır.
  • Dracula, Eflak’a yürür. Osmanlı sipahilerinin ve Tuna Beyi Hasan Paşa’nın desteğiyle Macarların tepkisine rağmen Eflak’ı ele geçirir.
  • Lakin bu hükümdarlığı iki ay kadar sürer. Babasının katili II. Vladislav elinden kurtulup Boğdan’a sığınmıştır zira.
  • Boğdan Prensi II. Petru’nun (Drakula ile akrabalığı da vardır) yardımıyla tahtı Vlad Drakula’dan geri alır.Üstüne Osmanlılarla ilişki kurar.
  • Eflak’ın politik oyunları karma karışık. Vlad Drakula önce Edirne’ye kaçar. Osmanlı’dan destek bulamayınca, rakibine arka çıkan Boğdan’a.
  • Boğdan Sarayı’na niye gelir? Boğdan da karışık. Petru’yu tahttan indirip yerine II. Bogdan geçmiş. Drakula bunu fırsat addeder.
  • Ekim 1451’de Prens II. Bogdan’ın tahttan indirilmesiyle oradan da kaçarak Karpat Dağları üzerinden Braşov kentine gelir.
  • Burada II. Vladislav karşıtı boyarları yanına çekerek Eflak tahtını geri almanın yollarını arar. Braşov da tabi Erdel’de. (Transilvanya)
  • Hünyadi Yanoş’un baskısına rağmen Braşov’da saklanmaya devam eder. Bu esnada bir suikasttan da kurtulur Drakula.
  • Dracula, II. Vladislav ile Yanoş’un aralarının açılmasını fırsat bilerek Yanoş ile yakınlaşır. İntikamını bir süre erteler taht için.
  • Yanoş da pek sevmese de Osmanlı’yı ve II. Mehmed’i tanıyan Drakula’yı yanında tutmayı kazanç sayar. Sibiu’ya yerleşir Drakula, tâbi olur.
  • Erdel sınırını Türklere karşı korumak için burada bir müddet ikamet etmiştir. Nitekim 1453’te”Konstantinopolis’in düşüşünü” burada öğrenir.
  • Fatih Sultan Mehmed’in 1456’da Belgrad Muhasarası’nı başlatması Vlad Dracula’nın tarihinde yeni bir sayfa açar. Yine şans savaşla gelir.
  • Yanoş tarafından Erdel sınırını Türklere karşı savunmak üzere Sibiu’da bırakılır ve hatta Türk ordusunu Tuna civarında oyalaması emredilir.
  • İstediği zaman Eflak’taki rakibi II. Vladislav’a saldırabilmesine müsaade edilir yani. Zira Belgrad Muhasarası’nın doğu kanadının muhafızı.
  • Kendi ordusunu toplayarak Karpatları aşarak Tirgovişte şehrine saldırarak şehri ele geçirir, babasının katili II. Vladislav’ı öldürür.
  • 1456’da Eflak tahtını yeniden ele geçirir. Aynı dönemde gökyüzünde görülen Halley Kuyruklu Yıldızı’nı kestirdiği sikkelerine işletir.

  • Unvanını Macar Kralı V. Lazslo’dan alır:Büyük Vlad’ın oğlu, Macar Eflak’ın, Amlaş ve Fagaraş dükalıklarının yöneticisi ve hâkimi, Prens Vlad
  • Tabi gelenek haline gelmiş Eflak voyvodalarının “denge siyaseti”ni tatbik etmekten de kaçınmaz. Macarlarla birlikte Osmanlı’yla da anlaşmalı
  • Yıllık 2 bin duka altını vergi ve Erdel akınlarında Eflak’tan geçiş müsaadesi karşılığında Tirgovişte’ye gelen Osmanlı elçileriyle anlaşır.
  • Bükreş’i tahkim ettirerek buraya yerleşir. Ancak daha ziyade dedesinin sarayını bulunduğı Tirgovişte’de zaman geçirmektedir.
  • Dracula’nın yaptırdığı meşhur Chindia Kulesi de (kazıklara vurulan insanları seyrettiği yerlerden birisidir) bu şehirdedir.

  • Vlad’ın Bükreş’te yaptırdığı prenslik sarayı da ekte görünmektedir. Çoğu mevzusu genelde Tirgovişte’de geçiyor ama.

  • O meşhur Türk elçilerinin kavuklarını kafaya çiviletme vakası, dilencileri toplayıp yaktırma faslı falan hep burada yaşanmış zira.

  • Drakula’nın sur ve duvar tutkusu Bükreş surlarını, Snagov surlarını ve sair dağlık bölgelerde küçük kaleler inşa etmesinden anlaşılıyor.
  • Lakin bunların içlerinde bir tanesi vardır ki yapılışı ve yaşadıklarıyla korku hikâyelerine taş çıkartır: Argeş’teki meşhur Poenari Kalesi

  • Zira Dracula’nın hikâyesinin kanlı ve korkulu kısımları Poenari Kalesi’nin inşa edilmesinden itibaren başlamaktadır efendim.
  • Floodda okudunuz Eflak tarihi amma karışık dediniz. İşte bunun müsebbibi genelde boyarlar yani yerel soylular, toprak sahipleri.
  • Bunlar bir voyvodayı beğenmezlerse aleyhinde birleşebiliyorlar yahut hasmını seçebiliyorlar. Drakula’nın babasının başına gelenler gibi.
  • Zaten Drakula boyarları sevmiyor.Bir de üstüne Vlad’ın rakibi Alexandru aldea’nın yandaşlarından Albu Taxaba’nın oğlu Büyü Albu isyan ediyor
  • İsyanın palazlanmasında boyarlar rol oynuyor yine. Drakula isyanı bastırınca ilk kanlı dehşetli vukuatına imza atıyor.
  • Büyük Albu ve ailesi yakalanarak kazıklara vuruluyor. Namını ileride bu işkenceden alacaktır. Öldürmez süründürür cinsinden bir infazdır.
  • Ama tabi yılanın başını ezmek lazım. Boyarlarla arasında zaten kan var. Ancak hemen dokunmuyor, iyi davranıyor, sırtlarını sıvazlıyor.
  • Ağabeyini diri diri toprağa gömerek öldürdüklerini bizzat mezarı açtırarak öğrendiği söylenir. İntikamı bakidir. 1457’nin Paskalya’sıdır.
  • 200 kadar boyar, kadınları ve çocuklarıyla, süslü elbiseleriyle törenler düzenleyip dans ettikleri o Paskalya Günü’nde Tirgovişte’dedirler.
  • Bu gördüğünüz salonda yemek yerlerken birden Drakula’nın askerleri hepsini yakalar, derdest ettirir. (Çizim: Theodor Aman, olayı resmetmiş)

  • Yaşlılar ve gücü kuvveti olmayanlar Tirgovişte şehrinin dışında kazığa vurulurken gençler ve güçlüler zincire vurularak Argeş’e götürülür.
  • Fagaraş Dağları’nın eteğinde bulunan harabe halindeki Poenari Kalesi’nin olduğu yere götürülürler hepsi.
  • Burada kırbaç altında birçoğu hayatları pahasına kaleyi yeniden yükseltir. Kalenin temellerinin boyarlara, çocuklarına mezar olduğu söylenir

  • Poenari Kalesi yapılışından asırlar sonra bile karanlık geçmişini aratmayacak korkulu batıl inançlara konu olmuştur.
  • 1700’lerden itibaren ortalama otuz yılda bir gerçekleşen depremlerle yerle bir olur Poenari Şatosu. Köylülere göre sebep: Drakula’nın laneti
  • Yöredeki insanlara göre kalenin tekinsiz güçlerin tesirinde olduğuna, geçmişini araştırmanın uğursuzluk getireceğine inanılıyor.
  • Bazı geceler göğün altın rengine bürünmesi nedeniyle Dracula’nın hazinesinin bu yıkıntılar arasında gizli olduğu söylenmiştir.
  • Yine bu inanışlar gereği kale ve civarında kazı yapmanın da kötülüğü çağıracağına inanılıyor, lanetli hazineden bahsediliyor.
  • Definelerle bağlantılı Trakya’nın meşhur “cinli” söylenceleri misali, Balkanların bir diğer ucunda benzeri temalara denk gelmek gayet doğal.
  • Vlad Dracula’nın boyarları bastırdıktan sonra yeni boyarlar atıyor, toprak sistemini tımar mukallidi bir sistemle yeniden ihdas ediyor.
  • Askeri yapıda süvari ağırlıklı bir ordu kuruyor Osmanlı gibi. İnfazlar ve kazıklamalar için “armaşi” adlı infazcılar birimini kuruyor.
  • Rumenlerden, Çingenelerden, Macarlardan, Sırplardan ve Türklerden de asker bulunan “armaşi”, para karşılığı kirli işleri halleden kimseler.
  • O meşhur ve sadistik işkenceleri, infazları Voyvoda Drakula’nın emri ile genelde bunlar tatbik etmişlerdir.
  • Armaşi sonradan voyvoda korumaları olarak Eflak ve Boğdan voyvodalıklarında asırlarca varlığını sürdürecektir. Osmanlı sistemini kopyalıyor.
  • Toprak sahibi özgür köylüler var, savaşlarda kahramanlık gösterenler sipahi mukallidi askeri soylular “viteji”oluyorlar.
  • Voyvodanın daimi ordusu, sürekli yanında bulunan, yeniçeri mukallidi güvenlik muhafızları ve ordusunun ana unsuru olan “sluji”ler de var.
  • Osmanlı’da çingenelerin askeri sistem içerisinde teşkilatlandırılması misali kendisi de böyle bir teşkilatlanma ihdas edecektir.
  • Düşman ordusunun geçişini engellemek için emredip ağaç diktirip ormanlık arazi oluşturduğu rivayeti geçer bir kaynakta hatta.
  • Tabi bir yandan toprağı düzenler, diğer yandan sanki nedamet getirirmiş gibi manastırlar yaptırır, bağışlarda bulunur.
  • Bunların arasında Snagov Manastırı’nın ayrı bir yeri var. Hazinesini burada tutar, bulunduğu adanın etrafını duvarla çevirir.

  • Burayı bir kale gibi donatıp karşı kıyıya ulaşan bir dehliz yaptırır, mahzenlerden birini işkencehaneye dönüştürür.
  • Katolikliğin Macar Krallığı tarafından manastırlar ve kiliseler aracılığıyla yayılması karşısında endişe duyuyor.
  • Bu nedenle Eflak’ta yabancı rahipleri yerli rahiplerle değiştirip bunları ülkesinden kovuyor. Çok şedit davrandığı rivayet ediliyor.
  • Adi suçlar karşısında dahi sert önlemler aldığı, kazığa vurmalı, cezalandırmalı rivayetler meşhur. İnternette dolanıyor zaten. Ancak..
  • Ben genel çerçevesini anlatacağımdan direkt geçip namını dünyaya yayan kanlı Erdel seferlerine değinmek istiyorum.
  • Drakula, Eflak’ı hakimiyet altına alıyor, ülkesini sağlama alıyor. Ama burnunun dibinde Erdel var, burada Sakson nüfus var, zenginler falan.
  • Bu nedenle ilk hedef aldığı yerler buralar oluyor. Yeni ordusunu ilk denediği yer de Erdel bölgesi oluyor Macarlarla anlaşmasına rağmen.
  • Tabi pat diye sefer ilan etmiyor. Hünyadi Yanoş’un Macar Kralı’yla o dönem bir çekişmesi oluyor. Araları bozuk. Tam o esnada
  • Bistritz kasabasındaki Saksonlar, vergileri bahane edip Hunyadi’ye karşı ayaklanır. (Bu kasaba romanda da geçer)
  • Böyle olunca isyanı bastırması için Vlad Drakula’yı yardıma çağırıyor Yanoş. Eflak süvarileri yıldırım gibi intikal ediyor bölgeye.
  • Bistritz’de sayısız insan kazığa vurulur, korkunç bir katliam yaşanır. Drakula’nın dünyaca tanınması bu sefer sayesinde olur. Neden?
  • Yaşanılan dehşet, oradan kurtulabilen Sakson ahaliyle batıya taşınır ve “Dracula edebiyatı”nın da temelleri atılır.
  • Katliamlardan kurtulabilen Alman keşişlerin Almanya‘da “Dracula dehşet öyküleri” adıyla anılan anlatıları kitaplaşır. Yaşarken daha yani.
  • Bunları o kazıklı, işkenceli hadiselerin tasvirleri süsler. Azizlere işkence yapan tasvirleri falan çizilir.

  • Drakula’nın meziyetleri karşılığında kendisine Burgo Geçidi Şatosu bağışlanır. (Stoker’in romanında Drakula’nın yaşadığı yer yani)

  • Bistritz katliamı nedeniyle Erdel’deki Sekellerin öfkesini çeker Dracula. Sekeller, Braşovulularla birleşip rakibi III. Dan’ı lider seçerler
  • Sibiu halkı da Drakula’yla başa çıkabilmek üzere onun üvey kardeşi Keşiş Vlad’ı seçerler. Alternatif voyvodalara karşı Vlad önce diplomasiye
  • bu da işe yaramayınca akıncılar mukallidi süvarilerine başvurur. 1458’de ikinci Erdel seferini gerçekleştirir.
  • Önce Keşiş Vlad’ın destekçisi zengin Alman köylerini harap eder. Bir diğer süvari birliği ise Braşov yakınlarındaki Tara Birsei’ye girer.
  • Codlea hariç hiçbir köy Dracula’nın saldırılarına direnemez. Codlea direnişini kıramayan komutan Dracula’nın emriyle kazığa vurulur.
  • Köyler yakıp yıkılır, Talmeş halkını ele geçirip doğratır, Sibiu’nun direnişi nedeniyle doğduğu şehir Sighişoara’ya gelerek ordugah kurar.
  • Yakalattığı Sakson tüccarları tutuldukları yerlerde kazığa geçirir. Diğer milletlerden tüccarları kazanlarda diri diri haşlatır.
  • Rumence öğrenmek için Eflak tarafına gelmiş 41 Sakson öğrenci de casus olabilecekleri şüphesiyle kazığa geçirilmekten kurtulamaz.
  • Bir süre barış görüşmeleri yapılsa da Eflak tahtının adayları kendisine teslim edilmediğinden Vlad Dracula üçüncü kanlı seferini başlatır.
  • Braşov havalisini tarumar ederek kadın çocuk ayırmadan önüne geleni kılıçtan geçirir. Braşov kuşatması kan içme rivayetinin çıktığı yerdir.
  • Gece vakti tahta duvarları aştıktan Sfintu İacob Kilisesi’ni ateşe verip ele geçirdiği kimseleri Timpa Tepesi’nde kazığa vurdurur.
  • Buradaki rivayetlerden birinin aktarımında tasvir amaçlı kullanılan”kan içici”ibaresi,sonraki dönemlerde vampir mevzularının atfı olacaktır.
  • 3. Dan, Braşov’dan kurtulur. 1460 Mart’ında Braşovluların desteğiyle Dracula’ya karşı hücuma geçer, Fagaraş ile Amlaş’ı ele geçirir.
  • Eflak-Erdel sınırında III. Dan’ın ordusunu karşılayan Dracula onu yener, Dan’ın mezarını kendisine kazdırarak kellesini bizzat uçurur.

  • III. Dan’ın boyarları da kazığa geçirilir. Diğer rakibi Keşiş Vlad’ı Sibiuluların kendisine vermemesi nedeniyle bir sefer de buraya yapılır.
  • 24 Ağustos’ta atlılarıyla ormanı aşan Dracula, sabah saatlerinde Amlaşlıları baskına uğratır.Tüm halkı papazlarıyla birlikte kazığa vurdurur
  • III. Dan’ın adamlarından birinin Şercaia köyünde saklandığını öğrenince köyü yakıp yıktırır.Birçok köy haritadan silinir, insanları doğrar.
  • Hatta denilenlere halkın parçalanarak vücut parçalarını kancalarla, tırmıklara astırır. Peki Macarların, Hünyadi Yanoş’un tepkisi ne olur?
  • Askerlerine dokunulmaması nedeniyle ve tahta yeni geçtiği için iktidar sorunları yaşadığından Macar Kralı Mathias Corvin ses çıkarmaz.
  • Zengin ve isyankar Saksonların tepelenmesi ise Yanoş’un canına minnettir. Sefer sonunda Braşovlular ve Dracula arasında bir anlaşma yapılır.
  • Drakula, Eflak’ın tartışmasız hakimidir. Kazandığı güç ve otoritenin verdiği gazla Osmanlı’ya vergi göndermeyi keser. Tuna boyları ısınır.
  • “Kazıklı Voyvoda bin Drakula”, “Kazıklu Beg”, “Drakola bin Vlad”…Drakula hakkında en çok bilgi ve malumat genelde Osmanlı kaynaklarındadır
  • Bazı detaylar haricinde pek çok bilgi bulunur. Yaptıklarıyla Osmanlı tarihinin lanetli figürlerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir.
  • Bazı yanlışlıklara ve kısıtlı olmalarına rağmen kaynak çeşitliliği söz konusudur. Osmanlı-Eflak geriliminin kıvılcımı 1459’da çakılır.
  • Vergi ödemeyi kesince sultanın huzuruna çağrılır, vergisini de beraber getirmesi istenir. Drakula, Sultan’a yazdığı cevapta mealen
  • “Eğer o tarafa gelirsem Eflak ahalisi vilayeti Engürüs (Macar) kralına teslim ederler” der.Osmanlı elçileri gelirse vergiyi teslim edecektir
  • Niğbolu emiri Çakırcıbaşı Hamza Bey, Yunus Bey ve eyalet birliklerinden askerlerden bir bölük Eflak üzerine yollanır bunun üzerine.
  • Kış olduğundan nehri geçmeye hazırlık yapmak için birkaç gün beklerler. Bir gece Kazıklı Voyvoda üzerlerine saldırıp baskın verir.
  • Askerin çoğu öldürülür, pek azı kurtulur ki onlar da kazığa vurulur.Hamza Bey rütbesine binaen diğerlerinden daha yüksek bir kazığa vurulur.
  • O sırada Osmanlı ordusu Trabzon seferinde. Bunu fırsat bilip Tuna Nehri’ni aşar. Bölge ahalisinden yaklaşık 20 bin kişi öldürülür.
  • Bugün Kuzey Bulgaristan’a tekabül eden mıntıkayı yağmalayıp boydan boya kana ve ateşe boğar, ardından Eflak’a geri döner. (1461 civarı)
  • 1462’de Trabzon Seferi’nin dönüşünde Eflak Seferi’ne çıkılır. Müneccimbaşı Ahmet Dede, tarihinde yaşananları şöyle aktarır:
  • “İntikam almak ve Eflak diyarını fethetmek için 866 (1462) yılının ilkbaharında sefere çıktılar (Osmanlı ordusu)”
  • “Eflak hududuna eriştiklerinde Evrenosoğlu Ali Bey’i, bir miktar akıncı taifesiyle yağma için Eflak diyarına gönderdiler.”
  • “Kendileri de Ali Bey’in ardından Eflak diyarına girdiler. Eflak hâkimi olan mel’un, varılması güç sarp dağlara çekilmişti.”
  • Ali Bey’in memleketini yağmaladığını ve çokça ganimet aldığını duyunca, ordusunu akıncıların geçecekleri bir geçidi tutmaya gönderdi.
  • “Bu sırada Sultan’ın askerleri bu geçitten geçmekteydiler. Kâfirler, bunları akıncı zannedip üstlerine atıldılar.”
  • “Fakat yanıldıklarını anlayınca bozulmuş bir halde kaçmaya başladılar. Esir edilenlerin dışında yedi bin kâfir kılıçtan geçirildi.”
  • “Bu gazada Turhan Bey oğlu Ömer Bey, Evrenosoğlu Ahmed Bey, Mihaloğlu Ali Bey, Malkoçoğlu Bali Bey…”
  • “Arnavud hakimi Nasuh Bey, Umur Bey ve Mihaloğlu İskender Bey Sultan’ın beraberinde idiler.”
  • “Şehriyar hazretleri bir ay kadar Eflak diyarında dolaştılar. Karanlık bir gecede Kazıklı Voyvoda İslam askerini bastı.”(Çizim: T. Aman’dan)

  • “Fakat daha önce casuslar vasıtasıyla Sultan bundan haberdar olmuşlar ve muharebe için hazırlanmışlardı.” (Bir diğer rivayet daha güçlü:
  • Kazıklı, Anadolu askerinin olduğu kısma saldırmış ve ilkin geriletmiş baskınla. Ama hayvanların olduğu kısma saldırmışlar kör karanlıkta
  • baskın avantajını yitirince Osmanlı ordusu toparlanıp bunları geri püskürtmüş) “Eflaklılar gece yarısı hücum ettiler…”
  • “Savaş güneş doğana kadar devam etti. Sonunda, kâfirler hezimete uğrayıp firara başladılar.”
  • “Mihaloğlu Ali Bey, Sultan’ın emriyle kaçanları kovalayıp çoğunu öldürdü bir kısmını esir aldı.”
  • “Fakat Kazıklı Voyvoda mel’unu elinden kurtulup Engürüs (Macar) diyarına sığındı. Ali Bey ganimet ve esirlerle geri döndü.”
  • “Sultan’ın emriyle sarp yerlere sığınmış bazı kefereyi takip edip vahşi domuzlar gibi gizlendikleri yerlerden çıkardılar ve öldürdüler.”
  • “Gazilerin eline esirlerin ve hayvan sürülerinin dışında ganimet olarak çokça mal geçti.”
  • “Şehriyar hazretleri bu diyarın hâkimliğini Kazıklı Voyvoda’nın kardeşi Radul’a verdiler.”
  • “Radul, babası Drakula’nın ölümünden beri Şehriyar hazretlerinin yanlarında bulunuyordu…”
  • Özetle Drakula için Osmanlı Devleti’ne savaş açmak yenilgiye uğraması ve Macarlara sığınmasıyla neticelenmiştir.
  • Osmanlı Ordusu’nun Eflak’ta fazla oyalanmayarak kardeşi Radu’yu Eflak tahtına geçirdikten sonra geri döner.
  • Fatih’in voyvodanın başkenti çevresindeki kazıklara vurulmuş insanlardan oluşma ormanı gördüğü ve hayli müteesir olduğu aktarılır. Hatta
  • en yüksek kazıkta çakılı bulunan Hamza Bey’i tanıdığı rivayet eder bir kaynak. Rumen folklorunda bu seferin izleri bulunmaktadır.
  • Bram Stoker’s Dracula (1992) filminde de işlenen Poenari Kalesi’nden atlayarak intihar eden adı meçhul prenses öyküsü gibi.
  • Türk birlikleri hikayeye göre Poenari’yi kuşatır. Kalenin direnişini kırmak için Drakula’nın öldüğüne dair sahte bir haber iletirler.
  • Prenses üzüntüsünden kalenin dibinden geçen bir ırmağa atlayarak intihar eder.Buraya hala Riul Doamnei yani Prenses Irmağı derler.

  • Edirne’de tespit edebildiğim Kazıklı’nın definesi rivayeti vardır yörede anlatılan misal.Bu da bizim folklorumuzda bıraktığı izidir Vlad’ın.
  • Vlad, Macarlara sığınmıştır. Ancak Tursun Bey’in tabiriyle “kendi ayağıyla kapana girmiştir.” Denilene göre Vlad, sultandan bağışlanma diler
  • Osmanlı’ya yazdığı bağışlanma talebini dile getiren bu mektubun Macar kralına Radu tarafından iletilmesi esir edilmesine yol açar.
  • Voyvoda Drakula 12 yıl boyunca Hunedoara yahut bilinen adıyla Corvin Kalesi’nde (bugün Romanya sınırlarında) hapis tutulur.

  • Papa’nın temsilcisi Modrusa’nın söylediğine göre ara sıra Türk elçileri geldiğinde psikolojik baskı amacıyla kabullerde yer alır.
  • Modrusa, ayrıca Kazıklı’yı görüp onun görüntüsünü yazılı olarak tarif etmiş kişidir. Ortadan biraz uzun, kısmen iri yapılı, boynu kalın vb.
  • 1475 Ocak ayında kardeşi Radu ölünce Eflak tahtını rakip aile Danestilerden Basarab almıştı. Drakula tahtı geri almak ister.
  • Esaretini bitirmek için ruhunu şeytana satmaz ama Ortodoksluk nezdinde ona yakın bir şey yapar: Macar desteğiyle taht için Katolikliğe geçer
  • Macar Kralı Mathias’ın canına minnet bir gelişmedir bu. Zira Bosna topraklarında Osmanlı’yla çarpışıyor, Vlad taktiklerini vs. biliyor.
  • Dracula’nın Ortodoksluktan çıkması da Rus kaynaklarında ölümden sonra huzur bulmayacağı şeklinde yorumlanıyor. (Vampirlik söylenceleri vb.)
  • Vlad 1475-76 kışında Bosna’nın Türklerden kurtarılması için Macar Kralı Mathias’ın ordusuna katılır ve kanlı faaliyetlerine devam eder.
  • Önce Srebrenitsa’ya sipahi kılığında soktuğu Macar askerleri sayesinde şehri ele geçirip Osmanlı askerlerini kazığa geçirir.
  • Kuslat ve Zwornik garnizonlarını baskına uğratıp buradaki Osmanlı askerlerini de kazığa geçirir. Macarların desteğini ve itimadını kazanır.
  • Macarların desteğine sahip olarak 1476 yılında ülkesine dönerek tahtı ele geçirir. Fakat üçüncü hükümdarlığı da pek uzun sürmez.
  • Bu sefer karşısında yeni ve son rakibi Dan ailesinden Basarab Laiota (Yaşlı Basarab, ö. 1480) vardır. Snagov Manastırı yine karargahıdır.
  • Dracula’nın son çatışması 8 Kasım 1476’da ordusuyla beklediği Snagov Manastırı yakınlarında vuku bulacaktır.
  • Bükreş yakınlarındaki bataklıklarda, Vlasia ormanlarındaki küçük bir bataklıkta. Toplayabildiği tüm askeri gücü buradadır.
  • Boğdan Prensi Stefan’ın kendisine verdiği 200 kişilik koruma birliği de dâhil 2000’e yakın askeri vardır Vlad Drakula’nın.

  • Bir anda rakibi Basarab Laiota, Türk askerlerinin de içinde bulunduğu 4000 kişilik ordusuyla saldırıya geçmiştir.
  • Meşhur Romen tarihçi (eski Romanya başbakanlarından aynı zamanda) Nicolae Jorga bu Türk birliğinin Mihaloğlu’nun akıncıları olduğunu söyler.
  • Dracula bu çatışmada olası bir firar fırsatını değerlendirebilmek için Türk kıyafetlerine bürünmüşse de ölümün pençesinden kurtulamayacaktır
  • Kendisinden intikam almak için fırsat kollayan Türk akıncıları, Dan ailesinin bu harekatına iştirak ederek bu fırsatı elde etmişlerdir.
  • Akıncılar bir Türk’ü Vlad’ın hizmetkârlarından birinin kılığına sokarak onu öldürmekle görevlendirmişlerdir.
  • Kırk beş yaşındaki Drakula, yanındaki 200 Boğdanlı ile birlikte bir tepe üzerinde çarpışmaktadır.

  • Kılık değiştiren akıncı beklemediği anda Drakula’yı öldürmeyi başarır. Kellesini kesip atına atladığı gibi Osmanlılara ulaştırır.
  • Bonfini’ye göre kesik baş İstanbul’da halka sergilenmiştir.Romenler öldüğü yerin yakınlarında bir pınarın çıktığına inanırlar.Çeşme vardır.

  • Bu çatışmadan sağ kurtulan on kadar Boğdanlı asker, Boğdan Prensi Stefan’a ölüm haberini iletir evvela. Ardından Macarlar öğrenir.
  • Şubat ayında bütün Avrupa’ya yayılır. Venedik senatosuna ve Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun Wiener Neustadt’taki sarayına da ulaşır.
  • Dracula’nın ölümüyle hakkında anlatılan efsaneler son bulmaz. Şaibeli bir mezar yeri hikayesi vardır ki başlı başına bir roman konusudur…
  • Yöre halkı tarafından aktarılan bir rivayete göre Snagov Manastırı keşişleri tarafından Dracula’nın başsız vücudu ada manastırına taşınır

  • Ana sunağın altındaki bir mahzene yerleştirilerek tabutu üzerine hüküm sürdüğü üç dönem (1448;1456-1462;1476) ve doğum tarihi (1431) kazınır

  • Snagov, köylülerin rivayetlerinde hala Drakula’nın lanetini taşıdığına inanılan bir bölgedir. Hazinesini buraya sakladığını söyleyen,
  • demir fıçılara konulup göle atıldığı için depremlere yol açan bir lanetin olduğuna inanılan bir söylence vardır bu mıntıkada.
  • Bu arada burada işkencehane olduğunu arkeologlar bulmuş. Kazıklanmış iskelet buluntuları ortaya çıkmış kazı yapılırken zamanında.
  • Yine kazılarda burada sikkelerin kestirildiği bir darphanenin de bulunduğu ortaya çıkmış. Ne zaman? 1930’lardaki “olaylı kazı” esnasında…
  • 1930’lu yılların başında Dracula’nın mezarını bulmak için adada bir kazı çalışması başlatılır. Zira mezar o döneme dek bulunamamıştır.
  • Yöresel söylencelerde Dracula’nın eziyet görmüş ruhu huzur bulsun istenerek bedeni rahiplerce sunağın dibinde hazırlanmıştır.

  • Söylenceden hareketle arkeologlar yazıları çoktan silinmiş ancak görkemli bir mezar taşını güç bela açarlar.
  • Taş kaldırıldığında mezarın boş olduğu görülür. Kilisenin çeşitli yerlerinde kazılar sürdürülür. Derken bir gün tuhaf bir şeye rastlanır.
  • Ortodoks adetlerinde görülmemiş bir şekilde manastırın girişinin hemen sağında daha önce denk gelinmemiş bir mezar taşı bulunur.

  • Taş kaldırıldığında içinde üzeri sırma işlemeli, büyük bir kısmı çürümeye yüz tutmuş mor bir örtüyle kaplı bir tabut bulunur.
  • Çürümüş tabutun içinde sarı yeşil (Ejderha Tarikatı’nın kullandığı türden) ipekli parçalanmış bir giysi içerisinde başsız bir iskelet vardır
  • Ejderha Tarikatı’na ait kızıl pelerini ve pelerinin önden tutulmasını sağlayan altın işlemeli üç düğmenin kalıntıları durmaktadır.
  • İskeletin hemen yakınlarında XV. yüzyıl ortalarına ait buluntulara rastlanmıştır. Nelerdir bunlar?
  • Firuzelerle süslü bir taç kalıntısı, taşsız bir kadın yüzüğü, küçük bir fincan ve altın ipliklerle süslü bir kemer tokası…
  • Arkeologlardan Dinu Rosetti’ye göre mezar Drakula’ya aittir. Din değiştiren voyvoda, sunağın dibine gömülmeyecek denli günahkâr olduğu için

  • inananların ayak seslerini sürekli duyacağı bir yere gömülerek tabutun yeri değiştirilmiştir ki ne zaman olduğu meçhuldür.
  • Yunan keşişlerin idarede bulunduğu esnada yapıldığı düşünülmüş. Yine de kesin bir delil olmadığından Rosetti’nin savı şüpheli kalmış.
  • Ta ki Rosetti, buluntulardan birkaç yıl sonra Almanya’da Nürnberg Müzesi’ni ziyaret edene kadar…
  • Dino Rosetti, müzede Dracula’nın mezarı olduğunu düşündükleri mezardaki buluntuların tamamen aynısı bir yüzük ve kemer tokası görür.
  • Vlad Dracul’un oğluna altın kemeri ile birlikte Toledo kılıcını miras bıraktığına dair söylentiyi hatırlar. (floodun başlarında anlattığım)
  • Böylece mezarın Dracula’ya ait olduğunu da doğrulamıştır. Ancak hikayenin asıl ilginçliği buradan sonra başlamaktadır.
  • İkinci Dünya Savaşı esnasında Bükreş Kenti Tarih Müzesi’nde korunan buluntular güvenli bir yere taşınacaktır. Malum bombalamalar.
  • Buluntular, mahkûmlar tarafından yerlerinden alınarak güvenlik altında tutmak için Valeni de Munte dağlarına taşınırlar.
  • Romanya’nın meşhur tarihçisi Nicolae Jorga’ya emanet edilirler.Jorga sonradan 1940’da Romanya’da Demir Muhafızlar tarafından öldürülecektir.
  • Taşıma esnasında ünlü yüzük ve Rosetti’nin diğer buluntuları kaybolur. Çalındığı mı yoksa kaybolduğu mu meçhuldür.
  • Drakula yaşarken hakkında hikayeler yazıldı dedik. Ölümünden sonra bu dehşetli öyküler çoğaltıldı, tiyatrolara bile uyarlandı.
  • Erdel seferleri ve Almanların anlatılarıyla daha Stoker öncesinde de Drakula kısmen tanınmış bir edebi figürdü. Ancak Stoker ölümsüzleştirdi
  • İrlanda Dublinli yazar Bram (Abraham) Stoker 12 misafirin birbirine korkunç öyküler anlattığı bir kurgu tasarlamaktadır.
  • İlk karakter bir avukattır ve onun ağzından bir hikaye anlatacaktır. Ama herhangi bir hikaye bulamaz. Bir gece yemeği fazla kaçırır.
  • Dönemine göre “erotik” sayılabilecek, Le Fanu’nun Carmilla’sı misali bir dişi vampir görür rüyasında o gece. Birden uyanır. Bulmuştur öyküyü
  • Jonathan Harker adlı bir avukatın Avusturya’da yaptığı tekinsiz bir yolculuğun öyküsüdür yazacağı öykü. Ancak sürekli uzamaktadır.
  • Hikâye taslak halinde daha da uzar ve uzun öykü olur. Bunun üzerine Stoker 12 öyküden vazgeçip bu tek öykü üzerinde çalışmaya başlar.
  • Romanın akışı Drakula romanındaki gibidir. Tek fark vampir karakterin adı Kont Vampyr’dir. (Resmi büyütünce yazdığı karakterler görülebilir)

  • Stoker iyi bir korku romanı yazmanın yolunu bildiğini düşünerek gerçekçilik dozunu arttırmayı, bu sayede okuru dehşete düşürmeyi yeğler.
  • Bu nedenle vampirlerle ilgili ne varsa araştırıp kurcalamaya başlar zira romanını sağlam temeller üzerine oturtmak istemektedir.
  • Bu hayalperest İrlandalı bir gün British Museum’da araştırma yaparken 1491’e ait Almanca bir kaynak bulur kanlı bir derebeyinden bahseden.

  • Orada derebeyinin tasvirini de görür. Vlad Dracula’dan başkası değildir bu. (Bu resim o kitapta Stoker’ın gördüğü resimdir)

  • Stoker karakteri Kont Vampyr’e, “Dracula” adını verir. Böylece romanı tarihsel bir çerçeveye dayanacak ve öykü gerçekçi bir hal alacaktır.
  • Roman 1893’te yazılır, 1897’de yayınlanır ve ondan sonra Dracula bir fenomen haline gelir. O artık her vampir için bir prototiptir.

  • Merhum Giovanni Scognamillo’nun “Dehşetin Kapıları” adlı eserinde Güven Turan’ın yazdığı önsözde güzel bir ibare vardır: “Dracula, Karpatlar’daki şatosunda değil, dünyanın en korkunç labirenti olan beynimizin kıvrımları arasında yaşıyor.”

Sabahlamalı flood dedik ezan okunurken bitirdik. Başka floodlarda görüşmek üzere. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. İyi sabahlar…

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 10 Eylül 2017 — 04:58

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |