Kabadayı Hikayesi ; Arap Abdullah Paşa

Saat gece yarısını vurdu! Bu sefer eski İstanbul sokaklarına uzanıyoruz. Paşalığa dek yükselen kabadayı Arap Abdullah mevzu. Toplaşın!

  • Bu resmi alelade bir şekilde seçmedim. Burası en meşhur vukuatının yaşandığı yer. Şehzadebaşı, Direklerarası. Osman Baba Türbesi’nin önü.
  • Lakin meşhur “Direklerarası Cinayeti”nden önce biz Arap Abdullah’ın şehre gelişine, seçtiği yolda yürümesine uzanalım. Sultan Aziz devrinde
  • Süleymaniye Sancağı’ndan çıkıp gelir Abdullah 16-17 yaşlarında. Babası kardeşiyle birlikte kendisini okumaları için göndermiştir İstanbul’a.
  • Abdullah’ın ağabeyi Abdurrahman Bey okur. Beyrut Gümrük Nazırlığı’na dek yükselecektir. Ancak Abdullah bambaşka bir yola savrulmuştur.
  • Mahalle mektepleri arasında çocuklar harbe tutuşurlar oyun oynarlar falan. İşte Abdullah’ın ilgisini o mahalle harpleri daha çok çeker.
  • Mektebin kavga kısmı sarınca kısa sürede Aksaray’da Çeşmemeydanı’nda tulumbacı kahvelerinde takılmaya başlar. “Omuzdaş” olmaya can atar.
  • Bilen bilir eski İstanbul’da tulumbacılık ve tulumba sandıklarının bulunduğu kahveler kabadayılar için bir tür ilkokuldur, oradan başlarlar.
  • Çeşmemeydanı tulumbacı kahvelerinde ilk deste güreşlerine başlar. İnce, sırım gibi ama kuvveti yerindedir Abdullah’ın. Ama güreş sarmaz.
  • Tulumba sandıkları taşınırken omuzdaş olur, topuk vurulurken sokaklara elbette yegane hasmı yangın değildir. Diğer tulumba sandıklarıdır!
  • Tulumba sandıkları bir yerde denk geldiklerinde (hisse aldıklarından) bendi sendi diye kavga ederler, çoğu da bıçkın külhani tabiatlı malum
  • Ancak Abdullah’ı tulumba kısmı da çok sarmaz. Kavga kısmı daha çok celbeder kendisini. İki mekanda takılmaktadır genelde.
  • Biri Çeşmemeydanı’nda Semai kahvesi. Bu Semai kahveleri malum tulumbacı yatağı, manileri, aşıkları, atışmaları meşhurdur semai kültürünün
  • Hani eski kabadayı filmlerinde atışmalı, beyitli kavgaları olur ya işte buradan geliyor o. Diğer takıldığı mekan ise Abdullah’ın
  • (Çukurçeşme’deki semai kahvesinden sonra) aksaray’daki murat paşa camii avlusundaki kuşbazlar kahvesidir. buralarda bitirim, külhani , kopuk vs. tarzı kimselerle ilk esaslı kavgalarını yapar ve sindirir. Arap Abdullah diye isim yapar. Lakabı da Arap ağzı konuştuğundan geliyor
  • Normalde Süleymaniye’nin Kürtlerinden. Peder bey eşraftan, zengin. Para sıkıntıyı yok Abdullah’ın, hovardalık gani. Kavgadan kalan vakitte.
  • Hatta gençlik senelerinde bir macerası var. Hani bu filmlerde mahalleli toplanıp “zina var” diye ev basıyor ya bir vaka başına geliyor.
  • Biriyle gönül eğlendirirken mahalleli gece kapıya dayanıyor. Başlarında da dayağı meşhur bir hoca var. Abdullah bakıyor durum sakat, paçayı kaptıracak.
  • Ama kurnaz ve çevik. Kapıyı açar açmaz hocanın yüzüne fırlatıyor elindeki kandili. Tutuşan sakalların kargaşasında fıyıyor!
  • Günler sonra bir kahvede hocayla karşılaşıp sakallarına ne olduğunu soruyor. Hoca sırıtmasından o olduğunu anlıyor, gülüp geçiyorlar
  • Arap Abdullah’ın tabi kavgalardan ötürü hasmı çok. Silahı da çok. Siması tanınıyor. Uzun boylu, kara kuru, sırım gibi, kafası daima traşlı, elmacık kemikleri çıkık, bıyıkları seyrek ve sarkık, iki kulağı da sağır. yaz kış ayağında çizme, sırtında kukuletalı bir sako ki meşhurdur
  • Meşhur Ahmed Rasim Fuhş-i Atik’te anlatır, kendisini bu sakoyla gördüğünü söyler. Giysilerinin kalanı kabadayı kuşamı zaten. Trablus kuşak
  • (kimi de Sakız kuşağı tercih ediyor hem silahlı hem yaralamada binevi koruma), yelek, yelekte kalın ve altından köstek. daima silahlı gezer.
  • Ayaklı cephanelik hattı zatında kendisi. saldırma, sonradan tabanca ve usturpa, sağ çizmesinin kenarına sokulmuş söğüt yaprağı bıçak
  • Ha bir de meşhur gümüş savatlı kamçı. Onu sonradan edinir, daima elinde dolaştırır. İlk zamanlarında bıçak, kama takılıyor daha ziyade.
  • Kavgası kuvgası meşhur ama İstanbul’da kabadayı külhanbeyi çok. Nasıl oldu da namını duyurdu? Ummadığı bir kabadayının kuyruğuna basarak!
  • O zamana kadar kavgası mahalle kopuklarından öteye geçmiyor. Bir de daha paralı ve ağır kimselerle takılan, daha ürkütücü kabadayılar var.
  • Abdullah’ın aftosu gönül macerası çok tabi. Onlardan biri de Hayganoş nam bir hanım. Alakadar oluyor bir dönem sonra unutuyor.
  • Yıllar sonra bir gün sokakta rastlıyor. Hayganoş tanımamazlıktan gelince laf atıyor bizi ne çabuk unuttun diye. Kendisiyle konuşamayacağını başkasının kapatması olduğunu söylüyor. Böyle deyince gözüne daha ilgi çekici geliyor, aranıyor biraz. Sağa sola sorduruyor kime yanaştı diye
  • Diyorlar aman karışma. Mirasyedi Necip’in kapatmasıdır. Necip sağlam mirasyedi. Çiftlikler, evler, hanlar, servet gani.
  • Kumar borcunu çiftlikle ödeyen bir tip. Yedirmeyi içirmeyi seviyor. Parası bol ya. Yanında kabadayı makulesinden, beli silahlı, belalı kimseler besliyor.
  • Adam onlarla gezip o ayaklarda takılıyor. Abdullah böyle düşündüğünden diyor vız gelir tırıs gider ben Hayganuş’u kaldırırım.
  • Ancak hesaba katmadığı bir şey var. Necip’in adamlarından biri Çerkez Mehmed diye biri. Bu ürkütücü kabadayı takımından ve hayli gözükara.
  • Necip’in kulağına gidiyor Arab’ın Hayganoş’a olan ilgisi. Bir gün bir yerde karşılaşıyorlar. Tartışıyorlar sadece kavga çıkmıyor.
  • Abdullah en son ben kafama koyduğumu yaparım diyor. Önce bir yerde ev tutuyor oturduğu yerden başka. Sonra Hayganoş’a haber gönderiyor güya annen rahatızlanmış diye bir komşusunun ağzından.
  • Bunun kaldığı yeri de biliyor sürekli tarassut altında tutuyor. hayganoş’un evinin önüne bir fayton geliyor. faytonu süren necip’in adamlarından biri. Hayganoş’un dayanamayıp ailesine doğru gideceği tahmini tutuyor.
  • Fayton hızlanmadan Abdullah bir anda atılıp adamı faytondan alaşağı ediyor, arabayı ele geçirip kaçırıyor Hayganoş’u!
  • Gizli yerine götürüyor. Necip olayı öğrenince kuduruyor. Çerkez Mehmet’e danışıyor, ilk başta diyor ki: “Abdullah’ın yaptığı racona uymaz”
  • Racon italyancadan geçme yol, yöntem demek. Netameli mıntıka olan Galata rıhtımlarından yeraltı lugatına dahil olmuştur zannederim. Neyse
  • Diyor Çerkez: “Zehir Ali’nin kahvesinde bir araya gelelim ihtiyar kabadayılar racon kessin ona göre hareket edelim, eli mahkum gelir”.
  • O devirde kabadayılar arasında bir anlaşmazlık olunca taraflar bu yerde bir araya gelir, yaşlı kabadayılardan bir meclis kurulur ve mahkeme yapılır bir nevi.
  • Verilen karara kesilen racona itiraz edilemez. Çiğneyene saygı duymazlar vs. Abdullah’a haber ulaşıyor, kabul ediyor.
  • Kahvede buluşuyorlar. Herkes kendi veçhesinden olayı anlatıyor. Raconu şöyle kesiyorlar: “Abdullah sen haksızsın zira eski aftosun da olsa o esnada Necip’in kapatmasıydı.
  • Necip’e de diyorlar: “Kadın habersiz kaçırılmış ama gönlü de varmış ki Abdullah’ı seçmiş. Senden vazgeçmiş bu işi tek bir şey halleder.
  • Kadını biriniz nikah edecek, kim nikah ederse öteki kadını dünya ahret bacısı bilecek aksi halde kadın mevzusu bu öyle kolay çözülmez.
  • Racon kesiliyor. Necip de Abdullah da evlenmek istemiyor tabi. Böyle olunca racon kendiliğinden düşüyor. Ne kaldı geriye?
  • Taraflardan biri diğerini yoldan çekecek, öldürecek yani. Çerkez Mehmed diyor bir anını kollayalım. Punduna getirince bizimkilerle hallederiz.
  • Peşinde adamlar var Abdullah’ın bir gün Direklerarası’na yakın bir kahveye indiği öğrenilince pusu kurmak için çıkıyorlar yola.
  • Abdullah rahat zira küfreder gibi Hayganoş’u birkaç gün önce Necip’e geri yollamış. Hakaret olunca kan temizleyecek olayı kin güttüklerinden habersiz Abdullah. Çıkıyor.
  • Direklerarası’ndan geçip Ağayokuşu’ndaki evine gidecek. En baştaki fotoğrafı attığım yerde yolunu kesiyorlar.
  • Önce atışma ardından kavga sille. Arap bakıyor durum sakat zira amaç koz paylaşma değil punduna getirip harcayacaklar bunu.
  • Üstelik karşısında Çerkez Mehmed var. Çerkez bunu kavga esnasında yakalayıp yere düşürüyor. Üstüne tekmeler iniyor. Abdullah’ın Kollarını tutuyor Mehmed.
  • Arap pabuç pahalı olduğundan koltuk altındaki saldırmasına ulaşmaya çalışıyor can havliyle. Başarıyor da ama çekip savuramıyor. koltuğunun altından Çerkez’in böğrünü dürtüyor kamayla baskıdan kurtulmak için ama Çerkez tüm ağırlığıyla bastırdığından kama ağır yaralıyor, meğerse bağırsaklarını deşmiş.
  • Mehmed yandım diye nara atıp kenara yıkılınca bu baskıdan kurtulup fırlıyor ayağa sileyle kamayla sıyrılıyor.
  • Mehmed yaralandığından peşini bırakıp hekime yetiştiriyorlar ama ölüyor. Ertesi gün Direklerarası Cinayeti gazetelerde.
  • Abdullah birkaç gün ortalıkta görünmüyor. Sonra gidip teslim oluyor. Mahkemeye çıkarıyorlar. İlkin cinayeti kabul etmiyor.
  • Beni öldüreceklerdi türbenin önündeydik mazlumların koruyucusu osman baba’nın kerameti işte osman baba vurdu çerkezi diyor. Mahkeme nefsi müdafadan 4 sene veriyor.
  • Tabi Çerkez gibi dişli bir kabadayıyı alaşağı ettiğinden namı yürüyor. O da ürküntü veren bir kabadayı olarak Aksaray’da meşhur bir kahve olan Onikiler’de takılmaya başlıyor. Aksaray’ın meşhur sayılı fırtınalarından biri oluyor yani.
  • Onikiler ismi kahveden geliyor. bunlar devrin en korkulan, ta beyoğlu’nda falan haraç kesen kabadayılar. fehim paşa gibi saraylı ve paşalığa yükseltilenler haricinde tabi.
  • Onikiler’in reisi Tıflıbozzade Kahraman Bey’in ölümüyle onun yerine geçiyor. Kasıp kavuruyor ortalığı. Bir gün o da paşa oluyor tabi,
  • Saraydan Kilercibaşı Osman Bey’le olan ilgisi sayesinde önce kavas sonradan mirülümera sivil paşa yani. Yangınla yok olmadan önce Aksaray’daki Yeşiltulumba semtinde kahveye oturup o racon kesmeye başlıyor.
  • Yaşlılığında meşhur Sinop sürgünleri arasına o da karışır. Hatta belgesi var, Sinop’tayken hacca gitmek istediğini yazmış. Sonradan yaşından ötürü İstanbul’a gelebilmiş.
  • Ömrünün son seneleri Merdivenköyü’nde geçmiş. Sahrayı Cedid mezarlığına defnetmişler meşrutiyeti takip eden senelerde. Romanlara filmlere konu olmuş.
  • En sevdiğim versiyonu 1996’daki Ustura Kemal dizisi uyarlamasında (kurgu olarak) Ustura Kemal’in yanında yer almasıdır. İskender Bağcılar canlandırır.
  • İskender Bağcılar daha sonra bazı Ustura Kemal albümünde Arap Abdullah karakterinin modeli olur. Haldun Sevel’in Ustura Kemal’i de anlatırım bir ara.

Flood burada biter. Korkulu veya tarihi başka floodlarda görüşmek üzere. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. Görüşmek üzere efendim.

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Cevapla