Sultan Vahdettin hain miydi? (‘Atatürk’e Ölüm Fetvası’)

Vahdettin’in “Mustafa Kemal’i durdurun” emri. Damat Ferit’in “Milliyetçilik” adı altında fitne çıkartanların cezalandırılacağına dair beyannamesi. ATATÜRK VE ARKADAŞLARININ KATLEDİLMELERİNİ EMREDEN FETVA. Lütfen retweet yapalım. “Belge nerde belge?” diyenlere ulaştıralım.

  • Her geçen gün daha fazla taraftar toplayarak çığ gibi büyüyen milli hareketin yeni bir siyasi ve askeri güç haline gelmesi, başta İngilizler olmak üzere Vahdettin ve Damat Ferit Hükümetini rahatsız ediyordu.
  • Özellikle hükümet cephesinde Anadolu’da ki milliyetçilere tepki o kadar büyümüştü ki; Adalet Bakanı Yunan ordusunun muvaffakiyeti için dua edilmesini istiyor, Eğitim Bakanı okul kitaplarındaki Türk kelimesini Osmanlı kelimesiyle değiştirtmeye çalışıyordu.
  • 11 Nisan 1920 tarihli Takvim-i Vekâyi gazetesi İstanbul’un Mustafa Kemal ve milliyetçilere “Padişah Hatt-ı Hümayunu”, “Damat Ferit Hükümeti Beyannamesi” ve “Şeyhülislam Fetvayı Şerifesi” olmak ve birbirini tamamlamak üzere üç koldan saldırı başlattığını gösteriyordu.
  • Daha önce İttihatçı ve Bolşevik ilan edilen Atatürk ve arkadaşları şimdi de anayasa ve kanunlara karşı gelen, Padişah ve Halife’ye isyan eden, ülkenin iç huzurunu bozan, ülkeyi parçalamak isteyen kişiler olarak suçlanmışlar ve katledilmeleri istenmişti.
  • Şüphesiz ki bu saldırıyla, Anadolu halkının dinî hassasiyeti ve Halife’ye olan bağlılığından yararlanılıp Millî Mücadele’nin İslam dinine karşı bir hareket olduğu iddia edilerek, Mustafa Kemal ve beraberindeki milliyetçileri yalnız bırakma amacı güdülmüştü.
  • Bütün bunların İngilizlerin onayından geçmeden yapılması elbette mümkün değildi. Damat Ferit, 8 Nisan 1920’de İngiliz Yüksek Komiserliğine gitmiş, milli hareketi bastırmak için başa geçtiğini belirtmişti.
  • Yayınlanacak ferman ve fetvaları iki uçakla Anadolu’ya hatta Hindistan’a dağıttırmak için Yüksek Komiser De Robbeck’ten yardım isteyen Damat Ferit, İngilizlerin onaylayacağı şekilde çalışmaya hazır olduğunu ancak bazı siyasi düşmanlarından kurtulması gerektiğini ifade etmişti.
  • İngilizler, Hükümetin yayınladığı beyanname ile özellikle Şeyhülislâm Dürrîzâde’nin fetvalarından oldukça memnun kalmışlardı. İngiliz Yüksek Komiseri Amiral De Robeck, fetvayı tercüme ettirmiş ve bir nüshasını da Londra’ya İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a göndermişti.
  • Fetvanın Anadolu’ya duyurulması görevini İngiliz konsolosları ve Rum-Ermeni teşkilatı üstlenmişti. Ayrıca Yunan uçakları Anadolu semalarında dolaşarak fetva yazılı kağıtları dağıtmaktaydılar.
  • Bu durumdan hiç hoşnut olmayan Mustafa Kemal başta olmak üzere Kuvayi Millîye hareketinin ileri gelenleri, Şeyhülislam Dürrizade’nin fetvasına karşı en etkili tedbirin, bir karşı fetva yayınlama yoluyla alınabileceğine karar vermişlerdi.

Belgelere geçelim:

  • Vahdettin, ÜLKEDE DÜZELMEKTE OLAN SİYASİ HAVANIN milliyet adı altında yapılan karışıklıklarla tekrar bozulduğunu söyleyerek Atatürk ve arkadaşlarının durdurulmasını istiyor. İşte belgesi:

  • Vahdettin’in burada hangi çerçeveden bakarak düzelmeye başlayan bir siyasi havadan söz ettiğini anlamak oldukça zordur. Zira Hatt-ı Hümayunun yayınlandığı günlerde hem devletin merkezi durumundaki payitaht İstanbul, hem de Anadolu işgal altındaydı.
  • Türk halkı Yunan zulmü altında eziliyor, yaşlı çocuk demeden katliamlar yapılıyor, köyler yakılıyor, kadınlarımızın ırzına geçiliyordu. Vatanını seven, bununda ötesinde içinde bir nebze insanî duygular barındıran bir Padişah için bundan daha vahim ne olabilirdi?
  • Böylesi korkunç bir duruma seyirci kalmayı tercih eden Vahdettin’e göre memleketin esas sorunu, Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki milliyetçilerin Anadolu’da başlatmış olduğu direniş hareketiydi.
  • Anadolu coğrafyası, eşi benzeri görülmemiş günlerden geçiyor, işgallere ses çıkartmayan Padişah’ın düşmanı yurttan kovmaya ant içen vatan evlatlarıyla mücadele ettiğine şahit oluyordu.
  • Vahdettin’in emrine riayet eden Damat Ferit yayınladığı beyanname ile “Milli Teşkilat’a” yani Atatürk ve arkadaşlarına destek verenlerin en ağır cezalara çarptırılacağını ilan ediyordu. İşte belgesi:

  • Beyannameden yola çıkan bazı cemiyet ve idareciler, halkı milliyetçilerden ayırıp Vahdettin safına çekmek için harekete geçmişlerdi. İskilipli Atıf’ın Teali-i İslâm Cemiyeti, “Anadolu’nun Muhterem ve Masum Ahalisi” başlığıyla yayınladığı beyannamenin sonunda bakın ne diyordu:
  • “Askerler! Bu kadar uyuduğunuz artık yeter, bu zalimlere alet olduğunuz artık kifayet eder. Padişahımız Halifemiz Efendimiz Hazretlerinin merhamet ve şevket kucağı size açılmıştır.
  • Hepiniz koşunuz, geliniz dünya ahret ve saadetini ihraz ediniz. İşte size ihtar eyliyoruz, Allah’ını, Peygamberini, Padişahını seven bu tarafa gelsin!”
  • Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi “Evlatlarım! …Size Zat-ı Şahâne’nin selâmını getirdim. Bundan böyle askerlik kalktı. Vergi alınmayacaktır.” diyerek Anadolu’daki askerlerin firar etmesini sağlamaya çalışıyordu.
  • Şeyhülislam ayrıca, Atatürk ve arkadaşlarının katledilmelerinin dînen farz olduğunu belirten beş fetva yayınladı. Bir değil, birbirini izleyen tam beş fetva. İşte belgesi:

  • Fetvaya göre Atatürk ve arkadaşları Padişah’a da itaatsizlik ediyor, devletin düzenini ve asayişini bozmak için uydurma ve yalan haberler yayıp halkı fitneye sevk ediyor ve ortalığı karıştırıyorlardı.
  • Birinci fetvanın hüküm kısmında, Yukarıda suç ve kötülükleri anlatılan bu asilerin öldürülmelerinin dinen meşru ve farz olduğu belirtilmişti.
  • İkinci fetvada ülkede savaşmaya gücü olan bütün Müslümanların halife etrafında toplanmalarının, yapılacak çağrılara ve yayınlanan emirlere uyarak Kuvayi Milliyeci denilen isyancılarla savaşmalarının dinî bir zorunluluk olduğundan bahsediliyordu.
  • Üçüncü fetvada Kuvayi Milliye’ye karşı savaşmazlarsa büyük suç işlemiş olacakları yazılmış, gerek bu dünyada en ağır ceza ile cezalandırılacakları ve gerekse ahirette en büyük azaplara uğrayacakları konusunda uyarılarda bulunulmuştu.
  • Dördüncü fetvada Kuvayi Milliye ile savaşmak için görevlendirilmiş askerlerin, asileri öldürdükleri takdirde gazi olacakları ve eğer asiler tarafından öldürülürlerse şehitlik mertebesine yükselecekleri açıkça belirtilmişti.
  • Beşinci fetvada ise Kuvayi Milliyecilerle mücadele etmek ve savaşmak için verilen Yüce emirlere uymayan Müslümanların günahkar ve suçlu sayılacakları ve şeriat yargılarına göre cezalandırılacaklarını ilan ediliyordu.
  • Sonra bu üç belge (Hattı Hümayun, beyanname ve fetva) görmüş olduğunuz üzere tek nüshada birleştirildi ve düşman uçakları ile Anadolu’da dağıtılmaya başladı. İşte düşman uçakları ile Anadolu’da dağıtılan bildiri:

  • Bütün bunlar işe yaramayınca Atatürk ve arkadaşları hakkında idam kararı alındı. Vahdettin bu kararı onayladı. İşte belgeleri:

  • İşte gördünüz. Gizli kahraman Vahdettin milli mücadele için ne kadar çaba göstermiş değil mi?
  • Bunun gibi onlarca belgeyi “Çarpıtılan tarihle hesaplaşma/ Vahdettin ve Mustafa Kemal” adlı kitabımda bulabilirsiniz.

Yazar; Ümit Doğan @tsumut71

Güncelleme: 4 Eylül 2019 — 20:22

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar