Kurtuluş Savaşında bir İngiliz Casusu; Mustafa Sagir (‘Atatürk’e Suikast Planı’)

O bize her zaman güç verir. Çaresizliği değil umudu, Yok olmayı değil var olmayı. Ve her zaman sonuna kadar mücadeleyi .

  • Arkadaşlar bugün sizlere Kurtuluş Savaşında bir İngiliz casusu olan Mustafa Sagir’den bahsedeceğim. Çok uzun bir flood olacak. Ama sonuna kadar okumanızı öneririm. Bir kısmını da daha sonra yazacağım. Birinci önemli konu bu kişi İslam konusunda çok bilgilidir.
  • Bu nedenle İngilizler tarafından özellikle yetiştirilmiştir. İkinci önemli nokta ise dinciler, Cumhuriyet düşmanları, Atatürk düşmanları şu anlamsız ve gülünç tezi savunurlar. Mustafa Kemal İngilizler tarafından görevlendirilmiş bir kişi gibi, saçma ve komik bir tezi savunurlar.
  • Bunun nedeni gayet basittir. Atatürk’ü bilmeyen insanların gözünde küçük düşürmek. Amacım tabii ki bu anlamsız ve komik tezlerine yanıt vermek değil. Esas amacım Atatürk’ün nasıl zorluklarla mücadele ettiğini ve bu zorlukları nasıl bertaraf ettiğini göstermektir.
  • Bu anlamda Mustafa Sagir olayı çok çok önemlidir. Bir anlamda İngilizlerin Atatürk’ü nasıl öldürmek ve yok etmek istediklerini göstermektir. Dincilerin tezlerininde ne kadar anlamsız olduğunu göstermiş oluruz ,niyetimiz bu olmasa da.Öncelikle Mustafa Sagir kimdir ona bakalım?

  • Mustafa Sagir ,Hint asıllı olmakla birlikte,küçük yaşta İngilizler tarafından seçilerek İngiltere’ye götürülmüş ve özel olarak yetiştirilmiş bir casustur. Hindistan’ın Peşaver kentinde doğmuş bir Hintlidir. O yıllarda İngilizler seçtikleri çocukları İngiltere’ye götürüp okuturlar. Ve bu kişileri kendi adamları yaparlardı. Bunların bazıları da ajan olarak eğitilirdi. İşte Mustafa Sagir’de İngilizler tarafından seçilmiş bir çocuk olup ,İngiltere’de iyi bir eğitim görmüştür.
  • İngilizler o tarihte sömürgesi olan Hindistan’ın çeşitli bölgelerinden her beş yılda bir belirledikleri sayıda Hintli çocuk seçerler ve bu seçilen çocukları eğitmek için İngiliz hükümeti hesabına İngiltere’ye gönderirlermiş.
  • Mustafa Sagir , İngiltere’ye götürüldükten sonra önce Londra yakınında bulunan Brigton kasabasına gönderilmiş ve burada 4 yıl eğitim görmüştü.
  • Bu okuldan sonra ise Oxford sınavlarına hazırlanmıştır.1905 yılında Oxford’daki Leykın kolejine girmiş ,dört yıl eğitim aldıktan sonra mezun olmuştur. Mezun olduktan sonra Sagir İngiltere hükümetinin Londra’daki Hindistan bakanlığına gönderilmiştir.
  • Burada 3 subay önünde “İngiltere’ye sadık kalacağıma , kralın taht ve tacı tehlikeye uğradığı takdirde , bu hususta hayatını bile fedadan çekinmeyeceğine “dair Kuran’ı Kerim üzerine yemin ettirilmiştir. 1910 yılında İngiltere hükümeti tarafından Mısır’a gönderilmiştir. İlk göreviydi.
  • Burda görevi Mısır milliyetçilerinin durumunu araştırmaktır. Sagir burda kendisine Arapça öğrenmek için bir müslüman sıfatı vermiş ve böylece Müslüman kimliğinden yararlanıp her yere girip çıkmıştır.
  • Daha sonra ise Almanya ve İran’da görevlendirilmiştir. Burdaki görevlerini anlatmayacağım ama önemli görevlerdir. Bu arada 1. Dünya savaşı çıkar, savaşta İngiltere adına çok önemli görevler yapar.
  • Mustafa Sagir 1. dünya savaşında İsviçre’ye gönderilir. Burda kendisine Hint bağımsızlığı için çalışan Hintli bir vatansever süsü verir ve bu sayede birçok Türk ve Alman’ı kandırarak , onlardan bilgi elde eder. İsviçre’de Türklerle temas kuran Sagir kendini Seyit Ali bey olarak tanıtır.
  • Burda parayla elde ettiği kişileri Almanya ve Türkiye’ye göndererek bunları nifak çıkartma pozisyonunda kullanır. Böyle para ile elde edilen kişilerden biri de İstanbullu Bekir Sıtkı’dır. Bekir Sıtkı Osmanlı Eğitim Bakanlığı tarafından İsviçre’ye gönderilmiştir.
  • Ancak daha sonra parasız kaldığı için Sagir’den para alarak İngilizler adına çalışmayı kabul ederek İstanbul’a dönmüştür. İstanbul’da bir yandan Türk ve Alman subaylarının arasını açmak için yazılar yazmış ve diğer yandan da Sagir’a şifreli mektuplar yazıp gelişmelerden haber etmiştir.
  • Böylece Mustafa Sagir ,İngiltere için özel yetiştirilmiş bir suikastçi ve casus olur. Afgan emirinin öldürülmesi , onu Mustafa Kemal’e yapılacak bir suikast görevini yerine getirecek aday kişi haline getirir. Şimdi gelelim Sagir’in İstanbul’a gelişine ve ordaki toplantılara.
  • 28 Şubat 1920’de İngiltere Dışişleri Bakanlığında bir toplantı yapılır. Toplantıya Lloyd George, Lord Curzon, Mr. Cambon ve başka kişiler katılır.Toplantılar 10 Mart’a kadar sürer. Bazı kararlar alınır. Bu kararlar şunlardır.
  • 1)İstanbul resmen işgal edilecek ve buna bahane olarak Türkiye’deki azınlıklara kötü davranıldığı ileri sürülecek.
  • 2)Türklere barış şartlarını (Sevr anlaşması hükümlerini) kabul ettirirken çıkacak ayaklanmalara karşı koymak için İstanbul’daki milliyetçi liderler tutuklanacak.
  • İstanbul hükümetine 24 saat süre verip Mustafa Kemal’i ve bütün kuvvetlerini dağıtması istenecek. Aksi halde Yunanlıların bu işi yapacağı söylenecek. 3 Mart’ta yapılan toplantıda Mr Cambon, milliyetçilerin liderlerini yok etmekten ve Sultan’a bu adamları tutuklanması için baskı yapılmasından bahseder.
  • Toplantıya katılanlarda bu fikre iştirak ederler ve sonuç kararları alınır. Mr Cambon şöyle der.”İlk yapacağımız iş bunların milliyetçi liderlerini yok etmek olmalıdır. Türkler’de diğer doğululara benzer, başları ezilirse sönerler. Sultana bu adamları tutuklaması için baskı yapalım.
  • Müttefikler kendi aralarında kararlı olup sağlam hareket etmezlerse, Türkler harekete geçeceklerdir.” Nitekim bu toplantıdan bir hafta sonra 16 Mart 1920 günü İstanbul resmen işgal edilir. Daha önce fiilen işgal edilmiş olan İstanbul , yani Osmanlı’nın başkenti resmen işgal edilmekle, bağımsızlığını kaybetmiş olur. Ancak resmen işgalden önce Meclis’i Mebusan’da Misak-ı Milli ilan edilmiş olmakla Türk milletinin bağımsızlık iradesi ilan edilmiş olur.
  • Akabinde Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türk iktidarı ve bağımsızlığı Ankara hükümetine geçmiş olur. İngilizlerin işgalle padişahı desteklemesi, bir anlamda ters teper ve Milliyetçi hareketi güçlendirir. İngiltere bu toplantıdan sonra Mustafa Kemal ve Milli Mücadele konusunda karar vermiştir. İstanbul hükümetinin işi başaramaması ve Mustafa Kemal’in takip eden bir iki ay çıkışları üzerine de onu öldürmeye karar verip, Mustafa Sagir’i göndermiştir. Kaldı ki bu tarihlerde Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti , İngilizlerin emperyalist düşüncelerini ve buna karşı mücadele yaptıklarını bütün dünyaya açıkça ilan etmişlerdir.

Mustafa Sagir’in İstanbul İngiliz elçiliğine getirilişini ve devam eden süreçte neler yaşanmış onları anlatacağım.

  • Arkadaşlar İngiliz casusu, suikastçisi Mustafa Sagir ile ilgili flood’umuza kaldığımız yerden devam edelim. Sagir , İstanbul’a geldiği zaman kendisini İngiliz Yüzbaşı Jonn Bennet karşılar. Bennet ile Sagir daha önceden tanışmaktadırlar. İngiliz istihbaratının ön plandaki kişisidir.
  • Türkçe dahil Doğu dillerini bilir. Siyasi olarak da nüfuz sahibi olup , kendisi Damat Ferit’i kabine toplantısından çağırtacak kadar güçlüdür.. Bennet ,İstanbul’da bir defa pusuya düşürülmüş ise de bundan yaralı olarak kurtulmuştur ve sonra ki hayatını sakat olarak yaşamıştır.
  • 1921 yılının Ocak ayında görevi sona ermişse de bir süre sonra bu defa ticaretle uğraşmak üzere İstanbul’a geri dönmüş ve gizli istihbarat faaliyetlerine Taksim’deki bir apartmanda devam etmiştir. Bennet Sagir’i karşıladıktan sonra ikisi, direk İngiliz elçiliğine giderler.
  • Onları İngiliz elçiliğinde işgal kuvvetleri komutanı General Harrington karşılar. Sagir’i henüz kimsenin tanımadığı düşünülerek bir süre elçilikte kalması düşünülmüştür. Bunun için de elçiliğe getirilir. Harrington , Bennet ve Sagir arasında şu konuşma geçer.
  • Harrington şöyle der.”Size tam talimat vermeden önce durumu karşılaştırıp tespit edelim. Anadolu’da milli bir hareket vardır. Padişaha rağmen Ankara’da bir meclis açılmıştır. Bu milli hareket , mücadele taraftarıdır. Her yerde işgal kuvvetlerini sürmeyi başarmıştır.
  • Şimdilik elde olan İzmir’dir.” Mustafa Sagir gözlüklerinin arkasında ışıldayan gözlerini kaldırdı ve generale kendi durumlarının ne olduğunu sordu. General cevabında durumlarının açık olmadığını , Yunan birliklerinin halen Uşak, Bilecik ve havalisi hattında olduklarını söyler.
  • Sonra ise Aydın cephesi ayrıydı ve iki tarafın birbirlerini sürekli rahatsız etmelerinden başka bir şey yoktu der. Yunan ordusunun Anadolu’da daha fazla ilerlemesini istemiyorlardı. Sorunun askeri güç gerektirmeyen bir cepheden çözülmesini istiyorlardı.
  • Bir an düşünen Mustafa Sagir ” Kolay başarılabilir. Yalnız çok esaslı planların yapılması gerekir. General hazretlerinin izniyle İstanbul’da rahat ve serbestçe çalışabilir miyim? Bana yardımcı olacak çok güvenilir iki Türk bulunabilir mi? Önce bu iki noktayı öğrenmek isterim.”
  • General Harrington cevap verir. “İstanbul’da bütün işgal kuvvetleri vasıtalarından yararlanabilirsiniz. Güvenilir Türk yardımcılarına gelince” der ve sözü Yzb. Bennet alır .”Çok mümkündür. Elimizde Türk casus ve memurları vardır. Bunlar Hürriyet ve İtilaf partisi mensuplarıdır.
  • Bununla beraber içlerinde işe yarar bir iki kişi vardır. “Mustafa Sagir gülerek araya girer.” Bu tarafı iyidir. Ama bu adamların benim veya bizim harekatımızdan haberdar olmamaları gerekir. Sadece kendilerine ait görevi bilmeli, salt onu yapmalıdırlar. General hazretlerinin açıklamak lütfunda bulundukları durumu açık olarak anladım. Buna karşı bizim iki cepheden önlem almamız gerekir. Önce Ankara’nın özel durumunu anlamak ve ona göre düzenlemeler yapmak, daha sonra Ankara’ya güvenle ve kuşkulandırmadan gidip iş görmek. Bunun için yapılacak çeşitli hareketler olabilir.
  • Bu konuda maalesef size kesin birşey söylemeyeceğim. Bir kez de durumu kendi açımdan izlemem zorunludur. Harrington hareketlerinde tamamen özgür olduğunu , kendisine tam güven duyduğunu söyledi.
  • Buna karşılık Sagir her şeyden önce çok güvenilir adamların gizlice buraya davet edilmelerini , onlara bazı sorular soracağını , alacağı cevaplara göre hareket tarzını belirleyeceğini ifade etti. Ellerini ovuşturan General durumdan gayet memnundu. Bennet, Sagir’a , İngiliz istihbaratına çalışan üç kişi çağıracağını söyler.
  • Bu kişiler, polis müdürü Tahsin bey, gazeteci Ferit Cavit bey ve meşrutiyet öncesinde güvenlik işleri yaptırılan İhsan Efendi’dir. Sagir bu kişilerle görüşmeden önce , kıyafetini değiştirir. Başına peruk, çenesine uzun sakal yerleştirir. Sırtına bir piskopos cüppesi giyer, beline de ip kuşak bağlar. Böylece kendisini bir piskoposa benzetir.
  • Sagir isteklidir .Çünkü kendisine bu iş için 100.000 İngiliz sterlini teklif edilmiştir. Sagir, Bennet tarafından çağırılan Türk casuslar ile görüşür. İngiltere’den para yardımı getireceğini söyler. Müslümanların yoğun olduğu yerleri ve en çok nerelerde vakit geçirdiklerini sorar.
  • Görüşmelerden sonra Bennet ,Tahsin’e 100 sterlinlik bir çek, İhsan’a 50 liralık banknot verir. Ancak casus İhsan bu kadar önemsiz bir görüşme için çağrıldığından dolayı canı sıkılırsa da aldığı para onu susturur. Sagir, üç casustan Ferit Cavit’ten hoşlanır. O’ndan yararlanacağı kanaatine varır.
  • Sagir geceyi İngiliz elçiliğinde geçirir. Sabah ise Bennet ile görüşür. Görüşmede Sagir, kendisinin elçilikte kalmasının sakıncalı olduğunu , elçilikten ayrılması gerektiğini söyler ve elçilikten ayrılır. Ayrılırken , dikkat çekmemek için araba çağrılmasını istemez.
  • Bavullarının bir hamalla caddenin alt başına kadar taşınmasını ister, kendisi de yürüyerek gider. Daha sonra Sirkeci’de bir otele yerleşir. Sagir otel katibine 1 lira bahşiş verir. 1 lira o tarihte iyi paradır. Sagir otel katibine , şehirde dostları olduğunu ve onları görmek istediğini ama birinin kendisini istediği yerlere götürmesini ister.
  • Katip İsmail adında yaşlı birini çağırır. İsmail’e 5 lira verir. İsmail ile Sagir beraber otelden çıkarlar ve Beyazıt’a giderler. İsmail’in yapacağı iş herkese Sagir’in lehine konuşacaktır. Gerek İslam’a hizmeti ve gerekse cömertliği yayılacaktır.
  • Beyazıt Camisinden ezan okunmaya başlanınca Sagir durur ve kelime-i şehadet getirerek ezanı dinlemeye başlar. İsmail, Sagir’in bu hareketinden daha da etkilenir. Daha sonra bir kahveye otururlar ve yanlarına sakallı bir hoca gelir. Kendisine Hint Hilafet Komitesi üyesi olup olmadığını sorar.
  • Sagir hocaya ” aman efendim dikkat buyurunuz ne yapıyorsunuz” diyerek dikkat etmesini söyler. Bunun üzerine Hoca onun Hint Hilafet Komitesi üyesi olduğuna kanaat getirir. Sagir hocayı İngiliz casusu zannederse de hocanın caminin müezzini olduğu anlaşılır.
  • Sagir Fatih camisini ziyaret etmek istediğini söyler. Hocada hemen gidebileceklerini , kendisinin camiinin kayyumu olduğunu söyler. Sagir camiiyi gezer ve namaz kılmak için izin ister. Daha sonra camiide Sagir’in omzuna bir el dokunur. Başını çevirdiğinde şaşırır.
  • Çünkü bu el Albay Nelson’un elidir. (Küçük bir hatırlatma Albay Nelson Sagir’in Afgan emiri suiskastini gerçekleştirdikleri suikast arkadaşıdır.) Nelson başında sarık  , elinde doksan dokuzluk bir tespih ve sırtında cüppe vardır. Ama Nelson , Sagir’e sus sonra anlatırım der ve ordan uzaklaşır.
  • Bu arada müezzin gelir . Müezzinle beraber tekrar Beyazıt’a dönerler. Birkaç gün içinde Sagir’i kahvelerde duymayan kalmaz. Bennet’in adamları iyi çalışmıştır. Sagir geldiği ilk günden itibaren planın ilk aşamasını başarıyla gerçekleştirir ve kendisini Hint Hilafet Cemiyeti’nin üyesi olarak tanıtmış olur.
  • Bu başarı bundan sonra ki zaman içinde çok işine yarar ve kendisini Ankara’ya götürmesini sağlar. Sagir daha sonra Bennet, Nelson ve Rahip Frew ile buluşmaya gider. Bu buluşma çok önemlidir. Toplantıda Bennet durumun vahim olduğunu söyler.
  • Ankara’da TBMM’nin açılışının üzerinden bir aya yakın süre geçtiği, Anzavur ayaklanmasından bir sonuç alınamadığını, Adapazarı, Hendek taraflarındaki Kuvayı İnzibatıye’ninde kesinlikle yenileceğini, padişahın kayın biraderi Sefer beyin idam edildiğini, isyanlarla bir şey elde edilemeyeciğini, bu sebeplerle ancak Mustafa Kemal Paşa’nın ortadan kaldırılmasıyla sonuca ulaşabileceklerini söyler.
  • Sagir kendisine Doğu İşlerinden talimat verildiğinde birçok girişimin hazır olduğunun bildirildiğini fakat bir şey yapılmamış olduğunu gördüğünü söyler.
  • Bunun üzerine Nelson , o güne kadar birçok girişim yapıldığını,şu anda Anadolu’da Abbas Hanın bulunduğunu ama kendisinin Çerkez Ethem’in yanında olduğunu , son zamanlarda suikast için Ali adlı bir Arnavut bulduklarını ve kendisine 1000 lira verdiklerini ama Ali’nin bir daha ortada görünmeyerek kendilerinin dolandırıldıklarını söyler.

Nelson , kendisini yani Sagir’i bunun için istediklerini söyleyerek, bu güne kadar Mustafa Kemal hakkında şu hususları araştırdıklarını söyler.

  • 1) Mustafa Kemal Paşa haftada kaç gün otomobille dışarı çıkıyor.  2)Takip ettiği yollar hangileridir? 3)Yanında bulundurduğu adamlar kimlerdir? 4)Maiyetinde ne kadar kuvvet bulunuyor, bu kuvvetlerin sınıfı? 5)Paşanın ikamet ettiği yere en yakın kim oturuyor? 6)Bunlar arasında asker olan var mıdır? 7) Ankara istasyonunda tren hareket ettiğinde kalabalık olur mu 8) Mustafa Kemal Paşa’nın maiyetine girmek için ne gibi şartlar aranır? 9)Paşanın ikametgahı civarından kalabalık adamların geçmesi dikkati çeker mi?10) Paşa her gece saat kaçta yatar, yattığı zamanlarda gidiş geliş yasaklanır mı?11)Evin yanında bir otel ve pansiyon var mıdır?12)Otomobil veya atla dışarı çıktığı zaman yanında kaç kişi bulunur, geceleri ziyafet vs. ye gider mi? 13)Otomobil lambaları kuvvetli midir, maiyet adamları yakından takip ederler mi, yoksa uzaktan mı izlerler. En çok gece mi gündüz mü dışar çıkar? 14)Yanında silah bulundurur mu? Trenle cepheye teftişe giderken olağanüstü önlemler alınıyor mu? 15)Askeri komutanlardan hangileriyle arası açıktır? 16) Suikast girişiminin başarılı olması için hangi nitelikteki adamların görevlendirilmeleri uygun olur?
  • Nelson bu listeyi okuduktan sonra Sagir, soruların cevaplarını bulup bulmadıklarını sorar. Nelson ise kısmen diye cevap verir. Karşılıklı konuşmalardan sonra Nelson hemen Ankara’ya gidilmesini söyler. Sagir buna itiraz eder. Kendisinin ahmak olmadığını , önemli olanın gidip baştakilere yaklaşmak olduğunu, bir süre kendi başına çalışmak istediğini söyler ve ellerinde 100 kadar casus olup olmadığını sorar. Lord Simsak ,187 casusları olduğunu, Hürriyet ve İtilaf Partisi Başkanı Sadık ile Şaban , Zeynel Abidin Hoca , Sait Molla ve dikkatinizi çekerim Mustafa Sabri efendi, polis müdürü ve diğer bazı erkanın casusları olduğunu söyler.
  • Sagir ise daha alt tabakadan adam aradığını söyleyerek kendisi hakkında Müslüman Hint Temsilcisi şeklinde propaganda yapılmasını ister. Sonra toplantıya son verilir ve dağılırlar.

Sagir’in faaliyetleri ve Ankara’ya gidiş sürecini ve suikastin nasıl açığa çıkarıldığını yazmaya devam edeceğim.

  • Albay Nelson’un Mustafa Kemal hakkında yaptığı araştırma ,sorulardan görüleceği üzere doğrudan doğruya suikaste yönelik hususların araştırılmasıdır. Buna göre suikast için en uygun yer ve zaman araştırılmıştır.
  • Mustafa Sagir ,kendisine İngiltere’de “Doğu işlerinden talimat verildiğinden ” bahseder ki Mustafa Sagir İstanbul’a gelirken görevinin ne olduğunu kesinlikle bilmekte idi. Dolayısıyla İngiliz hükümetinin bu suikast girişiminden haberi vardı.

Şimdi gelelim Sagir’in Anadolu’daki faaliyetlerine.

  • Sagir , önce İstanbul’un işgalini hazmedemeyen bir vatansever olan Ali Rıza bey ile tanışır. Ali Rıza Bey Kuvay-ı Milliye ile de ilişkisi olan bir kişidir. Milliyetçi harekete yardım edebilmek için Unkapanı’ndaki askeri sevkiyat müdürü İsmail Hakkı bey ile sık sık görüşmektedir. İşte bu sıralarda Ali Rıza bey ,Sagir ile tanışır. İngiliz istihbaratı bu tanışmayı Sagir’e bilerek önermiştir. Çünkü böylece Sagir , Anadolu’ya geçiş için ilişkiler kurabilecektir. Ali Rıza bey , Sagir’den uzak kalmak istemez.
  • Sagir’e inanır ve güvenir. Hatta Sagir’e evinin karşısında bir ev kiralar. Ali Rıza bey, emekli süvari yarbayı Aziz bey ve İsmail Hakkı beye Sagir’den bahseder. Aziz bey önce Sagir’den şüphelenir. Bununla birlikte Sagir’in Ali Rıza beye telkiniyle Türk-Hint Müslüman Cemiyeti kurma düşüncesi konuşulur.
  • Bu arada Casus Ferit Cavit , Sagir’i İngiliz istihbaratna ihbar eder. Bunun üzerine Sagir şöyle bir açıklama yapar albay Nelson ve Bennet’e. İst’da kurulacak olan Türk-Hint Cemiyetine birçok Kuvay-ı Milliyeci katılmak isteyecektir. Bunun en büyük yararı , ileride Ankara’ya gitmem gerekirse , beni oradaki milli hükümete tavsiye etmeleri olacaktır. Dolayıyla Hint Temsilcisi Ankara’da güven duyulan bir adam olarak her yere girip çıkabilecektir.” Sagir açıklamaya devam eder.
  • İki gün sonra Ali Rıza beyin evinde toplantı yapılacağını , toplantıda kurulacak Türk -Hint Cemiyeti yönetim kurulu üyelerini aylığa bağlayacağını ,ilk aylıklarını da peşin ödeyeceğini ve en az 2000 liraya ihtiyacı olduğunu söyler. Nelson para konusu önemli değil der ve Sagir’e 2000 lira verir. Nelson parayı bol harcamak gerektiğini söyler ve 300 bin sterline kadar kredisi olduğunu söyler. Sagir daha sonra cemiyetin tüzüğünü yazar ve basar. Toplantıya basılı tüzükle gider. Toplantıda Sagir, Hamit, Müfit, Hakkı, Aziz beyler Ali Rıza Beyin evinde toplanırlar. Aziz bey Sagir’in elindeki matbu evrakı görür ve bir süre tartışılır.
  • Sagir’in evraklarını görmek ister. Sagir’in elinde sadece mektup ve pasaport vardır. Sagir bundan sıkılır. Sagir’in imdadına Ali Rıza bey yetişir ve pasaportun arkasında Hint Hilafet Cemiyeti mensubu olduğuna dair resmi kayıt olduğunu söyler. Bunun üzerine Aziz bey belgelerin yeterli olduğunu kabul eder.
  • Toplantıda Sagir hep paradan bahseder. Anadolu’ya milyonlarca lira yardım etmek istediğini söyler. Sagir başkan ve üyelere aylık verilmesini ve bu aylıkların başkana 100 lira, üyelere de 40’ar lira olmasını teklif eder. Başkanlığa oy birliği ile Aziz bey seçilir. Mustafa Sagir cebinden 220 lirayı çıkartır ve dağıtır. İki gün sonra tekrar toplanılır. Aziz bey yazı masasına geçer ve Ankara’ya ayrıntılı bir mektup yazarak Türk -Hint cemiyetinin kurulduğunu , tüzüğü mektuba ekleyerek, mektup özel bir kurye ile gönderilir.
  • Daha sonra Sagir İst’da değişik faaliyetleri olur.Mesela dergi basmak gibi. Bundan bahsetmeyeceğim. Bulgaristan’a gidişi var, ondan da bahsetmeyeceğim. Bunları zaten vereceğim kaynaklarda ayrıntılı olarak okursunuz.

Sagir’in Ankara’ya geçiş zamanı gelmiştir artık.

  • Önce İst. Hükümetinden “fevkalade şayan-ı itibar edileceğine dair ” bir kimlik kartı alır. Bu kimlik belgesi Sagir’in Anadolu’ya geçişinde oldukça yararlı olacaktır. İst’un işgali ile birlikte ,Milli Mücadeleyi destekleyen insanlar İst’da zor durumda kalırlar ve Ankara’ya geçiş istekleri çoğalır.
  • Anadolu’ya geçişte karayolu hattı kullanılırsa da durumun İngilizler tarafından anlaşılıp İzmit’in kuzey doğusunun işgali ile güzergah değişikliği yapılır ve İnebolu limanı da kullanılmaya başlanır. Cemiyet arkadaşları tarafından Sagir’in Kuvayı Milliye’ye silah taşıyan Bahr-ı Cedit vapuruyla İnebolu’ya geçirilmesine karar verilir.
  • Karakol cemiyeti tarafından Sagir’e birde Anadolu’ya geçebilmesi için K.G parolalı mühürlü bir izin belgesi verilir. Ankara’nın istihbaratçılarının Sagir’in casus olduğunu tespit etmiş olmalarına karşılık, Karakol mensuplarının geçiş izni vermeleri Mustafa Kemal’de ve Ankara Karakol teşkilatına karşı güven kaybı yaratır.
  • Öte yandan Sagir’in gemiyle gideceği Ankara’da bazı kişilere özel olarak bildirilir. Sagir Nelson ile son defa görüşür ve ondan casusluk işlerinde kullanılan görünmez mürekkep ister. Nelson’da verir. Ancak bu mürekkep amonyak sürülünce ortaya çıktığı için Sagir’in dikkat etmesi gerekmekteydi. 28 Kasım 1920’de Sagir gemiye bindirilir ve Ferit Cavit Sagir’i makine dairesine gizler. Gemi İneboluya yaklaştığında halkın limanda toplandığı görülür.
  • Kurmay Kaymakam Kemalettin Sami bey tarafından büyük bir törenle karşılanır. Belediye Başkanının evinde konuk edilir. Bu arada Fevzi Çakmak ,Sagir’in İnebolu’ya varışını ve Ankara’ya doğru yola çıktığını telgraf ile haber verir. Daha sonra Sagir 2 Aralık 1920’de Kastamonuya gelir. Hatta bu o zaman ki Açıksöz gazetesinde haber olur. Mustafa Sagir buradan Ankara’ya doğru yola çıkar ve 11 Aralık 1920 günü hava karardıktan sonra Ankara’ya varır. Hakimiyeti Milliye onun gelişini şöyle duyurur.”Muhterem bir misafir: Mustafa Sagir”
  • Ankara’da ,Mustafa Kemal adına hareket eden Antep mebusu Kılıç Ali bey, Ankara valisi , Ankara polis müdürü , birçok mebus tarafından gösterişli bir şekilde karşılanır. Mustafa Sagir Ankara’ya gelirken Mustafa Kemal konuyu gayet yakından takip etmektedir. Nitekim, Sagir Ankara’ya gelmeden önce ,Mustafa Kemal ,Kılıç Ali’yi çağırarak ,kendisininde Sagir’i karşılamasını ister.
  • Karşılamadan sonra Kılıç Ali Mustafa Kemal’e Sagir hakkındaki izlenimlerini sorar. Mustafa Kemal ise verdiği cevapta şunu der. Bu adam mükemmel bir casustur, dikkatli olmalı der.
  • Kılıç Ali bunları Sabiha Gökçen’e hatıralarında şöyle anlatır.” Sagir’i karşıladıktan sonra onu TBMM’ye getirir ve orada derhal Atatürk’le buluştu. Görüşme 20 dakika sürer ve Paşanın yanından ayrılır. Sonra Atatürk’ün yanına gittim. Atatürk’ün yüzü hiç de memnun görünmüyordu asıktı. Düşünceli idi. Kaşlarını çatmıştı ve şakakları oynuyordu. Bana şunu demişti.” Dikkatli olmalı.
  • Bu adam mükemmel bir casustur.” Sagirin Mustafa Kemal ile görüşmesi ise şöyle geçer. Sagir, Mustafa Kemal’e Hindistan Hilafet-i İslamiye Cemiyetinin sırma işlemeli kutsal sancağını sunar ve 3 milyon altın yardımı nasıl teslim etmeleri gerektiğini bildirir. Mustafa Kemal’de ona cevaben teslim işlemi için İçişleri bakanı Adnan Adıvar ile görüşmesini söyler ve teşekkür eder. Sagir ise görüşmeden gayet memnun ayrılır.

Sagir’in casusluğunun açığa çıkartılması, yazdığı şifreli mektuplar ve sonunda nasıl tutuklanıp idam edilişini ve itiraflarını yazacağım.

  • Mustafa Kemal ,aslında Sagir’den şüphelenmektedir. Nitekim bu ilk görüşte onun gerçekten casus olduğunu anlar. Bu sebeple konuyu , Adnan beyle görüşür. Adnan bey, Sagir’i sıkı bir göz hapsine aldırır ve takip ettirir.
  • Bu arada Felah grubunun amirliğini yapmakta olan Yüzbaşı Ekrem bey, Mustafa Kemal Paşa ile özel görüşmek için birçok defa Ankara’ya gitmiştir.. Çok özel önem arz eden konularda Ekrem Bey , şifreli bir yazı veya adam göndermeyip bizzat kendisi Ankara’ya gidip Mustafa Kemal’e istihbarat bilgileri vermiştir. Bu durumda Kemal Paşa’ya Sagir hakkında bilgi verende Ekrem Bey’dir. Bu bakımdan Sagir olayında Kemal Paşa’nın bu üstün istihbarat yeteneğini göz önüne almadan “kehanetlerinden” bahsetmek saçmalıktır.
  • Söz konusu olan Mustafa Kemal’in zekası,yetenekleri ve ,istihbarat teşkilatçılığıdır. Bu arada Sagir Ankara’da birçok memur, ulema , edebiyatçı , Adnan bey ve Yunus Nadi ile görüşür .Tabii bütün bu görüşmeler Teşkilat-ı Mahsusa tarafından takip edilir.
  • Sagir bu görüşmelerden sonra gece otel odasında , görünmeyen mürekkeple işgal kuvvetlerinin İst’daki istihbarat şefi Nelson’a bir mektup yazar. Mektupta görüşmelerden bahsederek, askeri kuvvetler hakkında çok değerli bilgilere sahip olacağını bildirir. Ayrıca görünen mürekkeple de okunabilen şekilde Ankara lehine olumlu havada üç satırlık yazı yazar.
  • Mektup zarfına Miralay Nelson’un , kimse şüphelenmesin diye kullanılan kod adı Ramiz bey yazar. Mektup önce İleri gazetesinden Cavit Beye gidecek , ondan Nelson’a teslim edilecektir. Cavit beyde İngiliz istihbaratına çalışmaktadır.
  • Ancak mektubu Teşkilat-ı Mahsusa ele geçirir ve okur. Cavit bey ve Nelson’un casus olduğu tespit edilir. Sagir’in gizli mürekkeple yazdığı bu mektubu kimyager Avni bey tarafından yapılan incelemeler sonucunda , mektubun görünmeyen satırlarının amonyak kullanılarak yazılmış olduğu tespit edilir.
  • Ramiz takma adıyla Nelson’dan da Sagir’e hergün mektup geliyordu. İngilizce yazılan satırlarda olağanüstü bir şey yoktu ama eczalı mürekkeple yazılmış ve onun altında satır aralarına düşen ikinci yazılarda ise bambaşka anlamlar mevcuttu.
  • Sagir’in görünmez mürekkeple yazdığı üç mektubu ele geçirilmişti. Hepsinde de Mustafa Kemal ve arkadaşlarının isimleri okunmuştu. İngilizlerin görünmez mektupları ise kimyasal maddeler kullanılarak yazılıyordu.
  • Birincisi şehir içindeki mektupları pembe kağıt üzerine kobalt klorüyle yazıyorlardı. Birkaç satırlık siyah kalemle yazılmış uydurma bir mektuptan sonra bomboş gözüken pembe kağıt parçası kobalt klorüyle yazıyla dolu oluyordu.
  • İkincisi ise Anadolu’dan gelen mektuplar Fenol fitalein ile yazılıyordu. Bu mektupları inceleyen istihbarat teşkilatımız, İngilizlerin tüm tertiplerine böylece vakıf oluyor , zamanında Ankara’da gereken tertibat alınıyordu. Mektuplar incelendiğinde dikkat çeken nokta satırlar seyrekti. Bu işlerde uzman olan Aziz Hüdai bey amonyaklı fırçayı seyrek satırların arasına sürünce gizli yazılar beliriyordu.
  • İngilizlerin tüm gizli bilgileri, ajanlarının kodları, aldıkları görevler hepsi öğrenilmişti. İngilizler, Türklerin bu kimyevi olarak yazılan mektuplar konusunda çok bilgisiz olduklarını düşünmüş, bu mektupları çözeceklerine inanmamıştı. Kendi ajanlarını kontrol altında tutamamıştır.
  • Sagir , kod adı Ramiz olan Nelson’a yazdığı bir mektubun satır aralarında , görünmez yazıyla Mustafa Kemal’i öldürme planını açıklıyor , planı gerçekleştikten sonra kendisini kaçıracak olan İngiliz uçağının ineceği alanı belirtiyordu. Mektubu Ekrem bey hemen Ankara’ya ulaştırır.
  • Mektup Ankara’ya ulaşır. Adnan bey gizli mektupları Sagir’e sorar. Sözüne devam ederek , Ankara’ya gelişinin gerçek sebebini sorar. Bunun üzerine Sagir, şu anda kendisine hakim olamadığını sorulara yazılı cevap vermek istediğini söyler. Bu cevaptan sonra Adnan bey kendisinin şu andan itibaren casusluk suçuyla tutuklandığını tebliğ eder.
  • Polisler gelip Sagir’i tutuklar. Mustafa Sagir böylece tutuklanarak yargılanmak üzere hücreye kapatılır. Hücrede Sagir’e ziyafet gibi güzel yemekler sunulur. On gün bu odadan çıkartılmayıp artık uyuyamaz hale gelmişti.
  • Bu arada Sagir Albay Wood’a mektup yazar ve ondan yüksek seviyede yardım ister. (İngilizlerin kendisini kurtaracağını zannediyor.) “Sayın Albay Wood birkaç güne kadar beni ya kurşuna dizecekler ya da asacaklar. Derhal önleyici tedbirler alın. ” Mektubu bayağı uzundur. Lord Curzon’dan dahi yardım ister.
  • Nitekim Sagir’in asılmaması için İngiliz Yüksek Komiseri Sir H. Rumbold birçok defa başvuru yapar. Yine Rumbold İstanbul basınına bildiri dağıtarak Sagir’i serbest bırakmadığı için Ankara Hükümetini suçlar. Lord Curzon ile Hintli Ağa handa Sagir’in serbest bırakılmasını ister ama Ankara Hükümeti bunlara kulak asmaz. Hatta duruşma devam ederken İngilizler , Sagir’in asılmaması için Ankara’ya nota verir. Notada Sagir asıldığı takdirde İngiltere’nin Ankara Hükümetine savaş ilan edeceğide belirtiliyordu.
  • Bu notaya cevap olarak aynı gece sabaha karşı saat 04.30’da Mustafa Sagir Ankara’nın Bit pazarında asılır.(Devlet böyle yönetilir. Eğer haklı isen her zaman gereğini yaparsın. Kimseye boyun eğmezsin. Karşında hangi devlet olursa olsun.)
  • Mustafa Sagir mahkemede ve emniyetteki ifadesinde her şeyi itiraf etmiştir. Mustafa Kemal’i öldürüp , İstiklal Savaşını durdurup , milli hükümeti yıkmak olduğunu itiraf etmiştir. Afgan Kralını vurduğum gibi Mustafa Kemal’ide öldürecektim der.
  • Ama Sagir ve İngiliz Hükümeti amacına ulaşamaz. Mustafa Kemal’in üstün zekası ve istihbaratta ki başarısı ile Mustafa Sagir yakalanır ve İngilizler Mustafa Kemal’i öldüremezler. Şimdi Mustafa Kemal için İngiliz görevlisi vs diyen zır cahiller bu satırları iyi okusun .

O’nun nasıl zorluklarla mücadele verdiğini , üstün zekası ve önderliğiyle bu ülkeyi kimlerden nasıl kurtardığını iyi anlasınlar. Anlasınlar ki birilerine ders olsun. Arkadaşlar daha ayrıntılı bilgi için yararlandığım şu kaynakları okumanızı öneririm.

Bu Konu,FikirÖnderimiz M.K.A@Fikirrehberimiz 

Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com © 2016 | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Facebook video indir | Yorumlar İnstagram video indir |