Korku Hikayesi; Kan Pazarlığı

Bu Perşembenin hikâyesi Tuva’dan. Korkulu bir hikâye olacak… bozkır hikayeleri

  • Çok uzun çağlar önce geyik boynuzu göğe değerken, keçi sakalı yeri süpürürken, Süt göl henüz bir su birikintisi, Sümer Dağı küçük bir tepe iken. Taygadaki ağaçlar ve nehir kıyısındaki taşlar kadar çok alaca bulaca yılkılı, uzun boylu kızıl sarı atlı, üç güzel kızın bir kısa boylu,
  • oğlanın babası, ağ pürçekli koca karılı, altı kulaç kementli, eğer-kazar adında iki köpekli, altı kat ak keçeli, büyük eğerli, kızıl kamçılı, kızıl kuşburnu kökünden pipolu, kaz derisinden tütün keseli Aksakalday koca yaşardı.
  • Günün birinde Aksakalday ihtiyar Kejig Aksı Kara ırmağında ormandaki ağaçlar kadar çok yılkı sürüsünü sulamaya indirmişti. Atlar sudan içmek yerine çılgınlar gibi sağa sola koşuşturmaya ve dağılmaya başlayınca, onları değneği ile yeniden toplamaya çalıştı,
  • ama atlar toplanacakları yerde daha da uzağa kaçarak yayıldılar. Bir şeyden korkmuş olmalıydılar, belki de kurt kokusu almışlardı. Aksakalday ihtiyar hayvanlarının neden su kenarından kaçtıklarını anlamak için ırmağın kıyısına indiğinde çalılıklara asılmış sarı bir keçe parçası,
  • ile karşılaştı ”Şu ıssız yerde bunu buraya kim asmış k?” diyerek değneği ile vurunca yere düşen keçe parçası birdenbire bir dağ sıçanına dönüşerek hızla kaçmaya başladı. İhtiyar adam dağ sıçanının peşinden koşup onu takip etti ve sonunda sıçan taşlık bir alanda büyükçe bir,
  • deliğe girerek gözden kaybolunca içeriye bakmak istedi. Delikten içeri baktığında gördüğü şey karşısında hayretler içerisinde kalmamak mümkün değildi. İçeride yalnız kafası görünen ihtiyar bir kadın sırıtıp duruyordu.
  • Aksakalday neyin ne olduğunu anlamadan ayağında büyük bir acı hissedip yere yıkıldı. İhtiyar kadın deliğinden fırlayarak saldıran bir engerek gibi yıldırım hızıyla ayağını ısırıvermişti. Aksakalday acı içinde feryat etti ”Ablacığım ne yapıyorsun!”
  • Yaşlı kadın Aksakalday’ın ayağını bırakmadan göğsünün derinliklerinden gelen bir sesle homurdandı ”Seni yiyeceğim! Sana zararı olmayan, kendi hâlinde suya gidip gelen biriyim, neden bana vurup buraya kadar kovaladın?”
  • Aksakalday ayağını ısıranın cılbıga kadın denilen ve insan eti ile beslenen kötü cadı olduğunu anlamıştı.
  • Kanlar içinde kalan ayağını kurtarmak için çırpınarak haykırdı ”Affet ablacığım bilemedim sen olduğunu, yılkı sürüm sudan kaçınca ne olduğunu anlamadığım için vurdum sarı keçeye, ne olur bırak beni”
  • Cılbıga kadın Aksakalday’ın sözünü hiç duymuyormuş gibiydi, avını yutan bir yılan gibi çeneleri kasılıp gevşiyor, her seferinde yaşlı adamın ayağı biraz daha içeri gidiyordu. Aksakalday acı içinde bir kez daha şansını denemek isteyerek,
  • ”Alacalı yılkı sürümü vereyim onu ye” dedi. Cılbıga kadın yine hırıltıyla ”A sersem adam! Seni yediğimde alacalı yılkı sürün nereye kaçar, tabii onları da yiyeceğim” diye cevap vererek bir kez daha yutkundu ve adamın ayağı tamamen gözden kayboldu.
  • Bu kez Akasakalday; ”Irmaktaki taşlar kadar çok doru yılkılarımı vereyim bırak beni” diye inledi. Cılbıga kadın ”Seni yersem doru yılkıların nereye kaçacak?” diye cevap vererek yine çenelerini oynatıp bu kez diz kapağına kadar yuttu.
  • Aksakalday Cılbıga kadının kendisini tamamen yutabileceğini anlamıştı ve canını kurtarmak için her şeyden vaz geçmeye razıydı ”Öyle ise zavallı kısa boylu oğlumu getireyim?” dedi bu kez.
  • Cılbıga bunu da kabul etmeyip ”Ya oğlun nereye kaçar seni yediğimde?” diyerek Aksakalday’ın bacağını tamamen yuttuğunda ”O zaman ak pürçekli kadınımı al, beni yeme” dedi ihtiyar adam.
  • Cılbıga bunu da kabul etmeyip beline kadar yutunca ”Ne olur beni bırak ablacığım, uzun boylu sarı atımla üç kızımı vereyim ama beni yeme” dedi Aksakalday koca.
  • Cılbıga kadın bu kez itiraz etmeden sordu; ”Nasıl vereceksin onları bana?” Aksakalday cevap verdi ve; ”Kızlarım her gün üç kez saçlarını tararlar, beni bırakırsan hemen yılkı sürümü toplayıp evime döneceğim, otlakların azaldığını ve başka yaylaklara göçmemiz gerektiğini,
  • söyleyip aceleyle göç yoluna düşeceğim, altı geçit yedi nehir geçip buralardan gideceğim, ama kızlarımın her gün saçlarını taradıkları gümüş taraklarını eski yurtluğumda saklayacağım.
  • Onlar taraklarını unuttuklarını anlayınca uzun boylu sarı atıma bindirip eski yurda yollayacağım, sen de onları yakalayıp yersin” dedi. Cılbıga kadın sonunda ikna olmuştu , ”eh öyleyse git bakalım” diyerek,
  • Aksakalday’ın beline kadar yutmuş olduğu vücudunu bir solukta çıkarıverdi. Aksakalday yılkı sürülerini toplayıp evine vardı, kızların taraklarını bulamayacakları bir yere sakladıktan sonra ailesine ”Otlaklar bitmiş, artık bu civarda yılkı sürülerimize yetecek kadar ot yok,
  • başka yaylaklara göçeceğiz” dedi. Tez zamanda hazır olup yola revan oldular, altı nehir, yedi dağ geçidi açıp suyu ve otu güzel bir yaylakta keçe yurtlarını kondurdular.
  • Üç kız saçlarını taramak istediklerinde taraklarını bulamayınca babaları; ”Ah serseriler sizi, bir tarağınıza bile sahip çıkamayıp unuttunuz, şimdi onca yolu dönüp alın da aklınız başınıza gelsin, akılsız başın cezasını ayaklar çeker.” dedi.
  • Üç zavallı kız, babalarının kötü niyetini hiç sezemeden sarı ata binip, taraklarını bulmak ümidi ile eski obalarının yolunu tuttular. Yol uzun olsa da şakalaşıp sohbet ederek ve şarkı söyleyerek geçen keyifli bir yolculuğun ardından eski yurtluklarına döndüler.
  • Keçe yurtları bıraktıkları gibi duruyordu fakat hemen önünde daha önce görmedikleri ihtiyar bir kadın tezek toplayarak yakmış olduğu ateşin başında uyumaktaydı. Kızların tarakları ise hemen yanı başında duruyordu.
  • Üç kız, yaşlı kadının keçe yurtlarına sığınmış yersiz yurtsuz bir ihtiyar olduğunu düşünerek onu uyandırdılar ve ”Bu yurt bizimdir nine, taraklarımızı unuttuğumuz için geri geldik, bir evin yoksa biz dönene kadar burada kalabilirsin” dediler.
  • Cılbıga kadın gözlerini ovuşturarak kalktı ve ”Ben yatınca kalkamayan, kalkınca yatamayan ihtiyar bir ninenizim, üşüyüp sizin keçe yurdunuza sığınmıştım, içeride taraklarınızı bulunca geri gelip alırsınız diye de burada bekledim güzel yavrularım.
  • Vakit geç oldu, uzun yoldan geldiyseniz tekrar yola çıkmayın, bu gece burada benimle kalıp koynumda uyuyun, belki biraz ciğerlerim ısınır” diye cevap verdi. Kızlar gece oluncaya kadar ateş başında otutup yaşlı kadınla sohbet ettiler ve ondan inanılmaz masallar dinlediler,
  • yatma vakti gelince en büyük kız bir yanına ortanca kız diğer yanına uzanıp yattı fakat küçük kız ”Ben yalnız uyumaya alışığım hiç kimsenin yanında yatmamıştım” diyerek başka bir köşeye uzandı.
  • Küçük kız sabah olup uyandığında iki ablasının kesilmiş başları ile karşılaştı ,cılbıga kadın ise hiçbir şey olmamış gibi uyumaya devam ediyordu. Korkuyla ürperen küçük kız sessizce iki ablasının kesik başını bir çuvala koydu,
  • tarakları da yanına alarak uzun boylu sarı ata binip kaçmaya başladı. Yatınca kalkamam kalkınca yatamam diyen ihtiyar kadın onun kaçtığını fark edince avının peşine düşen ak pars gibi çevik oldu ve teberini kaptığı gibi küçük kızı doğramak için peşine düştü, neredeyse bir at kadar hızlı koşabiliyordu.
  • Uzun boylu sarı at bir süre sonra dörtnala koşmaktan yorulup yavaşlayınca kocakarı ona yetişti, kendisi yarı yarıya bu dünyaya ait olmadığından yorulmak bilmiyordu.
  • Baltasını savurup sarı atın karnını yaralayınca fışkıran kandan cılbıganın gözü görmez oldu, sarı at yeniden koşup uzaklaştı. Bir süre sonra kocakarı yine yetişip baltasını bu kez atın arka bacağına savurdu.
  • Zavallı hayvan üzerinde küçük kızla birlikte aşık oyununda fırlatılan bir aşık kemiği gibi savrulup yuvarlanarak yere yığıldı.
  • Cılbıga’nın ay baltası birkaç kez inip kalkarken çayırlar acı at kişnemeleri ve küçük bir kızın kan donduran çığlıkları ile yankılandı, sonra derin bir sessizliğe büründü…
  • Birkaç gün sonra oralarda sürülerini otlatan yılkı çobanları yerde kan izleri görüp takip ettiler. Üç gümüş tarak, ve çalılara asılmış sarı bir keçe parçasından başka hiçbir şey bulamadılar. ”Kurtlar yine zavallı bir yılkıyı parçalamış” diyerek yollarına devam ettiler.
  • Bu haftanın hikayesi bu kadar, sürç-ü lisan etti isek affola…
  • Bu da bonus… Folknery – Karchata (Official video) / Фолькнери – Карчата

Yazar; Trødlabùndin-Emrah Ece

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları | Glovo Kurye Olmak İstiyorum |