Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Yeni Garip Dünya! Olmak suç, onlar gibi olmamak suç olmuş!

Eskiden yaşamanın kolay olduğunu düşünürdüm. Hiç aklıma gelmezdi; düşünmeme bile izin vermeyen bir toplumda nefes almaya çalışacağım. Tahammül edemeyeceğim fırtınaların hayatımın normal esintileri haline geleceği.

  • İnsan gerçekten her şeye alışabiliyormuş. Eskiden bir insanın ölümünü bile aklım alamazken; ölümün kumsalda ayaklarımı yalayıp geçen dalgalar gibi sinsice yakınlığı, olağan geliyor artık. Ki bu sadece bana değil koca bir topluma aynı hatta bundan daha basit bir anlam ifade ediyor.
  • Mesela; Kahramanlıklar artık daha değersiz, destanlar hiç olmadığı kadar yapay, güvensizlik ve nefret ahkam kesmeye başlamış her köşebaşında.
  • Eğitim kendi özünden çıkıp silah olmuş. Katil zihinlere hizmet eden bir silah. Adalet objektif olmak yerine subjektif yargılarla hareket eden bir intikam aracı olmuş.
  • Silahlı güçler mafya perspektifinden insanlara yaklaşıp yargıya muhtaç olmayan infazlarla halka hizmet etme yoluna girmiş. İfadenin özgürlükle olan bağı çoktan kopmuş sıra düşüncenin özgürlükle olan bağını koparmaya gelmiş. Ve bunları yapan vicdan kaybına uğramış “kişiler” gerçekten çok yol kat etmiş.

Çok fazla çocuk ölmüş. Nöbet tutarken, çarşıda yürürken, otobüste giderken, otobüs beklerken, maçtan çıkarken hatta gece kardeşiyle yatağında uyurken… Çok fazla beden savrulup veda etmiş. Geride kalanlar ise ağlamaktan, ağıt yakmaktan korkmuş ve acılarını içinde yaşamak zorunda kalmış.

  • Çok fazla öğrenci öğretmensiz kalmış. Çok fazla çocuk yetim veya öksüz; çok fazla anne evlatsız; çok fazla ev babasız; çok fazla insan devletsiz kalmış…

İnsanlar kendilerini sözle ifade edemezken, giydikleri kıyafetler bile tokatlara, tekmelere, küfürlere, hakaretlere sebep olmuş. Kendini “kahraman” olarak ifade eden tişörtler, cezaevlerinin tek yönlü anahtarı olmuş. Konuşmak suç, konuşmamak suç… Giyinmek suç, giyinmemek suç… Olmak suç, onlar gibi olmamak suç olmuş…

  • Anayasalar, halkı koruyan ortak irade olmaktan çıkmış; marjinal bir grubun kabul ettiği ve bu grubun menfaatlerine dayanak sağlayan basit değersiz kitapçıklar olmuş.

Din, kitleleri kontrol altında tutmak için kullanılan bir siyaset malzemesi olmuş. İçinde yaşamanın kutsallığı ve tevazusu, gösteriş yapmanın sağladığı sosyal imtiyazlara yenik düşmüş. Hz. Muhammed’in anlattığına inandıklarını söyleyenler, yalanlar üstüne yeni bir din kurmuş. Yasanın ve İslamın meşru görmediği; yalan, hile, rüşvet, hırsızlık, zulüm, eziyet ve işkence bu yeni dinde meşru karşılığının içine sığınmış.

  • İnsanlar birbirlerinin kanına susamış. Nefretin körlüğü, insan olmanın anlamını sorgulatmış.
  • Kişiler, paranın her şeye egemen olabileceğine inanmış. Birkaç dönüm zehir tüten arazi için binlerce yıl meyve veren ağacı satmış.
  • Ve ne yazık ki bütün bunların doğru olduğuna inanmış. Vicdanını, belki de bununla sessiz bırakmış.

Anlatılacak çok fazla hikaye, ifade edilecek çok fazla fikir var. Maalesef mesele, bunları birilerinin beğenip beğenmemesi olmuş. Fakat sözler ifade edenin duygularıyla bağ kurar. Hoşnut etmek için söylenen söz doğrulukla olan illiyet bağını yitirir. Bunu anlamak veya bunu anlatabilmek…

İşte asıl mesele bu olmalı değil mi sizce?

Fakat bunun tam tersi olmuş…

Bu Konu, oozzyuurtt @oozyuurrtt Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, oozyuurt.wordpress.com sitesindeki bir paylaşımından alıntıdır…

Güncelleme: 10 Eylül 2017 — 20:00

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |