Boris Johnson’un Patronu Kim? (‘Brexit, Barclay Brothers, Rothschild Ailesi’)

RİTZ CARLTON’DAN ÇIKMAYAN “BAŞBAKAN”: BORİS JOHNSON’UN PATRONU KİM?

  • Evet sevgili dostlar malumunuz Türkiye’de olduğu kadar son günlerde Dünya siyasetinde de önemli gelişmeler yaşanmakta.
  • Ve bunlardan belki de en önemlisi İngiltere’de Muhafazakar Parti liderliğine dolayısı ile İngiltere’nin Başbakanlık koltuğuna Boris Johnson’un seçilmiş olması…
  • Tabii bizim medyamız olayı genel olarak Boris Johnson’un Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’ün çok sert bir muhalifi olan, İngiliz mandacılığı savunucusu, İngiliz Muhipler Cemiyeti kurucusu ve yazdığı Kurtuluş Savaşı karşıtı yazıların ardından, Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanması sonrası İstanbul’a Türk askerinin girmesi sonrası linç edilen Ali Kemal’in torunu olması tarafından yani işin “MAGAZİN” boyutu ile gördüler…

Boris Johnson’un Dedesi Ali Kemal Kimdir? Neden Linç Edilmiştir?

  • E tabii onları da anlamak lazım işin “MAGAZİN” kısmı gazete sattırıyor, internet sitelerine “tıklama” getiriyorlar…
  • Ama onlar yapmasa da biz işimizi yapalım ve olayın gerçekten ciddi boyutuna, farklı bir bakış açısı ile ve yine “Girift ilişkiler ağı” üzerinden giderek bakalım…
  • Şimdi dostlar öncelikle şunu söyleyelim floodumuzun en başında… İngiltere gibi bir ülkede 11 sene önce çok da etki alanı olmayan bir gazeteci düşünün…
  • Bu gazeteci özel ve İngiltere’de çok büyük önem taşıyan “Aristokrat” bir aileden gelmiyor… Büyük bir servetin sahibi değil.. CFR,Bilderberg,Catham House gibi “Küresel Karar Verici” odaklar ile hiçbir bağlantısı yok. Evet yazıları orta çapta etkisi olan bir gazeteci…
  • Efendim işte 2008 yılına gittiğimizde bu gazetecinin birden bire Londra Belediye Başkanı seçildiğini görüyoruz.İngiltere’de belediyeler ve tabii ki doğal olarak belediye başkanlığı makamı bizdeki kadar çok çok büyük önem taşımaz.
  • Tek bir yer bu konuda istisnadır:Londra… Zira Londra “TACIN MERKEZİDİR” ve sembolik olarak İngiltere’nin “Güneş Batmayan Küresel İmparatorluk “hinterlandının değişmez merkezidir.
  • Ama daha da önemlisi Londra, sınırları içerisinde “City of London”u barındırır. Nedir efendim bu “City of London”un önemi derseniz anlatalım…
  • City of London, Londra içerisinde ayrı “özerk” bir bölgedir. Kendi yasaları vardır. Hukuken bir “törensel kontluk” statüsü ve “şehir statüsü” taşımaktadır.
  • Bu 2,6 kilometrekarelik alan içerisinde yer alan ve adeta bir ikinci “Vatikan” olan –devlet içinde devlet olması bakımından- City of London’u bu kadar özel kılan şey ise Dünya finansının kalbinin attığı Londra Borsası’nın tam da burada olması…
  • Ayrıca pek çok küresel finans devinin merkezi işte bu City of London’da bulunmakta… Yani City of London “Paranın Krallığı”
  • Yani efendim Londra’ya kimse “Durduk yere” hem de hiçbir “özel bağa” sahip olmadan seçilmez, daha doğru ifade ile “seçilemez”….
  • Peki efendim o zaman yazımızın başında ne bir “Aristokrat” aileye, ne büyük bir servete sahip olmadığını belirttiğimiz “gazeteci” Boris Johnson nasıl olmuştur da 2008 yılında Londra Belediye Başkanı, sonrasında İngiltere Dışişleri Bakanı ve en sonunda 11 sene içinde İngiltere gibi bir küresel gücün Başbakanı oluvermiştir?

İşte bunun için Boris Johnson’un CV’sine “yakından” bakmamız gerekecek…

  • Boris Johnson, siyasete atılmadan önce İngiltere’nin hatrı sayılır gazetelerinden The Daily Telegraph’ta bir süre çalıştıktan sona The Spectator Dergisi’ne geçiş yapıyor ve yazılarına burada devam ediyor…
  • Yazılarındaki AB karşıtı çizgisi ile giderek dikkat çekiyor… “E bize ne adamın mesleki kariyerinden arkadaş,adam çıkmış başbakan olmuş sen hala hangi gazetede yazdığından bahsediyorsun” derseniz demeyiniz efendim…
  • Zira burada dikkat edilecek nokta gerek The Daily Telegraph gerekse The Spectator’ün İngiliz “esrarengiz” milyarder kardeşler Sir Frederick Barclay ve Sir David Barclay…
  • Neden “Esrarengiz” diyoruz zira İngiliz kamuoyunda “Barcal Brodhers” yahut “Twin Brrother” olarak bilinen bu iki “Sir” ikiz kardeşi medyada görmeniz pek mümkün değildir.

  • Bilinen birlikte çektirdikleri ve basına yansıyan son fotoğrafları 2000 yılında Kraliçe Elizabeth’ten aldıkları “özel nişan” münasebeti ile düzenlenen törende çekilmiştir.-Biz daha yenisine rastlamadık,bulabilen dostumuz olursa koyar tabii-

Peki kimdir bu Barclay kardeşler ve önemleri nedir? Anlatalım efendim…

  • Şimdi bugünün medya patronları olarak yıllık 6 milyar Sterline yaklaşan servetleri ile saygın ve prestijli şekilde FORBES listesinin müdavimi olan kardeşleri daha yakından tanımak için tarih yapraklarını biraz geriye doğru çevireceğiz….
  • Tarih yaprakları 1971’i gösterdiğinde kardeşlerden Sir David Barclay’i Park Lane Casino Kulübü’nü işleten Hyde Park Casinos Limited adlı şirketin hissedarı ve yöneticisi olarak İngiliz “kumar sektörüne” adım atarken görüyoruz…
  • 1973 yılında Sir David Barclay Hyde Park Casinos Limited’in direktörlüğü görevinden istifa etti.Ancak bu bir “perdelemeydi”.
  • Çünkü Sir David Barclay Hyde Park Casinos Limited’in hissedarı olmayı sürdürdü. 1975, Ladbroke Group ve Ladup Limited’in yöneticileri Hyde Park Casinos Limited’in kontrolünü aldı . Ancak bir tek Sir David Barclay hisselerini korudu ve satmadı.
  • Ladbroke Group ve tabii hissedarı olarak Sir David Barclay giderek büyümeye başladılar. 1 sene içerisinde İngiltere’nin en büyük hacimli kumarhanelerinin 4 tanesi bu şirkete geçmişti bile…
  • Bu kumarhaneler; 24 Hertford Caddesi, Londra W1 adresindeki Park Lane Casino Kulübü, Hertford Street, Londra adresinde bulunan Hertford Kulübü Tepe Street, Londra W1 adresindeki Ladbroke Club ve Curzon Caddesi, Londra W1 adresindeki Hyde Park Casino Kulübü’ydü…
  • 1977 yılına kadar Sir David Barclay o zaman için çok muazzam bir para olan 20 milyon sterlin civarında bir kazanç sağladı…
  • Bu arada Barclay Kardeşler aynı zamanda Dünyaca ünlü Ritz Carlton Hotel’in de sahibiydiler ve tabii Ritz Carlton otellerinin her birisinde adeta para basan kumarhanelere sahiptiler.
  • 1978 yılında bir satın alma ile Barclay Kardeşler Londra’da Maxims Casino Club’a oyun lisansı alan Lydiashourne Limited’i bünyelerine kattılar.
  • Kısa süre sonrasında ise Ekim 1980’de Sir David Barclay, Shady Financer David Rowland ve Frederick Barclay , Lydiashourne Limited’i Orta Doğu’dan “ballı” bir müşteriye ; Abdul Wahab Galadari’ye 3,5 milyon dolara sattı…
  • Bu arada bu 2 esrarengiz kardeşin ismi özellikle polislere rüşvet vermek başta olmak üzere pek çok suça karışsa da her seferinde “Hatırlı” dostları araya girerek işlerin üzerini örttü.
  • 1980 Londra’nın Knightsbridge kentinde bulunan Wellington Kulübü isimli kumarhaneyi alarak o döneme kadar olan “Kumar sektörü kariyerlerinin” zirvesine çıktılar. Ama Barclay Kardeşlerin gözü “zirvedeydi” ve adım adım zirveye yürüyeceklerdi…
  • Yine 1980 yılında Londonderry bodrumunda casino lisansı için başvuruda bulunan Guardlot Limited artık Barclay Kardeşler’e aitti…
  • İngiliz “KUMAR SEKTÖRÜNÜN” zirvesi ise London Clubs International’di ve Barclay kardeşler gözlerini buraya dikmişlerdi.Ama ortada bir sorun vardı.Çok ortaklı bir yapı olan London Clubs International’de kimse hissesini satmak istemiyordu…
  • Lakin London Clubs International’de ise İngiliz kumar piyasasının en önemli oyuncularından David Shamoon’un %11 payı vardı ve Shamoon bir mali darboğaza girmişti. İşte 1978’de kendisi ilk kez mali sıkıntı yaşarken Barclay kardeşler David Shamoon’a 5 milyon Sterlin’i gözü kapalı vermişlerdi.
  • İşte o 5 milyon Sterlin karşılığında 1981 yılında David Shamoon’dan London Clubs International’in %11 hissesini satın aldılar.
  • Artık İngiltere kumar piyasasının “Zirvesindeydi” Barclay Kardeşler…Ama onlar için İngiltere sadece bir ülkeden ibaretti zira onlar Küresel bir güç istiyorlardı kumar sektöründe…
  • Bu arada Barclay Kardeşler yavaş yavaş siyasete ilgi duymaya başladılar… Özellikle Margret Thatcher’e yakınlaşmaya başladılar…Bu yakınlık daha sonra Barclay kardeşlerin Thatcher’in kaldığı evi kendisine “Hediye” etmesine kadar varacaktı.
  • Zira Thatcher’in en önemli finansal destekçisi ve “sırdaşı” olan İngiliz endüstri devi Hanson Trust’un sahibi Lord Hanson Barclay Kardeşlerin kumar işinde ortağıydı!
  • Hatta 1997 yılında The Ritz Casino Club’da bir oyun lisansı için lisans mahkemelik olduğunda bu işi bizzat “özel” bağlantılarını devreye sokarak çözen Lord Hanson olmuştu.
  • İşte Thatcher’in İngiltere’de Başbakan seçilip Dünya siyasetine damga vurduğu 1979 sonu itibariyle Thatcher’in arkasındaki en önemli finansörlerden birisi bu “Esrarengiz” kardeşler oldu.
  • Ve tabii Thatcher’ın Başbakanlık yaptığı 1979-1990 arasında Barclay kardeşler mali olarak servetlerine servet katıp altın çağları nı yaşarken, bir yandan da hem Kraliçe hem de İngiliz Parlamentosun’un en önemli isimleri ile çok “özel” bağlantılar kurdular…
  • Ama giderek gelişen bu siyasal bağlantıların bir bedeli vardı. Barclay kardeşlerin artık çok daha “Prestijli” görünmeleri gerekmekteydi… Ve kumar sektörü bu “Prestij” için pek de uygun bir sektör değildi.
  • 2004 yılına gelindiğinde Barclay Kardeşler İngiltere’de “lisanslı” 130 kumarhanenin üçte birine sahiplerdi ve bu ektörde İngiltere’de dönen 4 milyar Sterlin üzerindeki kumar parası trafiğine hükmeden 4 kişiden 2’si haline gelmişlerdi…
  • İşte Barclay Kardeşler tam da bu noktada çok stratejik bir hamle yaptılar.
  • Ritz Carlton üzerinden kumar paralarını yakın dostluk kurdukları Lord Rothschild’in bankaları üzerinden sisteme sokarken sahibi oldukları London Clubs International’in başına getirdikleri Sir Gordonm Booth üzerinden ise kendileri “geri çekilmiş” gibi dursalar da “Küresel Kumar Pazarının” en büyük oyuncusu olan Caesars Entertainment Corporation ile ortak oldular.
  • Zira London Clubs International dünya kumar piyasasının en büyüğü olan Caesars Entertainment Corporation’un bir markası olan HARRAHS tarafından satın alınırken bu satın almada Barclay Kardeşler “ortaklık hissesi” aldılar…
  • Rothschild Ailesi ile aralarındaki ilişkiyi kurmalarını ve geliştirmelerini sağlayan isim ise Thatcher’in “KARA KUTUSU” olan kumar işindeki ortakları ve Rorhschild’in yakın arkadaşı Lord Hanson olmuştu.
  • Sıra “siyasal nüfuz” ve “prestije” gelmişti… Bunun için Barclay Kardeşler medyaya girerek İngiltere’nin en köklü gazetelerinden birisi olan –ki kuruluşu 1855’tir- ve İngiliz Muhafazakar Parti seçmeni üzerinde büyük etkisi olan The Daily Telegraph’ın ve The Sunday Telegraph’ın bünyesinde olduğu Telegraph Media Group’un sahibi oldular… Kısa süre bu gruba Spectator katıldı…
  • İşte Boris Johnson da özellikle bu The Daily Telegraph ve The Spectator’de AB karşıtı yazıları ile ön plana çıkmaya başladı….
  • Bu arada Barclay kardeşler çok ama çok büyük bir yatırım ile ve ciddi de bir risk alarak İngiltere’nin en büyük kargo ve lojistik firmalarından birisi olan YODE COMPANY ile lojistik ve kargo sektörüne girdiler….
  • İşte bu iş belki de hayatlarında başarısız oldukları tek iş oldu ve YODE 2012 yılına geldiğinde bütün Barclay Brother İmparatorluğu’nu da yıkabilecek düzeyde zarar eder hale geldi.
  • YODE COMPANY hemen her yıl büyük zararlar etmiş ve şirketin zararları Barclay kardeşlerin İngiltere’nin en büyük 4 bankasından birisi olan Lloyd’s Banking Group’tan alınan yüksek faizli krediler ile finanse edilmişti.
  • Ancak 2012 yılına gelindiğinde şirketin zararı net 250 milyon sterlin olarak açıklandı, dolaylı zararlar ile bu rakam 350 milyon sterlini buluyordu.
  • Barclay Kardeşlerin imparatorluğu sarsılırken devreye sıkı dostları Lord Rothschild girdi… Rothschild kontrolündeki HSBC tek kalemde ve bir gün içerisinde 250 milyon sterlin kredi vererek Barclay Kardeşlerin borçlarını kapattı…
  • Rothschild’in HSBC’si bununla da kalmadı… Barclay Kardeşlerin gazete ve dergileri The Daily Telegraph,ve Spectator’e milyon sterlinlik reklamlar vermeye başladı… Barclay Kardeşler 2012 sonrası Rothschild Ailesi tarafından adeta “Paraya boğuldu”
  • Ve özellikle Muhafazakar Parti seçmeni üzerinde büyük etkisi olan The Daily Telegraph gazetesi başta olmak üzere Barclay Kardeşlerin yayın organları 2012 yılından itibaren şahin biçimde AB karşıtı yayınlar yapmaya başladılar…
  • Zaten 2012 yıloından sonra Rothschild The Daily Telegraph’ın yayın politikasına da direkt müdahale etmeye başladı.
  • Bu skandalı ise yapılan müdahalelelere gazete içerisinde karşı çıkarak istifa eden gazetenin baş politika editörü Peterr Osborne tarafından yazılan yazılar ile ortaya çıktı.
  • Boris Johnson da Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemde dahi işte bu The Daily Telegraph gazetesinde AB’den çıkılmasını hararetle savunan, hatta bazı yazılarında ırkçılığa varan milliyetçi yazılar kaleme aldı.
  • Brexit tartışmaları giderek alevlenirken İngiltere’de muhafazakar seçmeni etkileyen ve kararında etkileyen en büyük yayın grubu BREXİT yanlısı manşetler ve haberle ile işte bu The Daily Telegraph gazetesi oluyordu…
  • Bu arada İngilterê’de BREXİT referandumu yaklaşırken BREXİT karşıtı The Daily Telegraph’ı büyük reklamlar ile fonlayan Rothschild Ailesi’nin genel tutumu BREXİT’ten yana oldukları şeklinde bilinmekteydi…
  • Ama Rothschild Ailesi’nin “lideri” konumundaki Lord Jacop Rothschild BREXİT referandumuna çok kısa süre kala The Times gazetesinde bir makale kaleme aldı…
  • Bu makalede Lord Jacob Rothschild, İngiliz halkını referandumda BERXİT’e karşı çıkmaya ve İngiltere’nin AB içinde kalması için oy kullanmaya çalışıyordu… Ne olmuştu? Rothschildler genel tavırları olan BREXİT yanlısı tutumlarını mı değiştirmişlerdi?
  • Bir yandan BREXİT’in en hararetli savunucusu olan medya organını finanse ederek İngiliz kamuoyunu BREXİT için oy vermesini perde arkasından “yönlendiren” Rothschild Ailesi’nin lideri bu açıklamayı nasıl ve daha da önemlisi neden yapmıştı?
  • Rothschild Ailesi çok akıllı bir “Küresel Satranç” oynamaktaydı ve Lord Jacop Rothschild’in bu BEREXİT karşıtı makalesi tam da bu Küresel Satrancın çok önemli bir “Hamlesiydi”…
  • Bu hamleyi daha net anlamak için Lord Rothschild’in makalesinin yayınlandığı gazete olan The Times’a bakmak lazım.
  • The Times gazetesi News UK şirketine aittir… Bu şirket Loondra merkezlidir ancak bu News UK da ABD merkezli News Corporations’a bağlıdır. Peki News Corporations kimindir? News Corporations FOX yayın grubunun da sahibi olan Ruphert Murdoch’un şirketidr.
  • Rupherth Murdoch ise İngiltere’nin AB’den ayrılmasını hiç istemeyen Cumhuriyetçilerin Evangelist kanadının en önemli isimlerinden birisi,Trump’un “Akıl Hocası” ve CFR’nin “Protokol” üyesidir…
  • Peki ABD merkez bankası FED’in sahibi olan ailelerden birisi kimdir? Rothschild Ailesi tabii ki…
  • Yani Rothschild şu anda kendisini temsil eden İngiltere’nin Çin üzerinden “küresel egemenliğini” ve Dolar yerine kripto paranın egemenliğini tasarlayıp ABD’nin temsil ettiği Rockefeller kanadı ile nüfuz mücadelesini verirken, bu mücadelesinde orta vadede AB’nin dağılacağını ve İngiltere’nin bu birlikten çıkarak yeniden dizayn dilecek Avrupa’yı tek başına dizayn etmesi için İngiltere’de Barclay Kardeşleri ve yayın organlarını kullanmaktadır.
  • Ama bu plan “orta vadeli” bir plan olduğu için aynı zamanda ABD’deki etkinliğini ve yerine dijital kripto parayı ikame ederek dünya finans sisteminin tek hakimi olmayı tasarladığı Dolar üzerindeki hali hazırdaki etkisini korumak için de direkt Evangelistlerin yayın ağı üzerinden BREXİT karşıtı mesaj vermektedir. Yani Rothschild her halükarda kazananın kendisi olacağı –BREXİT olsa da olmasa da- bir oyun oynamaktadır.
  • Buradaki bir önemli nokta da İngiltere Parlamentosu’nun 3 kez reddetiği ve Theresa May’in sonunu getiren BREXİT Anlaşmasının parlamentodan çıkması halinde Muhafazakar Parti’den yaşanacak olası istifalar sonucu İngiltere’de bir erken seçim olasılığıdır.
  • Zira analistler böylesi bir erken seçimde seçmeni genel olarak BREXİT karşıtı İşçi Partisi’nin zaferinin büyük ihtimal olduğunu belirtiyorlar.
  • Yani Rothschild öyle bir hamle yapıyor ki her halükarda kazanan kendisi…
  • Bu arada Boris Johnson işte Barclay Kardeşlerin önerisi ve Rothschild’in “onayı” ile 2008 yıolından itibaren parlatılmış, önce Londra Belediye Başkanı olarak “denenmiş” ve bu sınavdan başarı ile ayrılması ile birlikte önce Dışişleri bakanı olmasının önü açılmış ve en nihayetinde siyasete girişinin 11.yılında İngiltere’nin başbakanlığı koltuğuna “Oturtulmuştır”
  • Ve Boris Johnson Muhafazakar Parti lideri seçilir seçilmez ilk demecinde “50 gün sonra BREXİT’ten çıkıyoruz” açıklaması ile asıl “BÜYÜK PATRON” un Orta Vadeli ve İngiltere merkezli planlamasını nasıl hayata geçireceğini de ilan etmiştir.
  • Johnson’un İngiltere’ye “Başbakan seçilmesi”nin ardında işte bu BREXİT satrancı vardır bakılması gereken de Johnson’un Ali Kemal ile dede-torun ilişkisi değil BARCLAY KARDEŞLER üzerinden Rothschild Ailesi ile olan “özel ilişkisidir” Ama tabii bunların hepsine “TESADÜF ” deyip geçmek de mümkün :)))

  • Bu saate kadar bizlerle olan ve okuyan yahut daha sonra okuyacak tüm dostlara bin selam olsun diyor ve klasikleştiği şekliği ile bitiriyoruz floodumuzu… “Takdirleriniz beğenilere,beğenileriniz RT’lere yolculuk etsin”

Boris Johnson’un Dedesi Ali Kemal Kimdir? Neden Linç Edilmiştir?

Yazar; Celal Eren Çelik @yazparov

1
Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
1 Yorum Konuları
0 Konu cevapları
0 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En sıcak yorum dizisi
1 Yorum yazarları
Anonim Son yorum yazarları
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Anonim
Ziyaretçi
Anonim

Olayi fox a baglamissin uyanik yandas senj