Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 6’ıncı Bölüm: “Papa-Mafya-Ağca”

  1. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 1’inci Bölüm: “Derin Devlet”
  2. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 2’inci Bölüm: “Türk GLADİO’su”

  3. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 3’üncü Bölüm: “12 Eylül Darbesi”

  4. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 4’üncü Bölüm: “Vatikan”

  5. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 5’inci Bölüm: “Çatlı ve Ağca”

Evet , GLADİO yazı dizimiz içerisinde 4. bölümden itibaren Türk Gladio’sunun küresel güçler ile işbirliği yaparak, Dünya çapında bir eyleme imza attığı ilk ve tek operasyon olan Papa Suikastini yazıyoruz…

  • Bu eylem ile ilgili Ağca’nın GLADİO’nun “küresel odakları” tarafından görevi kimlerden aldığını, uluslararası silah kaçakçısı Bekir Çelenk ile Ağca’nın Sofya’daki tesadüfi (!) buluşmasını, uluslararası silah kaçakçısı Abuzer Uğurlu’nun Almanya’daki Vardar şirketini ve bu şirketin Ağca bağlantısını bir önceki bölümde yazmıştık…
  • Ve bugün Ağca’nın etrafında örülen giz perdesine, uluslararası ilişkilere ama daha çok da suikast sonrası ortaya atılan ve olayın uluslararası bir suç organizasyonu olduğunu adeta tescilleyen “Bulgar Bağlantısı” teorisine değineceğiz…
  • Ağca’ suikast öncesi nerelerdeydi? Özellikle hangi ülkedeki ilişkilerini gizlemeye çalıştı? Verdiği çelişkili ifadelerin sebebi neydi? İviçre’nin Olten şehrindeki gizemli toplantıya hangi isimler katıldı? “Bulgar Bağlantısı” tezi neydi? Abuzer Uğurlu bu tezin neresindeydi?

İşte başlıyoruz dostlar… Çayınızı kahvenizi kapıp gelin…

  • Öncelikle 13 Mayıs 1981 gününe gidelim… O gün daha sonra detaylıca değineceğimiz şekilde Papa’ya suikast girişiminde bulunduktan sonra yakalanan Ağaca, İtalyan güvenlik güçlerini şaşkın bırakacak derecede soğukkanlıdır…

  • Kendisine tercüman olarak bulunup getirilen İtalya’da öğrenim gören bir üniversite öğrencisi vasıtası ile soruları yanıtlayan Ağaca gayet soğukkanlı biçimde suikastı tek başına planladığını belirtiyorken, ifadelerinde dikkati çeken bir nokta vardı…
  • Ağca’nın ilk ifadesinde dikkati çeken ve sebebi anlaşıldığında aslında iş işten geçmiş olan nokta, Ağca’nın son derece “soyut” ifadeler kullanmasıydı…
  • Ağca örneğin ilk ifadesinde “Papa ve Hristiyanlık ile sorunum yoktur ve olamaz. Ben inandığım doğruları yaymak için bu suikastı planladım” şeklinde bir açıklama yapmış ve buna benzer pek çok soyut ifade kullanmıştır… Ama neden?

  • İşin aslı şudur ki; GLADİO’nun “Küresel Karar Verici” odakları ilk kez dünya çapında bir operasyona imza atacak olan Türk Gladio’suna “tek başına ” tam anlamı ile güvenememişlerdir. Güvenemedikleri yön işin “uygulama” bölümü değil “planlama” bölümüdür”…
  • Türk Gladiosu ön planda olacak, uygulamada yer alacaktır ancak operasyon “Uluslararası bir konsorsiyum” tarafından planlanacak ve ilişkiler ağı bu konsorsiyum tarafından sağlanacaktır…
  • İşte Ağca aslında ilk ifadelerinde yaptığı “soyut açıklamalar” ile hedef saptırmakta, perdeleme yaptırmakta ve çevresindeki “ilişkiler ağına”/”uluslararası şebekeye” zaman kazandırmaktadır…
  • Ağca aynı taktiği İpekçi cinayetinde de kullanmış ve Mehmet Şener, Oral Çelik gibi isimleri uzun süre çelişkili ifadeler ile gizlemeyi ve onlara gerekli zamanı kazandırmayı başarmıştır…
  • GLADİO’nun “Küresel Karar Odakları” Türk Gladiosu ile uluslararası kaçakçılardan Bekir Çelenk ile temasa geçmiştir. Zira Çelenk ülkücü camiaya yakın bir isimdir, silah ticaretinin önde gelen uluslararası kaçakçısıdır, Türk Gladio’sunun şefi Çatlı ile de bağlantısı vardır…
  • Bekir Çelenk – Abdullah Çatlı bağlantısı kurulduktan sonra Ağca’nın Sofya’da Vitoşa Otel’de görev hakkında bilgilendirilmesi sağlanır… Bu arada bir diğer uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Abuzer Uğurlu’nun silah kaçakçılığında ortağı olan Vardar Export şirketi devreye girer…
  • Vardar Export şirketinde çalışan Abuzer Uğurlu’nun adamı Ömer Mersan vasıtası ile Ağca’ya sahte pasaport temin edilir…
  • Ne kadar doğrudur bilinmez ama Ağca’nın verdiği ifadelerin birisinde “Bekir Çelenk bana Papa’yı öldürmem için 3 milyon mark teklif etti” dediği kayıtlara geçmiştir…
  • Ağca’nın Papa suikastına giden yolda baş döndüren ve “lüks içerisindeki” uluslararası trafiği işte bundan sonra başlıyor…
  • Ağca önce Tunus’a gidiyor… Ağca’nın burada ne yaptığı, kimlerle buluştuğu hala bir sır… Ancak kimi çevreler burada Kaddafi’nin bir ajanı ile buluştuğunu iddia etseler de bu iddia hiç bir zaman kanıtlanamıyor…
  • Ağca’nın bundan sonra gittiği yerler ve kurduğu ilişkiler ise nispeten daha somut… Önce Palermo’ya geçen Ağaca (Aralık ayında) daha sonra ise deniz yolu ile Roma’ya geçiş yapıyor….
  • Ağca’nın Aralık ayının sonlarında Avrupa Demokratik Ülkücü Dernekleri Federasyonu genel başkanı Musa Serdar Çelebi ile buluştuğu “sanılıyor.”
  • “Sanılıyor” diyoruz çünkü Ağca Federal Almanya ve oradaki pek çok ülkücü ileri gelen ile ilişkileri ortaya çıksa da hiç Almanya’ya gitmediğini savunuyor… Ağca 18,28 ve 30 Ocak 1981 günleri, yine Roma’dadır. 3 Şubat günü Ağca’yı, Milano’da Biffi restoranda yemek yiyor…
  • Ağca Biffi restaurantta neredeyse polise yakayı, bir ihbar sonrası ele vermekten son anda kurtulur ve hemen Milano’yu terk eder. Bundan sonra Ağca’nın izine İsviçre’de rastlamaktayız…
  • Ağca İsviçre’de 24-27 Ekim tarihleri arasında bulunmaktadır ve Lucorna kentindedir.. Ama “asıl toplantı” henüz gerçekleşmemiştir…
  • Ağca, İsviçre’nin Olten kentinde Ömer Bağcı isimli silah kaçakçısı ile buluşmuştur. Ancak bu buluşmada 2 önemli isim daha yer almaktadır: Oral Çelik ve Abdullah Çatlı…

Burada hemen durup Ömer Bağcı üzerinden Papa Suikasi’ne uluslararası hüviyet katan bir başka ilişkiler zincirine göz atalım…

  • Ağca’nın Papa Suikasti eyleminde kullandığı Browning marka silahın künyesi üstad Uğur Mumcu’nun PAPA-MAFYA-AĞCA isimli eserinde detaylı olarak verilmektedir…
  • «76-C-23953» sayılı Browning marka silah Belçika’da «Fabrique Nationale Herstral» tarafından yapılıp, piyasaya sürülmüş. 9.11.1979 tarihinde Liej’deki «Schroeder» firmasına devredilmiş…
  • Daha sonra aynı silâh, 30.1.1980 tarihinde Neuchtal’da «Grisel Petit Pierre» firmasına satılmış, 9.4.1980 tarihinde Zürih’teki «Glaser» firmasının eline geçen Browning marka tabanca, daha sonra, Horst Grillmayer tarafından satın alınmıştı. Satış tarihi, 9.7.1980…”
  • İşte Uğur Mumcu’nun bize sunduğu bilgiler bize silahın künyesi ve serüveni ile ilgili bu bilgileri verirken silahın “adına ” alındığı Horst Grillmayer ismi karşımıza çıkıyor ilk kez…
  • Horst Grillmayer’in etrafında garip bir ilişkiler ağı ve sis perdesi olduğu ise 16 Ocak 1984 günü Grillmayer’in yargılandığı davada “gizli oturum” istemesi ve sebebini soran yargıca “Devletin güvenliği” cevabını vermesi ile ortaya çıkıyordu…
  • Eski bir Nazi olan Grillmayer’in gizli oturumda neler anlattığı bilinmiyor. Zira gazeteci ve izleyiciler salondan çıkarıldı. Ancak bilinen bir şey var ki o da Papa Suikasti’nde kullanılan silahın Olten’deki toplantıya katılan Ömer Bağcı tarafından Ağca’ya ulaştırılmış olması…

Eski bir NAZİ silah kaçakçısı, Kürt bir silah kaçakçısı, Türk silah kaçakçısı, ülkücü mafya, ve Türk milliyetçisi GLADİO… İlginç bir ilişkiler ağı doğrusu…

  • Olten Ülkü Ocakları 2.Başkanı Ömer Bağcı, suikast silahını eylem günü olan 13 Mayıs 1981’den 4 gün önce, 9 Mayıs 1981’de Milano Tren İstasyonu’nda Mehmet Ali Ağca’ya teslim ediyor…

Bu arada silah hikayesine tekrar döneceğiz ama biz yeniden Ağca’nın seyahat defterine bakmaya devam edelim…

  • Musa Serdar Çelebi ile Ağca’nın 3 Mart günü Zürih’te buluştukları konusunda ciddi deliller vardır. Serdar Musa Çelebi-Ağca ilişkisi Papa suiakastinde önemli rol oynamaktadır.
  • 1981 Nisan ayının ilk günlerinde Roma’da olan Ağca, daha sonra yine Niasan’ın ilk ayı içinde Perugia’ya geçmiş hatta dil kursuna katılmıştır…
  • Ağca bundan sonra yeniden Roma’ya dönüyor, Avusturya’da silah kaçakçısı Otto Tinter ile buluşuyor, sonrasında yeniden Roma ve takip eden günlerde bir kaç kez İsviçvre’ye giriş çıkış yapıyor…
  • Bu esnada Ağca’nın Almanya’ya da gidip bazı görüşmeler yaptığına ilişkin istihbarat raporları var ama tüm güzergahı kabul eden Ağca ısrarla Almanya’da hiç bulunmadığını söylüyor…
  • Ama kayıtlar tam tersini söylerken ilginç bilgiler içeriyor… İstihbarat kayıtlarına göre Ağca 1980 yılının Nisan ve Mayıs ayında Almanya’da görülüyor… Hatta burada oturma izni alabilmek için 40 yaşlarında bir kadınla “formalite evliliği yapıyor”, daha da önemlisi var ama…
  • Yine bu istihbarat raporlarına göre Ağca “kendisine güvenemeyen arkadaşlarından oluşan bir ekip tarafından” öldürülmeye çalışılıyor… Bu tehlikeyi de atlatan Ağca sır oluyor…
  • Ağca 1981 Nisan ayının ortalarında Cenoa’da sonlarında ise Milano’dadır.. 25 Nisan günü ise Ağca’yı Mallorca uçağında görürüz…
  • Ağca, Tunus-Palermo-Milano-Genoa hattını çok yoğun kullanmıştır… Bu güzergahın en önemli özelliği uluslararası Türk silah kaçakçıları Bekir Çelenk ve Abuzer Uğurlu’nun da bu bölgelerde kaçakçılık işi yapmasıdır…
  • Mallorca günlerinde Ağca kaldığı otelde sıklıkla Federal Alman plakalı arabalar tarafından ziyaret edilir ancak gelenlerin kimliği hala meçhuldür…

Bu arada Mehmet Ali Ağca “Silahı Sofya’da Suriyeli bir öğrenciden 1000 Mark karşılığı satın aldım” diyerek aslında meşhur “Bulgaristan Tezinin” fitilini ateşler…

  • Gözler bir anda yeniden Ağca’nın Sofya günlerine ve burada kurduğu ilişkiler ağına çevrilmiştir…
  • Ağca bu ifadesi ile silahı satan NAZİ silah satıcısı Avusturyalı Grillmayer’i, silahı alan Oral Çelik’i ve silahı kendisine getiren Ömer Bağcı’yı ve tüm bu organizasyonun planlayıcısı Abdullah Çatlı’yı “perdeliyor”, onlara zaman kazandırıyordu…
  • Bulgaristan’ın o dönemki durumu ise “yasadışı işler cenneti” olarak tanımlanabilecek bir haldeydi… Özellikle devlet şirketleri vasıtası ile Bulgaristan her türlü kaçakçılığa karışıyordu… Türk ülkücü kaçakçılar da Bulgaristan ile girift ilişkiler kurmuşlardı…
  • İşte Ağca’nın “Silah’ı Sofya’da Ahmet isimli bir Suriyeli öğrenciden aldım” ifadesi basına sızar sızmaz Batı dünyası olaya soğuk savaşın bir silahı olarak sarıldı…

Özellikle Amerikalı gazetelere göre olayın KGB bağlantısı “kesindi”… Amerikalılara göre herşeyden önce tüm Varşova Paktı ülkelerinin gizli servisleri KGB’ye bağlı çalışırdı ki buna Bulgaristan gizli servisi de dahil…

  • O dönem SSCB’nin lideri olan Andropov ise tam 15 yıl KGB’nin başkanlığını yapan isimdi… Bulgaristan silah kaçakçılarının en yoğun kullandıkları ülkeydi… Zaten Ağca da Abuzer Uğurlu ve Bekir Çelenk isimlerini ortaya atmıştı bile…
  • Bu iki ismin özellikle Bulgar devlet şirketi Kintex üzerinden kurdukları girift ilişkiler üzerinden gerçekleştirdikleri kaçakçılık işleri ortadaydı…
  • Özellikle Amerikalı gazete ve televizyonlar günlerce “Bulgar Bağlantısı ve KGB” üzerine yayınlar yaptılar…

Tez kabaca şu şekildeydi: KGB, Polonya’da rejime karşı başkaldıran Dayanışma Sendikasına ağır bir darbe vurmak için bu hareketin gerçek lideri olan Papa’yı öldürmeye karar vermiştir.

  • Unione İtalione Del Lavora adlı işçi sendikasının dış ilişkileri yöneticisi Luigi Scriccilo’nun Bulgarlar hesabına çalıştığını itiraf etmesi, bu teorileri daha da güçlendirmekteydi.
  • Bu arada Ağca da boş durmuyordu… İlerleyen günlerde Amerikan kaynaklarını güçlendirici, kendi “perdeleme” taktiği doğrultusunda işine yarayacak biçimde 3 Bulgarın ismini soruşturmayı yürüten savcı Dr.Martella’ya vermişti…
  • Ağca oyunu yeniden kurmuştur… Şimdi Bekir Çelenk’in, Sofya’da Bulgar ajanlarını kendisi ile tanıştırdığını ifade etmektedir.. Bunların arasında, Teodar Ayvazov, İvanov Antanov ve Jolio Vassilev de bulunmaktadır.
  • Ve Ağaca en önemli ifade değişikliğini yapmak için de fazla beklemez… Suikasti bu 3 Bulgar Gizli servis ajanı ile planladığını belirtir…
  • İşler iyice arap saçına dönerken Ağca’nın keyfi yerindedir… Çünkü esas kurguyu sağlayanları perdelemiş ve onlara istenilen zamanı kazandırmıştır…

Bu arada hemen belirtelim Ağca’nın bu baş döndürücü seyahatleri ve Avrupa’yı dolaşması esnasında ciddi para harcadığı ve lüks içinde yaşadığı, kısa süre içinde yaptığı harcamaların 50 bin doları aştığını hatırlatmakta fayda var…

  • Ve bu finans kaynağının Avrupa’daki Türk Gladio’sunun 1 numarası olan Serdar Musa Çelebi tarafından en azından onu aracılığı ile finanse edildiğine dair ciddi veriler istihbarat raporlarına yansımışken, Ağca Almanya’ya gittiğini ısrarla kabul etmemektedir…
  • Ağca ortaya attığı isimler ile olayı bir KGB-CIA savaşına çevirmiş, dikkatleri Bulgaristan’a çekmiş, Serdar Musa Çelebi, Grillmayer, Ömer Bağcı, Oral Çelik, Abdullah Çatlı isimleri ve bu isimlerin asıl bağlantılarını gizlemeyi başarmıştır…
  • Ve bundan sonra Ağca’nın yıllarca sürecek birbiri ile çelişkili ifadelerinin hangisine inanacağını bilemeyen İtalyan savcıların çaresiz kalacağı yıllar başlayacaktır…

İşler giderek karışırken Ağca tüm soğukkanlılığı ile her defasında ortaya bir bilgi kırıntısı atıp geri çekilmekte ve adeta Dünya ile dalga geçmektedir… Ve Dünya “kısa sürede aydınlanır” diye düşündüğü bu olay ve belki küçümsediği Ağca konusunda çok ama çok yanılmaktadır…

Sabredip okuyan tüm dostlara selam olsun… Evet dostlar ne diyoruz her floodun sonunda olduğu gibi “Takdirleriniz beğenilere,beğenileriniz ise RT’lere yolculuk etsin”

Bu Konu, Celal Eren Çelik @yazparov Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 22 Temmuz 2018 — 20:17

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |