Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Kabadayı Hikayesi ; Sultan Abdülhamid’in Kara Kutusu ‘Fehim Paşa’

Bu gece sizlere bir-iki kabadayılı tefrikamda bahsi geçen, İstanbul’un sayılı fırtınalarının en başı Fehim Paşa’yı anlatacağım. Toplaşın!

  • Sultan Hamid döneminin kabadayı meşrep paşalarındandır Fehim Paşa.Mevzuları arşivlerde takip edilebilir. Mafios mevzuların dönüm noktasıdır. İhaleli, ticaretli mevzularda eli ayağı da var, nüfuzu da var, bilek gücü de var. Sayılı fırtınaların başı dedik ama kasırga sayın siz. Kendisinin ressamlığı da varmış. Oğlu da ressam olmuştur. Ancak oğlu olan ünlü ressam babasıyla tam tersi mizaçtadır. Bursa’ya sürgün edilmesi “gençlik saikası” gibi gösterilse de uluslararası bir mahiyet taşır.
  • Peki Fehim Paşa’nın hikayesi nedir? Çerkez Arif Bey-Matlı Mustafa kavgasını anlattığımda, Fehim Paşa için “nüfuzlu ve pek tekin biri değil” demiştim. Kabadayı hikayesi ; Matlı Mustafa & Çerkez Arif Bey Kapışması
  • Fehim Paşa, Sultan Abdülhamid döneminin göğsü madalyalı hovardalarından, bıçkınca yaşayan biridir özetle. Hayli netamelidir.  Kadın davası, şehir içinde tabanca atma, jurnallerle ortalığı karıştırma, silah alım satımı, gaz ihalesi işine girme…
  • Vukuatları gırla! Hatta Abdülmecid’in kılıcını izinsiz alıp öldüğü zaman ortaya çıkması, Beyoğlu karakoluna karışmaması için saraydan uyarılmasının belgesi var. Döneminde pek sevilmeyen, hafiyelerden külhanbeylerinden müteşekkil namlı bir çetesi olan, 1873-1908 arasında yaşamış biridir özetle.
  • Kapısındaki kabadayılar hayli tehlikeli ve netameli. Öyle sokakta nara atan cinsinden değil. Kör karanlıkta yürüyüp hasmını çeviren cinsinden. R. E. Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nde adamlarının da ırz ve namus konusunda çekinceleri olmayan hergele güruhundan olduklarını belirtir. Koçu bunların kurbanı olan genç kızların ve oğlanların anlattığı vakalardan, esnaf ve tüccardan paşalar adına haraç topladıklarından bahseder.
  • “Fehim Paşa Konağı” diye meşhur bir oyun vardır. Bahsi geçen konak Aksaray’da (hala arazinin davası varmış). Bir de Nişantaşı’nda evi var. Fehim Paşa’nın Nişantaşı’ndaki konağının fotoğrafı. Ama asıl mevzular Aksaray’dakinde geçiyor ki “kabadayı yatağı” mıntıka malum.

  • Aksaray’daki konakta silah seslerinin eksik olmadığı, zaptiyenin bakamadığı söylenirmiş. Kendi cephaneliği varmış hattı zatında. Kendi öyküsünü de naklettiğim meşhur Arap Abdullah bir ara bu paşanın yanında çalışmış. Refi Cevad’a aktardığı bir mevzu var.
  • Paşa’yla konuşmuş işte iş için. Paşa kendisine silahhâneden silah almasını söylemiş, sonra da bahçede talim yaparsın demiş. Abdullah sormuş, “Şehir ortasında silah mı atılır?” Paşa demiş: “Buraya kimse karışamaz!” Abdullah inmiş silahlığa sohbetin akabinde. Bir bakmış paşanın silahlığından sorumlu olan kişi ağzında sigara, barut fıçısı başında mermi dolduruyor. “Patlamaz mı?” diye sormuş adama. Adam “En fazla ikimiz havaya uçarız. Al silahı bahçede talim et kimse karışmaz” demiş. Böyle bir yaşantısı var yani Fehim Paşa’nın.
  • Çok iyi anılan birisi değildir. Çok kimsenin günahına girdiğini söylerler. Peki bu mevzular nelerdir? Neden sürgün edilmiştir? Evkaf-ı hümayun mümeyyizlerinden Rıza Bey’in kızını sokak ortasında kaldırmasından bahsedilirmiş. kıza kederinden nüzul inmiş, yatalak olmuş, Fehim Paşa arabasıyla gezerken ahali bakışını öte tarafa çevirirmiş. Diyelim o anda bakan biri oldu yahut paşanın gözüne birisi çarptı. Vay haline! Arabadan atlayıp kamçısıyla “Bana nasıl bakarsın” diye dövdüğü rivayet edilirmiş. Adamlarına yaptırması daha muhtemel.
  • Yine Çerkez Arif Bey-Matlı Mustafa kavgasını anlattığım tefrikada Fehim Paşa’dan bahsederken “meşhur arabası” tabirini kullanmıştım. (Matlı Mustafa & Çerkez Arif Bey Kapışması) Meşhur arabası diyorum tekerleklerindeki demirlerin sesleri işitildiği yahut uzaktan görüldüğünde ahali yoldan kaçışır çekilirmiş. Kira arabaları da yoldan kaçışırmış. Çekilmediler mi? Önce Fehim Paşa’nın adamlarından dayak. Ardından bir dayak da Hasan Paşa karakolunda!
  • Daha ziyade Cadde-i Kebir (bugünkü İstiklal Caddesi civarı) tarafında takılırmış. Beyoğlu’nu kendi bölgesi sayarmış. Şimdi diyeceksiniz yahu bu adam bu kadar şeyi nasıl yapıyor da yanına kar kalıyor? Kimse dokunamıyor mu? Dönem nazik dönem. Dersaadet’te ihtilal olmasın falan diye bu tip paşaların nüfuzuna göz yumuluyor. E bir de Fehim Paşa’nın sadakatinden saray hayli emin.
  • Misal Madam Sadaka isimli, konağına kaldırdığı bir Yahudi kadının kocası Avlonyalı Ferit Paşa’ya başına gelen fenalığı şikâyet etmiş. Avlonyalı Ferit Paşa durumu Sultan Abdülhamid’e arz edince paşa’ya inanmadığını söyleyip Fehim Paşa’yı korumuş.
  • Gerekçesi? Fehim Paşa’nın her gün şehzadesi Mehmed Reşad hakkında jurnaller getirmesi. (Tarihin Arka Odası’nda bahsi geçmişti) Şehzade Mehmed Reşad nereye gitse padişaha bildirirmiş. Jurnalle harçlık istediği bile vakiymiş sultandan. Bu güven tabi temelsiz değil. Fehim Paşa, Abdülhamid’in eline doğmuş, babası padişahın süt kardeşi ve sırdaşlarından.
  • Fehim Paşa’nın Süreyya Bey diye bir adamı var. Bazı belgelere göre araştırılması talep edilmiş, Avrupa’ya falan kaçmış sonradan. Sebebi? Bu hem paşanın ayakçısı hem de rivayete göre muhabbet tellalı.Bir gün Fehim Paşa,İstanbul’un tanınmış sarraflarından Yordanaki’ye gönderiyor. Süreyya Bey aracılığıyla haraç istiyor. Sarraf haracı vermeyip Süreyya Bey’i kovuyor. Bu sefer Fehim Paşa bizzat geliyor yazıhanesine. Sarraf gıkını çıkartamıyor. Adamın kasasından torba torba altınları arabasına taşıtıyor.
  • Bir yandan haraçlar bir yandan saraydan gönderilenler. Ünü İstanbul’a yayılmış Kamelya isimli dostunun ölümünün de Fehim Paşa elinden olduğu söylenir. Kamelya Cinayeti meşhurdur. Amanvermez Avni isimli Osmanlı dönemine ait ünlü polisiye hikâye kahramanı bir macerasında bu ünlü cinayeti işler. (Ebüssüreya Sami’nin)
  • Metresi Kamelya’yı mücevherlere boğduğu rivayet ediliyor paşanın. Kamelya’nın ölümü niye onunla ilişkilendiriliyor? Bir gece Kamelya ile içerken sinirlenip Kamelya’nın köpeğine ateş edip öldürmüş, apartmandaki kimseler silah sesinden ürkmüşler haliyle.
  • Zaptiyeye haber vermeye dairelerinden çıkmışlar. Apartmanın kapısını bekleyen adamları onları döverek geri dairelerine sokmuş. Bu hadiseden ötürü öldürse öldürse herhalde Fehim Paşa öldürmüştür demişler ama olayın daha kuvvetli başka bir faili olduğu kanaati yaygın.
  • Kamelya ayrı konu Fehim Paşa’ya dönelim. En meşhur hadisesi Müşir Fuad Paşa’nın konağını basıp Paşa’yı sürdürmesi olayıdır! Konak baskının nedeni şu: İstanbul liman reisi Dilaver Paşa’nın oğlu Salih Hulusi Paşa, resimdeki Müşir Fuad Paşa’nın kızıyla evleniyor.

  • Lakin Fehim Paşa’nın kızda gözü var. Kabadayılarını silahlandırıyor. Fuat Paşa’nın Şehzadebaşı’ndaki konağına baskına gidiyor. Fuat Paşa’nın konağının etrafı sarılıyor. Fehim Paşa çetesiyle konak ahalisi arasında saatleri bulan bir müsademe vuku buluyor. Fuat Paşa’nın adamları ekseriya kendisi gibi Kafkasyalı.
  • Fehim Paşa konağa giremiyor, adamlarından yaralanan oluyor. Fehim Paşa önce yaralı adamlarını hastaneye gönderiyor. Polis memuru gibi gösterip devletin parasıyla tedavi ettiriyor bunları. Tedavi ettirilen adamların belgesi var. Ardından iki jurnal padişaha.”Fuat Paşa’nın konağında Hürriyetçiler vardı. Polisle gittim. Çatıştılar” Fehim Paşa takibattan yakasını kurtarıyor. Fuat Paşa’nın rütbelerini söküyorlar Şam’a sürüyorlar. Damadı Hulusi Paşa ise Sivas’a. Fuat Paşa ile damadının sürgünlükte zor günler yaşadığını söylerler. Bu olayın vuku bulduğu tarih de 1903 falan.
  • Şimdi diyeceksiniz “Bu Fehim Paşa’ya kimse dokunamıyordu peki nasıl sürüldü?” Baltayı taşa nasıl vurdu? Gelelim oraya… Derya Tulga konuyla alakalı eski bir tefrikama iki yaz önce katkıda bulunmuştu. Burada tekrar hatırlatmak isterim. Fehim Paşa gaz ihalesine, ticaret işlerine giriyor. Limanda adamları sürekli İtalyan, İngiliz tüccarların mallarına sorun çıkarıyor.
  • Fehim Paşa’nın dokunulmazlığı biraz da kapitülasyon perdesi altında dolanan, polisin ilişemediği Pera eşirrasına diş geçirebilmesinden. Sürekli şikâyet var Fehim Paşa hakkında ama kimse diş geçiremiyor, yabancı tüccarlar şikâyet üstüne şikâyet yolluyorlar. “Gençlik saikası” denilen bir olayın bahanesiyle Fehim Paşa başta Alman elçisi olmak üzere yabancıların baskısıyla sürülüyor.
  • Devrin Alman büyükelçisi Fehim Paşanın İstanbul’dan sürülmesini istiyor. Padişah onu vazgeçirmek için Tevfik Paşa’yı gönderiyor. Ancak büyükelçi kararından caymaz: “Alman basını yazmasın diye zor gayret ettim manşet olursa ilişkilerimiz bozulur” der. Böylece Meşrutiyet’ten bir sene evvel 1907’de Fehim Paşa “gençlik saikası”yla apar topar Bursa’ya sürülür. Çekirge semtinde bir konakta kalır. Geri dönmek ister ama reddedilir, belgeleri vardır. Meşrutiyet ilan edilir bir sene sonra.

  • Millet sokaklarda, Hürriyet falan. Bu da geçmişinden çekinerek gösterilerden istifade edip kiraladığı bir faytonla Bursa’dan kaçar. Yaygın rivayet: Yenişehir’de biri kendisini tanır. Bu azılı Fehim Paşa’dır. Canavardır katildir ırz düşmanıdır!” diye milleti etrafına toplar.
  • Toplanan kalabalık Fehim Paşa’yı linç eder, Paşa bu şekilde vefat eder. Derya Tulga güzel noktalara temas eder konuyla ilgili. Fehim Paşa hiç ilgisi olmayan bir kasabada nasıl tanınıp linç edilir? “Kara kutu olmanın bedeli”dir, yoluna özel ekip çıkarılmıştır. Önemli nokta, padişahın en önemli kara kutularındandır ve Sultan Abdülhamid henüz tahttan indirilmemiştir.
  • Sayın İdris Mahfi, Fehim Paşa’nın sürgünüyle ilişkilendirilen meşhur Margrıt mevzusunu da bir yıl önce aktarmıştı. Ahmet Naci’nin “Fehim Paşa ile Margrıt” adlı romanında,”Bu hayâlî, tasvirî roman değil, bir hakikat-ı tarihiyedir” dediğini anımsatmıştı. “Hatırla Sevgili” şarkısının orijinalinin “Hatırla Margırit o meş’um geceyi” olması mevzusunu da hatırlatmıştı. “Margarethe Fehim Pasha” kartpostallarının yasaklanmasına dair bahsi geçen belgeleri de kendisi paylaşmıştı sağ olsun.

  • Margrıt’ın varlığı, Fehim Paşa ile münasebeti kesin ancak detaylardaki rivayetler birbirini tutmuyor. Sermet Muhtar Alus; Margrıt’ın Alman olduğunu, İstanbul’da gösteri yapan Morgan ailesinin kızı olduğunu söylüyor. Buna göre Morgan ailesi, kızlarını Fehim Paşa’ya vermeyince Paşa dellenip cümlesini tekme tokat memleketten kovmuş, Margrıt hariç.
  • Reşad Ekrem’e göre Kumpanyacı Morganlar İngiliz. Hatta Margrıt’ın kardeşi sonradan tulumbacı olmuş: İngiliz Hidayet. En detaylı bilgileri roman olarak yazan Ahmet Naci’ye göre Margrıt, Morgan kumpanyasında çalışıyor ancak kızları değil. Babası Avusturya’da yaşıyor Margrıt’ın, Fehim Paşa zorbalıkla değil, nikâh şartıyla istiyor kızı babasından. Adam razı geliyor, lakin Fehim Paşa sahte bir nikah tertip ediyor Margrıt için.
  • Nişantaşı’ndaki konağa kapatıyor. Ama bir müddet sonra Fehim Paşa, şahsi muhabbet tellalı Süreyya’nın da telkiniyle bu aşktan bıkıyor. (Rivayete göre Margrıt’a o da tutkun) “Gençlik saikası” mevzusu bu. Fehim Paşa, Margrıt’ı başından defediyor. Kovulma olayı Alman sefâretinin dahi tepkisini çekiyor, dava açılıyor. Mahkemede nikâhın sahte olduğu anlaşılıyor. Margrıt ise Morganlar’ın yardımıyla bahsettiğim kartpostalları dağıtıyor. (Ekteki kartpostal)

  • İntikam yerini buluyor. Kartpostallar vasıtasıyla rezalet ayyuka çıkıyor. Abdülhamid, Fehim Paşa namına aileye 2000 lira tazminat veriyor. Ancak yukarıda değindim başka mevzular var yabancı tüccar takımıyla alakalı. Alman sefareti iyice bastırıyor, sonra Bursa’ya sürgün.
  • İdris Mahfi hocadan: Fehim Paşa’nın padişaha yazdığı arzıhal:“Zat-ı şahanelerinizi görmek isterim. Almanya Sefareti bunu da men’ edemez ya.”

  • Ek mahiyetinde: Fehim Paşa’nın torunlarından bir tanıdığımın gönderdiği bir fotoğrafı.

Bu tefrika da burada biter. Başka korkulu,tarihli tefrikalarda görüşmek üzere. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. İyi geceler efendim.

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

6 Yorum

Yorum Ekle
  1. Yalan bilgilerinize tükürim Tarihi Karalamaya ne meraklisiniz siz serefsizler

  2. Valla Hem akıcı hemde roman tadında okudum elinize sağlık

  3. Çok güzel palavra yazmışsınız elinize sağlık.

  4. Ahmet Naci’nin “Fehim Paşa ile Margrıt” adli eseri bulamiyorum daha fazla bilgi verebilir misiniz

  5. Fehim pasa nin anlatildigi dibi olmadigini tahmin ediyorum çünkü abdulhamithan mübarek uyanık bir hükümdar buna herhalde pabuç bırakmazdı not: kendi kanaatim

Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Sponsor | Pdf Kitap İndir | 1 Dolar Kaç TL