Boris Johnson’un Dedesi Ali Kemal Kimdir? Neden Linç Edilmiştir?

BORİS JOHNSON’UN DEDESİ ALİ KEMAL, GENÇ SUBAYLAR TARAFINDAN NİYE LİNÇ EDİLMİŞTİR?

  • İngiltere’nin yeni başbakanı olan Boris Johnson, Damat Ferit Paşa hükümetlerinin İçişleri ve Milli Eğitim Bakanı olan Ali Kemal’in öz torunu Stanley Johnson’un oğludur. #BorisJonson
  • Bizim tarihimizde belki de öğrencilerin azlettirdiği ilk üniversite hocası olmayı başaran Ali Kemal’in asıl adı Ali Rıza idi. Namık Kemal’e olan hayranlığından dolayı eğitim yıllarında ismini değiştirmiş Ali Rıza’yı Ali Kemal yaptırmıştı.
  • Ali Kemal, 1867’de İstanbul’da doğdu. Yabancı dilini ilerletmek için 19 yaşında, 1886’da Fransa’ya giden Ali Kemal, ertesi yıl Paris’ten İsviçre’nin Cenevre kentine geçti. 1888’de de yine İstanbul’a geri dönüyordu…
  • Avrupa’daki özgürlükçü akımlardan etkilenen Maceraperest Ali Kemal, İstanbul’da bir dernek kurdu. Kurduğu öğrenci derneği kapatıldıktan sonra yeni bir dernek kurmaya kalkınca bu kez tutuklandı ve 9 ay hapis yattı. 1889’da ise tahliye edildikten sonra Halep’e sürgün edildi.
  • Halep’te yaşadığı dönemde Halep İdadisi’nde (lise) Türk Dili ve Osmanlı Edebiyatı hocalığı yaptı ise de buradaki durgun hayata dayanamadı ve 1895’te izinsiz olarak İstanbul’a döndü. Geldiğinin fark edilmesi üzerine yeniden sürgün edildi.
  • Bu karar üzerine 1884’te tekrar, Jön Türkler’in karargahı haline gelen Paris’e gitti. Paris’te kaldığı dönemde Jön Türkler ile II.Abdülhamit arasında bir tür arabulucu bir çizgi izlemeye çalıştı. Mizancı Murat’ın Jön Türk hareketinden ayrılması ardından Ali Kemal de ayrılır.

HÜSEYİN CAHİT İLE POLEMİKLERİ

  • Ali Kemal, Paris’te öğrencilik de yaptı. Siyasal Bilgiler alanında eğitim alırken, bir yandan da gazetecilik yaptı. İstanbul’da o dönemde en etkin gazetelerden biri olan İkdam gazetesine Paris izlenimlerini anlatan batı kültürünü anlatan yazılar ve çeviriler gönderdi.
  • Hüseyin Cahit, İkdam’da kendi röportajları imiş gibi kaleme aldığı bazı yazılarının Fransız basınından çeviri olduğunu ortaya çıkardı. Bu hadise Ali Kemal ile Hüseyin Cahit arasında yıllar boyu sürecek bir polemiğe sebep olur.

BRÜKSEL ELÇİLİĞİNDE GÖREVLENDİRİLDİ

  • 1897’de Brüksel Elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. İttihatçılardan çekindiği için İstanbul’a dönemiyordu. 1899’da Siyasal Bilgiler diplomasını alması sonrasında, II. Meşrutiyet’in ilanına kadar Mısır’da yaşadı.
  • 1903, yaz tatili için gittiği Londra’da Winifre Brun adlı bir İngiliz hanımla evlendi. Bu evliliğinden Selma adında bir kız, Osman adında bir erkek çocuğu dünyaya geldi. Oğlunun doğumunun hemen ardından eşini kaybetti. II. Meşrutiyet’in ilanından bir gün önce İstanbul’a döndü.

31 MART OLAYINDAKİ ROLÜ

  • İkdam gazetesinin başyazarlığını üstlenen Ali Kemal, bir yandan da Darülfünun’da (İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’nde siyasi tarih dersleri verdi. İlk siyasi partilerden birisi olan Osmanlı Ahrar Fırkası’na girdi.
  • Ali Kemal’in İstanbul’a döner dönmez padişahın huzuruna çıktığı, padişah II. Abdülhamit’in iltifatlarını ve verdiği paraları kabul ettiği bilinir. Bu durum İttihatçıların büyük tepkisine neden oldu. O da yeni eleştiri hedefini İttihat ve Terakki Cemiyeti olarak belirledi.
  • Başyazarı olduğu İkdam gazetesinde Cemiyet’e karşı ağır eleştiriler içeren başyazılarla yazar oldu. Hemen bütün çevresiyle sürekli kavga halindeydi. Kendisiyle aynı fikirde olmayan kişilere şiddetle saldırıyor, gençlerin öfkesini bunlara yönelten tam bir provakatör idi.
  • Ali Kemal’in tahrikleri 31 Mart Olayı’nın çıkmasında etkili olduğu söylenir. Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey’in öldürülmesinin ertesi günü olan 7 Nisan 1909’da Darülfünun’da kalabalık bir topluluğa yaptığı konuşmadan sonra bu konuşmanın etkisinde kalan Darülfünun hocaları ve öğrencileri katillerin yakalanmasını istemek üzere Bâb-ı Âli’ye yürümüşler; sayıları on binlere ulaşan kalabalığın üstüne ateş açılması sonucu birkaç yüz kişi yaralanmış, fitil ateşlenmiştir.
  • Ertesi günkü cenaze sırasında da devam eden olayların, 31 Mart ayaklanmasına dönüşmesi üzerine Selanik’ten gönderilen Hareket Ordusu İstanbul’a gireceği sırada Ali Kemal yeniden Paris’e kaçmak zorunda kaldı (1909). Bu arada Mülkiye’deki görevine son verilmişti.

PEYAM GAZETESİ, İKİNCİ EVLİLİĞİ

  • İttihat ve Terakki yönetiminin iktidardan uzaklaşmasının ardından 1912 affıyla İstanbul’a geri gelen Ali Kemal İkdam Gazetesi’nde başyazar olarak yazılarına devam etti. Ancak 6 ay sonra hükümet Bâb-ı Âli Baskını ile devrilince Viyana’ya sürüldü.
  • 3 ay sonra İstanbul’a döndü. 14 Kasım 1913’te Peyam Gazetesi’ni yayınlamaya başladı, başyazarlığını üstlendi. Bu sırada Mülkiye Mektebindeki hocalığı da geri verildi. Mektepler Nazırı Zeki Paşa’nın kızı Sabiha Hanım ile evlendi. Bu evliliğinden Zeki adında bir oğlu oldu.

  • Ocak 1913’te İttihat ve Terakki’nin gerçekleştirdiği askeri darbe olan Bâb-ı Âli Baskını’ndan sonra tutuklandı.

KURTULUŞ SAVAŞI YILLARINDA NELER YAPTI?

  • Ali Kemal, 22 Temmuz 1914’te, I. Dünya Savaşı’nın başladığı sıralarda, İttihat ve Terakki’nin baskısıyla gazetesi kapatıldı. Siyasetle ilgilenmeyip öğretmenlik ve tüccarlıkla geçinmeye çalıştı.
  • Bu tutumu 1918’de İttihat ve Terakki liderlerinin İstanbul’dan çıkışına kadar sürdü. Ali Kemal, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra 14 Ocak 1919’da yeniden faaliyete geçen Hürriyet ve İtilâf Partisi’nin genel sekreter oldu.
  • 4 Mart 1919’da kurulan Birinci Damad Ferit Paşa hükümetinde Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanlığı), bu hükümetin iki ay sonra istifasının hemen ardından kurulan ikinci Damad Ferit Paşa hükümetinde ise Dahiliye Nazırlığı (İçişleri Bakanlığı) görevini üstlendi.
  • Bu görevde iken Kuva-yi Milliye ve Mustafa Kemal Paşa aleyhine peş peşe emirler yayınladı. İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin kurucularından birisi oldu. Hükümet içinde çıkan bir anlaşmazlık yüzünden 26 Haziran 1919’da bakanlıktan istifa etti.
  • Darülfünun’da ders vermeye devam eden Ali Kemal, 1922 Mart ayında Darülfünun öğrencilerinin istifaya davet ettiği dört öğretim elemanı arasındaydı. Öğrencilerin verdiği kararın gerekçesi, hocaların, bağımsızlık, kutsiyet, milliyet hislerine yabancı oluşları, saldırgan şahsiyetleri ile kamu vicdanında mahkum edilmiş olmalarıdır. Öğrencilerin tepkileri üzerine Ali Kemal ve yazar Cenap Şahabettin 3 Eylül 1922’de Meclis-i Vükela (Meclis) kararıyla görevlerinden uzaklaştırıldı.
  • Peyam-ı Sabah’taki yazılarında Kuva-yı Milliye’yi acımasız şekilde eleştirdi. Anadolu hareketini ve Mustafa Kemal’i İttihat ve Terakki’nin devamı olarak gördü ve sürekli saldırıp hakaretler yağdırdı.
  • Ancak 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz başarılı olduktan ve 9 Eylül’de İzmir’in, İngiliz destekli Yunan işgalinden kurtulmasından sonra çark edip, 10 Eylül 1922’de “Gayelerimiz Bir İdi ve Birdir” başlıklı bir yazı yazarak yanıldığını açıkladı.

İZMİT’TE LİNÇ EDİLEREK ÖLDÜRÜLDÜ

  • Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından Ankara Hükümeti, geçmişte yazdıklarından dolayı İstanbul polisinden Ali Kemal’in tutuklanıp yargılanmak üzere Ankara’ya gönderilmesini ivedilikle istedi.
  • 4 Kasım 1922 günü, Teşkilat-ı Mahsusa (bugünkü MİT) mensubu birkaç kişi Ali Kemal’i Tokatlıyan Oteli’nde gittiği berber dükkânından kaçırarak Ankara’ya götüreceklerini bildirdiler. Söylediklerine göre Ali Kemal İstiklal Mahkemesine çıkarılacaktı. Gerçekte ise Ali Kemal, İzmit’te bölge kumandanı Sakallı Nurettin Paşa’ya teslim edildi.
  • Ali Kemal, Nurettin Paşa ile görüştükten sonra dışarı çıkarken kumandanlık karargahı önünde bekleyen “genç subaylar” tarafından 6 kasım 1922’de linç edildi. Kafası çekiçlerle ve taşlarla kırılarak öldürüldü.
  • Linç edenler, Ali Kemal’den hıncını alamamış olmalılar ki, çıplak vücudu ayaklarına ip bağlanarak sokaklarda dolaştırıldı.
  • Parçalanmış cesedi, Lozan Konferansı’na giderken trenle İzmit’ten geçecek olan İsmet Paşa görsün diye istasyonda bir sehpaya asılarak teşhir edildi. İzmit’te defnedilen Ali Kemal’in mezarı, başına bir mezartaşı veya herhangi bir işaret konulmaması sebebiyle zamanla kayboldu. Uzun araştırmalar sonunda 1950’lerde yeri tespit edilebildi.

  • Dışişleri Bakanlığı’nda AB Genel Müdür Yardımcılığı yapan (ve o dönemde AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi olan Karen Fogg ile ilginç yazışmaları ile gündeme gelen) Selim Kuneralp de, Ali Kemal’in torunudur.
  • Selim Kuneralp Stokholm Büyükelçiliği ve Seul Büyükelçiliği’nden sonra Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevini yürütmüş, AB Daimi Temsilciliği görevinde bulunduktan sonra Bakanlık müşavirliğine getirilmiştir. (Karen Fogg ile malum yazışmaları manidardır…)

BORİS JOHNSON KİMDİR?

  • Ali Kemal’in ilk eşi olan İngiliz hanımından olan öz torunu Stanley Johnson’ın oğlu olan Boris Johnson, İngiliz Muhafazakar Parti’den seçilip Parlamenterlik yapan Johnson İngiltere Dışişleri Bakanı ve öncesinde Londra Belediye Başkanlığı da yaptı.
  • Boris Johnson, büyük dedesi Ali Kemal gibi gazetecilikte yaptı. ‘The Spectator’ dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. (1 Mayıs 2008 tarihinde Muhafazakar Parti adayı olarak Londra belediye başkanı seçilmişti) Boris Johnson’un dedesi Osman, eski büyükelçi Zeki Kuneralp’ın baba bir kardeşiydi.

İngiltere’nin AB’den çıkmasının ateşli savunuculuğunu yapan Boris Johnson şimdi İngiltere’de Başbakan seçildi. Linç edilen büyük dedesi gibi Türk düşmanı siyasetini umarız sürdürmez…

Yazar; Sakalar İskitler (Gizlenen Eski Anadolu Halkı) @n_devra

1
Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
1 Yorum Konuları
0 Konu cevapları
0 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En sıcak yorum dizisi
1 Yorum yazarları
Anonim Son yorum yazarları
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Anonim
Ziyaretçi
Anonim

Yazının yanlış anlamıyorsam 5. ve 6. paragraflarında kronolojik bir hata var.
‘1895’te izinsiz olarak İstanbul’a döndü. Geldiğinin fark edilmesi üzerine yeniden sürgün edildi.’ dendikten sonra ‘Bu karar üzerine 1884’te tekrar, Jön Türkler’in karargahı haline gelen Paris’e gitti.’ deniyor. Yani 1895 teki sürgün kararının üzerine 1884 te Paris e gitmesi mümkün olamaz.