Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Birinci Kuşak Cumhuriyet Neslinden Bir Hikaye; Osman Nuri Bilgin

Az zamanınızı alıp size 1.kuşak Cumhuriyet neslinden bir hikaye anlatacağım şimdi… Anlatacağım kişi benim orta 1’den itibaren sınıf arkadaşlığı yaptığım, lakabını taktığım @karakolum un dedesi…

  • Bu nesil önemli… Çünkü onlardan gelen bizler dahil tüm nesillerin tüm hoyratlığı, savrukluğu, umursamazlığına ve yaşadığımız bu günlerde yok edilmeye çalışılan ama bir türlü yok olamayan bir geçmişin, hatta bugünlerde güzel ve iyi kalan 3-5 şeyin mimarı bu nesil…
  • Aslında bir Bodrum hikayesi anlatacağım hikaye.. Hani Özalizm devri sonrası tüm nesillerin adı geçince “Hadi eller havaya” ile, Zeki Müren’le, turist, yazlık, otel, anası bellenmiş koy vs. ile adını özdeşleştirdiği Ege’nin minik İstanbul’unun küçük bir Ege kasabası olduğu zamanla.
  • Bahsedeceğim kişi Osman Nuri Bilgin.. Bir öğretmen… Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerinden. Hayatını eğitim ile memleketi olan ve ömrünü geçirdiği Bodrum’u anlatmak, folklörünün, türkülerinin kaybolmasının önüne geçmek için harcamış marştaki 10 yılda yetişen 10 milyon gençten biri.
  • Bodrum’un akıllı çocuklarından… Okumaya meraklı… O yüzden alıp Balıkesir’e Necatibey Öğretmen Okulu’na gönderiyorlar… Malum o zamanın en gözde, en onurlu mesleği öğretmenlik… En zeki, okuyan çocuklar öğretmen okuluna gönderiliyor…
  • Halikarnas Balıkçısı’nı okuyanlar bilir o zamanın Bodrum’unu… Şosesi bile olmayan küçük bir kıyı kasabası… Eşeklerin tek ulaşım aracı olduğu zamanlar… 20’lerin ortası… Oradan Balıkesir’e… Tabii ki yatılı…
  • Mezun olup diplomasını alınca ver elini doğu… Çünkü mahrumiyeti aşmanın yolu eğitim ve anca eşekle gidilip gelinen Bodrum’dan eşekle bile gitmesi zor Cizre’ye mecburi hizmet… Oradan Hakkari, sonra Beytuşebap… Zaman ülkenin savaş sonrası kurtuluş seferberliği zamanı daha…
  • Sonra tabii ki iyot kokusu özlemi filan… Bir eşekle çıktığı Bodrum’a bu sefer askerliğini de yapmış bir öğretmen olarak geri dönüyor… Ohhh… Kebap diyorsunuz değil mi? Biz olsak öyle deriz tabii ki… Ama o nesil pek öyle demiyor o zamanlarda…
  • Eşek sırtında yatılı okula gidip öğretmen olmak için çıktığı Bodrum’a Milas’dan kalkan dolmuşlarla artık iyi kötü şose yolundan geri dönüyor… Tabii ki o zamanlar ilk tayinler illa köy okuluna… Önce köye gidecek ABC çünkü… Sonra kasaba…
  • Tam 2.Dünya Savaşı, yani ekmek karnesi yılları… Bodrum’un karşı kıyıları Hitler’in elinde… İsmet Paşa’nın savaşa girmemek için kara ekmeği, şekeri bile kısmak zorunda kaldığı zor zamanlar… Ve köylerde ders veren öğretmenler… Yazılmaya devam eden bir bağımsızlık tarihi…
  • O nesil bizim gibi göt devirip yatayım mevzularına yabancı olduğundan Bodrum Turgutreis’e atanınca bizim gibi yapmıyor Osman dedemiz tabii ki… Biz götümüzü devireduralım o Bodrum’un içine atanınca başlıyor Bodrum’un türkülerini, folklürünü vs. kayda almaya…
  • Çünkü o neslin kafa bizim gibi çalışmıyor… Amaç “Aman turist gelsin, biz de paranın gözüne vuralım” değil… Bizden sonraki nesillere bu türküler, oyunlar, kıyafetler, gelenekler taşınsın, bizim çocuklarımız torunlarımız bunları bilsin, korusun derdindeler…
  • Yerellik ve millilik nasıl olur dersi aslında… Tabii anlayana… Bu arada Turgutreis İlkokulu’nda gönlünü kaptırdığı öğretmen hanım ile bir de dest-i izdivaç eyler… Artık memleketi Bodrum’da ailesini de kurmuştur… Ev, okul, çocuklar ama diğer taraftan köyler, köylüler…
  • Türküleri, oyunları, ananeleri topluyor sürekli… Sonra bir gün Bodrum’a 3 kişi geliyor… Görevleri radyolarda çalınmak üzere türkü derlemek… gelenler Ahmet Kutsi Tecer, Muzaffer Sarısözen ve Halil Bedii… :)) Bu isimleri halk müziğine ilgisi olanlar iyi bilir…
  • Onları ağırlıyor, topladığı türküleri, oyunları paylaşıyor, köyleri gezdiriyor… Bir yıl sonra da bizim çok iyi bildiğimiz bir türkünün bize kadar ulaşmasında çok büyük bir rol oynuyor… Zira o zamanlar hala ülkede kollektif üretim bilinci DP’ye rağmen var…
  • O yıllarda Anadolu’daki kültürün şehirlerde de bilinmesi için halkoyunları bayramları filan düzenleniyor. Düzenleyen Kazım Taşkent ve Vedat Nedim Tör… Yani biri Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu diğeri genel müdürü… Osman dedemiz Nedim Tör ile aylarca mektuplaşıyor katılım için.
  • Mektup mu? Anacım o zamanlar telefon manyetolu, bir muhtarda, bir poliste, bir kaymakamda… Whatsup’la mı yazışsınlar yani… :)) Neyse… O mektup senin bu mektup benim yazışa yazışa sonunda İstanbul’a davet ediliyorlar kendi türkü ve oyunlarını sergilemek için…
  • Sazcılar, sözcüler, oyuncular toplaşıp İstanbul’a gelirler… Önce Milas tabii… Çünkü o zamanlar Bodrum değil merkez… O bölgenin ulaşım merkezi Milas… Oradan şöyle bir otobüsle İzmir…

  • İzmir’den İstanbul’a ise tabii ki tren… Ne o? Şekerim fabrikatör mü bunlar da teyyareye binsinler, mektupla geliriz ama uçak biletlerimizi business’den alıp yollayın please mi desinler… Bu insanlar öğretmen… Cepte ne varsa o…
  • Neyse… İstanbul’da Harbiye’de Bodrum düğünü canlandırıyorlar türküleri, değişleri, kıyafetleri, manileri ve ritüelleri ile… Karısı da o sahnede… :)) İstanbullu şehirliler ilk kez Bodrum’un allı pullu yörük kıyafetleri, türküleri, manileri ve tabii ki şivesiyle tanışıyor…
  • Yalnız bu festivalin tek faydası “şeherli”lere Bodrum’un ve tabii ki diğer jatılan yörelerin folklorünü tanıtmak değil… Bu türküler bir taraftan da ilk kez ses kaydına alınıyor… Yani bir öğretmenin yöresinin kimliğini diğer nesillere taşıma uğraşı ilk kez kayda geçiyor…
  • Ve biz bugün Ege, hele Bodrum deyince aklımıza gelen ilk türküyü işte bir öğretmenin bu inadı ve çabası sayesinde hala söyleyipdururuz… O türkü işte bu… Bu kaydı da büyük ihtimal ilk kez dinleyeceksiniz… Zira orjinali bu…

  • İşte bu kayıt Çökertme’nin ilk kaydıdır bildiğim kadarıyla… Çalıp söyleyenler içinde de Osman dedemiz de vardır… Bu kayıt radyoda çalınınca tüm Türkiye’de bilinir hale gelinir… Bir düğünlerde kostak vururuz, halay çekeriz filan… İşte o halayı bu adama borçluyuzdur…
  • Daha sonra Çökertme ve daha nice Bodrum türküsünü bir kitapta topluyor… Bu kitap da özel bir kitap… Sadece içindeki türküler ile alakalı değil özelliği… Cevat Şakir, yani Halikarnas Balıkçısı bu kitap için önsöz yazıyor… Kitap da ona armağan ediliyor zaten…
  • Daha sonra Bodrum’un antik dönemlerine ve dünyanın 7 harikasından biri olan (ve şu an İngiltere’deki) Mausollos’un Mozolesi’ne dair antik hikayeleri ve bilgileri içeren bir kitap daha yazacaktır…
  • Bununla da yetinmez Bodrum’un o dönemki demografisini, üretimini, hava durumunu vs.yi anlatan bir bilgi kitabı daha yazar… Bodrum Kalesi’ndeki Halk Kütüphanesini ve daha sonra Çocuk Kütüphanesi’ni kurar… Neden mi? Çünkü o neslin bir hedefi vardır… Medeniyet…
  • 10.Yıl Marşı’ndaki “10 yılda 15 milyon genç yarattık her yaştan” sözü gerçektir… Zira Cumhuriyetin o ilk nesli işgali, savaşı, açlığı, zaferi, özgürlüğü, varlığı, zor zamanı, dar zamanı kısa ömürlerinde yaşamış nadir nesillerdendir… O yüzden hedefleri birdir…
  • Yaşadıkları yere o günün yenisini taşırken işte o yaşadıkları zor zamanları akıllarından çıkarmadan ve o zamanlara geri dönmemek için ne gerekiyorsa yapmak için gönüllü bir nesil o nesil… Kah NASA’da bir matematikçi olup aya inenleri dünyaya getiren… kah bulunduğu köyde, kasabada oradakileri eğitirken onların geçmişini, ananesini, türküsünü, kıyafetini kendinden sonraki nesillere taşıyarak o eski zor ve meşakkatli günleri unutmadan yarına yürüyebilmelerini ve ileriye gitmelerini sağlamak için elinden geleni yaparak…
  • Bu tefrikayı bir türkünün yeniden doğuşunun hikayesi olarak da okuyabilirsiniz, bir zamanlar bu ülkede ülke olunabileceğine inanan bir neslin olduğunun vesikası olarak da. Öyle bir nesil ki, attıkları temeli yıkmak için kimimiz yatarak kimimiz kara çalarak uğraştık hala yıkılmadı.
  • Bu tefrikayı geçmişten coşkulu, güzel bir hikaye olarak okuyorsanız ve içinize ince bir hüzün yerleşiyorsa bir yerde bir terslik var ve o terslik aslında aynadaki suretimizden başlıyor… Şimdi bu bandı geri sarıp bir daha düşünün… Sizce de öyle değil mi?

Hayata laf üretmek mi hayata bir şey katmak mı sorusunun cevabı belki de orada bir yerde ve biz yolumuzu çoktan kaybetmişizdir… Yol gösterecek böyle bir nesil ise artık yok… O da bizim ayıbımız… ARO….

Bu Konu, Kurbağa Kral   @uarpak Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Amacımız Twitter gündemindeki konuları, Twitter kullanmayan, Türkiye’nin ve Dünya’nın gündeminden bihaber yaşayan vatandaşlara ulaştırmak!

Sizler için daha çok içerik derleyecek editörler edinmek ve sitemizin altyapısını yenilemek amacıyla desteklerinizi bekliyoruz!

Bu doğrultuda, Çorbada benim de tuzum bulunsun, diyen Arkadaşlara ulaşabilmek adına bu patreon   hesabını oluşturduk!

Umarız gönüllü olarak devam ettirdiğimiz bu çalışmalarda bize destek olursunuz…

https://www.patreon.com/mutlakaoku

Bir Yorum Bırak! ('Küfür Yok Beyler, Küfür Yok!')

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |