Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 5’inci Bölüm: “Çatlı ve Ağca”

  1. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 1’inci Bölüm: “Derin Devlet”
  2. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 2’inci Bölüm: “Türk GLADİO’su”

  3. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 3’üncü Bölüm: “12 Eylül Darbesi”

  4. Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 4’üncü Bölüm: “Vatikan”

Evet sevgili dostlar bu gece GLADİO serimizin 5. bölümü ile sizlerle olacağız…

  • Hatırlayacağınız gibi 4.bölümümüzde İtalya’da yaşanan gelişmeler ile bağlantılı olarak küresel odaklarca Papa 2.John Paul’e bir “suikast” düzenlenmesi için karar verildiğini ve bu işin TÜRK GLADİO’suna “ihale” edildiğini yaşanan süreci ve arka planları ile detayları ile yazmıştık.
  • İşte TÜRK GLADİO’sunun “küresel odaklarca” dünya çapında sahneye sürüldüğü ve bugüne dek küresel olarak gerçekleştirdiği ilk ve tek organizasyon olan PAPA SUİKASTİNİ yazmaya başlıyoruz…

İstanbul-İran-Sofya-Mallorca-Münih-Roma arasında müthiş bir heyacan fırtınası başlıyor… Şu soğuk kış gecesinde çayınızı, kahvenizi kapıp gelin… Sizler de hazırsanız işte başlıyoruz…

  • Papa 2.John Paul’e “Vatikan Bankası”satışı, Vatikan’ın kara para, silah ve uyuşturucu kaçakçılığındaki yerini sorgulamaması için “en ağır şekilde” bir mesaj iletilmesi GLADİO’nun Brüksel ve Pentagon’daki “üst yönetim konseylerinin” ortak kararı olarak alınmıştı…
  • Yazı dizimizin 4.bölümünde de belirttiğimiz gibi bir önceki Papa’nın görevindeki 33.günde GLADİO tarafından ortadan kaldırılışı zaten kamuoyunda pek çok soru işareti yaratmıştı. O nedenle Papa 2.Jean Paul ölmeyecek ama yararlanacağı bir suikast ile “mesajı” alacaktı…
  • GLADİO’nun Avrupa’da saha tecrübesi yüksek olan ve kadroları bu işi yapabilecek donanımda 2 ülkesi vardı. İlki İtalya ikincisi ise Türkiye…
  • Vatikan’ın İtalya içerisinde bağımsız bir Cumhuriyet olması ve bazı ilişkiler ağının deşifre olma riskinin var olması nedeni ile İtalya GLADİO’su devreden çıktı… Bu büyük ihale “TÜRK GLADİO’suna” kalmıştı…
  • Papa 2.Jean Paul’e suikast kararının alınırken GLADİO Türkiye’yi terörize etme ve darbeye hazırlama misyonu çerçevesinde eylemlerini her gün arttırarak sürdürüyordu. Bu eylemlerden bir tanesi de Türkiye’de de 1 Şubat 1979 günü gerçekleşti…
  • Milliyet Gazetesi’nin efsanevi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi aracında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti…

  • Ve Türkiye Mehmet Ali Ağca ismini ilk kez bu suikast ile duydu… Çok değil bir kaç yıl sonra bu ismi tüm Dünya ezberleyecekti…
  • Peki kimdi bu Mehmet Ali Ağca? Mehmet Ali Ağca o dönem MHP ve ülkücü camia ile çok grift ilişkiler kurmuş olan Abdullah Çatlı liderliğindeki yaklaşık 30-35 kişilik ekibinden oluşan TÜRK GLADİO’sunun “Vurucu Kanadının” iç çekirdeğinde yer alan bir isim değildi…
  • Mehmet Ali Ağca, “Türk Gladio’su” içerisinde “2.halka” olarak anılan ve iç çekirdekteki Çatlı ve ekibinin plan, program ve ilişkileri dahilinde kurguladıkları eylemleri uygulayan “tetikçi” kadrosunda yer almaktaydı…
  • Ancak Ağca bu zamana dek bu denli önemli bir görev için talimat almamış, böylesi önemli bir eyleme de imza atmamıştı… Ortada bir tuhaflık vardı…
  • Ağca’nın yakalandıktan sonraki hali de son derece ilginçti.. İlk kez bu denli büyük bir eyleme imza atmış birisi gibi durmuyordu… Çok rahattı… Ama asıl ilginçlik ifade vermeye başlayınca ortaya çıkacaktı…
  • Ağca ilk ifadesinde cinayet silahı ile sağ ön camdan 4 ya da 5 el ateş ederek İpekçi’yi öldürdüğünü söylerken, silahı da cinayet sonrası denize attığını belirtiyordu. “Hiç bir örgüt ile bağım yok” diye de özellikle ifade ediyordu…
  • Ancak Ağca 2.ifadesinde farklı konuşuyordu… Bu kez araca sol ön pencereden 4-5 el ateş ettiğini söyleyen Ağca, silahı ise cinayetten sonra Ülkü Ocakları’ndan Mehmet Şener’e teslim ettiğini belirtiyordu…
  • Zira Ağca 4-5 el ateş ettiğini ve eylemi tek başına planlayıp işlediğini söylerken, olay yeri inceleme araç içerisinde 11 boş kovan bulmuştu… Nihayet Ağca 4.ifadesinde “Olay yerinde benimle birlikte Oral Çelik de vardı, bizi arabada Yavuz Çaylan bekliyordu” şeklinde ifade verir.
  • Ancak bu kez de Ağca’nın ifadesinde bir başka bölüm değişmiştir… Ağca cinayet sonrası silahı Mehmet Şener’e vermediğini arabadan attığını ifade eder…
  • Ağca’nın birilerini korumaya çalıştığı açıktır ama kimi? Ağca bu yanıltıcı ifadeler ile polislerin dikkatini sürekli farklı noktalara çekerken Oral Çelik ve Mehmet Şener çoktan yurtdışına kaçmıştır… İpekçi infaz edilmiş, TÜRK GLADİO’sunun kurmay kadrosu yurt dışına çıkmıştır.
  • Ama asıl önemlisi bu olay ile birlkte kendisinin farkında bile olmadığı biçimde Çatlı ve Türk Gladio’sunun “iç halkası” Mehmet Ali Ağca’yı test etmiştir…
  • Mehmet Ali Ağca testi geçmiştir… Mehmet Ali Ağca’yı keşfeden ise Türk GLADİO’sunun “Malatyalılar” kanadının lideri ve lider Çatlı’nın sağ kolu olan Oral Çelik’tir…
  • Oral Çelik ile Ağca Malatya’dan okul arkadaşıdır… Çok üst derecede silah kullanamasa da Ağca’nın iyi kamufle olma, profesyonelce yalan söyleme ve insan psikolojisini manipüle etme özellikleri çok üst düzeydedir… Ayrıca Ağca aşırıcı hatta ürkütücü bir soğukkanlılığa sahiptir.
  • Ağca Selimiye Cezaevi’ne konulur… Burada askeri savcı nezaretinde kardeşi ile görüşür… Görüşme esnasında kardeşi Malatya’da bir başkomiserin annesine eziyet ettiğini söylediği zaman “Söyle o başkomisere 1981’de çıkıp onun anasını belleyeceğim” der… (ifade Ağca’ya ait)
  • Askeri Hakim şoktadır…”Sen iyi misin? Adam öldürdün bu işin sonu idam. Sen 1981’de çıkacağım deyip tehdit savuruyorsun” dediğinde gayet rahat biçimde arkasına yaşlanır ve “Sizin vereceğiniz ceza bana yetişmez. Siz hakkımda ceza verdiğiniz zaman ben burada olmayacağım” der…
  • Kısa süre sonra Ağca, sağcı mahkumların yattığı Maltepe Cezaevi’ne naklini isteyen bir dilekçe verir… Ardından çıktığı ilk mahkemede “Bütün bağlantıları mahkeme sonunda açıklayacağım” der… Çatlı ve ekibi mesajı almıştır…
  • Plan yapılır ve Mehmet Ali Ağca, er Bünyamin Yılmaz’ın kendisine getirdiği asker kıyafeti ile Maltepe Cezaevi’nden kaçırılır… Organiazasyonu bizzat Çatlı yapmış ve uygulamıştır… Firar sonrası Ağca bir süre Çatlı tarafından saklanır…

Peki Türk GLADİO’sunun lideri olan ve acımasızlığı ile bilinen Çatlı kendisi ve iç yapı hakkında bu kadar çok şey bilen ve mahkemede “konuşma” imasında bulunan Ağca’yı infaz etmek yerine hapishaneden kaçırıp saklamıştır? Çünkü ÇATLI’nın Ağca ile ilgili başka planları vardır…

  • Türk GLADİO’sunun “Vurucu Kanadının” tepesindeki isim olan Çatlı bir yandan ülkeyi ülkücüler üzerinden terörize ederken bir yandan da hem sağ hem sol örgütlere silah ve mühimmat sağlayan silah kaçakçılarının irtibatta olduğu isimdi…
  • Ve o dönemde “küresel çapta” “küresel odaklar” ile bağlantılı olarak iş yapan 2 Türk kaçakçı vardı: Abuzer Uğurlu ve Bekir Çelenk… Bu 2 isim uluslararası silah ve uyuşturucu ticaretinin en önemli baronlarından ikisiydi…
  • İşte Çatlı “küresel güçlerin” TÜRK GLADİO’suna verdiği büyük ihale olan Papa suikastının kendilerince yapılacağını bu ikili vasıtası ile öğrendi…
  • Ancak Türk GLADİO’sunun vurucu kanadının hem beyni hem de lideri konumunda olması nedeni ile eyleme ÇATLI’nın isminin hiç karışmayacağı söylenmişti… İşte o zamandan beridir de gözü Ağca’daydı…
  • Ağca değişik bir kişilikti… Az önce saydığımız gibi profesyonelce yalan söyler, çok iyi kamufle olur ve insan psikolojisini üst düzeyde manipüle edebilirdi. Ama Çatlı bu önemli işte onu yalnız bırakamazdı. Sağ kolu ve “herşeyim” dediği Oral Çelik bu eylemde Çatlı ile olacaktı.
  • Ama Oral Çelik değil Ağca yakalanacak ihale tek başına Ağca’ya kalacaktı. Ağca’nın en büyük hayali “Dünyanın en önemli teröristi” unvanını almaktı.. Çakal Carlos onda bir takıntı halindeydi. “Ondan daha büyük bir terörist olacağım diyordu” Çatlı bu zaafı keşfetmişti…
  • Çatlı, Ağaca ile firardan sonra birlikte girdikleri günlerde Ağca’ya bir “ön bilgilendirme” yaptı… Ve sonrasında Ağca yasadışı yollardan İran’a kaçırıldı…
  • Tesadüfe(!) bakın ki, Ağca’nın İran’da bulunduğu günlerde Türk GLADİO’sunun vurucu kanadının önemli isimlerinden birisi olan İsa Armağan da İran’daydı…
  • Ağca İran’da 80 gün geçirdi… Bu esnada Çatlı, Nevşehir Emniyet Müdürlüğü’nde Ağca için sahte pasaport hazırlatıyordu… Bu 80 günlük İran “gezisi” tamamlandığında Ağca’nın Faruk Özgün adına 11 Temmuz 1980 tarih, 136635 sayı numaralı yepyeni bir pasaportu vardı…
  • Ağca’nın artık bir an önce Avrupa’ya geçmesi gerekiyordu. Pasaportu Türkiye içerisinde alması için Çatlı ve ekibi ile buluşması riskliydi..
  • Ağca yine yasadışı yollardan ve -hatta bir Hintlinin pasaportu ile- Bulgaristan’a geçer… Dönüşü olmayan, tehlikeli yolculuğa başlamıştır artık…
  • Ağca’nın Bulgaristan’a geçişi esnasında Kapıkule sınır kapısında yaşanacak en ufak bir prüz bütün planların daha başlamadan bitmesi demektir…
  • Ağca’nın Papa suikastına kadarki dönemde yaşayacağı “bol paralı” ve “lüks” içindeki hayatı Sofya’nın en lüks ve prestijli oteli Vitoşa’ya yerleşmesi ile başlar…
  • Ağca Sofya’ya gelmiş, otele de yerleşmiştir ama hala tedirgindir. Zira kendisine “hazır olduğu” söylenen sahte pasaportu hala gelmemiştir… Ağca’ya pasaport Ömer Mersan getirecektir…
  • Peki kimdir bu Ömer Mersan? Ömer Mersan yıllarca dünyaca ünlü kaçakçı Abuzer Uğurlu ve kardeşinin yanında çalışmıştır… Daha sonra ise Federal Almanya’ya yerleşmiş ve burada “Vardar Export” isimli firmada çalışmaya başlamıştır…
  • Ömer Mersan Federal Almanya’ya yerleşse de Abuzer Uğurlu ile sıkı bağlarını hiç koparmamış ve sürekli temas halinde olmuştur…

Bu arada 27 Ağustos 1980 tarihinde Osmanlı Bankası Taksim Şubesi’nden turist dövizi alınır, 5000 TL rüşvet ile çıkış damgası sağlanır…(Aman atlamayalım:))

  • Ömer Mersan kendisine ulaştırılan pasaportu Vitoşa Otel’de Ağca’ya teslim eder, tabii bir miktar da para ile birlikte…
  • Abuzer Uğurlu askeri mahkemeye verdiği ifadesinde cezaevinden tanıdığı Doğan Yıldırım’ın kendisini arayarak Sofya’daki paraya ihtiyacı olan “Metin” isimli bir arkadaşına para yardımında bulunmasını istediğini,
  • Kendisinin de o esnada Sofya’da bulunan Ömer Mersan’ı arayarak kendilerinin “Metin” olarak bildikleri Mehmet Ali Ağca’ya para vermesini söylediğini, kendilerinin Ağca’yı daha önce tanımadıklarını ve sadece “Metin” adı ile para verdiklerini beyan eder.
  • Yine Ömer Mersan da ifadesinde Ağca’yı tanımadığını Metin olarak bildiğini ayrıca parayı da Vitoşa Otel de değil Park Otel’de teslim ettiğini söyler…
  • Mersan da pasaport işinde topu taca atmaktadır… Ama Ağca ile ilişkileri konusunda kayıtlar Abuzer Uğurlu ve Ömer Mersan gibi konuşmamaktadır…-

Biz tekrar dönelim Almanya’da Ömer Mersan’ın çalıştığı Vardar Export şirketine… Öncelikle bu şirket çok “kritik” ve kilit önem taşıyor bunu da buraya not ederek devam edelim…

  • Bu Vardar Export’un sahibi kimdir? Selami ve Bekir Gültaş… Peki bu Selami ve Bekir Gültaş’ın en önemli özelliği ve servet kaynakları nedir? Yıllarca Ömer Mersan’ın emrinde çalıştığı Abuzer Uğurlu ile birlikte ortak elektronik eşya kaçakçılığı yapmaları…
  • Hani bakın demiştik ya “Kayıtlar Abuzer Uğurlu ve Ömer Mersan gibi söylemiyor” diye… Bakınız dostlar Ağca, İtalya’dan Tunus’a geçmeden hemen önce Almanya Münih’de 3 telefon numarasını arıyor…
  • Ağca’nın aradığı 089-530489 ve 531070 numaralı telefonlar nereye ait dersiniz? Doğru tahmin ettiniz: Vardar Export’un Münih merkezi… Peki kimle konuşmuş Ağca? Kendisini “tanımayan” Ömer Mersan ile…

Bu arada Ağca’nın Bulgaristan’a geçişi için özellikle devreye giren isim de Abuzer Uğurlu… Uğurlu o dönem yasadışı yollardan istediği kişiyi yahut malı gümrüklerden sokacak güce sahip… Gümrükler adeta Abuzer Uğurlu’ya bağlı…Bunu da ekleyelim…

  • Demiştik ya Ağca Sofya’nın en lüks oteli olan VİTOŞA’ya yerleşti diye… 911 numaralı odada Ağca kalırken otelin 1073 numaralı odasında aynı günlerde ilginç bir isim kalıyor:Uluslararası silah kaçakçısı, ülkücü Bekir Çelenk..
  • Bekir Çelenk Dünya çapında bir silah kaçakçısı ve küresel çapta iş yapıyor… “Küresel güç odakları ile” derin ilişkilere sahip. Ve aynı günlerde Ağca ile VİTOŞA OTELİ’nde kalıyor…

Biz tekrar dönelim şu meşhur ve kritik “Vardar Export” şirketi ve ilginç, çarpıcı ilişkiler ağına… Sene 1979… İskenderun Yaylabağ ilçesinde Suriyeli bir kaçakçı yakalanır. Adamson adındaki bu Suriyeli kaçakçısı ilk başta “sıradan bir kaçakçı” olarak görülür…

  • Bu Suriyeli kaçakçı Adamson’un üzerinden 300 kişilik şifreli bir isim ve adres defteri çıkınca işler gizemli bir hal almaya başlar…
  • Listedeki isim ve adreslerden birisini tabii tahmin ettiniz: “VARDAR EXPORT” ve sahiplerinden Selami Gültaş…
  • Bu Suriyeli kaçakçı Adamson’un defterindeki şifreli isimlerden birisi ise ünlü silah kaçakçısı Henry Arslanyan…
  • 1983 yılında Zurich’te yakalanan Türk silah kaçakçısı Mehmet Cantaş’ın defterinde de bu ünlü silah kaçakçısı Henry Arslanyan adı vardır… “Kaçakçı kaçakçıyı tanıyacak tabii” demeyin hemen, kazın ayağı öyle değil ilişkiler bitmiyor ki…
  • Peki bu İsviçre Zurich’te yakalanan silah kaçakçısı Mehmet Cantaş kimdir? Mehmet Cantaş, Abuzer Uğurlu’nun silah kaçakçılığı işinde en önemli ortaklarından birisi…
  • Peki hepsi bu kadar mı hayır… Bu Mehmet Cantaş aynı zamanda Ağca ile VİTOŞA OTELİ’nde birlikte kalan kaçakçı Bekir Çelenk’in de iş ortağı…
  • Bunları üst üste koyduğumuzda ortaya Çatlı-Oral Çelik’ten başlayıp Abuzer Uğurlu-Ömer Mertsan-Bekir ve Selami Gültaş-Henry Arslanyan-Mehmet Cantaş ve en son VİTOŞA OTEL’de Bekir Çelenk’e uzanan bir büyük yapbozun parçalarının tamamlanarak Ağca’ya çıkan yolu görüyoruz…
  • Yukarıda saydığım isimler Ağca’nın lüks hayatının ve “büyük ihalenin” bedelini üstlenen, her türlü ilişkisini bu ihalenin başarısı için kullanıma açan büyük bir “Uluslararası Suç Konsorsiyumudur”…
  • Ve bu ilişkiler ağı içerisinde “Büyük İhale” Vitoşa Otel’de Bekir Çelenk tarafından Ağca’ya bizzat tebliğ edilir ve detaylar konuşulur…
  • Ağca “Çakal Carlos’tan daha büyük olma” ve İslam’a hizmet hayalleri ile düşünmeden kabul eder ve zaten bilmektedir ki reddetme gibi bir şansı yoktur, böyle bir şeyin sonu infazıdır…
  • Ağca dönülmez yola girerken Türk GLADİO’SU sınırlarını aşıp dünya premierini yapmak için hazırlıklara başlar… Kum saati hem Papa hem de TÜRK GLADİO’su için akmaya başlamıştır…

Sabredip okuyan, bizimle olan dostlarımıza selam olsun… GLADİO serimizin 5.bölümünü burada bitirirken, ne diyoruz her floodumuzun sonundaki gibi”Taktirleriniz beğenilere,beğenileriniz RT’lere yolculuk etsin”

Özellikle PAPA SUİKASTİ konusunda dostlarımıza en detaylı ve doğru bilgileri vermek için farklı kaynakları tarayarak çalışsak da ana kaynağımız olarak rahmetli Uğur Mumcu’nun “PAPA-MAFYA-AĞCA” kitabını başucu kitabımız yaptığımızı belirtir aziz hatırası önünde saygı ile eğiliriz.

Bu Konu, Celal Eren Çelik @yazparov Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir