Soğuk Savaş Dönemi Rus Ajanı; Kim Philby

O sabah İstanbul’dan gelen bir ihbar mektubunu okuyan Britanya Dış İstihbarat Servisi MI6’nın Sovyet Masası Şefi adeta buz kesti. Mektupta isim verilmese de o, kendisinden bahsedildiğini anlamıştı: “Sovyetler’in Britanya dış işlerinde 2, MI6’da 1 üst düzey ajanı var!”

  • Univercity of Cambridge mezunu olan Kim Philby burada sol fikirlerle tanıştı. 1933’te Viyana’da Avusturyalı komünist Litzi Friedmann’a aşık oldu ve bir yıl sonra evlenerek Londra’ya yerleşti. Eşinin çevresi aracılığıyla Sovyet istihbaratı onunla iletişim kurdu.
  • Ondan istenen ilk şey işbirliği yapabilecek Cambridge’li arkadaşlarının listesini vermesiydi, isteneni yaptı. Gerçek görüşlerini hiçbir zaman söylememesi, milliyetçi bir İngiliz gibi yaşaması talimatı verildi. Kim, komünist eşi Litzi’den uzaklaştı ve gazeteciliğe başladı.
  • İspanya’yı kasıp kavuran İç Savaş esnasında (1937) bağımsız gazeteci olarak İspanya’ya gitti. Oradan geçtiği haberler The Times gibi gazetelerde yayımlandı. Philby tüm çevresine kendini faşist general Franco’nun taraftarı olarak tanıttı. Yaptığı haberler Frankist cephelerdendi.

  • Cumhuriyetçilerin safında çok sayıda İngiliz savaşırken Franco’cu bir İngiliz olarak şüpheyle karşılanıyordu. Ama 3 arkadaşıyla otomobilin içinde cumhuriyetçilerin bombasına hedef olmaları durumu değiştirdi. Üç arkadaşı da ölürken o hafif yaralı kurtuldu.

  • Bu olay Frankist güçler nezdinde itibarının artmasına, istediği her kapının açılmasına sebep oldu. Falanjistlerin sesini duyurmak için az kalsın canından olacak olan bir basın kahramanı muamelesi gördü. Hatta Franco tarafından Kızıl Haç Nişanı’yla ödüllendirildi.
  • Oysa Philby’nin asıl görevi İspanya’da olan biten her şeyi Sovyetler’e bildirmek ve Franco’ya düzenlenecek bir suükat için hazırlık yapmaktı ama bu ikinci amaç hiçbir zaman gerçekleştirilemedi. Temmuz 1939’da Londra’ya döndü.
  • İki ay sonra Dünya Savaşı başladı. O dönem Sovyet istihbaratıyla bağlantısı kesilen Philby, The Times ve Daily Telegraph’ta muhabirlik yapmaya başladı. Oradan edindiği çevre sayesinde hükümete bağlı Savaş Bürosu’nda işe başladı.

  • Orada bir süre çalıştıktan sonra istihbarat birimleri SOE ve MI6’ya geçti. Eski istihbaratçı olan babasının nüfuzu sayesinde basamakları hızla çıktı ve nihayetinde Sovyet Masası olarak bilinen birimin başına geçti. Bu dönemde eline geçen tüm bilgileri Sovyetler’le paylaşıyordu.

  • Savaş döneminde Sovyetler için hayati bilgileri Stalin’e ulaştırdı. Enigma şifrelerinin çözülmesi, Japonya’nın Sovyetler’e saldırı hazırlıkları gibi gelişmelerden SSCB’nin Batı ülkeleriyle aynı anda haberi oluyor ve gerekli önlem alınmış oluyordu.

  • 4 Eylül 1945… Galatasaray’daki Krallık Başkonsolosluğu’na beklenmedik bir misafir geldi. Adam konsolos yardımcısı Hamilton Page’le görüşmek istediğini söyledi. Gelen kişi SSCB İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli NKVD görevlisi Konstantin Volkov’du.

  • Volkov, Britanya’ya iltica etmek istiyordu. Vereceği NVKD sırları karşılığı kendisi ve eşi için vatandaşlığın yanında 50 bin sterlin istiyordu. Elinin boş olmadığını göstermek için 3 üst düzey yetkiliden söz etti. Ayrıca Türkiye’deki tüm Sovyet ajanlarının listesini vadediyordu.
  • Muhbir “Sovyetler telefonlarınızı dinliyor o yüzden söylediğim her şeyi kuryeyle ulaştırın” demişti. Bu nedenle önce büyükelçilik, sonra MI6 Türkiye masası, sonra Londra derken günler geçti. Mektup Kim Philby’nin masasına gönderildiğinde tarih 19 Eylül’dü.
  • Philby, Londra’daki irtibatlarına durumu aktardı, onlar da Moskova’ya bilgiyi geçtiler. Philby üstleriyle konuşup olayı soruşturmak için kendisinin görevlendirilmesini sağladı. Ne yapıp edip konunun kapanmasını sağlamak zorundaydı. Birkaç gün içinde İstanbul’a geldi.

  • Konsoloslukta Page’le biraraya geldi. Birlikte Volkov’la görüşeceklerdi. Ama bir türlü ulaşamadılar. En son çevirdikleri numarada telefonu açan kişi “Volkov ve eşi Moskova’da!” deyip telefonu kapattı. İki adam da derin bir of çekti; Page sıkıntıdan, Philby rahatlamadan…

  • Volkovlar gerçekten Moskova’daydı ama kendi istekleriyle değil. Philby’nin haber vermesi üzerine Sovyetler iki ajanını çoktan İstanbul’a yollamış; onlar Volkovlar’ı önce tutuklamış, sonra uyuşturucu vermiş, ardından da Moskova’ya götürmüştü. İkisini de bir daha gören olmayacaktı.

  • Bu, Philby’nin paçayı ilk sıyırışı değildi. 1940’ta ABD’ye iltica eden Sovyet ajanı Krivitsky NKVD için casusluk yapan, İç Savaş’ta İspanya’da gazetecilik yapmış üst düzey İngiliz’den bahsettiğinde kimsenin aklına o gelmemişti. Krivitsky bir yıl sonra otel odasında ölü bulundu.

  • Philby, Volkov olayından bir yıl sonra istihbarat servisine yaptığı katkılardan dolayı Britanya Kraliyet Nişanı’na layıl görüldü. Artık MI6’nın başına geçecek potansiyel adaylar arasında adı geçiyordu.
  • Hepsi de Cambridge mezunu olduğu için Kraliyet istihbaratında Cambridge Five olarak bilinen ve hepsi de Sovyetler tarafından devşirilen ekipten Donald Maclean ve Guy Burgess’in 1951’de aniden ortadan kaybolması (SSCB’ye kaçtılar) şüpheleri Philby’ye çekti.

  • Maclean ve Burgess’in kaçışlarında parmağı olduğu iddiası kanıtlanamasa da MI6’dan istifa etmeye zorlandı. Basının karşısına çıkıp “Ben hiçbir zaman komünist olmadım” diyerek iddiaları reddetti. 1955’te Dışişleri, Philby’nin aklandığını açıkladı.
  • Aklansa da istihbarattaki işini kaybetmişti, o da gazeteciliğe dönmeye karar verdi. Lübnan’a gidip The Economist ve The Observer için muhabirlik yaptı. Bu dönem MI6 tekrar Philby’yle temasa geçip bölgeden raporlar geçmesini istedi.
  • Krivitsky ve Volkov’un yapamadığını, Batı’ya iltica eden başka bir eski Sovyet ajanı yapacak; Philby’yi Anatoliy Golitsyn deşifre edecekti. Golitsyn Stockholm’de CIA yetkilileriyle görüşmüş ve içlerinde onun da olduğu pek çok ismi açıklamıştı.

  • Başına gelecekleri anlayan Kim Philby, 1 Temmuz 1963’te Beyrut’tan Şam’a, oradan Erivan’a son olarak da Moskova’ya geçip sığınma talep etti. Sovyet makamları 30 Temmuz’a kadar hiçbir açıklama yapmadılar, o günse başvurunun kabul edildiği açıkladılar.

  • Kim Philby olayı dünya kamuoyunda şok etkisi yarattı. Britanya gibi bir ülkenin istihbarat servisinin hem de Sovyet masasının başına nasıl olup da bir Sovyet ajanının geçebildiği yıllarca tartışıldı. 1965’te Philby’nin Kraliyet nişanının geri alındığı açıklandı.

  • SSCB’de beklediği ilgiyi bulamayan Philby kendini anılarını yazmaya ve alkole verdi. O dönemki karısının anlatımına göre bileklerini keserek intihara bile kalkıştı. Yaptığı tek kayda değer şey arasıra başta Stasi, Doğu Bloku istihbarat servislerinde ders vermesiydi.
  • Kim Philby kendini adadığı, uğruna her şeyini riske ettiği ülkenin yıkılışını görmeden 11 Mayıs 1988’de Moskova’da öldü. Cenazesi devlet töreniyle kaldırıldı ve devlet nişanı verildi.

  • Böylelikle Soğuk Savaş tarihinin en büyük casusluk skandalının kahramanı; Franco İspanyası ve İngiliz Kraliyeti’nden sonra Sovyetler Birliği’nden de resmi nişan alan yeryüzündeki ilk ve tek insan olarak tarihe geçiyordu.
  • Ölümünden 30 sene sonra 8 Kasım 2018’e gelindiğinde ise SSCB’nin yerinde artık yeller esse de Rusya dış istihbarat teşkilatının bulunduğu meydana Kim Philby’nin adı verilecekti.

  • Philby’nin hikayesi 50 yılı aşkın süredir tüm dünyada sayısız kitaba, filme, şarkıya ilham verdi. Hem İngilizler Hem Ruslar, hem de diğer uluslar hikayesini konu alan onlarca belgesel çekti. Otobiyografisi ise My Silent War ismiyle yayımlandı.

  • “Ülkenize neden ihanet ettiniz?” sorusuna verdiği “To betray you must first belong, i never belonged / İhanet etmeniz için önce ait olmanız gerekir, ben hiç ait olmadım.” cevabı Soğuk Savaş tarihinin en meşhur sözlerinden biri olmuştur.
  • Zengin ailelerden gelen, iyi eğitimli bu casusların neden Sovyet casusu oldukları kamuoyunda çok tartışıldı. Paraya ihtiyaçları yoktu ve istedikleri bütün görevlere zaten gelebilirlerdi. Ancak inançlı birer komünist olmaları durumun tek açıklaması olarak kabul edildi.
  • Yıllar sonra açılan KGB arşivleri Sovyet tarafında da üst sınıftan gelen bu ajanlara kuşkuyla yaklaşıldığını ortaya koyuyor. Elena Modrzhinskaya “Alman savaş planları hakkında inanılmaz bilgiler veriyorlardı ama bize sızan İngilizleri sorduğumuzda hiç kimse yok diyorlardı” diye..

  • ..belirtip “İngilizler salak olabilir mi? Kim’in ilk eşinin komünist olduğunu atladılar mı?” sözleriyle Philby’nin Sovyetlere çalışıyormuş rolü yaptığından şüphe ediyordu. O ise bu iddiayı şiddetle reddediyordu. (görsel 1968’de Philby’nin anılarını dizi olarak veren Milliyet’ten)

  • Philby’nin anıları İlgi Kültür Sanat tarafından 2007 yılında Türkçede de basıldı. Halen piyasada bulmak mümkün.

Yazan; Serkan Öztürk @avserkanozturk

Doğu Alman Casusu Hüseyin Yıldırım; (‘Ajan Blitz’)

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar