Şengal Ezidi Katliamı (‘Dünyanın Gözleri Önünde Soykırım’)

Yıl 2014… 2 Ağustos’u 3 Ağustos’a bağlayan gece… 73’üncü Fermanla Êzidîler bütün dünyanın gözleri önünde soykırımdan geçirildi. O gün bir gazeteci olarak Şengal Dağı’ndan Rojava’ya açılan koridorda Şengallilerle yürürken annenin şu sözlerini hatırlıyorum:

  • “Çektiğiniz bu görüntülerin ne faydası var, kırımdan geçirildik ve tüm dünya sessiz.” Evet dünya “geliyorum” diyen bu soykırıma sessiz kaldı. Şengal Katliamı nasıl yaşandı sonrasında neler oldu bu mesajın altında birkaç notla paylaşmak istiyorum. Uzun olacak kusura bakmayın…

  • Şengal, Ezidî ve Êzîdîlik demek. Yıllarca Şengal’in demografik yapısı değiştirilmek istendi. 1970’lere kadar kentin neredeyse tamamı Êzîdîlerden oluşuyordu. Sonrasında Saddam Hüseyin, asimilasyon politikaları çerçevesinde diğer halkları da buraya yerleştirdi.
  • Fermanın yaşandığı 2014 yılına gelindiğinde kentin neredeyse yarısını Êzîdî Kürtler, diğer yarısını da Sunni Arap, Şii Arap, Şii Türkmen ve Sunni Kürtler oluşturuyordu. Şengal köylerinin hemen hepsi Êzîdî köyü. Sadece Tilbenad’da, Êzîdî Kürtlerin yanı sıra Şii Kürtler de yaşıyor.
  • 1975’e kadar Êzîdîler sadece Şengal merkez ve Şengal Dağı’nın eteklerindeki köylerde yaşarken, sonrası Saddam döneminde çölün ortasına kurulan Tilezer, Siba Şêx Xıdır, Koço, Dugurê ve diğer kimi köylere yerleştirildiler.
  • Şehir merkezi hariç diğer köylerde kutsal mekanların bulunmaması da köylerin sonradan kurulduğunu gösteriyor. İşte bu politika 2014’te Êzîdîlerin savunmasız bir şekilde yeni bir fermanla karşı karşıya kalmalarını beraberinde getirdi.
  • DAİŞ’in daha önce Êzîdîlere yönelik tehditlerine rağmen ciddi bir önlemin alınmaması sadece Irak devletinin değil, Federal Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin de Êzîdîlere yaklaşımını gösteriyordu.
  • DAİŞ ilk olarak 10 Haziran 2014’te Musul’u ele geçirdi. Daha sonra Şia Türkmen nüfusunun yoğun yaşadığı Telafer kentini 15 Haziran 2014’te ele geçirdi. 450 bin nüfuslu Şengal için de tehlike çanları çalmaya başlamıştı.
  • Şii Türkmenler kendilerine en yakın kent olan Şengal’e sığındı. Daha sonraki süreçte Şii Türkmenler, Duhok hattından Hewlêr üzerinden Necef, Kerbela ve Bağdat’a gönderildi. Ancak Şengal ve Êzîdîler için yine herhangi bir önlem alınmadı.
  • Kendisi de o dönem Şengal’de bulunan Gazeteci Hayri Kızıler, yaşananları şöyle anlatıyordu: “DAİŞ çeteleri önce Şengal’in güneybatısındaki Sunni Arap yerleşim yeri Bilêc kasabasını ellerine geçirdi.
  • Hemen birkaç gün sonrasında Şengal’in güneyinde yine Sunni Arap yerleşim yeri Beac kasabasını aldı. Şengal’in batısında Telafer vardı o da DAİŞ çetelerinin elindeydi.
  • Şengal’in kuzeyinde bulunan Zumar kasabasına saldıran çeteler, bu kasabayı ellerine geçirse de daha sonra YPG ve az sayıda Yekîtî (YNK) pêşmergeleri çatışmalar sonrası Zumar’ın bir kısmını denetimleri altına aldı.
  • Rabia da Şengal için önemli bir noktaydı. Rabia’nın doğusu YPG’nin elide, batısı ise DAİŞ’in elindeydi. Ve DAİŞ, Şengal’e saldırmadan önce Şengal Dağı için bir kuşatma hattı oluşturmayı planlıyordu.
  • Ancak YPG güçleri Rabia ile sınır olan Til Koçer’den sonra Cezaa kasabasını da ele geçirince, Şengal’i kuşatma altına almak isteyen DAİŞ’in oyunu YPG tarafından bu iki noktada bozuldu.”
  • 2014 yılının 2 Ağustos’unu 3 Ağustos’a bağlayan gece olağandışı bir hareketlilik yaşandı Şengal’de. Sabaha doğru saat 03.00’te kent merkezinde bulunan halk havan sesleri ile uyandı.
  • DAİŞ ağır silahlar ve havanlarla Girzerik köyüne saldırmıştı. Şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. 03.30’da çatışmalar Siba Şêx Xidir’a da sıçradı. Arkasından Rambosi, Tilkasab, Koço, Tilbenad köyleri top atışlarına tutuldu.
  • Halk ferdi silahlarıyla karşılık vermeye çalışıyordu. Şengal merkezde ise, halk bir şekilde Şengal’den çıkmanın arayışı içindeydi. Bütün bunlar yaşanırken KDP pêşmergeleri de konvoy halinde ağır silahlarla donatılmış arabalarla Şengal’i terk ediyordu.
  • Çatışan halk da bunu görünce inançsızlığa düştü ve kentten kaçışın yollarını aradı. Arabası olmayanlar kendilerini Şengal Dağı’na vurmuştu. Arabalarıyla yollara düşenler de bir süre sonra ilerlemeyemez duruma geldikleri için araçlarını terk edip yürümeye başladı.
  • DAİŞ saat 10.00’da kent merkezine girince ilk olarak kutsal mekanları (Sitî Zeynep) havaya uçurmaya başladı. Kentten kaçamayanlar ise ya kurşuna dizildi ya da esir alındı. Birçok Şengalli çocuk ve yaşlı da kaçış yolunda susuzluktan yaşamını yitirdi.
  • On binlerce insan dağın yolunu tutmuştu; ancak dağda da kendilerini neyin beklediğini bilememenin korkusu içindeydiler. Dağa çıkan Êzîdîler, küçük bir HPG grubunun dağa çıkan iki yolu tuttuğunu ve dağa saldıran DAİŞ’i püskürttüklerini gördü.
  • Bu durum kendilerini etkiledi ve ferdi silahları bulunanlar hemen HPG’liler ve TEV-DA ile irtibata geçerek hızlıca organize olmaya başladı.
  • Fermandan birkaç gün sonra söyleşi yaptığım Gazeteci Hayri Kızıler, mülakatın devamında yaşananları şöyle anlatıyordu: “İnsanlar dağa ulaşmış, HPG yolları tutmuş bu biraz da olsa bir rahatlama yarattı. Daha sonra büyük bir YPG gücü çatışa çatışa Şengal Dağı’na ulaştı.
  • Hemen ertesi gün Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan’ın açıklamasından sonra bir tabur HPG gücü çatışa çatışa dağa ulaştı. Evet, dağın güvenliği vardı, ama bu güvenliği güçlendirmek gerekiyor.
  • 5 Ağustos günü yerel milis güçleri örgütlendirildi Şengal Direniş Birlikleri adı altında. Mevziler oluşturdular dağın güvenliği beşinci gün tamamen sağlanmış oldu. 9 kişilik HPG gücü kısa sürede 2 bin kişilik bir güce dönüşmüştü. Halkta büyük bir umut gelişti.”
  • Bundan sonra yapılması gereken insanların Şengal Dağı’ndan Rojava’ya doğru tahliye edilmesiydi. Ancak DAİŞ Rabia’yı elinde bulundurduğu için bu riskliydi. Bu nedenle yoğun çatışmalar yaşanıyordu, YPG’liler yaşamını yitiriyordu. Biz de buna tanıklık ettik.

  • 8 Ağustos günü yaklaşık 20 bin Êzîdî’nin tahliyesi sağlandı. Takip eden günlerde koridorun güvenliği sağlandıktan sonra on binlerce Êzîdî’nin tahliyesi de 45-50 derece sıcağın altında uçsuz bucaksız çölün ortasında sağlandı.

  • İnsanların yüzde 80’i 2 gün içerisinde tahliye edildi. Bu da Rojava’daki bütün araçların seferber olmasıyla sağlandı. Tahliyeler devam ediyordu ama bir yandan da herkes Şengal Dağı’na daha önceden mevzilenen HPG’lilerin nasıl ve ne zaman oraya yerleştiklerini merak ediyordu.
  • Küçük bir grup HPG’linin ferdi silahlarla verdiği mücadeleyi binlerce peşmergenin ağır silahlarla neden veremediğini sorguluyordu.

  • Bütün bu soruların yanıtı, Kasım 2014’te Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan ile yaptığım söyleşide ortaya çıktı. Karayılan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kendilerini daha önce Şengal konusunda uyardığını hatırlatarak, şunları söylüyordu:
  • “Bizler de bu uyarının hemen ardından PDK ve YNK’li yöneticilerle görüşerek kimi önerilerde bulunduk. Kendilerinin bilgisi dahilinde kimi gerilla gruplarını Mahmur, Kerkük ve Şengal’e göndermek istediğimizi ilettik.
  • PDK, ‘her şeyin kontrolleri altında olduğunu peşmerge güçlerinin yeterli bulunduğunu ve gerillaya ihtiyaçlarının olmadığını’ ifade etti. YNK de benzer şeyler söyledi; ancak ihtiyaç duymaları halinde bizleri bilgilendireceklerini söylediler.
  • Tabi biz PKK olarak her zaman için kendi önlemlerimizi alırız. 12 arkadaşı Şengal için hazırladık. 12 arkadaş ile konuştuğumda kendilerini ünlü Kürt destanındaki Derwêşê Evdî’nin 12 süvarisine benzettim ve kendilerinin de Şengal’i koruyacaklarını söyledim.
  • O arkadaşları gizli yollardan Şengal’e gönderdik. Peşmerge bunu fark edince o gruptan 3 arkadaşı gözaltına alıp tutukladı. Geriye kalan 9 kişilik grup da keşif yapıp konumlandı. Tarih 3 Ağustos’u gösterdiğinde saat 09.00’da felaketin bilgisini aldık.
  • Peşmergenin bir gün öncesinden çekildiğini öğrendik. 8 senenin ardından ilk kez telefonla Şengal’de bulunan arkadaşlarla görüştüm ve hemen saat 11.00’de müdahale taburlarını Şengal’e uğurladık.”
  • HPG’nin gönderdiği taburun Şengal’e ulaşmasıyla birlikte 8 Ağustos’tan 18 Ağustos’a kadar Şengal Dağı’ndan Rojava’ya 120 bin insanın tahliyesi sağlandı.
  • İlk olarak Rojava’ya ulaşan Êzîdîlerin bir kısmı Dêrika Hemko’da bulunan Newroz Kampı’na yerleştirildi. Bir kısmı da Federal Kürdistan Bölgesi’ne geçirildi. Kimi Êzîdîler ise sınırı geçerek Şırnak, Mardin, Batman ve Diyarbakır kentlerine ulaştı.

  • Bir taraftan Şengal’in özgürleştirilmesi için operasyonlar sürerken, diğer taraftan dört bir yana savrulan Êzîdîler de dört gözle topraklarına dönecekleri günü beklemeye başladı.
  • 5 Eylül 2014’te Avrupa Êzîdîler Federasyonu Eş Başkanları Dr. Leyla Ferman ve Ali Atalan Güney Kürdistan, Rojava ve Şengal’de gerçekleştirdikleri ziyaretin ayrıntılarını Diyarbakır’da yaptıkları bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.
  • Êzîdî halkının zorlu koşullarına dikkat çeken Eş Başkanlar, Êzîdî kadınların 20-30 dolar karşılığında Musul’da pazarlandığını ve derhal tüm uluslararası kamuoyunun harekete geçmesini istedi.
  • 21 Ekim 2014’te HPG, YBŞ ve Pêşmerge güçlerinin operasyonları sonucu Şengal’de kimi köylerin kurtarılması Şırnak ve Cizre’deki kamplarda kalan aileler için yeni bir umuda neden oldu. Sözkonusu kamplarda kalan bin 500 yurttaş topraklarına geri döndü.
  • QSD güçleri de DAİŞ’e karşı verdikleri mücadelede kurtardıkları her kentte yüzlerce Êzidîyi ailelerine kavuşturdu. Rakka’nın özgürleştirilmesi operasyonuna Şengal’den katılan YJŞ üyeleri de Êzidî kadınlarının intikamı için savaştı.
  • Dêrezor’da 11 Êzidî çocuğun DAİŞ’ten kurtarılması ve onlardan birinin “Ma tiştek bi Şengal hatiye (Şengale bir şey oldu mu)” sözleri insanlığın beyninde yankılanmaya devam edecek… Hala binlerce Êzidî çocuğu ve kadını kayıp ve toplu mezarlar çıkmaya devam ediyor.

Yazar; A.Rahman Gök @arahmangok

1
Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
1 Yorum Konuları
0 Konu cevapları
0 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En sıcak yorum dizisi
1 Yorum yazarları
Serkan aydin Son yorum yazarları
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Serkan aydin
Ziyaretçi
Serkan aydin

Yani 9 kişilik pkk li grupla dağda isidi puskurttuler hee vay canina..yalaninda bi ayagi yere bassın demisler bu hikayeyle komik duruma dustugunuzun anlatilan hadiselerde gercek payı olan kisimlarinda sirf bu ucuk yalanlar yuzunden inandiricilogini yitirdiginin farkinda degilsiniz heralde..abd tonlarca silah,askeri danismanlar ,kendi ozel kuvvetlerindeki askerler,avrupadan tayin ve intikal ettirdigi parali askerler ve en onemlisi hava kuvvetleri ile sağlamış oldugu destek takviye yardimlar ile anca isidi bertaraf ve maglup etmislerdir ve bunuda göstermelik pkk ya mal etmislerdir.pkk ve pyd abd yetismeden once cephede bile yoktu hepsi arkasina bile bakmadan kaçtılar..yani burdan bu gbi hikayelerden, destansi mukaddes kahramanlik kokan bağımsızlık ve özgürlük icin savasan mazlum ama cengaver bir halk imaji algisi olustarma cabasi ve planlama icerisinde olduğunuz bariz ortada ama asla tutmayacak..kurtlerin hem irak hem suriyenin abd tarafından bölünme surecinde yapmış oldugu hainlikler alcakliklar her zaman isgal guclerinin yanında olmasi ve taseronlugunu yapmasini bolge halklari asla unutmuycak..kurtlerin isgalci abd ile birlikte zorla bolgesinden surgune gönderdiği tecrit ettirdigi halklari ahaliyi ve kendine ait olamayan bölgeleri ilhak ve iskan ettigini bilenler biliyor.isidi kurduranin abd olduğunu bu sayede isid eliyle tavsana kac taziya tut taktigi ile pkk ya alan actigini petrol bölgelerini ele gecirtirrdiginide biliyorz.ve tum bunlardan habersiz zulme uğrayan masum bolge halklari olmuştur ve bunlar arasinda hic birseyden habersiz masum kürtler gariban ezidilerde vardir..ezidilerin mazlumlugundan magdurlugundan ve cektigi acilardan pkk ve pyd ye paye cikarmayin..