Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

15 Temmuz Sonrası DzKK ve HvKK’da Bizzat Şahit Olduğum Olaylar!

Haksızlık ve hukuksuzlukların DzKK boyutu çokça anlatılır oldu. Ben biraz da kısa bir dönemde HvKK da bizzat şahit olduğum olaylardan bahsedeceğim.

  • 14 Ocak 2017 tarihinde daha önce yaptığım başvurum uygun görülmüş ve benim de şaşırdığım bir “hafta sonu, gece tayini ile” 2. Ana Jet Üssü (Çiğli-İZMİR)’nde DzKK namına pilotluk eğitimi alacağımı öğrendim.
  • Şaşırmamın nedeni; DzKK bu kadar personel ihtiyacı olduğu dönemde ikinci önceliğe sahip (nitekim DzKK ana unsuru yüzer unsurlardır) Deniz Havacılığa niçin personel vermesiydi. Demek ki “pilot ihtiyacı da varmış” diyerek bu şaşkınlığımı hemen giderdim.
  • Tayin haberini bana duyuran hemşehrim, sınıf,silah ve ev arkadaşıma (Kocaeli Kandıra Cezaevi sakinlerinden …) buradan selamlarımı yolluyorum.
  • 16-17 Ocak 2018’de apar topar gemiden ayrıldım ve 18 Ocak 2018’de 2. Ana Jet Üssü’ne katılış yaptım. Buraya ilk geldiğimde birşey hemen dikkatimi çekti.
  • HvKK’nın tek pilotluk eğitimi veren birliğinde DzKK ve SG adına eğitim alanların (22 kişi) HvKK’nın adına eğitim alanlardan (15-20) daha fazla olmasıydı. Bu Çiğli tarihte bir ilk olsa gerek!
  • HvKK’nin bu halini görünce DzKK adına şükretmedim desem yalan olur. Ama meğer DzKK daha sonra açılacakmış! Katıldığım ilk günden itibaren hiç alışık olmadığım bir ortama uyum sağlamaya çalıştım.
  • Farklı şehir, farklı insanlar, farklı üniforma, farklı bir dil (havacılık dili) vs. gibi zorlukları, gerek kursa benden önce başlayan gerekse de İzmir’deki gemilerde görev yapan kıymeytli sınıf arkadaşlarımın desteğiyle tez zamanda atlattım.
  • Bu eğitim sürecinin ne kadar meşakkatli ve yoğun olduğunu “bir yakınımdan” bildiğim için ilk günden itibaren işleri sıkı tutarak derslere odaklandım.
  • İçimden bir ses ise sürekli yaklaşık 2 yıl sürecek bu eğitimi bitirmemin mümkün olmayacağını söylüyordu. Bir sınıf arkadaşım da sürekli “biz bu kursu bitiremeyeceğiiiiiz” der dururdu.
  • Bu düşünceyi aklımdan ne kadar atmaya çalışsamda atamıyordum ve ders/uçuşlara konsantre olmamı zorlaştırıyordu.
  • Bu şartlarda, biraz zor da olsa başlangıç seviyesi eğitim uçağı olan, ilk günden itibaren böyle bir uçakla uçulmasına nasıl izin verildiğini anlayamadığım, 1970’lerden kalma, İtalya menşeili SF-260D’yi 18 Mayıs 2018’de kazasız belasız bitirdim.
  • Bu ilk uçaktaki eğitimimde bende çok emeği olan uçuş öğretmenim (Şubat 2018’de şehadet mertebesine erecek) Hv.Plt.Ütğm. Resul Ekrem GÖKDOĞAN’ı da rahmetle ve minnetle anıyorum. Mekanı cennet olsun🙏.
  • HvKK’nın (olmadığını iddia ettiği) pilot eksiğini karşılamak için 2005-09 arası mezun(çünkü öncesinin yaşı büyük, sonrası potansiyel tetörist), yer sınıfında olanlardan (pilot sınıfında olmayan HvKK’daki subaylar) istekli ve sağlığı müsait olanlarına da yeni bir hak tanındı.
  • “İç Kaynak Projesi” adı altında yeniden pilotluk eğitimi almalarının önü açıldı. Gerek HvKK’dan konuştuğum kişiler gerekse de ben bu projenin başarılı olamayacağı kanatindeyiz. Şimdilerde sonlandırıldı diye biliyorum.
  • Çünkü bu insanların çoğu hırs, sosyal statü ve para için geldiklerini bizzat kendileri söylüyordu. Zorlu eğitimi başarıyla tamamlarlarsa (fizyolojik olarak mümkün olmadığı için) kısa bir müddet çalışıp pilot olarak emekli olacaklarını söylüyor,  başarısız olurlarsa da kursta bulunduğu dönemde yattıkları yerden aldıkları pilot maaşlarını kâr olarak görüyorlardı.
  • Bunlara öğretmen pilotluk yapanların yarıya yakını ise kendilerinden daha düşük rütbede olan kişilerdi. Bazen ast-üst ilişkisi öğretmen-öğrenci ilişkisinin önüne geçiyordu. Bu da eğitimde zafiyetlere yol açıyordu.
  • Bu düşük rütbedeki öğretmen pilotlar ise “bu insanlar göreve hazır olduğunda atılacaklarını çok iyi biliyorlardı.” Olur da kursu bitirirlerse şimdiden ülkemize yeni Türkiye’ye YENİ PİLOTLARI hayırlı olsun.
  • Biz de eğitimlere bu İç Kaynak ekibiyle aynı dönemde başladık. Ancak orada bulunduğum bir yıllık sürede onlara yapılan muamele ile bize yapılan muamele hiçbir zaman aynı olmadı.
  • Onlara tam bir güven varken, bize (sadece belli bir yıldan sonra mezun olduğumuz için) potansiyel terörist olarak bakılıyordu. Hatta bu konu bazıları tarafından çekinmeden dillendiriliyordu.
  • 2017’nin yaz aylarında (tam tarihini hatırlamıyorum) yayımlanan tayinler sonucu Pegasus Hava Yolları’ndan Tuğgeneralliğe terfi eden, HvKK’da “fotoğrafçı, peruklu” gibi lakaplarla anılan Yaşar KADIOĞLU üs komutanı oldu.
  • Geldiği ilk günden itibaren tek derdi vardı; insanları bir şekilde fişlemek, fetöcü ilan etmek ve meslekten uzaklaştırmak. Bizde ki Cihat YAYCI’nın HvKK versiyonuydu.
  • İkinci eğitim uçağı olan KT-1T’ye devam ettiğim süreçte, sık sık sabah erken saatlerde yapılan genel eğitim brifinginglerine gelir, ilgili ilgisiz konulardan (fetö davaları, Gökhan Şahin Sönmezateş, Pegasus günleri, fotoğrafçılık, yaşadığı mağduriyetler vs.) bahseder,  zaten heyecanlı/tecrübesiz olan pilot adaylarının konsantresini daha da bozardı. İşin garip yanıysa, neredeyse onun brifinge geldiği her gün “arkasından polislerinde gelerek biz salondayken birkaç öğretmen pilotu daha göz altına alması” olurdu.
  • Üs komutanı görüştüğü her kişiye (özellikle biz denizcilere) “eğer fetöyle bir alakanız varsa çekinmeden gelin bana anlatın, kurtulmanız için yardımcı olurum, gerekirse savcılarla (biz denizciler için ise “Cihat amiralinizle de”) konuşurum ve kurtulmanızı sağlarım. Ancak siz anlatmadan ben tespit edersem de en ağır cezayı almanız için elimden geleni yaparım vb. tehditkâr cümleleri kuruyordu.

DzKK arkadaşlarımın başına gelen haksızlık ve tasfiyelerin yakında bize de geleceğini biliyorduk ama arkadaşlarla aramızda “galiba bizi burada unuttular” diye şakalaşıyorduk.

  • Bu ortamda uçuşlara çok konsantre olamadım, diğerlerine gösterilen müsamaha bana da gösterilmeyince başarısızlık kaçınılmaz oldu. Başarısızlığın nedenini tespit etmek ve giderilebilecek birşey ise adaya bir şans daha vermek için yapılan Üs Uçuş Kuruluna sevk edildim. 08 Kasım 2017’de yapılan kurulda “başarılı olamayacağıma inandıklarına ve uçuş maceramın sonlandırıldığına” karar verildi.
  • Benim kuruldaki mülakatım adeta bir sorgu mahiyetinde geçmesine rağmen İç Kaynak ekibinde olanlarınki ise “sohbet, adayı gaza getirme ve ikna seansı” olarak geçiyordu.
  • Bana kurulda uçuş veya eğitimle alakası olmayan; DHO’da fetö ile ilgili herhangi bir şeye şahit oldun mu, 15 Temmuz’da nerede, ne yapıyordun, Nazmi EKİCİ ve Namık ALPER’i tanıyor musun, nasıl insanlardı, DzKK’nde fetö ile mücadelenin ne durumda olduğu gibi sorular soruldu.
  • Hatta bir ara “Cihat YAYCI’nın FETÖMETRE’sinden övgü dolu sözlerle bahsetmiş ve benzer bir uygulamanın HvKK’da da uygulanması gerektiğini” söylemişti. Bu sorulara şahit olunca hakkımdaki hükümün daha önce verilmiş olduğunu anladım.
  • O gün benimle birlikte kurula çıkan 5 kişiden sadece bana ve kendi isteğiyle ayrılmak isteyen birisine (ikna etmek için çok uğraşılsa da ailevi durumlardan dolayı ikna edilemeyen) eğitime devam hakkı verilmedi, diğerlerine bir şans daha verilmişti. Ancak yine de hakkımı arayarak bu karara itiraz ettim ve kararın bir üst kurul tarafından tekrar değerlendirmesini istedim.

Bu fırsatla da suçsuz yere tasfiye edilen, cezaevinde kötü muameleye maruz kalan, lisansları iptal edildiği için “aşık oldukları” gökyüzünden ayrı kalıp dışarda başka işler yapmak zorunda kalan kahraman pilotlarımızı taktir etmek lazım. Çünkü her babayiğidin harcı değil(miş.)

  • Bu süreç devam ederken adeta DzKK’nın bizi unutmadığını göstermek istercesine bizzat Kuvvet Komutanın Foça-İZMİR ziyareti sonrasında bizimle de görüşeceğini öğrendik.
  • 09 Kasım 2017’de komutanlık binasında yapılan görüşmede. DzKK Adnan ÖZBAL, HvKK Eğitim Komutanı, Üs Komutanı ve Çiğli’de eğitim alan 12 denizci vardı. O görüşmede “DzKK’nin pilot ihtiyacı, F-35 projesi vb. konular” konuşuldu.
  • Kuvvet Komutanı şakayla karışık “başarısız olursanız sıkıntı yok, gemilerde de vardiya tutacak adama ihtiyacımız var” dedi.
  • Yaşar KADIOĞLU sırf sohbete dahil olmak için girdiği cümlesinde birden bire ağzından “… zaten biz Cihat YAYCI amiralimizle de sürekli görüşüyor, bu konuları değerlendiriyoruz …” diye bir cümle çıktı. Kuvvet Komutanı da dahil hepimiz ne demek istediğini anlayamamıştık.
  • Cihat YAYCI ile aralarında farklı bir ilişki olduğu ise kesindi. İçimden “ne Cihat YAYCI’ymış be herkesle ilişkisi var” diye düşündüm.
  • Benim itiraz sürecim ise olumsuz sonuçlanmış ve ikinci kuruldan da aynı karar çıkmıştı. Bu kurula benimle beraber çıkan birisinden duyduklarım ise çok garipti.
  • Şöyle diyordu; kurulda heyeti ikna etmeye çalışırım, ikna olurlarsa sıkıntın yok. İkna olmazlarsa öğretmen pilotları suçlarım, ne de olsa “benim hoca da gençlerden kimse garipsemez.” Bazıları için iftira atmak işte bu kadar kolaydı.
  • Hatta bu duruma beni de şahit göstermek istedi. Ben öyle birşeyin olmadığını söylediğimde ise “tabi sen de onlardansın” manasına gelecek sözler sarfetti. Ama onlar için de akıbet değişmedi diye biliyorum.

Artık pilotluk macesası bitti deyip ilişik keserek ayrılacağım 15 Aralık 2017 tarihinde ise başka garip birşey oldu.

  • DzKK beni özlemiş olacak ki bekleyememiş ve sadece “görülen lüzüm üzerine kurstan ilişiğinin kesilerek birliklerine katılımının sağlanmasına” yazan yazıyla benimle birlikte kursta olan 8 kişinin kurslardan ayrılarak eski birliklerine katılmasını istemişti.
  • Böyle birşeye herkes ilk defa şahit oluyordu ve ne manaya geldiğini biliyordu! Çünkü listedeki 8 kişiden birisi hakkında yakalama kararı olduğu için firar etmiş, birisi de gözaltına alınmış ve etkin pişmanlıktan faydalanarak çıkmıştı.
  • Zaten potansiyel suçlu olarak görüldüğümüz TSK’da, kimin, ne zaman ve nasıl yaptığını bilmediğimiz fişleme, asılsız suçlama ve iftiralarla haklarımız gaspedilmişti. Kurstan çağrılan ve şu an tutuklu olan bir arkaşımın kursu bitirmesine sadece 2-3 haftası vardı.
  • Bu olaydan sonra Kuvvet Komutanın niçin geldiğini anlamıştık. 15 Aralık 2017 tarihinde pazartesi günü eski birliklerimize katılmak üzere Çiğli’den ayrıldık. Hepimiz giderken “gideceğiz ve açığa alınma yazılarımızı imzalayıp ayrılacağız” diye düşünüyorduk.
  • Ama öyle olmadı, artık o da başka bir günün konusu. İlerleyen süreçte bu durum tekrar yaşanmış ve geriye kalanların çoğununda kursu sonlandırılmıştı.
  • Hiçbir gerekçe gösterme ihtiyacı bile duymadan insanların hayatlarını alt üst ediyorlar. Bugün itibariyle kurstan çağırılanlardan (ne yazık ki) sadece birisi hâlâ görevine devam ediyor. 4’ü ihraç, 2’si idari izinde, 1’i tutuklu.

Ben başladığımda “beyaz üniforma giyen” 22 kişi olduğumuz kursa sonradan 1 kişi daha dahil oldu. Bunlardan sadece 6 kişi kursu bitirdi (sadece 1 kişi hâlâ meslekte), 1 kişi ise hâlâ kursa devam ediyor. Yazık bu emeklere, yazık bu insanlara, yazık bu ülkeye…

Yeni birliğime ilk katıldığım 18 Aralık 2017 günü “açığa alınacağımı düşünerek” direkt birinci sicil amirim olan Kurmay Başkanına gittim ve “hakkımda herhangi bir açığa alma yazısı var mı?” diye sordum.

  • Onun verdiği cevap ise “DzKK Çiğli’de pilot yetiştiriyor ve sen de bir yıldır orada mısın?” oldu. Yüzüne baktım ama ne yazık ki şaka yapmıyordu. Ardından da “gelirsem beni de bindirir misin?” dedi. Evet, birinci sicil amirim benim bir yıldır nerede, ne yaptığımdan habersizdi.
  • Ancak görevinde başarılıymış ki bunun karşılığı olarak “yeni sistemde kurmaylık yerine geçecek Karargah Subaylığı (KARSU) eğitimlerine” katılmaya hak kazandı. Kıdemli Albay rütbesinden sonra aldığı KARSU eğitimini galiba “emeklilik hayatında” kullanacak.
  • 18 Aralık 2017 ile 28 Mayıs 2018 tarihleri arasında ise DzKK’da bir kıyı birliğinde (Güney Gemi Eğitim Merkezi Amirliği) çalıştım. Normalde benim gibi düşük rütbedeki insanlar her hangi bir özel durumu (sağlık, ailevi vs.) yoksa böyle bir kıyı birliğinde çalışmazlardı.
  • Genç subayların “mekteb-i asliye kıt’adır” mantığı ile öncelikle gemilerde mesleğini öğrenmesi sağlanırdı. Daha sonraki yıllarda ise herkes her birlikte görevlendirilirdi. Ancak 15 Temmuz “tiyatrosundan” sonra tüm kurumlarda olduğu gibi DzKK’da da teammüller rafa kalktı.
  • Kıyı birlikleri haklarında hiçbir tespit edilmeyen ancak fişlemeler sonucu şüpheli durumuna sokulanlara “cezaevinden önceki son duraktı.” Çalıştığım yerde böyle bir yerdi. Her gelen birkaç ay çalışıyor ardından ya idari izne çıkarılıyor ya da direkt mesaide tutuklanıyordu.
  • Selefim de hâlâ cezaevinde, umarım tez zamanda özgürlüğüne kavuşur. Her gün acaba bugün polisler kimi güzaltına almak için gelecek diye konuşur olduk. Onlarda sağolsun bizi hiç şaşırtmıyorlar sık sık ziyaretimize geliyordu!

Yaşananlardan haberim olduğu için her sabah mesaiye gittiğimde üniformayı giymeden bilgisayarı açmayı deniyor, eğer açılırsa “bugün de açığa alınmayacağım” deyip, sonrasında üniformayı giyerek mesaiye başlıyordum. Eğer açılmazsa idari izin yazısının gelmesini bekleyecektim.

  • Cuma günlerinin ise ayrı bir heyecanı oluyordu. Kaç hafta üst üste oldu bilmiyorum, tüm açığa almalar cuma günü mesai bitimine doğru oluyordu. “Teröristleri” haftanın son günü son dakikaya kadar kullanıp ondan sonra idari izne çıkartıyorlardı.
  • Benzer şekilde tüm eğitim, tatbikat ve uzun süreli görevlerden sonra da toplu açığa almalar oluyordu. Gerçi sonraları bu alışkanlıklarından vazgeçtiler ve her gün her saatte bu olaylar yaşanır oldu. İnsan sormadan edemiyor; “madem haklarında birşey var neyi bekliyorsunuz?”

Bekliyorlar çünkü bu insanların “terörist” olmadığını onlar da adı gibi biliyor. Yoksa askeri öğrencilerle birlikte 40.000’e yakın kişi tasfiye edildi. Bunların çoğunun belinde silahı vardı “niye silahlarına davranmadılar?” Davranmadılar çünkü bu insanlar “terörist” değiller.

  • Siyasi irade ve TSK içindeki işbirlikçileri ne kadar öyle olduğunu iddia etse de bunu başaramayacak. Bu insanlar bırakın “kendi insanının canına kıymayı, tırnağının bile incinmesini istemezler.”
  • Tüm bunlar yaşanırken bir yandan da “hiçbir şey yokmuş gibi rutin işler devam ediyordu.” Daha doğrusu ediyormuş gibi davranılıyordu. Tatbikat, eğitim ve görevlerde sürekli insan hatasından kaynaklı emniyetsizlik ve kazalar olduğu duyuluyordu.
  • Eğitim birliğinde görev yapmamdan dolayı “gemilerin eğitim seviyelerinin ne kadar kötü” olduğuna bizzat şahit oluyordum. Eğitime giden personel, tüm ciddiyetle eğitimşeri yaptırıyor ancak gemileri eğitimden başarılı olarak geçirebilmek için ise kıvranıyordu.
  • Hakettikleri notu verip bıraktıklarında ise “niye bıraktınız, sürekli eğitim verin, eğitim sayılarını arttırın” gibi cümlelerle kabak kendi başlarına patlıyordu. Halbuki sıkıntı gemi personelinin (özellikle yönetim kademesi) ilgisizlik ve bilgisizliğinden kaynaklanıyordu.
  • Yıllarca gemilerden uzak kalmış “gemilerin rengini bile unutmaya başlayan insanlar” bir anda kendini gemi komutanı olarak bulabiliyordu. Gemilerse biraz tecrübesi olan Kıdemli Astsubaylar sayesinde yüzüyordu. Bu sıkıntılarını bırakıp tekrar kıyı birliklerine dönüyorum.
  • DzKK en aktif görev birliği olan Güney Görev Grup Komutanlığında hangi geminin hangi göreve gideceğine “TEĞMEN” rütbesinde birisi karar veriyordu. Yanlış duymadınız koskaca birlikte Harekat Şube’de sadece o teğmenin mesaide olduğu gün azımsanamayacak kadar çoktu.
  • “Neyse ki arkadaş çok başarılı ki şimdiye kadar bir sorun olmadı.” Harekat Şube gibi önemli bir birim de diğer kıyı birlikleri gibi sürekli açığa alınacak/tutuklanacak insanların ve sağlık problemiyle “gemide görev yapamaz raporu” alan insanların uğrak yeri olmuştu.
  • 15 Temmuz’dan sonra gelen her Şube Müdürü açığa alınmış ya da tutuklanmış olduğu için durmadan müdür değişiyor, çoğu zaman da bu görev vekaleten yürütülüyordu.

Hal böyle olunca tüm işler de “teğmen” arkadaşa kalıyordu. O komutana ne söyler, neyi tavsiye ederse komutanda biraz düşünüp bir şekilde onun söylediğini kabul ediyordu.

Yordum sizi kusuruma bakmayın.🖐 Tüm yazıyı okuyanlara gelsin.

Bu Konu, Resul Dağcı  @resul_dagci Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Amacımız Twitter gündemindeki konuları, Twitter kullanmayan, Türkiye’nin ve Dünya’nın gündeminden bihaber yaşayan vatandaşlara ulaştırmak!

Sizler için daha çok içerik derleyecek editörler edinmek ve sitemizin altyapısını yenilemek amacıyla desteklerinizi bekliyoruz!

Bu doğrultuda, Çorbada benim de tuzum bulunsun, diyen Arkadaşlara ulaşabilmek adına bu patreon   hesabını oluşturduk!

Umarız gönüllü olarak devam ettirdiğimiz bu çalışmalarda bize destek olursunuz…

https://www.patreon.com/mutlakaoku

Bir Yorum Bırak! ('Küfür Yok Beyler, Küfür Yok!')

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |