Cosmos Belgeseli; Popüler Bilim nedir? Neye hizmet eder?

“Ay’a gerçekten gidildi mi? Gidilmedi mi?” tartışması ana konuyu saptırıyor. Yüksek bütçe ve kaliteli grafiklerle “bilim gibi” görünen ideolojik propagandalar kitleleri peşinden sürüklüyor. Peki “popüler bilim” neye hizmet ediyor? [Flood]

  • “Bugün yığınlar çağıdır. Yığınla ilgili her şeyin önünde yerlere kapanıyorlar” diyor Friedrich Nietzsche. Bugünü daha güzel anlatan bir söz bilmiyorum. Eğer dünya tarihinde “karanlık çağ” olarak anılacak bir çağ varsa, kesinlikle içinde bulunduğumuz çağ olduğunu düşünüyorum.
  • “Bilim” konusunda da bu durum farklı değil. Bugün gerçek bilim, ana akım medyadan destek alan bir sahte bilimin ve bu sahte bilime destek sunan radikal dogmacıların işgali altında. “Algı hakikatin yerini aldı” diyoruz ya, bilim için de böyle…
  • Burada örneğini vereceğim konu, bilimin meraklısı olmayanlara biraz sıkıcı gelecektir. En baştan uyarıyorum. Olabildiğince özet ve sıkıcı olmayacak şekilde anlatmaya çalışacağım ancak bilim “sahte bilim” kadar süslü olmuyor…
  • Örneğini vereceğim konu 1980 yılında Dr. Carl Sagan’ın sunuculuğunda hazırlanan ve 2014’te devamı çekilen Cosmos serisi. Serinin 2014’teki sunuculuğunu “bilimsel belgesel” meraklılarının yakından tanıdığı Dr. Neil DeGrasse Tyson üstlendi.

  • Aslında beklenti yüksek olmasaydı bir Holywood belgeselciliğinden bilimsel bir program çıkmayacağını herkes bilirdi… Ancak Star Wars gibi filmlerin aksine Cosmos’da işlenenler, “bilim” etiketi altında sunuldu.

  • Ancak şu soru hiç sorulmadı: Ortaya çıkan şey bilim miydi? Sorulmadı çünkü tıpkı reklam filmleri gibi görüntünün ve sunumun kalitesi içeriğin önüne geçti. Yüksek bütçe, dev yapım şirketlerinin desteği, görsel efektlerin büyüleyiciliği birleşince Cosmos “bilim gibi” oldu.
  • Oysa “sahte bilim müritlerinin” sormadığı bu soruyu sormak, gerçek bilimsel yaklaşımdı ve alacağımız cevaplar Cosmos’un aslında ne olduğunu ortaya koymaktaydı.

  • Sagan ilk Cosmos’da Venüs’ün cehenneme benzeyen yüzey koşullarının sebebinin sera gazı etkisi olduğunu söylüyor. Herkesin bildiği üzere sera gazı etkisi ise alt metinde “küresel ısınmayı” karşılayan bir söylem.

  • Sagan belgeselde bunu birden bire, kesin bir bilgi gibi paylaşıyor. Oysa değil bu belgeselin çekildiği 1980’ler, bugün dahi Venüs’ün yüzey koşullarının sera gazı etkisiyle oluştuğuna “kesin” diyen hiçbir bilimsel makale bulunmuyor. En kabul edeni bile “bir ihtimal” diyor.
  • Hatta aşağıdaki gibi pek çok ciddi, kaynakçalı bilimsel araştırma Venüs için dile getirilen bu iddiayı “kesinlikle doğru değil” olarak değerlendiriyor. Bu iddiayı dile getirenlere de “yalancı” diyor. https://t.co/s9uijABq22
  • Carl Sagan Cosmos’da bu iddiayı dile getirerek, bilimsel gerçeği hiçe sayıyor, hatta tam dersini “kesin gerçek” gibi sunuyor. Peki izleyenlerin umurunda mı? Cosmos’u bilimsel olarak hiç değerlendirmişler midir?
  • 2014 yılında Tyson sunuculuğunda yayınlanan Cosmos bilimsel bakıştan uzak bu iddiayı düzeltiliyor mu? Hayır, aksine hatırlatılarak ve destek çıkılarak yeniden gündeme getiriyor… Daha kaliteli bir efekt ile….

  • Her bölümünde entelektüel hassasiyetten bahseden, otoriteye değil deney, gözlem ve kanıtlara bakın diyen Cosmos belgeselindeki bilim düşmanlığı bununla sınırlı değil. Sagan’ın başlattığı ve Tyson’ın sürdürdüğü ilginç bir konu da Fraktal Evren Teorisi.

  • Sagan konuya “Pek çok bilim adamının gözlemlediği son bulguya göre…” şeklinde muallak bir cümle ile giriyor. Tabi ki ortada bir bulgu falan yok. Yalnızca pek çok “bilim adamı” bunu konuşuyor demek istiyor…

  • Sagan’ın anlattığına göre; İçinde bulunduğumuz evren aslında başka bir evrenin elektronuna tekabül ediyormuş, o elektronun ait olduğu evren de çok daha büyük bir evrenin elektronuna tekabül ediyormuş ve bu böyle gidiyormuş…
  • Sagan’ın ilk Cosmos’da anlattığı bu konuya Tyson 2014’te de sahip çıkıyor. Yine aynı, bilim dışı abuk bir cümle ile anlatısına başlıyor: “Pek çoğumuzun şüphelendiği gibi…”

  • Elbette ki şüphe, gerçek bir bilimsel çalışmanın ilk aşamasıdır ancak Sagan ve Tyson gibilerde bu iş böyle yürümüyor. Şüphelenilen şey hiç bir deneye ve bilimsel bulguya dayanmasa bile bir süre sonra “mutlak gerçek” olarak herkese ezberletilmeye çalışılıyor.
  • Peki Fraktal Evren konusunun akademik karşılığı ne? Orijinal Cosmos’un çekimi 1980 yılında başladı. Bu yılda henüz bu konu akademik çevrede teori bile değil bir spekülasyondu.
  • Kozmik enflasyon teorisinin mucidi fizikçi akademisyen Alan Guth dahi bu teorisini ortaya atmamıştı. 1981 yılında Stanford Üniversitesi’nde teorisini sunacak.

  • Hâlen bilimsel bir kanıtı olmayan bu teoriyi 1980 yılında Sagan son derece gelişigüzel kullanarak Big Bang’in motoru olarak sundu. Tyson ise 2014 yılında sahip çıktı…
  • Çok fazla spekülasyon bilimi güvenilir bir rehber olmaktan çıkartır. Bildiğimiz ve bilmediğimiz şeyler yeterince büyüleyicidir. 5., 6. ya da 11. boyuttan bahsetmek, çoklu evren masalları anlatmak işin bilimsel değil spekülasyon kısmıdır. Amacı bilim değil, başka bir şeydir…
  • Peki bu insanlar, bize gerçekten bir şeyler öğreterek bilimin zaten etkileyici olan yanını yeterli kılmak yerine neden aslı astarı olmayan büyülü laflarla bizi etkilemeye çalışıyorlar?
  • Evrenin başlangıcı olarak “çoklu evren” teorisini mutlak gerçek gibi anlatmak bilimsel bir zemine sahip değildir. Gözlemlenemediği için ne çürütülebilir ne de ispatlanabilir. Bu yanıyla ancak ilahi yaratılışa beşeri seküler bir alternatiftir.
  • Tyson’ın Cosmos’da “bilim” diye hayal dünyasını anlatması sadece bunlarla sınırlı değil. Belgesel bilimsel bir incelemede nereden tutsan elinde kalıyor.

  • Örneğin ikinci bölüm aşağıdaki animasyon ile başlıyor. Tyson, “Tardigrades” denen bu canlıyı bir süperman gibi sunuyor. Kendisinin hayal dünyasına göre bu canlı kaynayan sularda dahi yaşamını sürdürebiliyor. Uzay boşluğu dahil her ortamda yaşayabiliyor.

  • Tyson’un hayal dünyasından gerçeklere döndüğümüzde ise bilimsel veriler bu iddiayı da yalanlıyor. Arizona Devlet Üniversitesi araştırması: https://t.co/Yg6GmikzYr
  • 9 farklı Tardigrade türü üzerinde yapılan deneyde 4 tanesi içinde bulundukları suyun 40 dereceden 90 dereceye çıkması ile ölüyor. Sıcaklık 90 dereceye çıktığında 2 tane, 100 dereceye çıktığında ise sadece bir tanesi hayatta kalıyor ki o da uzun süre bu sıcaklığa dayanamıyor.
  • Yani Tyson bir animasyon üzerinden bilimsel gerçeği zerre umursamadan bir anlatı yapıyor. Çünkü önemli olan bilim değil, söylediği şeylerin sunumu ve izleyicide bırakacağı “hayran” etki.
  • Benim düşünceme göre Tyson gibilerin bu saçma anlatılara girmesindeki bir başka sebep de alt metinde “insan özel ya da değerli değil, hatta tam tersine küçük ve önemsiz” mesajı vererek insanı değersizleştirmek.
  • Cosmos serisi, bilimsel olarak gözlenemeyecek, dolayısıyla bilim dışı bir çok anlatının ve bilimsel olarak gözlendiğinde yanlış çıkan pek çok iddianın yanı sıra tarihi hikayeler de içeriyor. Bunların da bir çoğu tarihsel araştırmadan kopuk. Ancak daha fazla uzatmayacağım.
  • Floodun başlarına dönüp, Sagan’ın başlattığı ve Tyson’ın südürdüğü “Venüs koşulları sera gazı nedeniyle oluştu” saçmalamasını hatırlatayım. Tyson bilimsel bir kanıtı olmayan bu teoriyi neden gerçek gibi anlatıyor?
  • Sebebi tamamen ideolojik. Unutmayın ki Cosmos’un son serisi eski ABD başkanı Obama tarafından fonlandı ve giriş konuşmasını da bizzat kendisi yaptı. Bu kadar desteğe küçük bir teşekkürü çok görmemişler diyelim.
  • Entelektüel hassasiyetten bahseden, otoriteye değil deney, gözlem ve kanıtlara bakın diyen Tyson fon ve ideolojik çıkar için bilimsel değeri olmayan spekülasyonları “bilim gibi” sunuyor. Sahte bilim müritleri ise hiçbir şeyi sorgulamadan alkışlamaya devam ediyor…

  • Biraz uzun oldu ancak emin olun “sahte bilim” konusuna giriş bile olamaz. Neresinden tutsak elimizde kalan bir çağdayız. En sade şekliyle bir örnek anlatmaya çalıştım. Okuyanlara ve destek verenlere teşekkür ederim.

Yazar; Murat Soydan @mrsoydan00

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x