Son zamanlarda sıkça dile getirilen kavram. Hatta bazı kesimler özellikle bu konuyu da “FETÖ yüzünden oldu” demeye getirmekte ve işin içinden sıyrılmaktadır. Peki gerçekten öyle mi? Buyrun meseleyi bilimsel verilerle analiz edelim.

- Beyin Göçü (kabaca): Nitelikli ve alanında iyi yetişmiş bireylerin başka bir ülkeye göç edip yerleşmesidir. Bu hususta öncelikle Sakarya üniversitesinden Prof.Dr.
@tbakirtas hocanın makalesi oldukça dikkat çekicidir. İlk girişi oradan yapalım. Kaynak : https://t.co/iBsSfPOFOw

- Tahsin hoca günümüzdeki özellikle son 20 yıldaki süreci detaylı irdelememiş olsa da tarihsel sürece bakmak açısından bu makaleyle başlamak gerekir. Makalenin sonuç kısmında işsizlik, ekonomik, siyasal istikrarsızlık ve AR-GE yatırımlarının olmaması sonucuna varılmıştır.

- Beyin Göçü hususunda akademik alanda (bana göre) en güzel çalışmalara imza atan isim olan Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.
@ulassunata ‘dır. Sunata, 2011 yılındaki makalesinde beyin göçünü 3 döneme ayırmıştır. Kaynak: https://goo.gl/TJz6Lm

- Sunata’ya göre beyin göçü dönemleri: 1830’lardan 1950’lere hazırlık dönemi, 1950’lerden 1980’lere ilk dönemi, 1990’lar ve 2000’lerin gelişme dönemi… 2010’dan sonra ise göç eden nitelikli birey sayısının daha da arttığını ifade etmektedir.
Hatta şu cümlesine dikkat! “Parlak beyinlerimizi Batı’ya kaptırıyoruz. Günümüzün en önemli güç kaynağı enformasyon ve bilgi teknolojileri konusunda üreten değil tüketen konumundayız. Bu durum bizi milli güvenliğimiz başta olmak üzere birçok açıdan kırılgan hale getiriyor.”
- Burada bir parantez açalım ve son 3 yıldır bu hususu dile getiren Cumhurbaşkanımız
@RT_Erdogan ‘nı dinleyelim. 2016 yılındaki Türk-Arap Öğretim kongresinde yaptığı açıklamalar hayli dikkat çekici. Dikkatle dinleyiniz..!
- Son olarak 2017 yılındaki bu açıklamaları da dinleyip konumuza devam edelim. Bu sözleri Devletin en tepesinde bulunan bir kişi sarfediyrosa durup düşünmekte fayda var. Kendisi konunun vehametini bir bir anlatmış.
- Peki sadece nitelikli iş gücümüzü mü kaybediyoruz? Elbette hayır. Göçen her beyin milli eknomiye de zarar demektir. Son dönemde yapılan araştırmalar gösteriyor ki ülke olarak kaybımız muazzam düzeyde. Yaklaşık 300 milyar dolardan söz ediyorum.
- Cumhurbaşkanının ifade ettiği acı gerçekler buzdağının sadece görünen yüzü… Kaybımız gerçekten bu kadar çok mu? Beyin göçü gerçekten ciddiye alınması gereken bir konu mu? Gelin tüyler ürperten rakamlara bir göz atalım.
- Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) IAB verilerine dayandırarak yaptığı hesaplamaya göre, her beş gençten birinin işsiz olduğu Türkiye’nin 20 OECD ülkesindeki göçmen stoğu, 230 milyar dolarlık yurt dışına giden doğrudan yatırım anlamına geliyor.
- Peki bu ne demek? Kısaca beyin göçüyle kaybettiğimiz nitelikli insan ve iş gücünün ekonomimize maliyeti 230 milyar dolar! Ben bu rakamın 300 milyardan daha da fazla olduğunu düşünüyorum. Yani Türkiyenin dış borcunun yarısından fazlası bir rakamdan söz ediyoruz…
- Harvard Üniversitesi’nden Dany Bahar ve Paris School of Economics’ten Hillel Rapoport’un yaptıkları araştırmaya göre “ortalama bir göçmen, bir ülkenin yurt dışına giden 30 bin dolarına mâl olurken, bu miktar, yüksek kaliteli çalışanlarda 160 bin doları aşıyor.”

- Bu husus Türkiyede nasıl acaba?… Genel verilere göre bir ailenin ilkokuldan üniversite sonuna kadar bir çocuğuna harcadığı eğitim masrafı ortalama 50-70 bin TL civarındadır. Tabi durumu iyi olan ailelerde bu rakam çok daha yukarılarda ama ülke ortalaması bu şekildedir.
- Özetle ailenin yaptığı harcamayı da milli ekonomiden sayacak olursak kaybedilen her birey Milli ekonomiye eksi bakiye olarak yansımaktadır. Bir örnekle izah edelim. Bu ülkenin Nebol ödülü alana kadar %99’unun varlığından bile habersiz olduğu Aziz Sancar…

- Sayın
@azizgwensancar 1946 yılında Mardinde doğuyor. İlk, orta ve lise eğitimini Mardin’de, üniversiteyi de İÜ Tıp Fakültesi’nde okuyor. Mezun olduktan sonra İki yıl Savur’da bir sağlık ocağında hekimlik yaptıktan sonra NATO-TÜBİTAK bursu ile ABD’ye gidiyor. Gidiş o gidiş… - Aziz bey bir daha ülkesine dönmüyor çünkü çalışma yaptığı alanda kendisini geliştirebileceği üniversite, laboratuvar ya da ar-ge merkezi yok. Yok oğlu yok… Peki ne oldu? Ailesi ve Devlet Aziz bey’in yetişmesi için belki X TL harcama yaptı ama ABD bedavaya beyin kaptı.
- Başka bir örnek.. PROF. DR. FUAT SEZGİN Bu ismi hiç duymuş muydunuz? 24 Ocak 1924’te Bitlis’te doğup daha 2 ay önce 30 Haziran 2018 tarihinde vefat eden Bilimler Tarihi alanında dünyanın sayılı otoritelerinden biridir.

- Onun durumu biraz daha farklı. Prof.Dr. Fuat Sezgin, 1960 cuntacılarınca, “Zararlı Profesör” diye üniversiteden atılan ve 1961 yılında, henüz 36 yaşındayken Türkiye’yi terk eden parlak beyinlerimizden bir tanesi. O günden bu güne pek de değişen bir şey yok sanırım.
- Bugün de pek çok akademisyenimiz çeşitli bahane ve suçlamalarla ya üniversitelerden atılıyor, ya hapse tıkılıyor ya da yurtdışına çıkarılmıyor… Şu an binlerce parlak ve yetişmiş beyin ya KHK ihracı ya da açıkta çürütülüyor… Binlerce örnek var ama 2 tanesini yazalım.
- Ergenekon soruşturmaları kapsamında hapse tıkılan uluslararası arenada tanınan bir bilim adamı olan hatta Türkiye’deki ilk organ naklini yapan Prof.Dr.Mehmet Haberal… Kendisi hakkında, ülkemizde halen yasaklı olan!
@wikipedia ‘dan bir kaç bilgiyi paylaşmakta fayda var.

- KHK ile bir gecede kapının önüne konulan, hakkında 7.5 yıl hapis istenen Anayasa Hukuku Profesörü Prof.Dr. İbrahim Kaboğlu… Şu an CHP milletvekili. Onlar kamuoyunca bilinen isimler peki ya ismi duyulmayan ama zulmün tokatını yemiş diğer yetişmiş beyinler?…


- Örnek verdiğim 3 kişi de darbe zamanında ağır suçlamalara maruz kalmışlar. 3’üne de bir fiil devlet tarafından vatan haini ve terörist denmiş. 1960’tan 2018’e değişen ne?.. Vatan hainliği ile suçlanan bu isimler belki de bu ülkeyi en iyi temsil eden insanlar…
- Bugün itibariyle HUKUK önünde aklanan ya da aklanmayı bekleyen yüzlerce akademisyenimiz halen iade işlerine edilmiyor, edilseler bile başka üniversitelere sürgün ediliyorlar. Pasaportları verilmiyor, yurtdışına çıkamıyorlar ve onlar da vatana ihanetle suçlanıyorlar. Ne hazin!
Son bir örnek olarak Atatürk’ün keşfettiği bilim adamlarımızdan olan Ord. Prof. Aydın Sayılı… Onu en güzel
@hsoneryalcin anlatır. Buyrun onun kaleminden okuyuyalım…. https://t.co/hPV9vJrrmN- Bu örneklerden sonra asıl sorunumuza önemli verilerle devam edelim. YÖK’ün hazırladığı rapora göre şu an 50 binden fazla yüksek lisans ve doktora öğrencisi öğrenim görmektedir. Ayrıca Türkiye yurtdışına en çok lisansüstü öğrencisi gönderen ülkeler arasında 11. sıradadır.

- Tabi bu öğrencilerin büyük çoğunluğu ABD’ye gitmekte ve pek çok nitelikli gencimiz de oralarda kalmaktadır. 3 gün önce MEB abi bir kararla artık “ABD’de yüksek lisans yok” dedi. Yani bu karar halının üstündeki tozu altına süpürmekten başka bir şey değildir.

- Hele hele son yıllarda ülkemize sığınan Suriyeli profillerini incelediğimizde durumun vehameti daha da çok ortaya çıkmaktadır. Sadece Suriyelilerin ülkemize bakışı bile beyin göçü konusunda nerede olduğumuzun ispatı gibidir.
- Az sayıda Suriyeli sığınmacı kabul eden ülkelere baktığımızda pek çoğunun seçici davrandığını özellikle Almanya, İngiltere gibi ülkelerin nitelikli Suriyelileri kabul ettiğini biliyoruz. Pek çok Suriyelinin Türkiyeyi bir geçiş ülkesi olarak gördüğü de malumunuz.
- Suriyeliler bile Türkiye’de gelecek görmüyor. Çalışma şartları kötü, çalışma izni alamıyorlar ve çalışanların çoğu ücretlerini ya alamadıklarından ya da normal çalışandan çok daha az aldıklarından şikâyetçiler. Suriye’den beraberlerinde getirdikleri birikimleri bitti.
- Nitelikli ve kalifiye mülteciler çoktan Avrupaya ve Amerikaya göç etti bile. Ülkemizde kalanların büyük çoğunluğu kalifiye olmayan, ülkeye yarardan çok zararı olan insanlar. Bu hususu ayrı bie başlıka ele alırız. Özetle bize sığınan kalifiye elemanı bile elimizde tutamıyoruz.
- Bir başka hazin örnek ise TUBİTAK tarafından reddedilen ve ABD, İngiltere, Almanya gibi ülkelere kaptırdığımız nitelikli ve zeki gençlerimiz. Bu hususta o kadar çok örnek var ki buraya sadece 4 tanesini bırakıyorum…


- Beyin göçü eğitimli kesim bir ülkenin söylemsel gücüyle demokrasi, insan hakları, eşitlik, özgürlük gibi temel kavramların taşıyıcısıdır. Beyin göçü veriyor olmak, bir ülke için hem ekonomik hem kültürel hem de sosyal kayıptır. Via
@UlasSunata - Tabi bu meselenin sorumlusu olarak tümden devlete ve siyasilere yüklenmek doğru olmaz. Bir de işin sosyal ve toplumsal boyutu var ki o daha da acı bir tablo olarak karşımıza çıkıyor. O da “çalışmayı sevmeyen bir toplum” oluşumuz.
- İnsan kaynakları seçme, yerleştirme ve danışmanlık şirketi Randstad’ın 32 ülkeyi kapsayan bir araştırmasına göre “evden çalışmak isteyenlerin” ilk sırasında Yunanistan yer alıyor ve Türkiye de Şili, Singapur ve Malezya ardından listeye 5. sıradan katılıyor.
- Evden çalışmak isteyenlerin oranının en düşük olduğu ülkelerin başında ise yüzde 48 ile Hollanda yer alıyor ve ardından yüzde 51 ile Norveç, yüzde 52 ile de Almanya ve Danimarka geliyor. Türkiye’deki çalışanların yüzde 73’ü işe gitmeyip evden çalışmak istiyor.
- Öte yandan Türk çalışanların iş değiştirme eğilimi diğer tüm ülkeler arasında en son düşük seviyede görülüyor. Türk çalışanların yüzde 45’i aktif olarak iş başvurusu yapmıyor sadece tekliflere açık. Özetle çalışmayı sevmiyoruz. Masa başı iş olsun istiyoruz.

- Öte yandan “Devlete kapağı at, rahat et” mantığıyla hareket eden nadir ülkelerden biriyiz. Gerçi bu kavram şimdilerde “biat et, yalakalık yap, siyasi torpil bul, yandaş ol devlette kadroyu kap” şekline döndü.
- Liyakat arayan yok. Zaten liyakatli fert sayısı da oldukça az. Genel manada az çalışıp çok kazanma ya da 1 koyup 5 kazanma derdinde olan bir toplum haline geldik. Hal böyleyken nitelikli bireylerin yetişmesi de hayli zor oluyor.
- Geçen gün yan komşumuzun iki oğlunu ellerinde bira şişesi ile balkonda gördüm. Biri küpe takıyor diğeri uzun saçlı. İkisinin ortak özelliği imam hatip okuyor olmaları. Belki bana inanmayan olacaktır diye de peşinen yemin edeyim.
- Bu iki gence balkonlarımız arası kısa mesafe olduğu için seslendim. “Gençler siz imam hatiplisiniz ayıp olmuyor mu? Bakın ben de imam hatip mezunuyum ama sizler imam hatip ruhuna uygun davranmıyorsunuz o halde bırakın o okulu” dedim.
- Gençlerden lise son öğrencisi olan cevap verdi. “Valla abi biz de gitmek istemiyoruz ama babam zorla gönderdi beni. Kardeşime de en yakın okul imam hatip çıktı diye gidiyor. Babam ilerde mezun olunca işiniz garanti olur diyor” dedi.
- Nasıl yani anlamadım deyince. “Abi bak imam hatiplileri her yerde kabul ediyorlar artık. Mülakatlarda falan artı puanmış. Bize öyle diyorlar. Mezun olunca rahat iş bulurmuşuz” deyince sadece sustum. Çünkü verecek hiçbir cevabım yoktu o anda. Afiyet olsun deyip içeri girdim.
- Yani toplum olarak öyle bir hale geldik ki tarifi imkansız. Muazzam bir çöküş ve ahlaki yok oluş içerisindeyiz. Sürekli değişen ve kalite bakımından kötü olan eğitim sistemimizden nadir de olsa nitelikli bireyler yetişebiliyor ama onları da elimizde tutamıyoruz.
- Beyin göçünün pek çok nedeni var. Bunları tek tek ele almak elbette twitterde olacak iş değil. Bu konu akademisyenlerimizin işi ama gel gelelim elde avuçta kalan nitelikli akademisyenlerin pek çoğu da Türkiye gerçeklerini ya yazmaya korkuyor ya da araştırmıyor.
- Tabi tüm bu büyük sorunların ana müsebbibi siyaset ve siyasetçilerdir. Ülkenin geldiği noktada sadece son 15 yıldaki beyin göçü oranı son 40 yılın neredeyse 3 katıdır. Bakın
@ProfDemirtas hoca beyin göçünü nasıl anlatıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=e1oVKfKZ_i0
- Aslında bu bilgiselini yazmaya tam olarak
@ProfDemirtas hocanın attığı ve sonra hemen sildiği tweeti görünce karar verdim. Hala merak ediyorum ama Özgür hoca yanıtlar mı bilmiyorum. Acaba bu tweeti niçin sildi? Aklımda deli sorular…
Sevgili
@ProfDemirtas hocam; 1-2 saat önce attığınız resimdeki tweeti neden sildiniz? Biliyorum doğruları konuşmak, hataları eleştirmek bu ülkede suç ama bari sizler yapmayın. Bu ülkenin aydınları da yazdığı hakikat dolu tweetleri silerse biz ne yapalım?
- Bir diğer konu başlığı yabancı dilde eğitim. Dünyada belki de bu açıdan Türkiye tektir. Yani ilkokuldan başlayarak üniversite sonuna kadar İngilizde dersi alan ama mezun olduktan sonra “it is a pencil” seviyesinden öte geçemeyen milyonlarca gence sahip bir ülke…
- Yabancı dil eğitiminde de son derece kötü durumdayız. Bu nedenle gelişen dünyayı anlayamıyor, algılayamıyor ve onlarla yarışamıyoruz. Akademisyenlerimiz bile dünya seviyesinin çok ama çok gerisinde. Pek çok yüksek lisans tezisinin özet kısmını parayla çevirteni çok gördüm.
- Evet yanlış duymadınız. Yüksek lisans ya da doktora tezi için belli seviyede İngilizce bilmesi gereken lisans üstü eğitim yapanların ya da akademisyenlerin büyük çoğunluğu tezlerinin İngilizce özetini bile yazamıyor. Hatta bu bir sektöre dönüşmüş durumda. Ne acı…

- Hal böyleyken dünyayla yarışabilecek nitelikli ve kalifiye bireylerin yetişmesini beklemek aptallıktan öteye gidemez. Yetişenler de ya özel eğitim ya üstün zeka ya da kendi çabalarıyla bir yere gelebiliyor ve onlar da belli bir seviyeye geldiğinde yuvadan uçup gidiyor…
- Beyin göçünün en önemli sebeplerinden bir tanesi de “ekonomik sebepler”… Gençlerimiz bu ülkede liyakatin olmadığını artık biliyor. Yetiştiği alanda değerinin bilinmeyeceğini düşünüyor, yurtdışındaki imkanların ve ekonomik getirilerinin de farkında.
- Ayrıca iyi yetişmiş, yabancı dil bilen, alanında uzman bir genç Türkiye’de bir iş bulabilse bile karşılığını alamayacağını çok iyi biliyor.
Gelin bir de Türkiyedeki beyin göçünün sektörlere göre dağılımına bakalım. Yurt dışına yaşanan bu göçü verilere dökmek üzere, Türkiye’den 3 isim bir proje başlatmış: ‘Büyük Göç’. Bu projede elde edilen verilere bi göz atalım. Kaynak: https://t.co/OVNaa0QAvf

- Bu verilere göre en büyük göçü bilgi işlem yani IT ve mühendislik alanlarında vermişiz. Hem de Türkiyenin en çok ihtiyaç duyduğu alanlardan iki tanesi. Hele hele IT alanındaki göz muazzam… Almanya, Hollanda, İngiltere, ABD… Özellikle bu 4 ülkeye giden sayı inanılmaz.
- Bilgi İşlem alanındaki bireyler daha çok Hollanda ve Almanyayı tercih ederken Mühendis alanındaki bireyler daha çok Almanya ve ABD’ye gitmiş. Yerli otomobil, yerli uçak, yerli tank projelerinin havada uçuştuğu bir dönemde bu işleri yapacak bireyler elimizden uçup gitmiş.
- En çok ihtiyacımız olan alanların başında gelen mühendislik ve bilgi işlem alanlarında yetişmiş bireyleri bir bir elimizden kaçırıyorsak, hala yazılımın değerini kavrayamadıysak beyin göçünü önlememiz mümkün değildir. Bakın yazılım neden önemli? Sadece basit bir örnek.
- Kendimden de bir örnek vereyim. 15 yılı profesyonel olmak üzere 20 yılımı yazılıma adadım. Pek çok çalışma yaptım. Son dönemlerde özellikle web teknolojilerine ve sanal gerçeklik uygulamalarına kafayı taktım. Bugüne kadar en iyi parayı yurtdışına yaptığım işlerden kazandım!!!
- Bazı fikirlerime birileri burun kıvırırken projelerimden birazını paylaştığım yabancı firmalar balıklama atladılar. Bugüne kadar hiç aç ve açıkta kalmadım. Zor zamanlar yaşadım belki ama her daim bu işin ekmeğini yedim. Bu yazıyı okuyan gençlere tavsiyem yazılımdır.
- Yerli yazılımın önemini daha önceki “Aselsan” ve “Türkiyenin Geleceği” bilgisellerinde özellikle vurguladım. Artık dünya bambaşka bir yöne gidiyor. Daha küçük yaşlarda yazılım eğitimine başlamamız şarttır ve tabi bu alanda yetişenleri de elimizde tutabilmemiz lazım.
- Beyin göçüyle kaybettiğimiz her birey hem sosyal hem de ekonomik açıdan büyük bir kayıptır. Ülkem adına bugüne kadar cidden çok ama çok üzülüyordum ama artık üzülemiyorum. En yakın zamanda ben de yurtdışına gitmeyi düşünüyorum.
- Tabi kendimi dev aynasında görmüyorum. Ben sıradan basit bir insanım. Benim gidişim de beyin göçü falan olmaz meraklanmayın
Gitmek istememin tek sebebi çocuklarım. Onların geleceğini düşünmem ve daha huzurlu bir yaşam istemem bundan en büyük etken. - Eğitim sisteminin hali ve ekonominin durumu ortada. Hele hele televizyonu her açtığımda karşımda siyasetçi görmekten yoruldum. Kahveye gittiğimde siyaset konuşulmasından bıktım, Toplumdaki sahtekarlıklardan, iki yüzlülükten, yalanlardan, ahlaksızlıktan usandım ve pes ettim.
- “Bunca yazdın, hep eleştiri hep eleştiri iyi de kardeşim yok mu çözüm önerin, niye boş boş konuşuyorsun?” diyenleriniz olacaktır elbet. Tabiki bunca şeyi yazıp çözüm önerileri sunmazsak boşa yazmış oluruz.
a) Acilen yargı bağımsızlığı sağlanmalı.
b) Adalet herkese eşit mesafede olmalı, siyasetin emrinde olmamalı.
c) Eğitim sistemine yapboz gibi sürekli müdahale edilmemeli.
ç) Yerli ve milli proje yapıyoruz diye devleti söğüşleyen firmalara ve kişilere en ağır cezalar verilmeli.
d) Yabancı dilde eğitim ciddiye alınmalı ve kalıcı çözüm bulunmalı.
e) Yazılım eğitimi ilkokul 1. sınıftan itibaren verilmeli
f) Siyaset nasıl camide olmamalıysa eğitimde de olmamalı.
g) Suriyelilere Ayrıcalık tanınmamalı.
ğ) İşe alımlarda torpil ve iltimas olmamalı.
h) Mülakat sistemi acilen kaldırılmalı.
ı) Moral Değerler Eğitimi ciddiye alınmalı ve en etkili şekilde verilmeli.
i) Çocuklara anaokulundan başlayarak AHLAK eğitimi verilmeli.
j) Öğretmenler sadece eğitim fakültesi mezunlarından olmalı.
k) Eğitimde yapısal reformlar yapılmalı.
l) Her köşe başına imam hatip yerine meslek liseleri açılmalı.
m) Fen Liseleri ve Anadolu liseleri eski kalitesine dönmeli.
n) Eğitimciler adam gibi eğitilmeli! Akademi camiası baştan sona denetlenmeli.
o) Ar-ge yatırımları artırılmalı.
ö) Beton ekonomisinden vazgeçilmeli.
p) YÖK acilen kapatılmalı.
r) Bürokraside ve diğer tüm alanlarda liyakat dikkate alınmalı.
s) Basın ve ifade özgürlüğü sağlanmalı.
ş) Evrensel hukuk kurallarına uyulmalı.
t) Her önüne gelene vatan haini ve terörist denilmemeli.
u) Tarımsal üretim desteklenmeli ve teşvik edilmeli..
ü) Her türlü ayrımcılığa son verilmeli.
v) Tarikatler ve cemaatler denetim altına alınmalı ve devlet işleyişinden uzak tutulmalı.
y) Devlet kandırılmamalı.
z) Milli ve manevi değerler ayaklar altına alınmamalı!!!
- Benim naçizane çözüm önerilerim bunlar. Elbette hiçbirinin yapılmayacağını biliyorum ama biz yine de tarihe bir not düşelim. Eğer bu maddeye kadar sabırla okuduysanız sizlere de çok ama çok teşekkür ederim. Ülkemiz için önemli bir sorun olduğunu düşündüğüm için yazdım.
- Umarım her şeyi kaybettiğimiz gibi “beyin göçü savaşını” da kaybetmeyiz. Bilgi güçtür. Gücü elinde bulunduran paraya hükmeder. Paraya hükmeden ise dünyaya hükmeder. Hem dilini konuşturur hem de dilediğini yaptırır.
Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fen haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Bu Konu, Mete Kağan @KodParcasi Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…



Pelikan Grubu | Pelikancılar Kimdir?
Menzil Tarikatı; Gavs Kimdir? Nasıl Çalışırlar? Mal Varlıkları Nedir?
Serkan Kurtuluş Kimdir?
Kesinleşmiş Cezanın ne kadarı Cezaevinde yatılır! (‘Cezamın yatarı ne Avgat Bey?’)
Corona Virüsü
Yeşil kod adlı; Mahmut Yıldırım Yaşıyor mu?
Türkiye’deki Cezaevi Tür ve Tipleri hakkında pratik bilgiler!
Kur’an-ı Kerim’de Bilim ile İlgili Ayetler? (‘Kur’an bilime yönlendirir!’)
Erkekler neden mesaj yazmaz? Kızlar neden mesaj atmaz?
Akp’nin Yasadışı silahlı eğitim kampları! (‘İç Savaş Hazırlığı, Görüntüler – İddialar’)
Osmanlıca Küfür
Twin Flame
Atatürk’ün dedesi kimdir? | Soy Ağacı
Dr. Mehmet Öz; Corona Virüsü
Türkiye Yunanistan Askeri Gücü Karşılaştırması
David Rockefeller, Servetinin sınırlarına yolculuk! Ve Türkiye’deki Temsilcileri!
Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in Sözleri
Şehidimiz Var; Albay Okan Altınay
Rabıta Nedir? Nasıl Yapılır?
Ölün İstiyorum Artık | Nejat İşler