Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 7’inci Bölüm: “Kırılma ve Evrim”



  1. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 1’inci Bölüm: “Derin Devlet”
  2. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 2’inci Bölüm: “Türk GLADİO’su”

  3. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 3’üncü Bölüm: “12 Eylül Darbesi”

  4. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 4’üncü Bölüm: “Vatikan”

  5. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 5’inci Bölüm: “Çatlı ve Ağca”

  6. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 6’ıncı Bölüm: “Papa-Mafya-Ağca”

Evet dostlar Türk GLADİO’sunun faaliyetlerini ve tarihsel sürecini incelerken 1980 darbesine kadar gelmiş,sonrasında Türk GLADİO’sunun küresel ölçekteki imza attığı ilk eylem olan Papa Suikasti için ayrı bir parantez açmıştık…

  • Papa Suikasti konusunu işlerken sizlerle 1981 yılına uzanmıştık… Şimdi parantezi kapayalım ve yeniden 1980 askeri darbesi sonrası Türkiye’ye dönelim…
  • Amerika başta olmak üzere GLADİO’nun küresel “karar vericilerinin” aldığı kritik bir karar vardı… Türkiye’de siyasal İslam’ın önü açılacaktı… Ve ülkücü milliyetçi Türk Gladiosu’nun “vurucu kanadına” en azından bir süre ihtiyaç yoktu…
  • Ülkücüler neye uğradıklarını şaşırmışlar “kendilerine dokunmaz” sandıkları devlet bir anda onları önce hapse göndermiş, ardından idamla yargılanmaya başlamışlardır…
  • Ancak Türk Gladiosu’nun “vurucu kanadının” şefi Abdullah Çatlı ve yakın ekibi yurt dışına çıkmayı başarabilmişlerdir. Aslında çıkışlarına “göz yumulmuştur”

Bu arada Kenan Evren liderliğindeki Milli Güvenlik Konseyi 1980-1983 arasında ülkede terörü “bıçakla keser gibi “kesmiştir. Çünkü küresel güçlerin 24 Ocak kararlarının uygulanması için istikrarlı bir zemin gereklidir… Kimse sesini dahi çıkaramamaktadır…

  • 1980-1983 arası Türk Gladio’su tabiri yerinde ise “işsiz kalmıştır”… Asker herşeye hakimdir…
  • Ancak Türk Gladio’su için kırılma anı 6 Aralık 1983 tarihidir… Bu tarihte darbe sonrası, Milli Güvenlik Konseyi dışından bir isim Genelkurmay Başkanı olur: Necdet Üruğ…
  • Ancak Necdet Üruğ’un Türk Gladio’su açısından kırılma noktası yaratan asli etkisi başkadır… Üruğ çok uzun yıllardır Türk ordusunda ilk kez “NATO görevi yapmamış” bir komutan olarak Genelkurmay Başkanı olmuştur…
  • Necdet Üruğ, NATO etkisinden uzak bir komutandır… Onun döneminde orduda “Milli Hassasiyetler” daha belirgin biçimde ön plana çıkmaya başlar…
  • 1983-1987 arası siyaseten özellikle ABD için Türkiye, Özal üzerinden “en kolay nüfuz edilebilir” ülke konumundadır. Keza istedikleri kapitalist küresel sistemle entegrasyonu da Özal eksiksiz yerine getirmektedir. Ama bir problem vardır…
  • Tüm bu siyasi ve ekonomik politikaların “istenildiği” gibi olması küresel güçler için yeterli değildir. Bu sistemin devamı için GLADİO yapılanmasının da istedikleri şekilde hareket etmesi gerekmektedir…
  • Ama Orgeneral Necdet Üruğ döneminde askeriye GLADİO’nun hareket alanını daraltmaya başlayacaktır… Bu küreselci güçleri rahatsız etmiştir. Bir şey yapılmalıdır…
  • Tasfiye edileceğini anlayan Üruğ erken hamle yapar ve kendi isteği ile emekli olarak göreve Necip Torumtay’ın gelmesinin önünü açar…
  • Üruğ’un “önünü açtığı” Necip Torumtay da NATO görevi yapmamış ve milli hassasiyetleri en üst düzeyde bir isimdir… Genelkurmay üzerinden Türk GLADİO’sunu harekete geçirmek artık neredeyse imkansız hale gelmiştir…
  • Oysa GLADİO’nun küreselci karar verici güç odaklarının Türkiye’nin yeniden dizayn edilme sürecinde özellikle yurt dışına kaçışına göz yumup “uykuya yatırdıkları” ülkücü Gladio şeflerine ihtiyaçları vardır…
  • GLADİO’nın Bürüksel’de alınan, Pentagon’da onaylanan kararı ile yeni hamlesi siyaset üzerinden olur… Madem ordu üzerindeki hakimiyet zorlaşmıştır, o zaman direkt nüfuzları altındaki siyaset üzerinden hamle yapacaklardır…

1987 yılında Türk Gladio’su için “kırılma ve evrim geçirme” noktalarından 2.sinin düğmesine basılır… Çok kimse fark etmemiştir ancak Özal “Polis Görev ve Salahiyetleri Kanunu” na bir ek madde koyar…

  • Bu madde ile polise “görev.gereği TSK içerisinde dahi” istihbarat toplama yetkisi verilir… İşte bu madde ile birlikte “Türk GLADİO’sunun Konsept Değişimi” başlamıştır…
  • Başta Abdullah Çatlı olmak üzere yurt dışına çıkışına gözyumulan Türk GLADİO’sunun “vurucu kanadı” yeniden ülkeye sokulur. Kendilerine sahte kimlikler düzenlenir. Hatta idam ile yargılanırken Meclis’e bakan ve milletvekillerine haftada 2-3 kez uğrar olurlar…
  • Türkiye’de 1987’ye kadar asker kanadı ile işlevsellik gösteren GLADİO belkide kurulduğu ülkelerde ilk kez ordu içerisinden değil emniyet teşkilatı üzerinden yapılandırılacaktır… Bu aslında küresel GLADİO karar vericileri için de “yeni bir dönemdir”…
  • Ancak GLADİO’nun Türkiye’de emniyet üzerinden yapılandırılması sadece ordudaki hareket alanının daralmasından kaynaklanmamaktadır… Çünkü Türkiye’de iktidara taşınması projelendirilen siyasal islam için Türk GLADİO’sunun siyaset mekanizması ile direkt olarak entegresi gerekir.
  • Bu esnada Amerika ile Irak arasında 1.Körfez Savaşı patlak vermiştir… Özal ısrarla Irak’a Amerika ile birlikte girmek isterken, Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay”ın şiddetli direnişi ile karşılaşır…
  • Necip Torumtay direnişini sürdürür ancak Özal ve zaten Torumtay’ın “milli duruşundan” rahatsız küresel odaklar Torumtay’ın kalemini kırmıştır… Tasfiye edileceğini anlayan Torumtay asker onuru ile istifa eder…
  • Torumtay’ın bu ani istifası bir anda askeriye içindeki “Kuvvacı/Kemalist” kanadın planlarını bozar. Terfi silsilesi alt üst olmuştur ve göreve Doğan Güreş gelir..
  • Doğan Güreş bir NATO subayıdır… NATO’da görev yapmıştır. Hem de nerede? Önce Roma NATO Yüksek Komuta Akademisi’nde daha sonra direkt. GLADİO’nun merkezlerinden NATO Yüksek Komutanlığı’nda… İlginç tesadüf…

Bu arada Emniyet teşkilatı içerisinde harıl harıl “özel harekat ekipleri” kısılması için çalışmalar vardır… Bu ekiplerin eğitimini ise efsane Özel Harp subayı Yarbay Korkut Eken gerçekleştiriyordu…

  • Yurtdışından yeniden yurda sokulan ve idam ile uygulandıkları davalar sümenaltı edilen başta Çatlı olmak üzere Türk GLADİO’sunun “vurucu kanadı” Korkut Eken’in eğittiği Emniyet Özel Harekat Birimlerine de yön vereceklerdi…

  • Türkiye’de GLADİO madem Emniyet üzerinden şekillenecekti, karar vericiler de İtalya’daki Lucio Gelli gibi bir “kuklacı” olması gerektiğine karar verdiler…
  • Bu “kuklacı” GLADİO adına tüm bu “derin yapılanmayı” organize edecek ve koordine edecek isim olacaktı… Bu görev için seçilen isim ise 1988 İstanbul,1990 yılları Ankara Emniyet Müdürlüğü döneminde “derin” bağlantılar kurmuş olan Mehmet Ağar’dan başkası değildi… Ve 1993 Temmuz ayında Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü olarak atandı…

1993 Temmuz ayı itibariyle; NATO’da GLADİO’nun komuta merkezinde görev yapmış bir Genelkurmay Başkanı, Yurtdışından Türkiye’ye sokulmuş ülkücü Gladio şefleri, Yasal olarak “TSK’ya casus sokabilme” yetkisine kadar geniş yetkiler ve ağır silah kullanımının önü açılmış bir Emniyet

  • Özel Harp Dairesi komutanlarında elit biçimde yetiştirilmiş “Özel Harekat Birlikleri” Ve aslında Başbakanı dahi “yöneten” ve tüm bu gücü elinde bulunduran kudretli bir Emniyet Genel Müdürü…

1993 yılında “Ekip tamamlanmıştı” ve bir yerlerden “düğmeye basıldı”…

  • 1993 yılı Türkiye için “Kara bir yıldı” Uğur Mumcu öldürüldü, Turgut Özal şüpheli bir ölümle hayata gözlerini yumdu, Adnan Kahveci şüpheli bir kazada öldü, Orgeneral Eşref Bitlis -ki ordunun parlayan yıldızı Kemalist kanadın Genelkurmay adayıydı -şüpheli bir kazada ölümü JİTEM kurucularından ve üst düzey yöneticilerinden Binbaşı Cem Ersever’in öldürülmesi, 33 Mehmetçiğin katledilmesi, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesi… Sivas ve Başbağlar katliamları…
  • Bu isimlerin ortak noktaları Güneydoğu bölgesindeki terör sorunu ile ilgili ya bizzat mücadele ceren,ya rapor hazırlayan,ya bir “açılım” hazırlığı olan kişiler olmasıydı… Küresel GLADİO için Türkiye’de 2 ana sebeple terörün bitmemesi gerekiyordu.
  • Terörle mücadele eden Türkiye ciddi bir silah pazarı haline gelmişti… Ayrıca PKK Türkiye aleyhine istenildiği zaman çok etkin biçimde kullanılabilir bir taşeron ve iyi bir kozdu…
  • Ama daha da önemlisi Özal eli ile 24 Ocak kararlarını 1990’lara kadar Türkiye’de uygulatan ve Türkiye’nin alt yapısı olmadan küresel kapitalist sisteme entegre olmasını sağlayan küresel güçler SSCB yıkıldıktan sonra artan etkileri ile bu entegrasyonun getirisini maximum almak istiyordu…
  • Türkiye’yi çok daha rahat olarak “finansal olarak sömürmenin” yolu tek parti iktidarı olmayan koalisyonu siyasal istikrardan yoksun bir sürecin yaşatılmasıydı…
  • O nedenle bu dönemde Türk GLADİO’sunun görevi PKK ile mücadele edenleri tasfiye etmek oldu… Çünkü ülkenin kafasını terör sorunundan kaldırmaması ve siyasi istikrara kavuşmaması gerekiyordu. Koalisyonları “idare edebilmek” çok daha kolaydı…
  • Yenilenen misyonu ve kendisine sağlanan geniş yasal imkanlar ile son derece başarılı operasyonlar yapan Türk Gladio’sunun bir bölümü bu işten rahatsız olmaya başlamıştı…
  • Tüm ülkelerdeki yapılardan farklı olarak Türkiye’deki GLADİO’nun milli bir kanadı vardı… Ve nu kanat “görev tanımına baş kaldırdı”… Bu kanadın başını Çatlı çekiyordu… Çatlı ve yakın ekibi PKK’ya maddi destek veren Kürt iş adamlarının infazına başladı…
  • Siyasi iradeden de destek alan bu projede infaz edilen iş adamları amiyane tabirle “deve dişi” gibi isimlerdi… Bir süre sonra işler kontrolden çıktı…

  • Çatlı ve ekibi bakanlar, Emniyet müdürleri hatta başbakanla irtibatlı onlar üzerinde etkin bir “vurucu güç” haline gelmiş ve kontrolden çıkarak “tehdit” boyutuna ulaşmıştı… Bu esnada Çatlı ve ekibi gücünün doruğundaydı… Keza Ağar da öyle…
  • Ancak bilmedikleri şey Küresel Gladio’nun Türkiye’deki Siyasal İslam Projesi adına ülkücü Gladio şeflerini son kez kullandığı, bu dönemin sonuna gelindiği ve artık kendilerine “sonsuza dek” ihtiyaç duyulmayacak son dönüşüm sürecine girilmesi için düğmeye basıldığıydı…

GLADİO kendisini yeniliyordu ve bu yenilik içerisinde güç zehirlenmesi yaşayarak mafyatik bir yapılanmaya gidenlere yer yoktu… Yeni dönem başlamak üzereydi ve GLADİO kartlarını yeniden karıyordu…

Evet sabrederek sonuna kadar okuyan tüm dostlara selam olsun… Ne diyoruz her flood sonundaki gibi “Taktirleriniz beğenilere,beğenileriniz RT’lere yolculuk etsin”

Bu Konu, Celal Eren Çelik @yazparov Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Konu Hakkındaki Düşünceleriniz?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017