Atatürk Din Düşmanı mıydı?

Atatürk dönemi için, “İslam’ın yasaklandığı dönem” yakıştırması yapanlara yanıt olması için, bir bilgisel / flood geliyor. Retweet yapalım.

  • Milleti yaşatan en ana unsur, dilidir dedik. Bu yüzden bir milleti vurmak için evvela dilini hedef alırsın. Tarihimizde de bu olmuştur.
  • Osmanlı devleti zayıfladığı dönemde bu tip taarruzlara maruz kaldı. Bunların en önemlisi “yabancı okullar” sorunudur. Şimdi dikkat.
  • 1800’lerin ortalarından itibaren Anadolu’da “American Board of Commissioners for Foreign Missions” teşkilatının tam 150 okulu kuruldu.
  • Tarsus, Merzifon, Harput, Sivas, Adana… Anadolu’nun ücra yerlerinde tam 150 Amerikan okulu kuruldu. Hepsinin bir amacı vardı.

  • Okulların hepsi yabancı dille eğitim veriyor, hepsinin öğretmeni yabancı, müfredatı Osmanlı eğitim bakanlığı değil kendileri belirliyor.
  • Okullarda görev alan öğretmenlerin çoğu Amerikan ajanı, misyoner… Hepsi belirli görevler için Anadolu’ya sızdılar. Hem de yıllarca.
  • Peki görev? Bir tanesini söyleyeyim. Yozgat’taki Amerikan okulu, köyleri basıp insanları katleden Ermeni militanların ana üssüydü.
  • Birinci Dünya Savaşı bittiğinde 150’yi aşkın Amerikan okulunda binlerce öğrenci eğitim alıyordu. Ta ki… Atatürk dönemine kadar!
  • Osmanlı’nın tamamındaki Amerikan okulu sayısı kaçtı: 426! Üstelik 17 Misyoner merkezi, 9 da Amerikan hastanesi vardı.
  • Lozan imzalandığında, bu okulların 7 tane hariç hepsi kapatıldı. Okullar milli eğitime devredildi. 7 okul hariç tüm ajanlar defedildi.
  • Atatürk dönemi işte budur. Hristiyan misyoner okullarını kapatıp ajanlarını kovmaktır. Fakat ABD bu okulları yeniden açmak istemiştir.
  • Şimdi, Lozan’da ABD yoktur. Dolayısıyla ABD Türkiye’yi bir devlet olarak geç tanımıştır. İlk büyükelçi 1923’te değil 1927’de gelmiştir.
  • Joseph C. Grew, 18 Eylül 1927 günü İstanbul’a geldi. Gelir gelmez kapatılan okulların yeniden açılması için talepte bulundu.
  • Büyükelçi Grew dışişlerinin 1925’te okulların açılması için talepte bulunduğunu ve 2 yıldır cevap verilmediğini içeren bir nota verdi.
  • Büyükelçi gelir gelmez neden okulları açmak istiyor? Çünkü Türkiye’yi Amerikancı bir memleket haline getirmek muazzam bir fırsat bu.
  • O okullarda, Amerikan kültür emperyalizmi altında büyüyen Türkler on sene sonra “desteklenerek” yönetime getirildiğinde neler olurdu?
  • ABD Dışişleri Bakanı Kellogg 8 Kasım 1927’de Grew’ya mektup gönderiyor. “Sorunu ABD hükümetini işe karıştırmadan çöz” talimatı veriyor.
  • Kellogg bu talimatı veriyor çünkü Türkler’in tehlikeyi fark etmesini istemiyor. İşin ardında Amerikan devletinin görünmemesi gerekiyor.
  • İki ay sonra Ocak 1928’de Bursa’daki Amerikan Kız Lisesi’nde bir öğrencinin Hristiyan olduğu ortaya çıkıyor. Yer yerinden oynuyor.
  • Okulun öğretmen görünümlü misyoneri Edith Sanderson önce bir ardından iki kızı hristiyan yapıyor. Bu olay “bir şekilde” ortaya çıkıyor.
  • “Bir şekilde” diyorum çünkü öğrencilerin günlükleri olaylardan önce çalınıyor. Bu bilgiler orada yazılı. Yani birileri “deşifre” etmiş.
  • Peki birilerinin “İslamı yok etmek için çabaladı” dediği Atatürk yönetimi ne yapıyor? Okulu kapatıp, öğretmenlere soruşturma başlatıyor.
  • Büyükelçi Grew derhal ABD’ye telgraf gönderiyor. “Türkler kapanan okulları açmak bir yana, kalanları da kapatacak” diye yazıyor.
  • Sormak lazım. Bu nasıl “İslam düşmanı bir yönetim” ki eğitim görünümlü misyoner okullarını kapatıyor? Amaç ne, maksat ne?
  • Bunun üzerine Büyükelçi Grew soruşturmaların sonlanması için Dış işleri bakanı Rüştü Aras’a gidiyor. Peki bakan ne cevap vermiş?
  • Rüştü Aras “Bağımsız Türk mahkemelerine karışamayız” şeklinde yanıt veriyor. Ve ekliyor: Kapatılan Bursa Amerikan Okulu açılmayacak!
  • Büyükelçi Grew bu süreçte hem Başbakan İnönü hem de Milli eğitim bakanı Mustafa Necati Bey’le defalarca görüştü. Sonuç alamadı.
  • Mart 1928’de Arnavutköy’deki başka bir Amerikan okulunda iki öğrenci sınıftaki Türkiye haritasının sınırlarını değiştirdi.
  • Bu iki öğrenci derhal okuldan atıldı. Grew bunun üzerine ABD’ye yeni bir mektup yazdı. Dedi ki: Mani olmak başımızı derde sokar!
  • Bu arada, haklarında soruşturma açılan Bursa Amerikan okulundaki üç öğretmen hakkında Nisan 1928’de karar verildi.
  • Üç öğretmen hakkında sembolik 3 günlük hapis cezası ve 3 lira para cezası verildi. Bursa Okulu kesin olarak kapatıldı.
  • Büyükelçi Grew bu olaylardan sonra “Türkiye’nin Osmanlı gibi kapitülasyonlar vermediğini” kabul etmiştir. Bakınız bu çok mühimdir.
  • Amerikalılar, Osmanlı hudutlarında 450 okul ve 17 misyoner merkezi açmıştır. Ama Türkiye’deki bir okulu koruyamamışlardır.
  • Büyükelçi Grew Türkiye’nin Osmanlı gibi “taviz veren” bir ülke olmadığını bizzat deneyimlemiş ve durumu ABD’ye bildirmiştir.
  • Büyükelçi Grew kendisine taviz vermeyen Millî Eğitim Bakanı Necati Bey için “kültürü az, kaba tipli biri” demiştir. Bakınız işin özü bu.
  • Batı’nın gözünde taviz veren “uygar, kültürlü, nezih” biridir. Memleketi savunmak için taviz vermeyen ise “kaba ve kültürsüz” biridir.
  • Sonuç: Atatürk dönemi taviz falan vermemiştir. Batı’ya ve emperyalizme kapı gibi direnmiştir. Misyoner okullarını kapatmıştır.
  • Şimdi soruyorum. Hangi İslam düşmanı 150 adet misyoner/casus bulunduran yabancı okulu kapatmıştır. Cevap bekliyorum.
  • Son olarak… Büyükelçi Grew “Turbulent Era” isimli anı kitabında olaylardan bahseder. Meraklısı, edinip okuyabilir.

Yazar; CON SINOV‏

1
Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
1 Yorum Konuları
0 Konu cevapları
0 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En sıcak yorum dizisi
0 Yorum yazarları
Atatürk dönemin’de İslami kanunlar bırakılıp gâvurların kanunları mı alındı? – Mutlaka Oku | Flood | Bilgiseli Son yorum yazarları
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
trackback

[…] Atatürk dönemi ‘İslam’ın yasaklandığı dönem’ yakıştırması yapanlara yanıt! […]