Libya İç Savaşı

Son dönemde Türkiye’de çok konuşulan Libya konusuna bir açıklık getirme vakti geldi. Nedir bu Libya’nın önemi, kimler üzerine ne amaçla plan yapıyor, kimler kimlerle savaşıyor, kim zafere daha yakın ve bu günlere nasıl gelindi? Hepsinin cevabını bu bilgiselde bulacaksınız.

  • Libya, Kral İdris’in Albay Muammer Kaddafi liderliğindeki darbeyle devrilmesinden 2011’deki iç savaşa kadar Arap dünyası ve Kuzey Afrika’nın en sıradışı ülkelerinden birisi oldu. Özellikle kurduğu muazzam sosyal devlet yapısı ve Kaddafi’nin halkçı politikaları sayesinde…
  • …Libya Arap dünyası ve Ortadoğu’nun görece en müreffeh ülkelerinden biri oldu. Tabii bu refahın bir bedeli de olacaktı. Neticede bu refah, petrol ve doğalgaz tesislerinin devletleştirilmesi ve yabancı sermayenin tasfiyesi ile yaratıldı. Şirketleri ve onları bekleyen askerî…
  • …üsleri devrim sonrası Kaddafi tarafından Libya’dan kovalanan Batılı ülkeler Kaddafi’nin baş düşmanları oldular. Sosyalist önderin vurduğu darbe sonrası Libya’da kurdukları bütün düzen çöken Batılılar, o gün bir şey yapamadı. Ama intikam gününü beklemeye başladılar.
  • Libya’nın serüvenini incelerken, bugün sahadaki en önemli aktör olan General Hafter’in ilk ortaya çıktığı yıla da özellikle bir parantez açmak gerekiyor. Bu 1986 yılıdır. Darbede Kaddafi’nin yanındaki askerlerden biri olan Hafter, Çad ile yapılan savaşta da cephedeydi.
  • Çad kuzeyindeki zengin uranyum yatakları için yapılan bu savaşta, uçaksavar yüklü Toyota pick-uplarla savaşan Çadlılar, Fransız ordusunun da desteğiyle eski model Sovyet silahları kullanan Libya ordusunu yenilgiye uğrattı. Toyota’nın Ortadoğu literatürüne girdiği ilk olay budur.
  • Fransız istihbaratının verdiği destekle Çadlıların pususuna düşen ve esir olan Halife Hafter, bu tarihte Kaddafi ile ilişiğini kesti. Çünkü Kaddafi, Çad’da uğranılan yenilgiden Hafter ve sahadaki askerleri sorumlu tuttu ve onları vatan haini ilan etti.
  • Hafter bu tarihte ABD’ye gitti ve Kaddafi rejiminin en amansız düşmanlarından oldu. Ama düşmanlığı sanıldığı gibi ideolojik değil kişisel nedenlerledir. Hafter kendini satılmış addetti ve intikam için fırsat kollamaya başladı.
  • Yıllar yılları kovaladı, 2010 yılında Tunus’ta düğmeye basıldı ve Arap Baharı patlak verdi. Protestolar ve kanlı olaylar büyük bir hızla Mısır, Suriye, Bahreyn ve Yemen’e sirayet etti. Ve tabii ki Libya’ya…
  • Batılı istihbarat servisleri, Katar ve Türkiye’nin desteklediği isyancı gruplar Muammer Kaddafi’yi 20 Ekim 2011’de Sirte’de ele geçirip öldürdü. Düzenli Libya ordusunun yıkılması ve Kaddafi’nin düşmesinde, NATO önderliğindeki emperyalist terör müdahalesinin de büyük etkisi oldu.
  • Gemiler ve uçaklardan yapılan, Türkiye’nin de destek verdiği saldırılar Libya ordusunun belini bükerek Kaddafi’nin düşüşünü hızlandırdı. Bu müdahale nedeniyledir ki, bir zamanların müreffeh Libya’sı artık 5’e bölünmüş, terör ve asayiş sorunlarının kol gezdiği bir cehenneme döndü.
  • Bunda Türkiye’nin de ABD katarına katılıp bu cinayete ortak olmasının da büyük payı vardır. Eğri oturup doğru konuşalım. Ahmet Davutoğlu’nun kotardığı bu iş yüzünden Libya’da bugün hâlâ kan akıyor.
  • İç savaşta Hafter de isyancıların önemli komutanlarından biriydi. Kaddafi’den intikam almak için savaşa katıldı ve önemli komutanlıklar yaparak liderin düşüşünü hızlandırdı. Bu yaptığıyla kendi kişisel intikamını almış olsa da ülkesini mahvetti.
  • Kaddafi düştükten sonra Libya tabii ki felah bulmadı. Baştan aşağı harabeye dönüp mahvoldu. Başına buyduk hareket eden kabileler, örgütler, çeteler, milis güçler, yozlaşmış askerler ve polisler, her yerden patlak veren güvenlik sorunları… Kaddafi sonrası böyle bir Libya doğdu.
  • 2011-14 arası dönem çalkantılarla geçti ve merkezî bir otorite kurulamadı. Halife Hafter bundan sonra emrindeki az sayıdaki adamla, Batı ülkelerinden tamamen ümidini keserek ülkenin doğusuna gitti ve Tobruk’ta kendi hükümetini kurdu. Sovyet savaş akademilerinde eğitim gördüğü…
  • …için, disiplin nasıl sağlanır, demir yumruk nasıl kullanılır biliniyordu. Mareşal Jukov’un meşhur ceza taburlarına benzer ekipleri Libya doğusunda da kurdu. Hafter önderliğindeki bölgede binlerce asker kaçağı, başıbozuk milis, aşiret üyesi, suçlu, kaçakçı ve radikal dinci…
  • …terörist, Hafter’in askerleri tarafından kurşuna dizilip toplu mezarlara gömüldü. Yapılan yargısız infazların boyutu tam olarak bilinmemekle birlikte, Hafter’e tam bir otorite ve kendi bölgesine de diğer bölgelere göre görece güvenlik ve refah getirdi.
  • Bu dönemde Trablus’un başını çektiği, Birleşmiş Milletler tarafından da tanınan hükümet tam bir acz içindeydi. General Hafter’in toprakları tek elden ve demir yumrukla idare edilirken, Trablus hükümetinin idaresindeki topraklar her köşe başını bir çete reisinin tuttuğu bir…
  • …çöplüktü. Trablus’ta düzeni sağlayacak bir lider de olmadığı için, durum aynen böyle devam etti. Yıl 2014, Libya’nın en karanlık yılı. Demir bir otorite ve güçlü bir lidere herkesten çok ihtiyaç vardı ve bu lider, beğenin ya da beğenmeyin, General Hafter’di.
  • Hafter ilk önce Bingazi, Derne ve Ecdebiye gibi şehirleri El Kaide ve IŞİD gibi örgütlerden uzun çarpışmalar sonrası ele geçirdi. Bu sırada Trablus orduları da ABD’nin yönlendirmesi ile Sirte şehrini kontrol eden IŞİD’e karşı operasyon başlattı. Çarpışmalar 6 ay sürdü ve şehir…
  • …tamamen harabeye döndü. Trablus ordusu IŞİD karşısında yenilgi üzerine yenilgi aldı ve 4.000 askerini kaybetti. En sonunda Amerikan Akdeniz Filosu uçak gemileriyle Sirte’ye müdahale etmek zorunda kaldı. IŞİD direnişi başka türlü kırılamadı. Bu, Trablus birliklerinin aldığı…
  • …ilk ciddi yenilgi oldu. Birliklerin başı bozuk tavırları, askerden çok çapulcu olmaları ve zoru görünce kaçmaları yüzünden IŞİD deyim yerindeyse Trablus ordusunu eleğe çevirdi. Trablus’un mevcut zayıflığı ve bunun doğuracağı sonuçlar ise Ankara tarafından fark edilemedi.
  • Türkiye o dönemlerde (2014-2016) FETÖ vs. yüzünden yurt dışında en başarısız olduğu dönemini yaşıyordu. CIA’in FETÖ eliyle Türk devletinin içine sızması yüzünden MİT doğru düzgün başarılı operasyon yapamaz hale gelmişti. Libya’da Trablus’un bünyesindeki zayıflığı Türkiye’nin…
  • …fark edemeyişinin bir nedeni de budur. Ama bu mazeret sayılmaz. FETÖ devlet içine çöreklenip dış istihbaratı felç ettiyse bu yine Türk devletinin suçudur. Konuyu dağıtmamak için tekrar sahaya dönelim: Trablus’un ABD’ye yaranmak için IŞİD üzerine bütün gücüyle saldırdığı…
  • …dönemde Hafter tam bir sessizliğe büründü. IŞİD ve Trablus arasındaki savaşı sessizce izledi. Trablus günden güne zayıflarken kuvvetlerini topladı ve en uygun zamanda saldırıp ülkenin merkez sahilinde bulunan petrol hilaline ele geçirdi. İşte bütün savaşın dönüm noktası…
  • Bu saatten sonra savaşın gideceği yön az çok belli oldu. Ben taa o dönemler bunları yazmıştım. Petrol ve doğalgazın kaybedilmesi zaten acz içinde kıvranan Trablus’u büsbütün mahvetti ve Hafter liderliğindeki Tobruk ordusunun önünü açtı. Artık hem moralleri daha yüksek, hem…
  • …donanımları daha kaliteli hem de paraları daha çoktu. Sahadaki askerî başarılar sayesinde dünyada da yankı uyandırdılar ve gidişatı fark eden büyük ülkeler diplomatik pozisyonlarını güncelleyerek Trablus’tan çok Hafter’i muhatap almaya başladılar.
  • Çünkü Türkiye’nin asla bilmediği, bu kafayla muhtemelen bir yüzyıl daha öğrenemeyeceği bir diplomatik kural vardır: KAYBEDENİN YANINDA OLURSANIZ KAYBEDERSİNİZ!
  • Ruslar, BAE’liler, Suudiler, Mısırlılar vs. Hafter’i desteklemeye başlayınca generalin gücü daha da arttı. Nefret ettiği Çadlı çeteleri mahvedip ülke güneyini ele geçirdi, bütün aşiretleri kendisine itaat etmeye zorladı. Tek önemi petrol olan, yılan ve akrep hariç hiçbir…
  • …canlının yaşamadığı uçsuz bucaksız çölleri ele geçirip gücünü pekiştirdi ve Trablus ordusunu Misrata ile Trablus hattına sıkıştırdı. Unutmadan, Türkiye’nin desteklediği hükümet de Trablus ve Misrata ekseninde ikiye bölünmüş durumdadır. Burdan pay biçin. Durum bu.
  • Buraya kadar Libya’nın geçmişten günümüze olan macerasını anlattım. Cephelerde neler oldu, olaylar nasıl gelişti onu anlatmaya çalıştım. Şimdi gelelim aktörlere. Kim ne istiyor, ne için savaşıyor…
  • Öncelikle General Hafter. Ülkenin %85’ini elinde tutan, Sovyet askerî eğitiminden geçmiş bu 76 yaşındaki adamın tek derdi var: Birleşik, eskisi gibi müreffeh ve güçlü bir Libya. Tabii ki kendi tek adam rejiminin ıdaresi altında. Hafter kimsenin ajanı değildir, kimseye çalışmıyor.

  • Sadece kendisine çalışıyor. Bu süreç içinde de işine gelen herkesten yardım alıyor. Kim ona bir atımlık fişek, bir dolar para verirse Hafter memnuniyetle kabul eder. Davası için başka şansı da yok. İnanılmaz sabırlı ve inatçı bir komutan. İlerlemiş yaşına rağmen çok enerjik ve…
  • …yıpratma savaşı ile düşmanının tükeneceği günü sabırla bekliyor. Libya’nın petrol ve doğalgaz kaynaklarının büyük çoğunluğu elinde ve bunların gelirini etkin kullanıyor. Kendi bölgesinde yolsuzluk Trablus’ta olduğu kadar yaygın değil. Haliyle bu durum ordu ve halka yansıyor.
  • General Hafter BAE’den Pantsir hava savunma sistemleri ve Yabhond insansız hava araçları, Mısır’dan Al Wahsh ve Mbombe tipi zırhlı araçlar, Suudi Arabistan’dan da Wing Loong tipi insansız hava araçları tedarik ediyor. Wing Loong ve Bayraktar arasındaki mücadele kıran kırana.
  • Rusya da paralı askerlerle General Hafter’i destekliyor. Peki bu ülkeler neden Hafter’e destek veriyor. Sıra sıra açıklayalım. Evvela Mısır: Mısır, Sina’da IŞİD terörünü zaptetmeyi bir türlü beceremiyor. Bir de Libya sınırından ülkesine IŞİD militanlarının sızmasını…
  • …istemediği için Libya’nın otoriter bir liderin idaresi altında olmasını istiyor. Bunu yapabilecek tek kişi de General Hafter. İstikrarsız bir Libya Mısır’a terörist pompalayan bir kuyuya döneceği için Mısır Libya’da istikrar istiyor. Zira IŞİD Mısır’a batıdan girmeyi…
  • …başarırsa Sidi Barrani üzerinden Mersa Matruh ve hatta El Alamein bile doğrudan IŞİD tehdidi altında kalacaktır. IŞİD’i çöl savaşında yenebilecek bi ordu da bulunmadığı için Mısır bu durumdan çok korkuyor. Örgütün Libya’dan Mısır batısına zıplamasını sadece Hafter önleyebilir.
  • Elbette başka sebepler de var ama Mısır’ın Hafter’i desteklemesindeki ana hedef bu. Sisi diyor ki: Aman kardeşim al şu parayı, şu silahı, ülkeni bir arada tut, IŞİD senin ülkenden bana gelmesin gözünü seveyim. Kusura bakmayın ama yine kimse Türkiye’ye karşı birleşmedi. Üzgünüm.
  • Gelelim BAE ve Suudi Arabistan’a. Onlar neden Hafter’i destekliyor? Cevap basit. Türkiye Doğu Akdeniz enerjisinden payını alamasın, ya da az bi pay alsın, ayrıca Katar destekli İhvancı Trablus yok olsun diye. Bunlar ana sebep, elbette yan sebepler de vardır.
  • Rusya niye destekliyor? Kaddafi zamanında kaybettiği Libya’yı Hafter’le geri kazanmak için. 2011 öncesi Libya, Rus silahlarının sadık müşterisi ve Rus şirketlerinin uğrak yeriydi. Rusya eski günlere dönüşü Hafter’in zaferinde görüyor.
  • Tabii bu saydıklarım ana sebepler yoldaşlar. Türkiye’yi de ilgilendiren birçok alt sebep var ama onlara da girersem laf çok uzar. O yüzden girmiyorum. Yeterince baydım zaten sizi.
  • Gelelim Trablus’a. Öncelikle Trablus’ta öne çıkan askerî ve politik bir figür yok. Türkiye’nin muhatap aldığı Başbakan Fayiz es-Sarrac’ı, Trablus kenti ve çevresini kontrol eden milis gruplar ve çeteciler bile adam yerine koymuyor. Bu konuda baştan anlaşalım.
  • Yolsuzluk, disiplinsizlik, çetecilik, yağmacılık vs. sebeplerden dolayı yıllar içinde gücünü kaybedip mahvolmanın eşiğine gelen ve kendi başkenti Trablus şehrine sıkışan bu hükümet, 3-4 yıl önce Libya’nın büyük kısmını kontrol ediyordu. Anılan sebepler nedeniyle bu hale düştü.
  • Bu yorumları kimseye yaranmak için yapmıyorum. Libya’da zaferi kim kazanırsa kazansın, benim hayatım değişmeyecek. Sözlerimde yanılma elbette olabilir, ama asla kötü niyetlilik, yalan ve tarafgirlik yoktur.
  • Trablus hükümeti kendi içinde de Misrata ve Trablus olarak ikiye bölünmüş durumdadır. Her köşe başını, her duvar dibini, her otoyolu değişik bir milis grup kontrol ediyor ve bunlar illegal yollardan büyük servet kazanıyorlar. İnsan kaçakçılığı, köle ticareti, uyuşturucu, haraç…
  • Bu adamlar askerden çok mafyaya benziyorlar. Hafter’e karşı sergiledikleri direniş ise daha çok gelir kaynakları ellerinden kayıp gitmesin diyedir. Hafter daha çok para teklif etsin, şu dakika Feyz el Sarrac’ı satıp taraf değiştirirler. Bu adamlar asker değil, anlayın.
  • Hafter’in ordusu çölün içindeki havaalanlarını etkin kullandığı için kafasına göre hava saldırısı yapabiliyor. Ama Trablus’un havaalanı kapasitesi sınırlı ve mevcut üsler sürekli saldırı tehdidi altında. Bu yüzden etkin bir hava destekleri yok. Bayraktarlar bi nebze iyi.
  • Peki Trablus’u kim destekliyor? En başta Türkiye var. Baş sebep Doğu Akdeniz. Türkiye Libya ile deniz komşuluğu anlaşması yaparak bölgedeki haklarını tescil ettirmek istiyor. İyi de yapıyor kendi adına. Bunu yaparken de Trablus hükümetini muhatap alıyor.
  • Yani ülkenin ancak %15’ini kontrol edebilen Trablus hükümetini. Türkiye’nin Trablus’a verdiği desteğin bir diğer sebebi de ideoloji. İhvancı bir ideolojiden gelen AKP, kendisi gibi bir ideolojiye mensup olan Trablus hükümetini destekliyor. Bu da bir alt sebep. Katar da bu…
  • …yüzden destekliyor zaten. Bunun dışında savaşın başında ABD de Trablus’u destekliyordu. Hâlâ daha sahada görev yapan CIA elemanları mevcut. Trablus’a destek de sağlıyorlar. Ama bir yandan Hafter’le de görüşüyorlar. Hafter istediklerini verirse anında Trablus’u satacaklar.
  • İtalya’nın desteğinin sebebi ise Mussolini’den kalma bir anlayış. Hâlâ Libya’yı kendi çiftlikleri gibi görüyorlar. Hafter’in arkasında bu kadar ülke varken kendileri de o safa geçip generalin gözünde muteber bir ülke olamazlar. Libya’da İtalyan karşıtlığı çok yüksektir. Hafter…
  • …de bunu bildiği için halk desteğini kaybetmemek adına İtalya’yı kendi yanında istemiyor. Geçen yıl bir İtalyan savaş gemisinin Trablus Limanı’na gelmesiyle kıyamet kopmuş, Trablus yanlıları bile isyan etmişti. Neticede onlar da Libyalı. Hafter İtalya’nın karşı tarafta…
  • …olmasını biraz da kendi kitlesini konsolide etmek için kullanıyor. “Bakın Libya’nın can düşmanı İtalyanlar Trablus’u destekliyor. Siz benim yanımda olun!” diyerek kitlesini bir arada tutuyor. İnsanlar sadece para için savaşmaz. Duygusal şeyler de lazım. Millet, vatan gibi.
  • Ben burada, gereğinden fazla uzamış olan bu bilgiselin sonuna gelirken Türkiye’nin Libya politikasına da bir parantez açmak ve Türkiye’nin yapması gerekenleri yazmak istiyorum. Bu konuyu özellikle dikkatle okumanızı istirham ederim.
  • Neyse devam edip bitirelim. Bir noktaya geri dönüp açıklama yapmak isterim zira birisi sormuş. Yukarıda kimse Türkiye’ye karşı birleşmedi dedim. Evet bu doğru, birleşmedi. Hafter’i destekleyen ülkelerin bunu yapması için bir ana sebepleri, bir de yan sebepleri var.
  • Bazı ülkelerin (Suudi Arabistan, BAE) Hafter’i desteklemesinin ana sebebi Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de güçsüz bırakmakken bazı ülkeler (Mısır) için bu ana sebep güvenlik. Bazıları (Rusya) için ise ekonomik ilişkiler ve silah satışı. Burayı aydınlattık, devam edelim.
  • Türkiye ne yapıyor? Trablus’ta konuşlu Ulusal Mutabakat Hükümeti ile ilişkilerini yürütüp onu destekliyor. Para, askerî eğitim ve silah veriyor. Kirpi ve Bayraktarlar sahada aktif, bunu herkes biliyor. Henüz muharip bir Türk askeri cephede mevcut değil.
  • Türkiye’nin desteklediği Trablus hükümeti her ne kadar acz içinde çırpınan bir hırdavat yığını olsa da Türkiye’nin dokunuşu ile bir takım toparlamalar yaşadı. Türkiye’nin askerî yardımları, özellikle Bayraktar insansız hava araçları Tobruk ordusu üzerinde etkili oldu.
  • Ama bu yetersiz. Bayraktar etkili bi silah olsa da oyun değiştirici bir silah değil. Bayraktar ile bir havan bataryasını susturabilir, bir sokak başını kapatan makineli tüfek yuvasını patlatabilir ya da düşman komutanlara suikast düzenleyebilirsiniz. Ama bunlar zafer için yetmez.
  • Zafer için daha fazlası lazım. Türkiye askerî müdahalesini burdan öteye taşıyamazsa, yaptığı müdahale Trablus’un ömrünü uzatıp kaçınılmaz sonu değiştiremeyen bir kanser ilacı etkisi yapacak. Daha fazlasını değil.
  • Türkiye özellikle deniz sahası hususunda yaptığı hamlelerde doğru olanı yapıyor. Bir yanlışlık yok. Ama çok geç kalındı. Türkiye Trablus lehine 2015’te müdahale etseydi bugün savaş bitmiş ve Türkiye Kuzey Afrika’da önemli bir mevzi kazanmıştı. Ama Türkiye uyudu, uyudu, uyudu…
  • Şimdi Hafter Trablus’un gırtlağına çökmüş, hamle yapıp zafer kazanmaya çalışıyor. Geç kalındı yoldaşlar, bu işleri çok önceden düşünmeliydiniz. Hava ve deniz üssü kurmak da mümkün görünmüyor. Türkiye Hafter’e havadan ve denizden saldırabilir ama Libya’da daimi üs kuramaz.
  • Çünkü gemilerin sığınması için elde olan limanlar Hafter önderliğindeki Tobruk ordusunun doğrudan menzilinde. Trablus’un kontrol ettiği hava üsleri F-16 operasyonlarına uygun değil ve saldırıya çok açık. Misrata hemen her gün vuruluyor, Mitiga ise servis dışı.
  • Mitiga onarılıp yeniden hizmete girdiyse haberim yok. Bunu da belirteyim. Bilmeyenler için bu üsler Türk destekli Trablus hükümetinin kontrolündeki hava üsleri.
  • Yani teknik olarak Türkiye’nin Trablus topraklarında hava üssü kurması ve F-16’ları kullanması mümkün değil. Ayrıca Tobruk her geçen gün hava savunma gücünü arttırıyor. Bugün çok güçlü değiller ama yavaş yavaş bu alanda ilerliyorlar.
  • Türk jetleri için bir diğer alternatif anavatandan havalanıp havada yakıt ikmali yaparak Hafter güçlerini vurmak. Teknik olarak mümkün. Ama bombardıman sıklığı çok düşecek ve masraflar inanılmaz boyutlara ulaşacaktır. Trablus’ta üs olsa 15 dakikada bir hava saldırısı…
  • …yapılabilirdi. Ama F-16’lar Türkiye’den gelirse bu süre en az 3 saate çıkar ki ciddi etkinlik kaybı demek. Bu kadarını Bayraktarlar da yapıyor zaten. Ayrıca Türkiye için hedef alınabilecek yerler Libya topraklarının %85’ine tekabül ediyor. Hafter çok geniş alanları kontrol…
  • …ettiği için Türkiye’nin yapacağı hava saldırılarının etkisi iyice azalacak. Çünkü Hafter’i tam bir yenilgiye uğratmak için bir noktayı vurmak yetmez. Hafter yenilgiye uğramadan ve Trablus ülkeyi tamamen ele alıp asayişi sağlamadan da deniz sahası anlaşması uygulanamaz.
  • Yani anlayacağınız yoldaşlar, Türkiye nereye elini atsa kuruyor. Bu benim yorumum ya da hayalim değildir. Türkiye’nin sürekli dış politikada geç kalıp, yumurta kapıya dayanınca can havliyle bir şeyler yapmaya çalışıyor oluşunun sonucudur.
  • Burda bir iç parantez daha açmalı. Türkiye olur da Hafter’e doğrudan bir saldırı düzenlerse, Hafter’i destekleyen ülkeler de (belki Rusya hariç) bizzat Trablus’u vurmaya kalkabilir. Ve emin olun onların yapacağı saldırılar çok daha yıkıcı olur zira vuracakları alan ufacık.
  • Libya’nın büyük kısmına Türk Hava Kuvvetleri’nin saldırması mı daha yıkıcı olur, yoksa Libya’nın tek şehrine Mısır, BAE ve Suudi Hava Kuvvetleri’nin ortaklaşa saldırması mı? Eğri oturup doğru konuşalım, edebiyatı kenara bırakalım.
  • Tabii hepinizin içinden geçiyordur. Ne halt etmeye ABD’nin peşine takılıp Kaddafi karşıtı cepheye katıldık da Libya’nın bu hale gelmesinde pay sahibi olduk diye. Haklısınız. Savaştan önce Libya’da Türk şirketleri öncelik sahibiydi. Türk lirası başlıca şehirlerde geçerliydi.
  • Türkiye kendi edip kendi bularak durduk yere başına bu çorabı ördü. Başkasını suçlamaya zerre hakkı yok. Ama olan oldu, ölen öldü. Artık bugüne bakmak lazım.
  • Bir iç parantez daha. Hafter’e ait önemli yerleri vursak yetmez mi denilebilir. Hafter’in stratejik tesisleri, rafinerileri, limanları, havaalanları ve üsleri Sirte-Tobruk sahili ile ülkenin güneyindeki çöllere kadar yayılmış durumdadır. Düşmanı felç etmek için vurmanız…
  • …gereken en az 100 ayrı nokta sayabilirim. Bunlara ek olarak Yunanistan’ın rolünü yazmaya fırsat olmadı zira bilgisel çok uzadı. Onu da başka zaman inşallah. Aklınızda soru işareti kaldıysa sorunuz, fikriniz varsa belirtiniz.
  • Anasayfanızı istila ederek epey baş ağrıttım. Ama başka türlüsü eksik olurdu. Sözlerimi bitirirken hatırlatmak istediğim son bir husus var: Kim ne plan yaparsa yapsın, Libya da Allah’ın mülküdür ve Allah onu dilediğine verecektir. Bu konuda son söz sahibi kimse değil.
  • Bizler büyük acılar çekmiş Libya halkının acılarının dinmesi ve ülkenin eski güzel günlerine dönmesi için duacı olmayı unutmayalım. Zira bu her şeyden önce insanlık vazifemizdir. Hiçbir petrol kuyusu evladının cesedini kucaklayan bir anadan değerli değil.
  • Bu bilgiselin sizlere bir şeyler kattığını düşünüyorsanız daha fazla kişinin okuması için RT edebilirsiniz. -SON-

Yazar; Vasili Ivanoviç Çuykov

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları | Glovo Kurye Olmak İstiyorum |