İkinci Dünya Savaşı ve Bir Şarkı; Lili Marlen Hikayesi

Ahmet Kaya’nın An Gelir albümündeki Attila İlhan şiiri Lili Marlen Türküsünde geçer “Akşam olur mektuplar hasretlik söyler/ Zagrep Radyosunda Lili Marlen türküsü” Aslında İlhan’ın kastettiği Zagrep değil, Belgrad Radyosu. Lili Marlen de türkü değil, dönemine damga vuran bir şarkı:

  • Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’nde savaşan Alman asker Hans Leip’in yazdığı Lambanın Altındaki Kız şiirinin bestelenmiş halidir aslında Lili Marleen. Sanılanın aksine Lili Marleen adlı bir kadına değil; Lili ve Marleen isimli iki farklı kadına yazılan bir aşk şiiridir.
  • Lili de takma isimdir aslında. Cepheye giderken ailesinin yanısıra kız arkadaşı Betty’yi de Hamburg’da bırakan Leip’in cephedeki bir arkadaşı Goethe’nin Lilis Park şiirinden esinlenerek Lili ismini verir Betty’ye.

  • Marleen ise Hans’ın sahra hastanesinde tanıştığı bir hemşiredir. Marleen’den de çok etkilenen Leip’in hayallerinde barış günleri, Hamburg, bazen Lili, bazen Marleen ama sıklıkla ikisi birden vardır artık.
  • Ve bu iki kadını zihninde birleştirerek bir aşk şiiri kaleme alır Leip. Şiirinde yalnızca aşk değil; savaştaki bir askerin evine olan özlemi, yalnızlığı, ölüm korkusu, çaresizliği, kısaca o anki bütün ruh hali dökülür dizelere.

  • “Kışla kapısının önündeki fener / Eskiden de oradaydı, şimdi de orada / Orada tekrar görüşsek ya / Dursak yine lambanın altında / Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen” diye başlayıp “Bana bir şey olursa eğer / Kim olacak lambanın altında / Seninle, Lili Marleen?” diye bitirir Leip.
  • Savaştan sonra edebi çalışmalarına ağırlık veren Leip romanlar, öyküler, tiyatro oyunları yazar; ödüller alır. İsmini Nöbetteki Genç Askerlerin Şarkısı olarak değiştirdiği Lambanın Altındaki Kız şiirinin de yer aldığı şiir seçkisi Die Kleine Hafenorgel’i ise 1937’de yayımlar.

  • Şiir başlangıçta sınırlı sayıdaki okuyucuya ulaşır. Ta ki Hamburg kabarelerinde şarkı söyleyen, kimselerin tanımadığı Lale Andersen kitabı bir kitapçıda keşfedinceye kadar.

  • “O günlerde yasaklı olmayan bir şeyler bulmak çok zordu. Brecht, Weill ve Tucholsky yasaklıydı. Ben de bulabildiğim ve ‘izin verilen kategorideki tüm şiir kitaplarını alıyordum. Bir gün Die Kleine Hafenorgel’i keşfettim ve Lili Marleen’e bayıldım.”

  • O günlerde tüm genç Almanlar gibi Andersen’in erkek arkadaşı da silah altındadır. Her gün evine giderken üniformalı, fener altında nöbet tutan askerleri gören ve şiirde kendisini, erkek arkadaşını bulan Lale besteci Rudolf Zink’ten şiiri bestelemesini ister.
  • Şarkıyı ilk kez 9 Kasım 1938’de çalıştığı küçük kabarede seslendiren Andersen izleyicilerinden olumlu tepki alsa da beklediği etkiyi yaratmaz. Zira o gece hiç kimsenin yeni çıkmış bir aşk şarkısına kulak kabartmaya niyeti yoktur. O gece Kristallnacht gecesidir.

  • Almanya’da yaşayan binlerce Polonya Yahudisinin sınırdışı edilmesini protesto için 7 Kasım’da Paris’teki Alman diplomat Ernst vom Rath, 17 yaşındaki bir Yahudi tarafından vurulur ve vom Rath 9 Kasım’da hayatını kaybeder.

  • Nazi takviminde önemli bir yer tutan Birahane Darbesi’nin yıldönümüne denk gelen vom Rath’ın ölümünden tüm Yahudileri sorumlu tutan yönetim, cenazeyi provoke eder ve Almanya ve Avusturya’da kalabalıklar Yahudilere ait evleri ve işyerlerini yakıp yıkar. 91 Yahudi öldürülür.

  • Andersen, Yahudi soykırımına giden yolun en önemli dönemeçlerinden birinin yaşandığı gün dinleyicisiyle buluşan şarkıyı sonraki programlarında da söylemeye devam eder. Şarkı sayesinde dikkatleri üzerine çeken Lale, Berlin’deki Kabarett der Komiker’den aldığı teklifi kabul eder.

  • Andersen’in burada tanışacağı bir isim şarkının kaderini değiştirecektir: Reich’ın önde gelen müzisyenlerinden, Goebbels’in ekibinden NSDAP üyesi Norbert Schultze. Şarkıyla ilgilenen Schultze, şiiri ayrı bir beste yapmak için Hans Leip’ten izin alır.

  • “Benim güzel aşk şarkıma ne yaptınız? diye bağırdım. Aşk şarkısı değil resmen marştı bu. Büyük hayal kırıklığına uğramıştım ama neticede şarkının iki versiyonunu da söylemek zorunda kaldım.” diye anlatır Lale Andersen yıllar sonra. (Video şarkıya 1942’de çekilen orijinal klip)
  • Mart 1939’a gelindiğinde Andersen bir müzik yapım şirketiyle anlaşır. Lili Marleen içinse yapımcının tercihi açıktır: Elbette adı sanı duyulmamış, kim olduğu meçhul Rudolf Zink’in yerine Nazilerin parlak ismi Norbert Schultze’nin bestesi kullanılacaktı.

  • 1 Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’ya saldırısıyla başlayan Dünya Savaşı kültür sanat hayatına sekte vurur; Lale ise Lili Marleen’i söylemeye devam eder; konser salonları yerine kışlalarda. Bazen aşk şarkısı bazen marş olarak.

  • Büyük Savaş’ın patlak vermesiyle Yugoslavya üzerindeki basınç giderek artıyordu. Bir yanda geleneksel müttefikler İngiltere ve Fransa; diğer yanda başta ekonomik olmak üzere her açıdan bağımlı hale gelinen Almanya.

  • Sovyetler’e saldırmadan önce Güney kanadını sağlama almak isteyen Almanya’nın Yugoslavya’nın Mihver yanında savaşa girmesi için yaptığı baskılara ülkenin komşuları Macaristan, Romanya ve Slovakya’nın da Alman güdümüne girmesiyle Yugoslavya’nın direnci kırılır.

  • Nihayet 25 Mart 1941’de Yugoslavya’nın Almanya – İtalya – Japonya üçlüsünün yanında savaşa girmesini kabul eden protokol imzalanır. Bu, Yugoslavya Krallığı için sonun başlangıcıdır. 2 gün sonra, protokole karşı çıkan General Dušan Simovic önderliğindeki ordu yönetime el koyar.

  • Hitler’in İngiliz destekli Alman karşıtı darbeye tepki çok sert olur: 6 Nisan 1941’de Belgrad bombalanmaya başlar ve Mihver güçleri üç koldan ülkenin içlerine doğru ilerlemeye başlar. Yugoslavya artık fiilen savaşın içindedir ve İngilizlerce kaderine terk edilmiştir.

  • Hava bombardımanlarına ve güçlü Alman panzerlerine Yugoslavya ordusunun karşı koyuşu yalnızca 12 gün sürebilecektir. 18 Nisan’da Yugoslavya Krallığı ile Mihver güçleri arasında ateşkes antlaşması imzalanır ve Yugoslavya kayıtsız şartsız teslim olur.

  • Ateşkesin ardından ülke dört bir parçaya bölünür: Almanya, İtalya, Macaristan, Arnavutluk ve Bulgaristan tarafından ilhak edilen topraklar, İtalyan destekli bağımsız Hırvat Devleti, İtalyan mandası Karadağ ve Sırbistan’da Alman işgal komiserliği.

  • Belgrad ve çevresindeki işgal komiserliği eski Yugoslavya’dan kalan bütün kurumlara el koyar. Bakanlıklar, kışlalar, okullar, hastaneler artık hepsi Alman propaganda makinesinin aygıtı olarak çalışacaktır. El konan kurumların arasında Belgrad Radyo İstasyonu da vardır.

  • Artık Almanca yayın yapan radyonun amacı cephelerdeki Alman askerlerini motive etmektir. Buna uygun olarak adı Soldatensender Belgrad değiştirilir. Radyonun direktörü Viyana’daki Reich radyosundan plak sipariş eder. Gelen plaklardan biri de Lale Andersen’inkidir.

  • Radyonun direktörü Karl-Heinz Reintgen gelen plaklar arasından tesadüfen keşfettiği, o güne sadece 700 kopya satış yapmış albümdeki Lili Marleen şarkısını çok beğenir ve yayınlarda tekrar tekrar çalmaya başlar.
  • Belgrad Radyosu’nun önemi; Almanya dahil hemen tüm Avrupa’dan, Kuzey Afrika’dan, Süveyş Kanalı dahil Akdeniz boyunca dinlenebilmesiydi. Radyo sayesinde şarkı Afika ve Doğu cephesindeki askerler ve sevgilileri için ‘cepheyle yaşam arasındaki köprüye’ dönüşür.

  • Lili Marlene yalnızca Alman askerleri arasında değil; düşman saflardaki başta İngiliz birlikleri, yayının ulaştığı hemen her yerde popüler olur. Tanıklıklara göre her akşam 21.55’te şarkı başladığında her iki taraftan da silahlar susar, şarkı bitiminde yeniden ateşlenmek üzere.

  • Şarkının popüler olmasından rahatsız olanlar da vardır: Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels. Ona göre bu aşk şarkısı askerlerin konsantrasyonlarını bozup törpülüyordu, hem düşman askerler arasında popüler olması da kabul edilemezdi. Goebbels şarkının yayını yasaklatır.

  • Yasağa verilen tepki müthiş olur. Cephelerdeki askerlerden ve eşlerinden, sevgililerinden binlerce şikayet mektubu radyoya gönderilir. Şarkının değil, tam aksine yasaklanmasının askerleri olumsuz etkilediğinin anlaşılınca 6 ay aradan sonra yeniden aynı saatte yayınına başlanır.

  • Araştırmacılara göre sözleri Birinci Dünya Savaşı sırasında yazılan şarkı İkinci Dünya Savaşı bütün vahşetiyle sürerken tüm tarafların üzerinde anlaştığı tek konu haline gelir. Aradan geçen 75 seneden sonra dahi Lili Marleensiz bir İkinci Dünya Savaşı öyküsü eksik kalacaktır.
  • İkinci Dünya Savaşı müziğin cephedeki askerleri motive etmek için kullanılmasının da doruğudur. Pek çok ünlü müzisyen birlikleri ziyaret ederek askerlere konserler verir. Bunlardan biri de Lili Marleen’in İtalyanca versiyonunu seslendiren Lina Termini’dir.
  • 1943’te Lili Marleen’i uyarlama sırası Amerikalılar’dadır. Alman asıllı ABD’li yıldız Marlene Dietrich’in şarkıyı hem İngilizce hem Almanca sözleriyle seslendirmesi Lili Marleen’in ününü dünya çapına taşır.
  • Resmi versiyonlarının yanısıra savaş boyunca askerler tarafından şarkının bestesine farklı sözler uydurularak da söylenir. İtalya’da savaşan Müttefik askerlerinin söylediği D-Day Dodgers bunların en bilinenleridir.
  • Almanlarla çarpışan Sovyet askerleri de savaşı kazanacaklarının anlaşıldığı günlerde eve zaferle dönüş şarkısı olarak Rusça söylemeye başlarlar Lili Marleen’i.
  • Savaştan sonra da popülaritesini kaybetmedi Lili Marleen. Bugün hala 2. Dünya Savaşı denince akla ilk gelen şarkı olan Lili Marleen’i 40’tan fazla dilde yüzlerce müzisyen, farklı türlerde söyledi, halen de söylemeye devam ediyor.
  • İşte Attila İlhan da “Zagrep Radyosu’nda Lili Marlen türküsü” derken Avrupa’yı saran faşizm günleri anlatıyordu. 4 yıla yakın faşizme karşı onbinlerce ölü pahasına hürriyet için, hürriyet aşkına dövüşen Yugoslav partizanların hikayesi ise bir başka flood’a…

 

Yazar; Serkan Öztürk @avserkanozturk

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar