Vegan Nedir? Veganlık Nasıl Ortaya Çıktı?

Hafta sonu vegan arkadaşlara yönelttiğim soruya birbirinden farklı yanıtlar alacağımı tahmin ediyordum, öyle de oldu. Yanıt veren arkadaşlara teşekkür ederim.

“”Rica etsem bu twitimi vegan arkadaşlara iletebilir misiniz çok merak ettiğim bir soru soracağım? Laboratuvar ortamında üretilmiş bir dokuyu yiyebilirler mi? Neden yerler ya da neden yemezleri de açıklayabilirler mi?””

  • Ford’un bant üretimine geçmesi ve 20. yy başlarında arabaların yaygınlaşmasıyla birlikte yüzyıllardır insanla birlikte varlığını sürdüren atların sayısının hızla azaldığını gözlemledik. Artık ulaşımda kullanılmasına gerek kalmayan atları beslemenin de gereği kalmamıştı.
  • Bu yüzden özelliksiz atlar mezbahalara gönderilerek bir kitle kıyımına maruz bırakılarak yok edildiler. Kırlara terk edilenler ise yeniden doğaya adapte olana kadar vahşi hayvanlara yem oldular. Kalan atların da nasıl kullanıldığını zaten biliyoruz.
  • Benzer sistematik katliamın öküzler için, traktörün yaygınlaşmasıyla birlikte köylerde de yaşandığını, kapitalizm içinde bazı hayvanların hayatlarının teknolojik gelişmelere ya da tüketim değerlerine bağlı olduğu gerçeğini kabullenmek zorundayız.
  • Sığırlar günlük ortalama 100 lt su tüketirken 70 kg kuru ot tüketir; ki bu da bir dönüm araziden bir sığırın yalnızca on gün beslenmesi anlamına gelir. Yarattıkları sera gazı etkisiyle sistem için çok ciddi bir maliyet yaratırlar.
  • Çiftliklerdeki sığır sayısının bir milyarın üzerine çıktığını gözönüne aldığımızda, büyük baş hayvanların türün devamlılığı noktasında istemeden kazandıkları avantajın hangi boyutta mali bir sorun oluşturduğu ortaya çıkacaktır. Kapitalizm binmeyeceği atın önüne ot koymayacaktır.
  • Bu yüzden de alternatif hayvansal protein arayışına giren sistem, kademeli olarak önce yeşil mercimeği, yeşil mercimeğin asla karşılık olamayacağını fark ettiği noktada uzak doğu kültürlerinden devşirdiği böcekleri yüksek besin değerleri nedeniyle menülere sokmaya başladı.
  • Avrupa’da pek çok restoranın menüsüne giren, doğaya zararı olmayan ve son derece düşük maliyetli Madagaskar hamam böceklerinin beslendiği çiftlikler kurulmaya başlandı fakat yemek kültürünü bir anda değiştirmek taktir edersiniz ki hiç de kolay değil.
  • İşte vegan söylem tam da bu noktada sistemin imdadına yetişiyor. Et yeme alışkanlığı ve ihtiyacına alternatif üretilirken, vicdanlara da dokunan, lakin aslında atlar örneğindeki gibi son derece ciddi bir kıyıma neden olacak ideoloji hayvan aşığı insanlar arasında karşılık buluyor.
  • Fakat bu aşkın kitlesel kıyıma sürükleyici bir aşk olduğunu görmemek için özel bir çaba gerekiyor. Faytonlara gösterilen tepki de aslında farklı bir sonuç doğurmuyor. At sahibi faytoncu elektrikli fayton kullanmaya başladığında atları öldürmek dışında bir seçenek bulamıyor.
  • Aslında hep birlikte et tüketimine itiraz ettiğimiz noktada milyonlarca sığır ve tavuk kedi köpek maması ya da şarküteri mamulüne dönüştürülerek yok edilecek, nesilleri sadece göstermelik olarak kafesler içinde devam ettirileceklerdir.
  • Ayrıca vegan kültür de gelişirken sanayisiyle birlikte gelişiyor, vegan mutfağına hitap eden ürünler market raflarında fahiş fiyatlara satılmaya başlanıyor, böylece veganlar da bu sömürüden nasibini alıyordu.
  • Benim kişisel itirazım da aslında burada. Pek çok kişiye acımasızca da gelse evet atlar köle olarak kullanılsın, evet inekler, tavuklar ve domuzlar çiftliklerde esir tutulsun. Ta ki devrime kadar bu canlıların esir kalmaları soylarının yok olmasından evladır diyorum.

Kaynak; Twiteer; Chaotica @Chaotica14

Güncelleme: 26 Mart 2019 — 08:21

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir