Komplo Teorisi

Sosyal medyada ağırlığı olan yorumcuların Türkiye’yi yorumlarken hâlâ adeta kutsayan bir tonda “Müesses Nizam“dan bahsetmeleri, bundan da sadece ABD ve Batı merkezli, “dünyaya tam hâkim bir kast”ı ima etmeleri çok ilginç. Konu: komplotizmin sonu. Zira o tablo çok eksik… >>

  • “Dünyada belli ağırlığı olan güçler” gibi bi laf var -ki bundan anlaşılan; genelde Rockefeller vd. gibi kendine “karanlık kudsiyet” bahşedilen, mistik hikayeleri yazılmış kişi, ölü tarikat (Templer tarikatı gibi) ve (eski Çar) gizli servisi uydurmaları (Siyon Protokolleri) var…
  • Komplo teorileri, 1990’lı yıllarda çok modaydı ve bu da tipik bir konjonktürel durumdu, çünkü neoliberal dönemde -kapitalizmin kamu malı talanına açılmasıyla, yani özelleştirmelerle- görece bir (suni) refah ve dünyayı etnik/dînî kimlikler üzerinden “oku(yama)ma” devri yaşandı..
  • Neoliberal dönemde “dünyayı okumak”, nicel kriterler üzerinden yapıldığından mesela eski Sol’un genel doğrularının ihtiyaca uygun “kullanılması” da mümkün oldu, mesela kültürlü Türk “liberaller” kültürcü paradigmanın hakkını vererek islamcıları “devrimci” bile ilan edebildiler…
  • Komplo teorileri, “bulduğu bilgileri kendi kafasına uydurmak” şeklinde işleyen dönemin paradigmasına uygundu, yani liberallerin Sol ağzıyla has Sağcılık yapıp hâlâ “Solcu” sayıldıkları döneme ait bir görüngüydü ve sistemin dönüşmesiyle birlikte -“liberaller”le birlikte- bitti…
  • Komplo teorileri kuşkusuz egzotik, ilginç, çekici şeylerdir, bir dönem beni de ilgilendirmişti, Umberto Eco’nun bütün komplotik romanlarını okuyup, Templer tarikatı ve Illuminati’nin gizli belgelerine varıncaya kadar incelemiştim, ama bunlarla dünyayı açıklamaya kalkmak komik…
  • Dünyayı komplo teorileriyle açıklamaya kalkmak neoliberal dönemde belki bugünkü kadar komik değildi, çünkü o dönemde “Liberaller” gibi kafadan Sağcı bir dangalaklık türü entelektüel camiaya hakimdi ve bu “meşru” yarımbuçukluk dünyası dahilinde komplotizmin de alıcısı vardı…
  • Komplo teorilerinin bugünkü (artık sönümlenmiş) haliyle “popüler” hale gelmesi ve mesela Hitler’in şeytanlığına can suyu olması, eski Yahudi düşmanlığının, Çar’ın gizli servisi Ohrana tarafından yumurtlanan “Siyon Protokolleri” hikayesi ile başlar ve sadece BATI içinde döner…
  • Komplo teorileriyle ilgilendiğim 1980’lerin sonunda ve 1990’ların ilk biriki yılında dikkatimi çeken, bu kompotik gizli-kapaklı olduğu söylenen ve yuvarlak masalarda falan oturan zevatın, mesela Japonya’da olmamasıydı!.. (Japonya o dönemde sistemde müthiş bir yükseliş yaşıyordu)
  • O dönemde komplo teorisi yazarları, çok güldüğüm bi şekilde Japonya’yı da komplotik teorilerine entegre etmeye çalıştılar ama Japonya’da ne Yahudi vardı (Ainu var ama onlar da Musevi değil Şaman!) ne de Batılı Haçlı tipi mistik gelenek… (Japonlar, Ural-Altay dili konuşuyorlar!)
  • Komplocular Japonya’yı, uluslararası Batılı açık/yarıgizli bazı “kurumlar” üzerinden komplotik “Nazam”larına katmayı denedikçe inandırıcılıklarını yitirmeye başladılar, zaten neoliberalizmin ne kadar dandik bir şey olduğu da ortaya çıkmaya başlamıştı… (Tabii Türkiye’de değil!)
  • Eskinin bir “alışkanlığı” olarak bugün -tumturakllı sözlerle- “Müesses Nizam” falan adı altında Türkiye’yi şöyle dizayn edip istediğini başa beçirip istediğini alaşağı eden, burada herkesin “çaresiz” kafa salladığı komplotik bir global “Nizam” eskiden yoktu, şimdi hiç yok…
  • Eskiden Batı ülkeleri daha güçlüyken, Emperyalizmler devrinde, birçok siyasi olayın yönlendirilmesinde DAHA önemli roller oynayabiliyorlardı ama bu etki hem önemli ölçüde azaldı, hem de ETKİ ÇEŞİTLENDİ… (Mesela artık Apple Nijerya’dan daha etkili, Kore Türkiye’den daha önemli)
  • Günümüzün azami elektronik-bilişsel şartları altında bile tek gizli locanın/tarikatın -veya işte her neyse bir odağın- dünyayı kontrol etmesi mümkün değil. Bunu isteyenler çok, ama olmuyor/olmayacak. Ayrıca Dünya, Batı merkezli bir yer olmaktan uzaklaşıyor… (Çin var mesela!..)
  • Komplo teorisi erbabı kendi kum havuzunda oynayıp kumdan kaleler yaparken, Çin kültüründe nasıl ve de ne tip komplo teorileri tipi/ötesi mistik “Müesses Nizam” hayalleri olduğunu da bilmiyor. Halbuki komplotik birileri de olunsa, insan “yenilik yapmak” ister değil mi?!.. <<

Yazar; Selçuk Salih Caydı

guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
Serkan aydin
Serkan aydin
6 ay önce

Son derece banal ve pespaye içerikli bir yazı..dunyada vuku bulan vakaları komplo teorileri ile açıklamak komik ve modası geçmiş ucuz popülist bir söylemdir denmiş iyi de komplo teorisi olmaktan çoktan çıkmış artık, tum mueeses nizam ve üst akıl göndermeleri ve tespitleri..komplo teorisi demek sadece 1 kişinin en fazla 2 kişinin bir olayi kendi kurgusu ve tezleri iddiası ile yorumlamasina veya analiz etmesine denir.fakat daha fazla kişiler tarafından aynı
Veya benzer paradigma içinde yorumlanan iddialara komplo teorisi denmez.ki yahudi protokellerinden tutun da tapınak şövalyeleri gül ve hac tarikatı illuminati siyon tarikati avrupada ki masonik gizli tarikatlar hitlerin arkasındaki ezoterik thule örgütü gbi yapılan malar hakkında avrupa ve batı da defalarca konunun uzmanları akil ve mahir arastirmacilar tarafından kitaplar ve makaleler yazılmış soylemlerde bulunulmustur.hatta eski abd başkanı kennedy ‘den tutun ismini hatırlayamadığım eski bir fransız başbakan da dahil bu gizli yapılanmalar hakkında beyanlar vermis bu gizli orgutlere dikkat çekmislerdir..david rockafeller bile 1.agizdan yeni dunya düzeninden bahsetmiş gizli bir yapılanma suçu ile isnat edildiğini söylemiş bu suçlamadan dolayı gurur duyduğunu ve bu suçlamayı reddetmedigini söylemiştir . herşeyi geçtim abd merkez bankasının devletten bağımsız özerk bir kuruluş olması, doların sahibi olması ve fed in hissedarlarinin 10 veya 12 aile olması bu ailelerden çoğunun yahudi kökenli ve yine yarısının avrupa nin etkin yerleşik sermayesine haiz aileler olması gerçeği bile dünya siyasetine ve yönetimine egemen otoriter muktedir erk iktidar sahibi zumrelerin bilinen görünen yüzünün arkasında bambaşka bir model olduğunun teminatıdır zaten..bence komple teorisi olarak addedilen teorilerle dünyayı açıklamaktan daha vahim ve ahmakça olan şey bana göre insanlara toplumlara dünyada gerçeklesen hadiseleri basın medya ve popüler kültürün öğelerinin oluşturduğu pencereden ve bize zorunlu kılınan perspektiften dogmatik olarak bakip yorumlamak değerlendirmeler cikarimlar yapmaktır.yani en büyük ahmaklik 2.dunya savaşının bize okullarda öğretildiği gibi bir sırp prensinin öldürülmesi sonucu hasil olduğuna inanmaktir bana göre.. çünkü gerçeklerin toplumlar kitleler tarafından bilinmesi erk sahiplerinin hatta devletlerin bile isine gelmez..

mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Facebook video indir | Yorumlar Libros Gratis | Chapter 1 |
1
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x