Kitap Piyasası Kimin Elinde? Kimlerin Seçtiği Kitapları Okuyorsunuz?




D&R’ın satışı ile ilgili zincir yapalım; bunun için öncelikle kitap sektöründen bahsetmek gerekiyor. Akabinde kitap dağıtımı konusundan, son olarak ise kitap kürasyonundan. D&R, bu 3 adımı da tekeline bağlamış bir kurum olduğu için, satışı tek başına değerlendiremeyiz.

  • TÜİK rakamlarına göre 2016 yılında satılan kitap bandrolü sayısı 404 milyon olmuş. Bir önceki yıl %5 büyüme gerçekleşmiş; 2017’de de %5 oldu desek, 425 milyon yapıyor. Hemen heyecanlanmayın çünkü bu kitapların 280-300 milyonu ders kitabı.
  • Kitap satışları ile ilgili rakamlar, genel olarak 2016 yılına ait. Bu konuyla ilgili yapılan çalışma ve araştırma sayısı neredeyse yok. TÜİK, henüz 2017 rakamlarını vermedi. Yayıncılar Birliği ve YAYFED bugüne kadar çok az çalışma yaptı bu konuda.
  • 2016 rakamlarına göre, yılda 51.000 farklı ISBN’ye sahip kitap basılıyor Türkiye’de. Bu kitapların %27’si ders kitabı olarak işaretlenmiş olmasına rağmen, satılan kitapların %80’i ders kitabı. Malum, ders kitabı olmadan okul olmuyor.
  • Ders kitabı harici satılan kitap sayısı 120-150 milyon civarında. Bu kitapların da 20-30 milyonunun ücretsiz dağıtıldığını düşünebiliriz; dini kitaplar, vakıf kitapları, siyasi/politik propoganda kitapları, bunların hepsi bandrollü, ancak ücretsiz dağıtılıyor.
  • Geriye 90-120 milyon arası kitap kalıyor. TÜİK, yetişkin kurgu ve edebiyat, yetişkin kültür, çocuk ve ilk gençlik, akademik, eğitim ve inanç olmak üzere 6 kategoride veri tutuyor. Kültür, en büyük kategori, edebiyat ikinci, çocuk kitapları üçüncü büyük kategori.
  • Internet üzerinden yapılan alışverişlerde, bireyler, %18 civarında bir oranla kitap alışverişi yapıyorlar (TÜİK hane halkı arş. 2015). E-ticaret siteleri: (pazar payına göre) idefix.com, dr.com.tr, kitapyurdu.com, babil.com
  • Buraya kadar, kitap sektörünün Türkiye’deki rakamlarını inceledik. Şimdi biraz da yayınevlerini ve bu Türkiye’de kitap satışının hangi şartlarda yapıldığını, kimin ne kazandığını inceleyelim. Eğer yukarıdaki verilerle ilgili detaylı bilgi isterseniz: https://t.co/Gwpk4dkfRH
  • Öncelikle, diyelim ki bir kitabın fiyatı 30 TL. Etiket fiyatı üzerinden, eğer yazarın ilk kitabıysa %7-8 civarında, eğer ilk kitabı 2. baskıyı yapabildiyse %10 civarında, eğer iyi bir yazarsa ve kitapları kitlesi tarafından bekleniyorsa da %12-13 civarında telif ödeniyor.
  • Eğer yazar Zülfü Livaneli ise telifi %20. Biz örneğimizi %10’luk yazar üzerinden verelim. 30 TL etiket fiyatı olan kitapta, yazar 3 TL kazanıyor. Kitap ilk baskıyı 1.500 yaptıysa, cebine 4.500 TL para giriyor. Baskı rakamına göre telif hesabını bu şekilde yapabilirsiniz.
  • Diyelim ki kitap 300 sayfa ve kapağına da lak yapılmış. Yayınevi ortalama bir yayınevi ise, pazarlık olanağı da ortalama oluyor. Kağıt bedeli + baskı bedeli + ciltleme + bandrol (cüzzi) ve genel giderler dahil, 1 kitabın maliyeti de 2.5 TL oluyor.
  • Kitabın baskısının yapılması, kitabın D&R tarafından satın alınmasına yetmiyor. Eğer büyük bir yayınevi değilseniz, D&R sizden kitap almıyor. Sizin dağıtımcınızdan kitap alıyor. Dağıtımcılar, genel olarak %50-55 ile alıyor kitabınızı. O da D&R’a %40 ile veriyor.
  • 30 TL etiket fiyatı üzerinden dağıtımcı, kitabı sizden 13,5 TL’den alıyor diyelim. Bu kitabı 18 TL’den D&R’a veriyor. D&R da bu kitabı mağazasında tam fiyatı olan 30 TL’ye, internet sitelerinde ise %25 civarında bir indirimle 22,5 TL’ye satıyor.
  • Yayınevine dönelim, telif + baskı + vergi, diyelim ki toplamda 6,5 TL olsun. Kitabı 13,5 TL’ye sattığında, kitap başına 7 TL kalıyor yayınevine. Kalıyor mu peki? Hayır! Kapak tasarımı + editörlüğü + ofis kirası + depo maliyeti + maaş yükü + ……….
  • Yayınevi, tüm riski kendi alıyor olmasına rağmen, bu sektörde en az parayı kazanan kurum. Eğer yayınevi biraz büyüyebilirse, o zaman para kazanabiliyor. Küçük yayınevleri sürekli batıyor, orta yayınevleri ise hayat tarzlarını yükseltiyorlar ama para kazanamıyorlar.
  • Bunun yanında, bir de vade durumu var ki, kimi dağıtımcılar 9 aylık vade ile çalışıyorlar yayınevleri ile. Sen yayınevisin diyelim, kitabı bastın, telifini ödedin, satış faturasını kestin, KDV’sini ödedin, paranı 9 ay sonra tahsil ediyorsun. Böyle bir iş.
  • Hakkını yememek lazım, piyasada parasını düzgün ödeyen ve 90 gün üzerinde vade yapmayan kuruluşlarından biri de D&R. En azından bu konuda D&R’dan şikayetçi bir tane bile yayınevi sahibi görmedim.
  • Yayınevinin bastığı kitap bir Türk yazara ait değilse, o zaman yayınevinin maliyetleri daha da dramatik oluyor. Özellikle son aylarda yabancı kitapların fiyatlarının neden arttığını düşünüyorsanız, teliflerin $ üzerinden verildiğini hatırlayın.
  • Bu işte en temiz parayı son satıcı kazanıyor —o da eğer D&R kadar büyükse. Hadi, son satıcıların rakamlarını biraz inceleyelim öyleyse. Türkiye’de ders kitabı harici satılan kitapların %42’si, D&R’da (mağaza + web) satılıyor. Evet, %42, doğru okudunuz.
  • Türkiye’nin ikinci büyük kitap satıcısı Idefix, pazar payı %7-8. Idefix de D&R grubuna ait. Yani, Türkiye’de ders kitabı harici satılan 100 kitabın 50’si, D&R’dan satılıyor. Bu büyük gücün karşısında hangi yayınevi durabilir. Sadece en büyük olanlar.
  • Kitapyurdu’nun pazar payı da %8-9-10 civarında. Kırmızı Kedi grubu büyüyor, mağazalar ve web siteleri sanırım %6-7’yi bulmuştur. Geri kalanı ise kitapçılar ve muhtelif web sitelerinde satılıyor. Durum bu kadar vahim.
  • Türkiye’nin en büyük yayınevi Doğan Kitap, en büyük kitap satıcısı D&R, en büyük medya grubu Doğan Medya, en büyük dağıtıcısı Yaysat, en büyük müzik yapımcısı DMC, yüksek ziyaret alan web siteleri Hürriyet, Posta, Fanatik, Hürriyet Emlak, Yeni Bir İş…
  • Türkiye’nin en büyük online medya network’ü Medyanet, en büyük çocuk kitabı yayınevi Doğan Egmont, en büyük ikinci haber ajansı DHA. Durum o kadar vahimdi ki, Türkiye’ye giren ithal kağıtların neredeyse tamamının lisansı Doğan’daydı.
  • Doğan Medya’nın dağıtılmış olması, ülke için iyi haber. Üzücü bir haber, ancak kültürel anlamda bu kadar büyük bir sorumluluğu tek bir şirkete vermek hiç doğru değil. Nitekim Demirören ve Turkuaz grupları bu bayrağı devralmış oldu —Bu da çok kötü haber.
  • Türkiye’de kitap sektörünün durumundan bahsettik, D&R’ın bu sektördeki pozisyonundan bahsettik. Sırada kitap satışlarına etki eden durumlar ve kitap kürasyonunun önemi var. Çünkü D&R, ülkede hangi kitabın satılmasını istiyorsa, o kitap satılıyordu.
  • Kürasyon, yani kitap seçimi, okuyucunun satın almasındaki en büyük etken. Elbette hepimiz, arkadaşlarımızdan kitap tavsiyesi alıyoruz ancak, günün sonunda kitapçıdan içeri girdiğimizde, vitrinde ne varsa ona mahkumuz. Birçok insan vitrindekini alıp gidiyor.
  • Kötü kitap seçimi, okuyucunun kitaptan soğumasındaki en büyük etken aynı zamanda. Okuyucu, seçtiği birkaç kitap eğer kendi tarzına uygun değilse kitaptan soğuyor. Novella’ların varlığını sorgulamayın, kitap okumaktan sıkılan insanlar için onlar.
  • D&R’ın mağazalar arasındaki kitap dağıtma algoritması, neredeyse tamamen coğrafi ve kültürel özelliklere dayalı. Kanyon’daki mağazada üst edebiyat, gelişim ve referans kitapları eksiksiz iken, Yalıkavak’daki mağazasında tamamen yaz kitapları satılır.
  • ‘E bu çok doğal’ diyorsunuz belki ama bu, aynı zamanda o mağazadaki kitaplara mahkum ediyor sizi. Kitap okumak isteyen bir kişi, diyelim ki bir edebiyat sever. Yalıkavak’daki D&R mağazasına girdi, ‘Çok Satanlar’da İclal Aydın kitabını görünce alıyor.
  • Sonra İclal Aydın’ın kitabının kendine göre olmadığını fark ediyor ancak iş işten geçiyor. Sonra o kitap, çantada taşınan ancak okunmayan kitap oluyor. Herkesin evinde o kitaplardan en azından 10 tane var. Bu insanların evlerinde de zaten maksimum 50 kitap var.
  • Hemen mizansen yapalım; D&R’ın Forum Bornova’daki kocaman mağazasına giriyoruz, Yeni Çıkanlar’da tam kitaplık dolusu (raf değil, kitaplık) Kopernik Kitap yayınevinden basılan kitap görüyorsunuz: Erdoğanofobi, Ak Parti ve Kürtler, İşgalin Yapı Taşları, Türk Siyasetinde Erbakan.
  • Geçtiğimiz aylarda D&R’ın raflarını en çok kapatan yayınevi Kopernik Kitap. Dolmabahçe A.Ş. isimli şirketin markası; Kopernik Çocuk isimli bir yan markası daha var. Ticaret Sicil’den bakarsınız kurucusunun kim olduğuna, şu an hisselerin kime ait olduğuna.
  • Ben uzun zamandır yayınevlerinin sahiplerini takip ediyorum, özellikle de eğer D&R’da Çok Satanlar’da yer alıyorsa kitapları. ‘Bize hangi kitapların dayatıldığını’ merak ediyorum çünkü. D&R mağazasına da aylardır sadece araştırma için giriyorum. Alışveriş için değil.
  • Yine Forum Bornova’daki mağazada, 1 yıl falan önce, birkaç kitap aldım, kasada ödeyeceğim, kasadaki arkadaş sordu: “D&R kartınızı alabilir miyim?’ diye. Ben de “kartım olmak zorunda mı?” diye cevap verdim. O gün bugündür D&R’dan alışveriş yapmıyorum.
  • Mağazalarda sadece rafları kullanarak kültürel manipülasyon yapmıyorlar, aynı zamanda çıpıt pazarına çevirdiler mağazalarını. 1 TL’ciden beter oldular, sıkışık, karışık, basık, sevimsiz. Çalışanların hiçbiri kitap okuyan insanlar değil, kitap tanımıyorlar.
  • Git bak Remzi Kitabevi’ne, Pandora’ya, Mephisto’ya… Tüm çalışanlar on numara kültürlü çocuklar, hepsinin elini öpeyim, zehir gibiler! Kitap adı söylüyorsun, gözleri parlıyor çocukların. Raflarına bakıyorsun, özenle seçilmiş kitaplar var raflarda. D&R’a bakıyorsun, çöp!
  • Kürasyon bu işin kalbi. İnsanların, kendi tarzlarına, hedeflerine, isteklerine uygun kitaplar satın alması ve okuması gerekiyor. Onların, bu kitaplara rahat erişebilmesi gerekiyor. Eğer okuyucu ile alakalı kitabı buluşturamazsak, kitap okumayı bırakıyor çünkü.
  • Diyelim ki idealist bir yayıncı önemli bir kitabın Türkçe yayın haklarını aldı. Çeviri işini öyle doğru bir kişiye verdi ki diyelim, kitap tadından yenmiyor! Öyle kitaplar vardır, mesela Eşitsizliğin Bedeli. Çevirisi öyle güzeldir ki, kitap tadından yenmez.
  • Bu bahsi geçen kitabı, diyelim ki yayıncı 1.500 basabildi. Parası ve gücü ona yetti diyelim. Kitapların 600 tanesini D&R’a gönderdi diyelim. D&R eğer o kitabı rafa koymuyorsa, kitap satmıyor. Rafa koymadığı kitabı 2-3 ayda iade ediyor.
  • Eğer o kitap D&R’da satmıyorsa, o kitabı özel olarak arayan insanlar kitabı elbette buluyor ve alıyor. Ancak 300-400 ancak satıyor. Diyelim ki o idealist yayıncı, bu bahsettiğim kitaplardan aynı anda 4 tanesine yatırım yaptı. Başına geleni siz tahmin edin, ayakta kalamaz!
  • O kadar fazla yayıncı istemeden bu tuzağın içerisinde buluyor ki kendini, bu insanlara saygı duymamak elde değil. Büyük çabalarla ayakta duruyorlar çünkü, üç kuruşa ayakta duruyorlar. İnsanlar bu kitapları okusunlar diye. O esnada piyasanın tekeli olan D&R ne yapıyor?
  • Türkiye’de 18.000 kadar lisanslı yayıncı var. Her yıl 51.000 farklı kitap yayınlanıyor; farklı kitap yayınlanması sıralamasında dünyanın 5. sırasındayız. Zenginliğe bak. Peki bu zenginliğin ne kadarını okuyucu, ne kadarını yayıncı tadıyor? Çok azını.
  • Ben kendi adıma, aradığım kitabı bulmak için uğraşıyorum. Çünkü fırsatım var. Fırsatlarım var. Ancak bu noktada sevgili @ccanozz ‘ün verdiği röportaja bir dönüp bakın: https://t.co/pQnpGem2OZ
  • Türkiye’de kitap, genelde geliri az olanlar tarafından satın alınıyor. Bunu, Türkiye’nin en büyük yayınevlerinden birinin sahibi söylüyor; eğer o böyle bir istatistiği, kendi kitaplarının satışı üzerinden söylüyorsa, örneklemi doğru bir araştırma olarak kabul ederim.
  • Durumun ne kadar vahim olduğunu, bir de sevgili @nihanbora’nın kaleminden okuyun, geçtiğimiz 20 yılda yayıncılık sektörünün nasıl önünün kapandığını görün: https://t.co/B7sUQbX0ov

Bir örnek vermek istiyorum izninizle: Kitap Kulübü (@herhafta1kitap). 2016’nın sonunda Kitap Kulübü’nü kurdum. Yukarıda bahsettiğim problemlerin, küçük de olsa bir çözümü olabilir diye. Neden yürümediğini uzun uzadıysa anlatmayacağım ancak iş modelini anlatayım:

  • Abonelik modeli ile kitap satıyor Kitap Kulübü. Edebiyat Kulübü’ne abone oluyorsunuz, her ay kapınıza 4 tane Edebiyat kitabı geliyor, fiyatı da 49,90 TL. Kitapların etiket fiyatlarına bakıyorsun, 100 TL’den fazla, Idefix’deki fiyatına bakıyorsun, 70-75 TL. Bizde kargo dahil 49,90
  • Nasıl oluyor da bu kadar indirimli oluyor? Çünkü abone sayısı yükseldikçe, aynı kitaptan rakamlı alıyorsun. Bu sayede indirimli alıyorsun. Hem kitabın reklamı da oluyor, bu sayede kitap rafta ve kitapçıda da satıyor. Diyelim ki Edebiyat Kulübü’nün 500 abonesi var.
  • Seçtiğimiz kitaplardan 500’er tane alıyoruz. Bunları birer paket yapıp gönderiyoruz. 1.500 baskı yapan kitaptan 500 tanesini biz alıyoruz. Düşünsene, bayram günü resmen birçok yayıncı için. Üstelik, bizde iade de yok, çünkü aboneye zaten satmışız kitabı. İadesi yok.
  • Üstelik, kitapları konusunda uzman insanlar seçiyor. O kitabı ve kitapları neden seçtiğini anlatıyor web sitesinde ve insanlar kitabı aldıklarında neyle karşılaşacaklarını biliyorlar. Yukarıda bahsettiğim 3 ana konuya da çözüm aslında iş modeli olarak.
  • Ancak yürütemedik işi. 2016’nın Ağustos’unda Bodrum’a taşındım, İstanbul’daki stresten kaçmak için. Birkaç ay geçti, yerimde duramadım ve aklıma fikri gelen bu kulübü kurdum. Ancak bu tam zamanlı bir iş ve daha kötüsü, stresli bir iş haline geldi.
  • Sonuçta e-ticaret operasyonu var işin içinde. Teslim edilemeyen kargolar, lojistik sıkıntılar, teknolojik altyapının yetersizliği, benim zamanımın çok sıkışık bir hale gelmesi, v.s. Yürütemedik ve kapatmak zorunda kaldım. Benim hatalarım da var, yine zamansızlıktan dolayı…
  • Ancak, bu örneği şunun için verdim, sektörün bu sorunlarını çözmek, aslında o kadar da zor değil. Benimkinden çok daha yaratıcı fikirler ortaya atılabilir, uygulamaya geçirilebilir. Tam zamanlı ve zor bir iş, ancak başarılabilir.
  • D&R’ın satışındaki önemli olan nokta, KONTROL. Bu sektörü kim kontrol edecek? Ya Turkuaz Grubu satılmasını istemediği kitapları rafa koymazsa, dağıtmazsa ne olacak? Şu anda D&R bile yapıyor bunu. Bazı yayınevlerinin kitapları, iade edilirken satılamaz biçimde iade ediliyor.
  • Bunca negatif şeyden bahsettim, biraz da çözüm önerisi sunup bitireyim. Öncelikle, kitaplarınızı ‘köşedeki kitapçı’dan sipariş verebilirsiniz. Belki o saniye kitabınız gelmez, ancak 3-4 gün beklersiniz ve gelir sipariş ettiğiniz kitap.
  • E-ticaret’te alışverişinizi D&R ve Idefix yerine başka kanallardan yapın. Onları destekleyin. Mesela Babil, mesela Kitapyurdu, mesela Pandora. Onlarda da sistem aynı. Siz sipariş veriyorsunuz, onlar yayınevine/dağıtımcıya sipariş geçiyor. Kitabınız gönderiliyor.
  • Kitabınızı nereden aldığınız, kitabınızı neye göre seçtiğiniz önemli. Bazı kitapların çevirileri sorunlu olabiliyor. Kitaplarda isteyerek anlam kaymaları yaratabiliyor bazı yayınevleri. Çeviri kitapları seçerken, tüm çevirileri inceleyin. Yorumları okuyun. Yorumlarınızı paylaşın.
  • Ve hatta, yine kitap seçimi konusunda, okuyup beğendiğiniz kitapları Twitter’da, Instagram’da, Facebook’ta yazın. Neden beğendiğinizi de yazın, neden beğenmediğinizi de. Bu sayede başka insanlar da seçimlerinde sizden ve bu içeriklerden faydalansınlar.

Kitaplar bizim tek kurtuluş yolumuz. Ancak kitap okursak ilerleyebiliriz. Kitap okursak üretebiliriz. Kitap okursak paylaşabiliriz. Kitap okursak faydalı oluruz. Kitaplar bizi bilgili yapar. Kitaplar bizi daha da zenginleştirir. Her anlamda. Benden bu kadar.

Bu Konu, Fatih Güner@fatihguner Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…




Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası