Türkiye’de sosyal bilimlerin en büyük problemleri!

💥Ülkedeki sosyal bilimlerin en büyük problemleri:

  • Sosyal bilimcilerin önemli kısmının düşünce eğitme bilimi olan felsefe ve halkı okuma bilimi olan sosyoloji okumalarından uzak tipler olmaları. Farklı disiplinlere meraksızlık ve kendi literatürlerini bile tam bilmemeleri.
  • Sosyal hayatı kısıtlı, problemli veya sosyal iletişim kurma özürlü olmaları ve geldikleri sosyal çevreden dolayı farklı tür öğrenci tipleri ile iletişim kuramamaları, toplumun bir kesimini geçtim kendi çevresindeki insan tipleri dışındaki kimselerle konuşmaktan çekinenler.
  • Analiz kabiliyeti olmayan,yazılı bilgiye antitez getirmek şöyle dursun ona hakkıyla yorum getirmekten uzak,farklı yorum ve içtihat için akıl ve düşünce eğitimi süreçleri geçirmeden memur olmuş/yapılmış kişilerin akademik hayata kabul edilmesi ile oluşan genel verimsizlik.
  • Evvelki yazılanlara kutsal metinlermiş gibi koru körüne bağlılık. Örnek: tarihçi Ömer Lütfi Barkan Balkanların İslamlaşması Hakkında bir çalışmasında kolonizatör dervişler kelimesini kullanıyor ve buna yüzlerce atıf yapılıyor. Bir kişi bile sormuyor. Kolonizatör kim?
  • Kolonizatör Türk dervişleri aşağı, kolonizatör Türk dervişleri yukarı yüzlerce tezde kitapta aynı şey. Bir defa kolonize eden, güç sömürgeci güçtür. Rumeli’de Tebliğ mefhumunu eğer batılı kavramlar ile açıklar isek ayağımıza sıkarız ve bizi suçlayan milletlere argüman veririz.
  • Espri mefhumunu ciddiyetsizlik olarak gören, gerçekte espri kabiliyeti de olmayan, hayatları adeta bir fanus içerisinde geçmiş denecek kadar bilgi ve örneklem becerileri boş, misal becerisi olmayan, ciddiyetini de cehaletini kamufle etmek için kullanan liyakatsız tipler.
  • Onun bunun cemaati veya tarikatının üye, muhip veya müridi olan ve genelde o daire ve o çevrenin vakıf ve derneklerinde takılan tipler.Bunlar bir nevi “varlık borçlarını” bu yapılara öderler.Onları inşa eden, kadrolara getiren, kürsü, mikrofon veren yapılara bağlıdırlar.
  • İşine bisikletle gitmeyi sağlığı için çok isteyen, bunu yabancılarda gördüğü vakit imrenen ama bunu öğrenci karşısında zaaf gördüğü için yapamayarak altına jip alan, kendini gerçekleştirememiş tipler. Bunu bizatihi bana söyleyen biriyle tanıştım. Ap ayrı bir konudur bu.
  • Basma kalıp kitap cümleleriyle derse başlayıp, dersi de yine “-mektedir,” “-maktadır” gibi eklerle bitiren,tiyatro eğitimi almış olmasını beklemiyorum ama çocukluğunda okul müsameresine katılmamış ve topluluk önünde doğaçlama konuşamadan büyüyüp eğitimci olanların varlığı.
  • Bir üst maddedeki tipler yüzünden öğrencilerin rol model bulamaması, branşlarını ve üniversiteleri ciddiye almamaları, bu tiplerin de kendileri yanında yüksek lisans yapacak öğrencilere son derece klişe konuları tez diye vermeleri.Bu tezleri ayrı bir floodda göstermiştim.
  • Sınıfta farklı inanç grupları, cinsel tercih ve etnik kökene sahip öğrencilerin de varlığını düşünmeden ders ortamında belli bir grubu, cinsiyeti, yaşam biçimi ve etnik aidiyeti hedef alan açıklamalar veya kelimeleri kullanan ve bunu milliyetçi sözlerle kamufle edenler.
  • Bir üstteki maddeden dolayı incinen öğrencilerin kimisinin tepki ile bilenlerek üniversite ortamında farklı gruplara kaymaları ve daha da militarize olan tiplerin üstteki 10 grubun tüm hatalarının faturasını sisteme kesip, buradan ayrımcılık var söylemi gekiştirmeleri.
  • Bu şekilde basit bir sol görüşlü öğrenciden sosyalist militan, deistten ateist, Kürtten PKK’lı üreten ve bunu nasıl ürettiğini bilmediği halde bu çarkın parçası olan sözde bilimadamlarına bir amfi veya sınıf dolusu öğrencinin teslim edilmesi. Buradaki tek hata liyakatsızlık.

Arkası herhalde yarın…. Moralim bozuldu dostlar. Bilmek başa bela, düşünmek bir dert. Mutluluk bilmemekte, cehalet saadet.

Bu Konu,   Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 5 Mart 2019 — 07:03

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir