Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Korku Hikayesi; Mezar taşıyla Gelen Musallat (“Gelme! Gelme!”)

Saat gece yarısını vurdu! Korku floodu başlıyor. Bu gece sizlere “Mezartaşıyla Gelen Musallat” adlı hikayeyi aktaracağım. Seneler önce Edirne’de dinlediğim bir memorattı. Toplaşın, başlıyoruz!

  • Mevzu 2000’lerin başlarında geçiyor, Edirne’de. Eski eser meraklısı bir adam var. Ama Trakya’nın rutin defineci tayfasından değil. Tarihi eser kaçakçısı da değil. Daha çok koleksiyon merakı var.
  • Adam bulduğu eşyaları, ufak tefek nesneler haricinde böyle eski evlerin bahçesinde, köylerde falan denk geldiği işlenmiş taş parçalarını alıyor, evinde saklıyor. Bazılarının kaydı kuydu var.
  • Bilen bilir bazı koleksiyonerlerin eski mezartaşı merakı vardır. Tabi illegal olarak. Memlekette kameralar vs. yokken cami hazrelerinden kaçırılıp başka başka yerlere satılan mezartaşlarının muhabbetleri söz konusudur.
  • Bu adamda da bir gün önünden geçtiği mahalle arasında bir camide, hazrede gördüğü yeniçeri mezartaşı nedeniyle benzeri bir merak nüksediyor. Gözüne kestiriyor, alıp eve götürecek.

  • Bir gece eşiyle, kızına eve o güne kadar getirmediği bir şey getireceğini söyleyerek çıkıyor evden. Bunlarda da var az biraz böyle egzotik nesne merakı. Neyse adam gece mahalleye gidiyor.
  • Yine bilen bilir Edirne’nin eski mahalleleri, evleri meşhurdur. Geceleri görme fırsatınız olmuşsa bu mahalle arası cami hazreleriyle falan inceden tüyleri ürpertir. İşte adam dualarla mualarla bir cesaret giriyor hazreye.
  • Elinde fener falan yok gören mören olur diye. Sokak lambasının loş ışığında bakıyor etrafa. Gözüne kestirdiği mezartaşına benzeyen bir tanesine yanaşıyor. Çakmağını çakıp bakıyor, emin oluyor. O yeniçeri mezartaşı. Alıp götürecek.
  • Artık abandı mı yoksa alet mi kullandı bilinmez taşı bir şekilde topraktan söküyor. Deri montuna sarıyor. Geldiği gibi hazreden süzülerek çıkıyor. Korkuyor bir yandan da. Köpeklerin havlamaları işitiliyor uzaktan.
  • Arabasına gelip mahalleden çıkana kadar ecel terleri döküyor adeta. Bir şekilde eve geliyor. Kucağında montla sarılı bir kütleyle gelince ailesi şaşırıyor. Mezartaşı olduğunu görünce şaşırıyorlar, haliyle ürküyorlar da.
  • “Daha önce böyle bir şey getirmedim, bu nereden çıktı git geri götür” diyor eşi. Kızı da evde istemiyor. Adam: “Buna milyar döküp getirten var ne bilirsiniz siz” diyerek tersliyor bunları.
  • İlk gece gayet sakince adam taşı kendi odasına götürüp bırakıyor. Sabah vakti kızı söyleniyor. Gece rahat uyuyamadığını söylüyor laf arasında kahvaltıda. “Sanki odada biri vardı beni seyrediyordu, rahatsız oldum” diyor.
  • Böyle deyince annesinin yüzü düşüyor birden. “Bana da aynısı oldu.” Kadın üstüne “Karanlığa bakıyorum sanki biri duruyor gibiydi” diyor. Adam mezartaşını aklına bile getirmiyor. Bir şey dokunmuştur deyip geçiştiriyor.
  • O gece uyurlarken kızın aklına annesinin söylediği geliyor. O bakma hissini yaşayınca cesaretini toplayıp kapının oraya bakıyor. Tipik seksenlerden kalma buzlu camlı oda kapısı. Koridora bakıyor. Koridor da karanlık, çok hafif ışık var mutfaktan gelen.
  • Kız kapının ardına baktığı zaman hayal meyal orta boylu birinin dikildiğini görüyor. Soba karaltısı gibi. Kıpırtısız duruyor, kendisine dönük. İnsanı andırıyor. Kız gözlerini yumuyor, sabaha ezanını duyana kadar uyuyamıyor.
  • Kimseye anlatmıyor yaşadığını. Ertesi gece de aynısını yaşıyor. Üstüne bu sefer koridorun öbür ucunda birinin dikilip baktığını, sonra hızlıca odalardan birine geçip kaybolduğunu görüyor.
  • Odasının ışığı açık oturmaya karar veriyor. Masası kapıya dönük. Koridoru gören buzlu camın önü karanlık. Kulaklığını takıyor. İnternet falan oyalanıyor. Bir an yatağına döndüğünde kapıya kayıyor gözleri.
  • Birinin geçtiğini görüyor. Sinirleri harap olduğundan kapıya atlıyor sinirle. Hemen açıyor. İki saniye geçiyor, geçmiyor bunu yapana kadar. Kapıyı açıp bakıyor koridora, kimse yok. Yine sabaha dek uyuyamıyor.
  • Ertesi gün kuzenleri geliyor yemeğe. Annesiyle, kuzeninin annesi yemek hazırlarken bunlar masayı düzenliyorlar. Salonun ışığı sönük sadece odanın iki ucundaki oda lambaları aydınlatıyor. Evde başka kimse yok henüz.
  • Koridordan bir karaltının geçtiğini görüp birbirlerine bakıyorlar aynı anda. “Sen de gördün mü?” diyorlar birbirlerine. Babası falan yemeğe geldiğinde kuzeni gölge görmelerinin bahsini açıyor.
  • Böyle deyince kız alelade bir şeymiş gibi mezartaşına girmeden birkaç gecedir yaşadıklarını söylüyor. Yorgunluk falan deyip geçiştirecekken adam, eşi bir anda çıkışıyor: “Ben de bir şeyler görüyorum. Durduk yere başımıza iş aldın” diye.
  • Yemek sonrası sohbet muhabbet derken yatıya kalmıyor kuzenleri. Kızın annesi uyku bastırdı diyerek erkenden odaya giriyor. Adam telefon görüşmesi yapıyor bir arkadaşıyla. Kız da odasına geçecek artık.
  • Annesinin uyuduğu odanın önünden geçiyor, gece lambası yanık içeride. Annesini yatağın kenarında, ayakta, duvara doğru gerilemiş vaziyette görüyor. Sanki birisi var gibi ellerini uzatmış: “Gelme! Gelme!” diye çırpınıyor.
  • Kız o panikle ilk ne yapacağını bilmiyor. Annesini sarsınca kadın kendine geliyor. Uyku sersemiyken çirkin görünüşlü bir adam gördüğünü, kendisini rahatsız ettiğini söylüyor.
  • İşin rengi bir-iki gün sonra değişiyor. Apartmanda karşı komşularıyla daha samimiler. Bir muhabbet esnasında kadın apartmanda bir-iki dairede birkaç gecedir gölgeler falan göründüğünü söylüyor. İnsan falan gördüğünü söyleyenler olduğunu öğreniyorlar.
  • Bir-iki daireye çıkıyor kadın. Ayaküstü konuşunca kendisinin gördüğü o çirkin suretli adamın veya gölgelerin başka dairelerde göründüğünü, kadınları rahatsız ettiğini söylüyor. Kadın mevzuyu kocasına açıp taşı bırakmasını istiyor.
  • Adam yine bir gece vakti taşı sırtlayıp çarşı tarafına getiriyor. Ancak hazreye geri dönmeye cesaret edemiyor. Başka bir caminin önünde bırakıp kaçıyor. Apartmanda da evinde de gölge-adam şikayetleri kesiliyor. Kızının şikayetleri hariç.
  • Gerçi kızı da şikayet etmiyor. Rahatsızlığı sürüyor ama mezartaşı evden çıktığı halde devam ettiğinden psikolojik olduğunu düşünüyor. Annesi fark ediyor kızın rahatsız edildiğini.
  • Odasından kızın hızlı hızlı nefes alıp verme sesleri, karşılıklı biriyle söyleşir gibi mırıldandığını falan duyuyor bir gece kadın. Emin olmadığı için adamı da çağırıyor yanına. Dehşete düşmüş vaziyette sesleri dinliyorlar.
  • Kızla sabah konuşunca ilkin konuşmak istemiyor, sonra dökülü veriyor. her gece suretini tam göremediği ama insan bedenine sahip olduğunu gördüğü bir varlığın kendisini ziyaret ettiğini söylüyor.
  • Mezartaşının çıkmasından bir gece sonra falan uyurken karanlıkta birinin ellerini sıkıca tuttuğunu, üzerinde ağırlığını hissettiğini, ensesinde nefesini hissettiğini söylüyor. İlk gece hayli korkmuş. Bir ses fısıldıyormuş sürekli kulağına.

  • “Ben sana zarar vermem. Senin için geliyorum. Başkasına söylersen seni öldürürüm” diyormuş. Vücudunda birinin varlığını hissediyormuş, korkmasına rağmen karşı koyamadığından çaresiz gelişini bekliyormuş.
  • Bir gün bir arkadaşına bahseder gibi olmuş. “Neden beni anlattın başkasına?” diye boğazını, kolunu koparırcasına görünmeyen ellerin sıktığını söylemiş. Kız ağlayarak anlatıyor bunları. Aile hemen o gün evden çıkıyor.
  • Adam defineci değil ama ahbabı var. Böyle işlerle uğraşan bir tanıdığı varmış. Onun evine gidiyorlar. Adam bir tasa su döküyor, mavi mürekkeple yazılmış bir kağıdı içine atarak bulanık suya bakıyor falan.
  • Adam o gece mezartaşını çıkardığı zaman bunun peşine bir cin takılmış söylediğine göre. Bulunduğu yerde en zayıf olarak gördüğünden o kıza musallat olmuş. Kıza bir muska yazıp vermiş, verirken de şunları söylemiş:
  • “Üç gün bunu üzerinde taşı. Sana dokunamayacak ama korkutmaya çalışacak. Çıkarmanı isteyecek. Üç gün sonra bir akarsuya atarsan tamamen kurtulacaksın” Kız dediğini yapmış. Aktaranın anlattığına göre o üç gün aile için kabus gibi geçmiş.
  • Kız ikinci gün falan kendi kendine kavga ediyormuş, sürekli ağlama krizlerine giriyormuş, biri varmış gibi köşeye bucağa siniyormuş. Akarsu faslından sonra kurtulmuş ama uzunca süre karanlıkta uyuyamamış.

Büyük kısmı folklor derlemesi, olayı sadece kurgulaştırarak anlattım. Başka korkulu, tarihli floodlarda görüşmek üzere. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. İyi geceler efendim…

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir