Tengricilik Nedir?; Tengrizm ve Aryanizm

Tengrizm ve Arianizm; Avrupa Aryanizmi; Aryan ırkı! Koltuklarınıza yaslanıp gerçekleri dinlemek ve öğrenmek istiyorsanız eğer; Flood’u başlıyor!

  • Tek tanrılı Tengriizm için ‘’Arian’’ Katolik bir edebikelam / bir örtmecedir. Haç ve Hilal de Aryan izleri… Kıpçak soyları katolikliği farklı şekilde protesto ettiler.. Ren’in ötesine gittiler…Avrupa’nın kuzeyinde yeni hanlıklar kurdular..
  • Geleneklerin taşıyıcıları,genetik ve antropolojik materyalleri yanlarında götürdüler… Litvanya, çekya, polonya, Almanya, Avusturya, lüksemburg, Hollanda, belçika, isveç, norveç, izlanda’da iz bıraktılar… Bu ülkeler katolizm’i direkt kabul etmeyen ülkelerdi =spirit of freedom!
  • 4.YY.da farklı bir Avrupa düşünce yapısı ortaya çıktı,bu düşunce yapısı monotheism idi ama hristiyanlıktan farklı idi. Bilim adamları bu düşunce yapısını ‘Arianism’ olarak tanımlandı.. Bu, ortaçağ’ın benzersiz bir özelliği idi.
  • Bu düşünce tarzı katolizme ve ortodox’luğa rakip/karşıt bir düşünce idi “And it is a fruit of the Great Migration, another fruit of the Türkic culture, bestowed by the East to the Europe.” “Doğu tarafından Avrupa’ya verilen Türki kültürün bir başka meyvesi olan Büyük Göç’ün 1 meyvesi.
  • The Europeans do not know Arianism now, they have forgotten it, they call it a Paganism !!.. Burada, Avrupa’nın kuzeyinde, Büyük Göç zamanından itibaren, Altay’ın Cennet Tanrısının öğretisini de öğrendi ve muhafaza etti, fakat farklı bir Hristiyan çerçevesinde.
  • Onlar, bu gelişmekte olan gelenekleri, kendi tarzlarında, Ren ve Tuna’nın kuzeyinde yaşamaya hak kazanan yeni bir Avrupa kültürünün dokusuna dokunmuştu. “Almanlar” tarafından yapıldı ve bunu Konstantinopolis ya da Roma’nın diktelerine göre yapmadılar. Kendileri yaptılar.
  • Kendi takdirine bağlı olarak yaptılar.. Böylece, Orta ve Kuzey Avrupa’nın kendine özgü kültürü oluşturuldu. Yeni bir Avrupalı ama farklı bir kültür. Dolayısıyla “Arians”, “Aryans”, yani Avrupa’ya yerleşen Altay’dan alıntılar, Elbette, tüm Avrupaya tezahür etmediler.
  • “Yunan inancını”,Siyasette Bizans’ın önceliğini de tanımıyorlardı. Şüphesiz, Hristiyanlar Ariyanları dindarları olarak tutamazlardı. Aksine, onları düşman olarak görüyorlardı. Rakip olarak. Avrupa’da, Arianizm konusu tamamen farklıdır;
  • Orada, Mesih’in bir Tanrı olarak tanınmaması ve bu nedenle de Papa’nın “Mesih’in Vekili” nin tanınmaması ile ilişkilidir. Arianizm sorunu, Türk halkının Gotik, Vandal, Lombard / Langobard, Frank vb. Olarak adlandırdığı “barbar” halklar üzerindeki ideolojik hegemonya mücadelesi Nedeniyle akut hale geldi. 9 – 10 yüzyıllar’da Gerçek buydu.
  • Aynı dili konuşan, ancak farklı manevi kültürlere sahip olan Kuzey ve Güney olmak üzere iki savaş kampı kuruldu. Dolayısıyla, doğal olarak, farklı “halklara” başka bir bölünme daha geldi.
  • “Arians” veya “Aryans” adının Avrupa’da doğmadığı ve hatta Orta Doğu’da olmadığı vurgulanmalıdır. Altaylılardan gelenlere atıfta bulunulan Tibet, Persia, Hindistan hala yeni çağdan önce bunu biliyordu.
  • German, Germania, Kerman, Türkçede “kale” dir, Ak-Kerman, Kara Kerman, Eski-Kerman vb., eski zamanlardan bu yana Türki halkında var olan idi. Örneğin Tuva’da, M.ö 7-8. arası kraliyet kurgan Aryan’ı bilmekte idi.
  • Atların, silahların ve diğer cenaze envanterinin iskeletleriyle birlikte 70 kütük odasına sahipti.. Orada belki de, Aryanlarla ilişkilendirilen kültürün en eski damgası mevcuttu. Tam da bu bağlantıya kurganın adı ve arkeolojik buluntular.
  • “Arjan” ismi kelimenin tam anlamıyla, kötü ruhların tütsülenmesi ve temizlenmesi için kullanılan “heather”, “ardıç” anlamına geliyordu. Eski Türkice “aryg” (kutsal, saf, asil) ile uyumludur.
  • Evet arkadaşlar özellikle Avrupa’da bazı medeniyetler tarafından görülmek istenmeyen,üzeri kapatılmak istenen,üzerinde baskı kurulmak istenen Aryan saf ırkından bahsediyoruz… Aryan ırkın Barbar olarak özellikle etiketlenmesi ise bilinçlidir! Invasion of Barbars lafı bilinçlidir.
  • Türklerin her daim Avrupanın bazı medeniyetleri için Barbar olarak anılması,onların Aryan olmasının sonucu idi. Anne tarafında, mt-DNA’ya göre Arjans,Mansi,Tuva,Paleo-Sibiryalılar (Nenets gibi), Altaylılar (Kipchaks),Kazak ve Altaylı İskitler,Teleutlar ve Shors gibi yerel halktı.
  • Aryan göçmenlerin Güney-Orta Asya’ya ya da Avrupa Nordik halklarına yansımasında görüyordu. Avrupalı ve Asyalı Aryanlar aynı totemik sembollere sahipti, sanki birbirlerinden kopyalanmış gibi, adji (eşkenar demir haçı) ve mandala!

  • Olması gereken tam olarak buydu, bunlar Altayların işaretleri, “Evrenin koruyucuları” nın özellikleri, Monoteizmin sembolleri idi. Elbette, Avrupa Aryanizminin, modern ilahiyatçıların aşırı ısrarına rağmen, Hristiyanlıkla hic bir ilişkisi yoktu,
  • Çünkü (gelenekleri!) Yeni çağdan önce yaşadı ve zenginleşti, bir başka deyişle Hristiyan dininin kuruluşundan çok önce. İmparator Konstantin. Arianizmin türetildiği Arius, Mısır’ın “Hint toplulukları” ndan bir özeti, dolayısıyla “Altay” bilgisine dayalı idi,
  • Mısırlı olmayan isim,Türki halkının gelmesinden önce Nil kıyılarında yoktu, ancak Tibet, Hindistan ve Kuşhan Hanlığı’nda yaygındı. Arianizmi ayrı bir öğreti olarak reddetmek aptalcadır. İçinde Doğu’nun izi görülmektir,
  • Ancak Arianların, Hıristiyanların muhalifleri oldukları şüphesizdir. Arianlar, Monoteizmin saflığını savundular… Bu onların gerçekleriydi. Arians onunla yaşadı. ruhsal saflık onları ve kültürlerini benzersiz ve özel kılar.
  • Mesela Edward Gibbon, Goth’ların Türki konuşma tarzına sahip olduğu, Guzes (ya da Guthes) “kabileleri” olarak adlandırılacak olan Gotiklerin, evlerde değil, göçebe çadırlarında yaşadıklarını belirtti.. Arianlar ve Türki halkının ibadet töreni Altay’dan idi..
  • Türki kültür, Avrupa şehirlerine farklı kapılardan giriyordu. Kuzeyden ve güneyden giriyordu. Ve kök salıyordu Daha sonra, Katoliklerin Kuzey Avrupa’yı ele geçirmesinden sonra,siyasetçiler-teologlar,”Aryans” ve “Arianizm” kelimelerini orijinalinden çok uzak bir anlamla seçtiler:.
  • Doğu’nun kolonizasyonu başladı ve Avrupa tarihindeki “Türki izi” tahrip edildi. Batı kilisesi yaşamın ustası oldu, rakiplerine ihtiyaç duymuyordu. Ve Engizisyon ilan ederken Monoteizme saldırı düzenledi. Şimdiki tarihi, zafer olarak yazdılar.
  • Dudaklarında eski kelimeler yeni bir anlam kazanıyordu. Ve dünya baş aşağı döndü. Bu yazılarda, Türki halkı yer bulamamıştı, Avrupa’yı sarsan dini çılgınlıkta insanlar akrabalıklarıyla değil, dinleriyle ayırt edildiler. Salgın gibiydi….
  • monoteizm dünyaya daha farklı baktığı için sert bir düşmana dönüştürüldü… Arian ve Hristiyan Avrupa arasındaki sınır elbette hissedildi, kıtayı iki farklı dünyaya böldü: biri canlı ve doğal, diğeri ise pişmiş ve züppe. Siyah ve beyaz.
  • Kuzeyden bakıldığında güney karanlık, güneyden bakıldığında kuzey kuzeydir. Arianlar, Monoteizmi terk etmeleri için ve üç tanrıya ibadet etmeleri için Hıristiyanlar tarafından kınandılar;
  • Zorla veya kurnazlıkla Türki halkına empoze ediyorlardı kendi inançları ve kendi gerçeklerini. Ve bu gizlenmiş tarihlerinde en çarpıcı olanı idi.
  • Hristiyanlık’ta sürtünmeler başladığında, bazı Latinize olmuş Türki halkı din adamlarıyla çatışmak istemedi, kutsanmış güney Avrupa için özgürlüklerini ve ailelerini korumak adına bilinçli değişime uğradılar. Orada, kuzey topraklarına bilgi ve becerilerini getiriyorlardı…
  • Avrupa Dillerinin Coğrafi Gelişimi, New York, Grover S. Krantz’dan örnek Peter Lang, 1988, arkeolojik tarihlere göre, Şekil 10. Neolitik (yani, çiftçilik) Anadolu’dan genişleme. Koyu çizgiler, Küçük Asya ve Orta Avrupa’ya yayılan Varsayılan Hint-Avrupa ana yollarını izlemektedir

  • diğer tüm konuşma alanları işaretlenmiştir.Kesik çizgiler, gelen insanların kısmen doğal engellerle ayrıldığı dilsel bölümleri göstermektedir. Arian Avrupa yavaş büyüyordu.Eski Roma İmparatorluğu’nun ülkeleri olan,böyle bir nüfusa sahip olma potansiyeli ve deneyime sahip değildi.
  • İklimi farklıydı.Ama yine de. Ne Hıristiyanların, ne Bizanslıların ne de Romalıların sahip olmadığı doğal kaynaklara sahipti. Bu, kuzey dünyasını çekici kılan politik belirleyicileri büyük ölçüde değiştirdi. Norland’daki demir cevheri yatakları ve nasıl eritileceğini bilen
  • Nasıl eritileceğini bilen Türki halkı 9. YY.’da Arianism’in lideri olan İskandinavya’nın siyasi yüzünü ortaya koydu. Altaylar buraya ilk girdiğinde, orada bir halklar birliği vardı.Onlara Gotik denirdi. Ayrıca sendika üyelerine Vikingler, Normanlar (Rus- Varyags’ta) adı verildi,
  • dünya tarihinde ilk referanslarından biri 839’a ait, sonra kuzeyli elçiliğin Konstantinopolis’e gelmesi ile her şey değisti..Bunlar siyasette acemi değil, derilere sarılmış vahşiler de değildi. Şöhretleri Yunanlılar için korkutucuydu !!
  • Bunun nasıl farklı olabileceği, Katolik Roma’nın düşmanları, birbiri ardına Avrupa’nın kuzeyindeki kolonilerini ele geçirmesi ile devam etti ve papa bile buna direnmedi. Güç dengesi kuzeydekilerin lehine idi. Ve herkes bunu hissetti. Tüm norman,scansinavia,noerthern europe,
  • vikings, danimarka, isveç, norveç 12. YY.’a kadar ölülerini Altay kurgan ritueline göre yakıyorlardı. İskandinavya’da Altayların “varlığı” açıkça ortaya çıkmıştı. Kurganlar, atlar, geyik taşları ve diğer Altay izleri orada kendi başlarına görünmedi.
  • “Nibelungların Şarkısı” ndan, yani “Kagan” un görünümünden çıkan bir başka ayrıntıdır. Hakan, Heagney (хегни) (Heagney’in Gaelic’de “kuvvetli” anlamına geldiği ) Bu unvanın yalnızca Türki halkının hükümdarına ait olduğu biliniyor.
  • Tabii ki, İskandinavya’da da tesadüfen görünmedi. Haakon uygun bir isim oldu Güney-Orta Asya’daki Han gibi; İskandinav’da “seçilen oğul” anlamına geliyor, ama gerçekte “seçilen oğul” utvalgt sønn idi…
  • Doğu” ejderhalarının neden kuzey Avrupa’da bolca bulunduğunu sorma arzusu uyandırıyor. Altay’ın sessiz sembolleri her yere dağılmış ve hiç kimse onların dilini anlamıyordu..
  • Ama onlar var! Onlar icat edilmedi. Normanlar’ın Altaylar, ejderhalar ve diğer eski semboller gibi Monoteizmi desteklediğini hatırlatarak arka plana çekilir. İskandinavlar, Yüce Tanrı Donar, Dangyr, Thor’u çağırdı.
  • Türki halkının Tengri’ye yaptığı bu temyizler gibi, örneğin Aluvya antikalarının koruyucuları olan Çuvaşlar, Hakaslar ve diğer halklar arasında, hala unutulmadı.
  • Yine de Yüce’nin adını öyle telaffuz ediyorlar. Eski İskandinavya’daki monoteizm, yeni hükümdarlarla birlikte bir gecede ortaya çıkmış olan tarihi bir gerçekliktir. Bu reddedilemez bir gerçek! Tezahür eden şeyler biri de, kuzey dini Altay’dan Atlantik’e
  • her yerde olduğu gibi aynı şekilde “gelişti”: Türki üs, yerel inançlardan benzersiz bir şekilde farklı bir şeyler ekledi. Destan, tam olarak dinin “biyografisinin” yerel efsanelerin iç içe geçmiş hikayeleri olduğunu gösteriyor. Monoteizm, Avrupa’nın kenarında nasıl ortaya çıktı?
  • Orada dini bir öğreti medeni Roma ve Konstantinopolis’ten uzakta nasıl gelişebiildi? Destanlar cömertçe geçmişin bir sayfasını açıyor, eski Germen halklarının Altay ve Donarlarındaki Tengri isimlerinin bile tesadüflerinin tesadüf olmadığını gösteriyor.
  • Ve Türk halklarının Tengri-Tengeri, Tegri,Ter,Tura,Dəər, Tigir adlarını telaffuz etme yolları, Avrupalı Türki halkın da bu ismi kendi yollarıyla telaffuz edebiliyor olması. Kelimelerin telaffuzundan daha çok Tengri ve Donar’ın görüntüsü! Altay ve Germen halklarında da aynıydı.
  • Tam olarak aynı görüntü! İbadet ayiniyle aynı. Ve bu tesadüf değil. Bu, Monoteizme dayanan bir kültür birliğidir. Gerisi göz ardı edilse bile (atlar, demir, kıyafetler, gelenekler ve yazılar), birlik vardır …
  • Büyük Göç sırasında Avrupa Kuzeyinin yerlileri eski dinlerinden uzaklaştı. Göksel Tanrıyı tanımaya geldiler. Bu kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Zaman içinde, Donar-Thor,Odin’e (Vodin, Wotan), “Almanların” ve Türklerin inançları arasında çok yaygındı.
  • Bu şaşırtıcı değil, aynı ağacın dalları:Doğu ve Avrupa’nın kuzeyinde hüküm süren tek tanrılık,Göksel Tanrı orada da hükmetti Tabii ki,tüm İskandinavlar Göksel Tanrı’ya olan inancını kabul etmedi, bazıları ise “Karasal Çember” destanında görüldüğü üzere bir muhafazakârlık gösterdi.
  • Açıkça görüldüğü üzere, Avrupa kuzeyinde hiçbir zaman bir Roma papalıklığı gibi bir din adamları enstitüsü olmamıştır. İnanç kendiliğinden yayıldı. Ve bu, Arianizm’in zayıflığı ve daha geniş bir ölçekte Altayın “beyaz inancı” nın zayıflığıydı.
  • Dinin örgütlenmesinde her zaman güçlü bir iktidar kurumu, güçlü, agresif, inatçı bir kurum yaratan Katoliklere karşı kaybettiler. Temelde, ortaçağ Batı’sının ideolojik rakiplerine karşı kazandığı zaferlerin belirleyici bir faktörüydü.
  • İskandinavların dini, Avrupa’da haksız yere unutulmuş bir kültür ve zaman olgusudur, Papalık sansür ile birlikte engelliyordu! Tam olarak sansüre uğradı. Çünkü “Ynglings Destabı” Odin’in nereden geldiğini – Asya’dan, Don’un doğusundaki ülkeden (Tanais)’i anlatıyordu.
  • O bir Tanrı değildi, ama Göksel Tanrı’nın elçisiydi, kuzeylilere “halkın sahip olduğu” sanatlarını öğreten bir elçi idi. Odin’in de dönüşüm gücü vardı: “… bedeni uyuyor ya da ölmüş gibi uzanıyordu ve o sırada bir kuş ya da canavar, bir balık ya da ejderhaydı.
  • ve bir anda işleri ya da başkalarının işleriyle ilgili uzak bir ülkeye feragat etti. ”… Bu en yüksek sanatın yalnızca Altay Kam’da ustalaştığı, halk destanı tarafından kanıtlandığı bilinmektedir.
  • Kamlar (Şamanlar) dini sınırların dışında yaşarlar, doğanın birçok bileşeninden biri olarak bir dini içerebileceği veya içermeyeceği doğanın insanları ve güçleri arasında aracılık ederler; kırılanları düzeltmek, erişilemeyen yerlere seyahat etmek.
  • ve ihtiyaç halinde bir çare sağlamak için doğaüstü yetenekleri olan “demircilerdir” Bazı diğer Din adamaları tarafından Türķçedeki Kam her nedense Din adamı olarak kabul görmez.. Odin, kuzeyde Türki halkının sahip olduğu yasaları ortaya koydu..
  • “Büyük İsveç’in güneyinde yatan” bir ülkeden geldiği için “Türki halkının ülkesi” olarak adlandırıldı, bu destanda yazılmıştı … Ve bu arada, bu çizgiyle Rus tarihinin başlamasına neden oldu. Belki de Offa’nın gümüş bir kuruşunun görüntüsü şüpheleri giderir!!
  • Bozuk parada, İngiltere’deki en yaşlı!, Türkidir. Bu, 8 YY. sonunda, çıkıyor. Saklanması İngiliz senaryosuydu. Bu eski paralar Londra’daki British Museum’un sergileridir ve tarihi referans kitaplarında, albümlerindedirler, ancak bir sebepten her zaman yanlış gözlerle bakılırlardı

  • “Cermen” okullarında çocuklara Cermen halkının kendi runik senaryosuna sahip olduğu ve Türki runiform senaryosu ile olan bağlantılarının boşuna bir spekülasyon meselesi olduğu söylenir.
  • 1900’lerde Orhon alfabesinin keşfedilmesi ve deşifre edilmesinden önce, 1900’lerde, 1500 yıllık bir süre ve ilk ve tek olan gururdan önce, Runik yazı hakkındaki Cermen mektup yazısı olarak biliniyordu. Tüm tarihi eserlere gömülecek kadar uzun bir gelenek idi.
  • Yaygın olarak bilinen Orhun alfabesi kullanılarak Türkçede birkaç yazıt başarıyla okundu, Türki ve Germen runelerin şaşırtıcı grafik uyumu (fonetik uyuşma değil)

-Murad Adji – Tengriizm ve Arianizm

Yazar; Think Tank

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları | Glovo Kurye Olmak İstiyorum |