Yeni Osmanlı Düşüncesi ve Kuruluş Denemesinin iflası! (‘Yeni Türkiye’nin geleceği’)

Esasen Abdülhamit devrini referans alan “Osmanlı’nın ihyası”, veya (ihvancı/islamcı) “Yeni Osmanlı” ideasının (ve kuruluş denemesinin) iflası, üzerinde yeniden düşünmeyi gerektiren bir konu ve Değişim/Dönüşüm’ün ürünü olacak Yeni Türkiye’nin geleceği içinde de önemli… >>

  • Sultan gibi hareket etmeye başlayan son Halife Abdülmecid’in, son derece modern bir insan, bir ressam olmasına rağmen (son Sultan’ın işgalcilerle açık işbirliğine ve kurtuluş hareketine açıkça karşı çıkmış olmasına bakmadan) devlet başkanı gibi davranması sona erdirildi…
  • Bugün ihvancı/islamcı çizginin “Osmanlı” dediği din odaklı devletin tarihi Abdülhamit ile başlar (nitekim devletin “Devlet-i Âliye” olan adının yanına ülke içinde bir de “Osmanlı” adını ekleyen, II. Abdülhamit’tir), ama bu dönem tüm Dünyada Batılılaşma ve ona tepki devridir…
  • Aynı dönemde Çin’de de, genekçiler ile modernleşme yanlıları arasında benzeri çatışmalar yaşanıyordu. Zamanın zor koşulları ve savaşların sonunda Çin’de (1911’de) ve Türkiye’de (1923’de) Cumhuriyet kuruldu. Türkiye’de, Abdülhamitçi çizgi rövanşist bir islamcılıkla geri döndü…
  • Çin’de Kongfuzi (Konfiçyüs) ilkelerine bağlı bir devlet anlatışı/örgütlenmesi var ama o Abdülhamit devrinde öne çıkarılan “Hilafet ve İslam” gibi, halktan insanların da her hareketini Kur’an’la belirlemeye kalkan bir “ideolojimsi” ve onun Sait Halim Paşa gibi savunucuları yok…
  • Padişah İstanbul’un anahtarını işgal kuvvetlerine vermiş, Yeşil Ordu kurup özgürlükçülere karşı savaşmış, Direnişçilere karşı ölüm fermanı çıkarttırdığı (yani Dünyanın her yerindeki adıyla “kendi ülkesine ihanet ettiği”) halde, Mehmet Akif gibiler bile hââlâ “Halifeden yana!..” >
  • Buradan, günümüze ışık tutan tavra geliyoruz (ama sadece günümüze, -geleceğe değil): O zamanlar “Medeniyet”i evrensel bir şey sayan anlayışı Mustafa Kemal temsil ediyor. Bir de “MedeniyetLER” taraftarı olanlar var. Sait Halim, Mehmet Akif vd.: “Evet Batı ileri, ama biz ‘İslam’ız”
  • Modern kapitalizmin “Modern Medeniyet”i ile aşık atabilecek kâbiliyette/boyutlarda bir “İslam Medeniyeti” (veya “Çin/Asya Medeniyeti”) yoktu ve malesef olamazdı… (“SSCB Sosyalizmi”, Kapitalizmin türevidir) Atatürk’ün bunu çok önceden net bir şekilde gördüğü anlaşılıyor…
  • İhvancı/islamcı ve Abdülhamit devamı bir “Yeni Osmanlı” fikriyatı esasen, islam coğrafyasında “alternatif bir medeniyet” kurmak hayaline dayanıyor ve Abdülhamit devrindeki gibi modernleşmeyi Batılılaşma ile özdeşleştiriyor ve ona karşı/alternatif olmayı hedefliyor idi…
  • İhvancı/islamcı çizginin Cumhuriyet’e ve onun sembolü Atatürk’e getirdiği eleştiri, sadece Batılı olup kendi özüne (yani onların esas saydığı ‘İslam’a) sırtını dönmek değildi, aynı zamanda “Herkes gibi olmak” idi. Herkes modernleşip pantolon giymiş şapka takmıştı (Sun Yatsen de).
  • Şu anda halen ana hatlarıyla TEK medeniyet var, o da -Batılı ülkelerinden Dünyaya yayılmış olan- “Modern Medeniyet”, ama bu aynı zamanda “Kapitalist Medeniyet” ve onunla uğraşıp onu değiştirebilmek için, önce Modern Medeniyetin ruhuna kadar nüfuz etmiş olmak gerekiyor…
  • Yani islamî muğlaklığın ve hayatın her alanını/ayrıntısını Kur’an’a bağlamaya çalışmak zihniyetinin alternatif bir uygarlık kurmaya nefesinin asla ve kat’a yetmediği, “eskiyi diriltmek” denen şeyin mümkün olmadığı, ÖZGÜN’lüğün BAŞKA bir şekilde tezahürünün gerektiği anlaşıldı…
  • Yeni Türkiye, eski “islamî yan” ile kavga etmeyi terk edip onu anladıkça, ‘Özgünlük’ ve ‘Büyüklük’ü ihmal etmeyip yeniden tanımlayınca, Cumhuriyete husumet yenilmeyip kazanılmış olacak ve Türkiye’nin kendi ayağına kurşun sıkıp duran iç sıkıntısı son bulacak… <<

Kaynak; Twitter, Selçuk Salih Caydı @selcuksalih

Güncelleme: 1 Mayıs 2019 — 09:56

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir