Suruç Katliamı; Öncesi ve Sonrasına Ait detaylar! (‘Kimler neyi gizliyor?’)

NEDEN Mİ SURUÇ? Suruç katliamının üzerinden dört yıl geçmesine rağmen halen gerçek failleri yargılanmadı, o yüzden ülkeyi o günden bu yana saran karanlık da aydınlatılmadı. Katliam gününden öncesi ve sonrasına ait bir kaç detay bile kimlerin neyi örttüğüne kapı aralıyor.

  • 5 Haziran 2015’te Diyarbakır’da HDP mitingine döndük saldırıyı gerçekleştiren Orhan Gönder hakkında, saldırı gününün sabahında kaldığı otelde yoklama kaçağı olduğu gerekçesiyle polislerce tutanak tutuldu.
  • Oysa o gün meydanı kana bulayacak olan Gönder’in o sırada aynı zamanda “terör nitelikli aranan şahıs” olarak kaydı bulunuyordu. Diyarbakır’daki saldırıdan sonra soruşturmaya gizlilik kararı getirildi. Gönder’in yanında olduğu iddia edilen bir kişi daha aranıyordu.
  • Bu kişi Suruç katliamını gerçekleştiren Abdurrahman Alagöz’ün kendisiydi. İki saldırıyı gerçekleştirenlerin yolu ise Adıyaman’daki İslam çay evinde kesişmişti. Ki yolu o çay evinden geçenler ülkenin bir çok yerinde düzenlenen saldırıların da faili olarak anılacaktı.
  • Gönder, ailesinin başvurusu üzerine “terör nitelikli aranan şahıs” denilerek, emniyette kayıtlarına girmişti. vardı. Peki Alagöz? Onun da hakkında emniyete bizzat ailesince yapılan “IŞİD’e katıldı” ihbarıyla “terör nitelikli aranan şahıs” olarak arama kararı çıkartılmıştı.
  • Hakkında arama kararı bulunurken o Diyarbakır saldırısının bir numaralı ismi Gönder ile birlikte Diyarbakır’daydı. Hatta saldırıdan üç gün önce Adıyaman’da bulunan ailesini arayarak 9 dakika boyunca görüşecekti.
  • Aynı zamanda abisi Yunus Emre Alagöz ile ilgili de bu ifadeyle arama kararı çıkartılmıştı. Abi Alagöz sonra Ankara gar katliamını gerçekleştirecekti.
  • Tekrar Suruç’a dönelim. Gençler, Kobanê’ye oyuncak götürmek için Suruç’a 20 Temmuz’da geleceklerini kampanya ile duyurmuştu. Emniyet gençlerin geleceğinden haberdardı yani.
  • Emniyetin haberdar olduğu başka bir şey daha vardı. 16 Haziran’da Suruç’ta canlı bomba saldırısı olacağı yönünde bir istihbarat gelmişti. Bu istihbarat Urfa emniyeti tarafından ilgili birimlerle paylaşıldı!
  • Gençler, Suruç’a ilçe girişinde zırhlı araçlar ve çevik kuvvet polislerince kurulan arama noktasında didik didik arandıktan sonra girebildi.
  • Amara Kültür Merkezi önünde bir açıklama yaptıktan sonra Kobanê’ye hareket edeceklerdi. Ancak henüz açıklama yaptıkları sırada katliamdan yaralı kurtulan bir gencin anlatımına göre; tanımadığı gülen suratlı biri üzerindeki bombayı patlattı.
  • Suruç’ta canlı bomba saldırısı olacağı yönünde ilgili kurumlara istihbarat gönderilmişti. Buna rağmen açıklamanın yapılacağı kültür merkezinin etki alanı ve çevresinde tek bir güvenlik görevlisi yoktu.
  • İlginçti. O günlerde en ufak bir açıklamayı kuşatan emniyet görevlileri ihbara rağmen yoktu.
  • Patlamadan sonra olay yerine ilk ambulans on dakika sonra gelirken, tıpkı Ankara katliamında olduğu gibi yaralılar taşındığı sırada polisler halka gaz sıkarak, havaya ateş açtı.
  • Soruşturmaya hemen “dosya içerisinde bulunulan belgelerin incelenmesinin soruşturmanın amacını tehlikeye düşüreceği” gerekçesiyle gizlilik kararı getirildi. Neredeyse Suruç sonrası yaşadığımız tüm katliamlarda olduğu gibi; ilk gelişme “gizlilik kararı” verilmesi oldu.
  • Soruşturma 21 ay sürdü. Bu sürecin sonunda hazırlanan iddianameyle firari olmayan tek tutuklu sanık Yakup Şahin yargılanacaktı. Ama Ankara gar katliamı dosyasından tutuklu olduğu gerekçesiyle Urfa’da görülen duruşmaya bile getirilmeden!
  • Dosyaya giren müfettiş raporlarına göre, Alagöz, emniyet ve istihbaratın takibindeydi. Bir saldırı düzenleyebileceği dahi biliniyordu. Ayrıca bir MİT elemanının katliamdan kısa bir süre önce Urfa’daki birimini arayıp Suruç’ta bomba patlatılacağı bilgisini ilettiği de.
  • Soruşturmaya getirilen gizlilik kararı, iki yılı aşkın bir süre yargılanacak tek bir sanığın olmayışı davanın zamana yayılmasına ve aynı zamanda unutturulmak istenmesine de zemin hazırlamaktı.
  • Suruç’taki katliamın ertesi günü bu kez Ceylanpınar’da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görevli Feyyaz Yumuşak ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görevli Okan Açar evlerinde ölü bulundu.
  • İki polisin öldürülmesi “buzdolabına kaldırılan” çözüm sürecinin fiili olarak bitirilmesine gerekçe sayıldı. Sonrasında yaşananlar malum. Ancak Ceylanpınar’da karanlıktı, halen de aydınlatılmayacak kadar karanlık.
  • İki polisin öldürülmesiyle ilgili gözaltına alınan 7 genç tutuklandı. Yargılama 13 sanıklı olarak başladı. Yıllarca tutuklu kalan gençler tahliye oldu ve dosyadaki tüm sanıklar beraat etti. Yani suçsuzlardı.
  • Ceylanpınar halen aydınlatılmadı. İki polisin öldürülmesinin ardındaki karanlık ise o günden sonra tüm Türkiye’yi sardı.
  • Suruç iddianamesinin firari sanıklarından İlyas Aydın, İstanbul’da açılan IŞİD’in Türkiye yapılanması soruşturmasında yapılanmanın lideri olarak kayıtlara geçiyordu.
  • Aydın bu yıl Mayıs ayında ortaya çıktı. YPG tarafından Deyrazor’da yakalanmıştı. Aydın, Suruç ve Ankara katliamlarını kendilerinin yaptığını itiraf ediyordu.
  • Ama bir itirafı daha vardı. Cerablus’ta MİT elemanlarıyla yaptıkları toplantıların içeriğine dair de önemli ayrıntılar veriyordu. Nedense memlekette yer yerinden oynamadı. Belki itirafları kayda değer görülmedi ama Aydın, iki askerin yakılmasında da rolü olan bir isimdi.
  • Diyarbakır, Suruç ardından Ankara.. Ülke kan gölüne döndü o günden sonra. Her katliam sonrası yaşananlar da aynıydı neredeyse. Önce gizlilik ardından faillerin yıllardır bilindiği, hatta arandığı.
  • Faillerin IŞİD’e katıldıkları kayıtlarda olmasına rağmen, gözaltına alındıktan veya takip edildikten sonra bırakılmış olmaları da çok şey anlatıyor.
  • Her katliamdan sonra “Orada ne işleri varmış!” denilerek, neredeyse mağdurlar suçlu ilan edildi. Ailelerin adalet talebine göstermelik bir yargılamalarla yanıt verildi. Suruç, Ceylanpınar, Ankara’nın Meclis bünyesinde araştırılması iktidar blokunun oylarıyla reddedildi.
  • Eğer o günden sonra yaşanılanların gerçek sorumluları açığa çıkartılmak istenseydi, Suruç katliamına dair yargılama bağımsız ve adil bir şekilde sonuçlanmış olacaktı. Ancak bir sonraki duruşması bile 2020’de görülecek…

  • Ve bugün katliamla gelen karanlıkta, yaşamını 33 düş yolcusunu anmak, unutturulmak istenen düşlerini yaşatmak isteyenler, alanlarda polis şiddetiyle engelleniyor.

Yazar; Hayri Demir @HayriDemir_

guest
4 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
trackback
Hrant Dink Cinayeti - Mutlaka Oku
1 yıl önce

[…] Yazıcıoğlu, Susurluk, U.Mumcu, H.Dink, G.Okkan, Tahir Elçi, Ceylanpınar, Suruç; Suruç Katliamı Ankara patlamaları,Türkiye bir ‘fâili meçhuller’ ülkesi ve işlenen cinayetlerin çoğunda […]

trackback
Suriye'deki İŞİD'liler Türkiye'ye Teslim Edilirse Ne Olur? - Mutlaka Oku | Flood | Bilgiseli
1 yıl önce

[…] 33 gencin katledildiği Suruç Katliamı’nı gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkında polisin istihbarat bilgisi mevcuttu. Ancak saldırgan, polisin gözleri önünde bu katliamı gerçekleştirdi. Görevi kötüye kullanma ve ihmalden yargılanan polisler, Adıyaman İstihbarat’ı suçladı. Suruç Katliamı; Öncesi ve Sonrasına Ait detaylar!  […]

trackback
7 Haziran ile 1 Kasım Arasında ne oldu? - Mutlaka Oku | Flood | Bilgiseli
1 yıl önce

[…] Suruç Katliamı; Öncesi ve Sonrasına Ait detaylar! (‘Kimler neyi gizliyor?’) […]

Anonim
Anonim
1 yıl önce

İzlerin çorbaya dönüştürüldüğü bir dönemde Allah’dan başka kimse yardım yapamaz duruma getirildik.

mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
4
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x