Korku Hikayesi ; Taş Köprü (‘Bana sen sebep oldun!’)

Gecenin ikinci korku hikayesi zinciri geliyor. Bu seferki hikayenin adı “Taş Köprü”. Uyuyan uyusun sabah okusun. Başlıyor!

  • Bu hikaye cinden çok bazı Balkan zincirlerinde anlattığım cinsten. “Mezarın kabul etmediğine inanılan” malum varlıklarla ilgili efendim.
  • Balkan köylerinden birinde geçiyor bu hikâye. Osmanlı zamanı. Kasabalarda sokaktan sokağa geçerken üç-dört dilin işitilebildiği zamanlar.
  • Önceleri yolu hayli işlek bir kasaba varmış. İçinden azgın nehirlerden birinin geçtiği ufak bir köymüş eskiden.
  • “Gül bade içelim bahar vaktidir. Hazır olun erler gaza vaktidir.” Der bir serhad türküsünde. Bahardan bahara Osmanlı’nın sefer zamanlarında.
  • Osmanlı’nın paşalarından birisi bu köye bir “cisr” (köprü) yaptırmış. Seferlerin yoğun olduğu vakit asker kollarının geçtiği yerlerdenmiş.
  • Köy seferden sefere zenginleşmiş olmuş kasaba. Taştan “Köprija”nın üstünden atlar, develer, arabalar geçmiş yıllar boyunca.
  • Seneler seneleri kovalamış, Viyana bozgunuydu, Nemçe Harpleriydi derken sınırlar değişmiş, her şey değişmiş. Kasaba da değişmiş.
  • Kasabanın yoluna kimsenin ayağı değmez olmuş, sapaya kalmış. Taş köprü adımlarla değil, tenhalıktan rüzgârla aşınır olmuş.
  • Kasaba dönmüş köye, hanelerin çoğu karışmış toprağa. Yine de bağlarıyla, bahçeleriyle geçimini sağlayan insanlar kalmış.
  • Köylülerin en zengini, bağların çoğunun sahibi bir aile. Köyü ayakta tutanlar bunlar. Çoğu insan bunların bağından ekmek yiyor.
  • Bağların sahibi ve ailenin başındaki kişi köyün beyi. Yaşı bir hayli var. Her sabah bağları geziyor, akşamına dönüyor evine.
  • Bir gün köprüden böyle geçerken köyün kızlarından bir bölüğe denk gelmiş. Yakınlarda bir köye düğüne gidiyorlar topluca.
  • Kızlardan birisi gözüne hoş görünmüş. Atının ardı sıra yürüyen kahyasına göstermiş kızı. Köyün öteki yakasında oturan bir ailenin tek kızı.
  • Aileye haber gönderip niyetini iletmiş. Beyden böyle bir haber gelince kızın babası düşüneceğini söylemiş. Ama aslında geçiştirmiş.
  • Kızını vermek istemiyor beye. Hani zengin falan ama gencecik yaşında nasıl gelin gider ona diye düşünüyor. Tek kızı, tek evladı neticede.
  • Hanımına açmış konuyu. O da adamla aynı kanaatte. Ne kadar zengin de olsa nihayetinde yaşı hayli geçkin beyin. Razı değiller.
  • Yine de soralım belki kız razıdır diye kızlarına sormuşlar. Kız da haliyle razı gelmemiş. Usulünce haber yollamışlar beye razı değiliz diye.
  • Bey de haber göndermiş: “Görücüler gelsin, isteyenin bir yüzü kara” diye. Kalkmış gitmiş görücüler köyün öte yakasına.
  • Adamcağız görücülere ne kendilerinin ne kızlarının razı olmadığını söyleyip savmış. İkinci kez bu kez hediyelerle falan çıkıp gelmişler.
  • Aile yine kabul etmemiş. Bu sefer bey de çıkıp gelmiş görücülerle. O da reddedilince bu sefer başka türlü sunmuş teklifini.
  • İşte ben buranın beyiyim, paşasıyım. Bu köprünün başına Al-i Osman zamanında kondurdu paşalar bizi, 12 bey kılıcını duvarımıza asmışız falan
  • Adamcağız beyin böyle çıkışması karşısında biraz çekinmiş ama yine de kabul etmemiş kızını vermeyi. Bey çıkıp gitmiş ama vazgeçmemiş.
  • Bu sefer köylüyü tehdit etmiş: “Sizi bu bağlardan sürüp çıkarıp yerinize adam bulsam sersefil kalırsınız!” diyerek. Aileye ricacı olmuşlar.
  • “Beyin gözü dönmüş. İstese adamla tüfekle kapınıza dayanır sürür götürür kızı. Bari düğünle alayla gitsin kızınız.” diyerek ikna etmişler.
  • Beye haber gitmiş, aile kızı verecek. Bey ne var ne yok saçmış. Atlar, ipekliler, atlaslar, çeyizler geçip gitmiş taş köprü üstünden.
  • Kız hiç sesini çıkarmamış. Ağladığını bile görmemişler. Az biraz yiyor içiyor, çoğunlukla susup oturuyormuş öylece.
  • Bir gün süsleyip püslemişler, allı pullu gelin etmişler. Al renk giyermiş eskiden gelinler. Köprüden davullu zurnalı düğün alayı geçmiş.
  • Kızıl alıp beyin konağına götürecekler öbür yakaya. Gelin en önde kırat sırtında. Arkada düğün alayı, çocuklar, çalgıcılar, çeyiz taşıyanlar
  • Gelin köprünün ortasına yaklaştıkları esnada atın dizginlerini çeken kahyaya: “İpek mendilimi düşürdüm” diyerek kalabalığın içine göndermiş.
  • Dizginler boşta kaldığı anda birden atı köprünün ortasına sürmüş. Bir sıçrayışta taşa çıkıp kendini azgın nehrin kollarına bırakıvermiş.
  • Aile perişan vaziyette. Bey çıldırmış. Adamlarını nehre salmış haber gelir gelmez. O da at sırtında peşlerinde, kızı arıyorlar.
  • O nehir köprü yapılmazdan evvel sayısız ailenin katiliymiş. Nehir boyunda, sazlıklarda günlerce kızın cesedini aramışlar. Nafile.
  • Bey demiş olacakla öleceğe çare bulunmaz kendi yaşayışına dönmüş. Aile perişan, bağırlarına taş basmışlar. Kasabada hayat normalleşmiş.
  • Balkanlarda nehir çok, köprü çok.Böyle hazin hikaye de çok neticede, ahali unutmuş gitmiş.Ta ki bir gece, bir grup genç köprüden geçene dek.
  • Bunlar köyün “bekriya” (sarhoş) takımı. Köyün sapasında işret yapıp gün ağırmadan hanlara, kaldıkları yerlere dönüyorlar bazen.
  • İşte yine bir gece işretten dönerken köprünün ortasında dikilmekte olan bir kadın görmüşler. Evli olanlar hanımlarından birisi zannetmiş ilk
  • Sonra kafalarında şimşek çakmış: “Bu vakitte kadın mı dolaşır ortalıkta? Burada bekleyen kim ki?” diye. Köprünün ortasına geldiklerinde
  • kadının allı pullu giysileri, ancak ıslak vaziyette olması hayli tuhaf gelmiş. Kadın yüzünü örten şalı çekince hayli ürkmüşler suretinden.
  • Hem oraya hem civar köylere yayılmış bu hikaye. “Köprünün orada allı kızıllı gelin dolaşıyor, insanlara görünüp korkutuyor” diye.
  • Bir gün akşam vakti adamın biri karısıyla katır sırtında geçiyormuş köprüden. Kadın katır sırtında, hamile. Köprü ortasında fenalaşmış.
  • Bir anda yere yığılıp çırpınmaya başlamış. Ağzı açık ama bağıramıyor. Boğazını tutuyor, çırpınıyor olduğu yerde.Adamın imdadını duyan gelmiş
  • Kadını omuzlayıp köprünün öte yanına taşıdıklarında kadın rahatlamış. Sonra kocasına kızmış: “Boğazıma bir kadın çöktü neden kurtarmadın?”
  • Bunlar şaşkın. Kadın falan görmemişler başka. Kadına bunu söyleyince: “Boğazıma çöktü, parmaklarıyla ağzımı tıkadı, al giysiliydi” demiş.
  • Hikaye yayılıyor. Taş köprüdeki gelin hamilelere de musallat oluyor, insana görünüyor diye. İnsanlar korku içerisinde.
  • Kimse geceye bırakmıyor işini, akşam olmadan evine dönmeye bakıyor. Tabi rivayetler çıkınca “niye birden bire türedi” diye soruyor herkes.
  • Balkan ahalisinin batıl itikatları meşhurdur. En son köprüde vuku bulan intiharı, cesedi bulunamayan gelini anımsıyor herkes.
  • “Beyin evlenmek isteyip hayatını çaldığı kız hortlamış” diye laf çıkıyor. Lakırdılar konağa dek giriyor. Bey hiç oralı görünmüyor.
  • Ama korkusunu da gizliyor. Bağları dolaşmaya gittiğinde işini erken hallediyor mesela. Ama dünya hali işte bir gün hayli geçe kalıyor.
  • İstese köyün öbür yakasına geçmeden handa kalır ama millete laf söz düşürmek istemediği için karanlığa rağmen atını köprüye sürüyor.
  • Köprünün ortasına dek geliyor, kimsecikler yok. Nehrin uğultusundan başka ses yok. Bir anda karşısında bir siluetin peyda olduğunu görüyor.
  • Hani yıldırım bir anlığına şavkır karanlık bir yerdeyseniz bir anlığına gündüz gibi olur.İşte öyle bir anda karşısında beliriyor allı gelin.
  • At çıldırıp beyi sırtından atıyor. Dörtnala varıyor köprünün öte yanına. Bey yerde çaresiz. Tepesinde gelin dikiliyor yüzü açık.
  • Suda kalmaktan bembeyaz olmuş bir siluet. Beyin burnuna çarpan çürük bir kokusu var. Saçları yapağı gibi olmuş.
  • Gözleri kuyu dibi gibi simsiyah. Tırnakları upuzun kararmış. “Bana sen sebep oldun!” diye gürlemiş birden. Bey yattığı yerden yalvarmış.
  • Kasabanın evleri köprüye bakan kısmında oturanlar sabaha dek beyin çığlık seslerini işitmişler, yalvarmalarını dinlemişler.
  • Yorganlarının altında tir tir titremiş insanlar. Konağa dek varmış sesler ama beyin adamları avludan çıkmaya korkmuş.
  • Sabah ezanına yakın ses kesilmiş. Ezandan sonra köprüye gitmiş insanlar. Giyiminden bey olduğunu tahmin ettikleri bir adamın cesedi varmış.
  • Giyiminden diyorum zira adam pek tanınacak vaziyette değilmiş. Apar topar toprağa vermişler ve bu beladan kurtulduklarını sanmışlar.
  • Yine bir sabah vakti bağa bahçeye dağıldıkları esnada köprü ortasında tek başına titreyen bir adam görmüşler. Oradaki hanın sahibiymiş.
  • Adam ezana yakın geçerken gelin yine görünmüş. Boğazına sarılmış: “Benim ölmeme sebep olanlar ölecek” dediğini duymuş hırıltıyla.
  • Böylece kasaba ahalisi, böyle bir varlıkla yaşamak yerine orayı terk edip başka başka taraflara savuşmakta bulmuşlar çareyi.
  • Kasaba eskisi köy olmuş virane, köprü olmuş harabe. Ama gelin gece saatlerinde yolunu şaşırıp oraya düşürenleri bekleyip durmuş öyle.

Bu flood da burada biter. Başka korkulu,tarihli floodlarda görüşmek üzere. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. İyi geceler efendim…

  • Bu da zincir üstüne bir Balkan türküsü. İyi geceler tekrardan… Muammer Ketencoğlu-Irmak da Kenarında Bir Kuru Meşe.

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Facebook video indir | Yorumlar Libros Gratis | Pdf Free Books Download |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x