Kabadayı hikayesi ; Matlı Mustafa & Çerkez Arif Bey Kapışması

İnternette malumatı var kitabı var ama biz kısadan anlatalım. Bu gece madem mevzu kabadayılardan açıldı, yardıralım>>

  • Matlı Mustafa ile Çerkez Arif Bey’in ölümüne kapışmasını ve akabinde vuku bulan acılı hadiseleri anlatacağım.
  • Mevzu hakkında Refi Cevad’ın “Sayılı Fırtınalar”ında detaylı bilgi olduğu gibi zaptiye vakalarına da geçmiş yaşanmış bir mevzudur.
  • 19. yüzyıl sonlarında biraz da Sultan Abdülhamid’in şahsi güvenlik çekincesi ile kabadayılıktan paşalığa yükseltilenler olmuştur.
  • Bunların bir de kapu halkı kafasında kendi adamları falan var. Bunlara bağlı kabadayılar falan yani. Neyse…
  • Bunlar birbirleriyle hasımlar genelde. Bir paşanın gittiği yere öbürü gitmiyor, hır çıkıyor, niza çıkıyor.Adamları arasında da aynı durum.
  • İşte takribi 1907 falan olması lazım yanlış hatırlamıyorsam. Bu çerçevede vuku bulan bir hadise var.
  • Bu kabadayı gibi takılan paşalardan iki tanesi var bunlar özellikle birbirlerine hasım.Yaver Fehim Paşa ile Sertüfengi Arnavut Tahir Paşa.
  • Yaver Fehim Paşa bayağı netameli bir tip. Çok makbul değil. Vukuatı ziyadece. Hakkında sözlükte bir entrym de vardır.
  • Fehim Paşa yaver olduğundan saraydan arkalı. Konağında gündüz gözüyle silah talimi falan yapılabiliyor öyle bir yer.
  • Tahir Paşa ise bir Polonyalı güreşçiyi madara etmiş söylenenlere göre gençken. Padişah bu şekilde hizmetine almış. Arnavut kökenli.
  • Fehim Paşa’nın çevresinde bir dönem sonradan kendisi de paşa yapılacak olan namlı Arap Abdullah bile bulunmuş. Ekibi karışık
  • Bakıldığında genelde İstanbul semtlerinde kendini gösteren kabadayıları, külhanbeylerini alıyor yanına. Yahut muhabbeti var bir şekilde.
  • Tahir Paşa’nın ekibi ise genelde Arnavut kökenli. Arnavutluk’ta eşkıyalık mevzuları olanları yanına getirip kabadayı olarak tutuyor.
  • Olayın yaşandığı tarihlerde Fehim Paşa ile Çerkez Arif Bey’in bir ahbaplığı var ama tanışıklık ayarında. Ne dost ne düşman.
  • Fakat bu tanışıklık “alemlerinde”, “Çerkez Arif Bey de Fehim Paşa’nın adamıdır” şeklinde yorumlanıyor. Arif Bey kimdi necidir derseniz
  • O da kabadayıdır ama kavgadan pek hazzetmez, bahçe işlerini severmiş. Baba tarafından Trabzonlu, anne tarafından Çerkez. Ailesi kalabalık
  • Bir gün Beyoğlu’nda Tünel’in orada sanırım bir yere doğru gidiyor. O esnada Matlı Mustafa’yla yolu kesişiyor! Peki o kimdir, necidir?
  • Arnavut Tahir Paşa’nın kendi ekibi var dediydim ya.Baş kabadayısı. Arnavutluk’ta Mat kasabasından. Eşkiyalıktan gelme, ejder suretli biri
  • Boy göstermek için gittiği bir mekanda olay çıkarmış. Beyoğlu o dönem bu kabadayıların başlıca çekişme alanı. Fehim Paşa’nın yeri binevi
  • Matlı Mustafa’nın oraya gitmesinin nedeni işte Fehim Paşa’nın adamları karşıma çıksın, ben de tepeleyeyim, namım yürüsün hesabı
  • Tam mekandan çıktığı nara bastığı, polislerin gelip ricacı olduğu sırada zira “paşalı” kabadayılardan kendisi, Arif Bey’i görüyor!
  • Anlatılanlara göre herhalde kendisini önceden görmüş. Zira Fehim Paşa’ya söverken cadde ortasında bunu görünce tanıyor. Adamı zannediyor
  • “Aha more Fehim bilmemnesinin adamlarından biri de bu bilmemnedir” diye sövüyor. Arif Bey bakıyor sarhoş ama boş vermiyor, uyarıyor
  • “O lafı bana mı dedin?” diyor.”Duymadın mı more eşek herif sana derim” diye karşılık veriyor.Arif Bey polisleri yarıp yakasına yapışıyor.
  • Mustafa’nın da boşluğuna geliyor. Adamı bir silleyle yere yıkıyor. Polisler araya girip ayrı yerlere götürüyorlar
  • Mevzu anında o dönem İstanbul’unun facebooku twitter’i mahiyetinde kahvelerde bitirimhanelerde yayılıyor. “Matlı’dan Arif’ten çıkıyor
  • Tahir Paşa’nın adamı, Fehim Paşa’nınkinden dayak yedi’ye geliyor. Kavganın mevzusu böylece Mabeyn’e, saraya kadar uzuyor.
  • Fehim Paşa sabah Mabeyn’de Tahir Paşa ile karşılaşıyor.Tahir Paşa: “Adamlarına sahip çık” diye uyarıyor. Sonradan kavgayı duyuyor.
  • Fehim Paşa diyor:”Arif Bey benim namımı korumuştur. Gidip ziyaret edeyim” Meşhur faytonuyla, Arif Bey’in Baba yadigarı evine gidiyor
  • Paşa’yı karşılıyor Arif Bey. Mevzu için: “Basit mesele. Bana sövdüğü için dövdüm sizinle bir alakası yoktu” diye mertçe anlatıyor meseleyi
  • Paşa dürüstlüğünü takdir edip teşekkür edip ayrılıyor. Ama bu ziyaret “Fehim Paşa adamına arka çıktı” şeklinde yorumlanıyor ve yayılıyor
  • Matlı, Tahir Paşa’ya karşı mahçup olmamak için her yana haber salıyor. Bulduğu yerde ölümüne kapışacak Arif Bey’le.
  • Bir gün haber uçuruyorlar buna. “Arif Bey arkadaşlarıyla Beyoğlu’nda falanca mekanda eğleniyor” diye. Arkadaşlarıyla mekana gidiyor.
  • Mekanda otururlarken Matlı Mustafa gelince, Arif bey hariç arkadaşları tedirgin oluyor. “Başka yere gidelim” diyorlar buna
  • Normalde korktu sanmasınlar diye kabul etmez ama arkadaşları rahatsız olmasın diye başka bir mekana gidiyorlar. Matlı da peşinden
  • Çalgılı bir mekana giriyorlar.Oturuyorlar.Mastika, midye,tarator falan takılıyorlar. O dönemde adet,para atılıyor sahneye şarkı isteniyor
  • Bu arada dediğim olaydan önce iki karşılaşmaları var. Matlı kendi kamasıyla elinden yaralanıyor.Ama şikayetçi olmuyorlar birbirlerinden
  • Birinde de sadece lafla atışıyorlar. Çevredekiler artık “birinden biri gidici” gözüyle bakıyor mevzuya
  • İşte en son birkaç tweet önce bahsettiğim gazinoda ikinci olayları oluyor. Arif Bey bir şarkı istiyor para atıyor lavaboya giderken
  • Bir geliyor başka şarkı çalınıyor, kendi şarkısı kesilmiş. “Debreli Hasan” türküsünü “Matlı Mustafa” diye okuyorlar
  • Bir kavga bu yüzden çıkıyor. Ve sonrasında iş artık iki taraftan birinin ölümüyle neticelenecek nihai bir kapışmaya doğru gidiyor.
  • Yine bir mekandan çıkarken Matlı ile karşılaşıyorlar. Arif Bey kavgaya rağmen korktu demesinler diye halini hatrını soruyor
  • Mustafa da onunkini soruyor. İyiyim cevabını alınca: “Görüyorum more eşek gibisin” diyor. Bir kavga da oradan patlıyor. Polisler geliyor
  • Mekana varamadan polisler Matlı karadağ tabancasına asılıyor. Bunu görünce de Arif Bey Smith Wesson’a asılıyor hemen. Herkes kaçışıyor
  • Mustafa iki kurşun sıkıyor, Arif Bey Matlı’nın kalbine tek kurşun sıkıyor. Matlı yere yıkılıyor: “Çıkarın bunu kalbinden vurdum” diyor
  • Merdivenleri inerken fark ediyorlar ki Arif Bey de vurulmuş. Taksim’deki Ermeni Hastanesi’ne taşıyorlar hemen Arif Bey’i
  • Mustafa ise ölmemiş. Kalbinden vurulmuş ama sigara tabakasında sıkışıp kalmış mermi, delip geçmemiş.
  • Hemen Arif Bey’in vurulduğu haberi İstanbul’a yayılıyor. Akrabaları silahları bellerine takıp geliyorlar hastaneye.
  • Hatta Fehim Paşa bizzat sarayın doktorlarından biriyle geliyor. Ama kurtaramıyorlar genç yaşta ölüyor Arif Bey böylece
  • İstanbul’da muazzam bir kan davası çıkacak neredeyse. Arif Bey’in akrabaları Matlı’yı tez vakitte öldürmenin peşinde, diğer yanda
  • Fehim Paşa ile Tahir Paşa kapışması var. Mabeyn’de tartışıyorlar cinayet hakkında felan. Aile de tartışıyor kanı kime düşer diye.
  • Mahkeme günü geliyor. Matlı Mustafa’yı sekiz on-tane ızbandut gibi jandarma koruyor. Mahkeme girişinde çıkışında üst baş araması falan
  • “Alem”de falan beklenti içeride öldürecekleri. Mahkemede kuş uçurtmuyorlar zira. Hatta Arif’in kardeşlerini de almıyorlar binaya.
  • Matlı jandarmaların arasında salona doğru getirilirken:”Abimin öcü alınmaz mı sandın” gibisinden bir ses ve patlayan silah sesi duyuluyor
  • Matlı kanlar içinde. Jandarma arabasına atıyorlar hemen ama orada ölüyor. Vuran kişiyi yakalıyorlar tabi hemen. Herkes şaşkın
  • Zira vuran kişi bu Arif’lerin en küçük kardeşi Ziya. Gözleri iyi görmüyor, sakin bir tip. Kimse ondan beklemiyor. Büyük nam yapıyor.
  • Hikaye burada bitiyor ama Ziya’nın sonu başka türlü oluyor. Kumarbaz Ziya namını taşımaktadır öldürüldüğünde
  • Öldürülmesi de kabadayılar eliyle olmuyor. Mahmut Şevket Paşa suikasti davasına karışıyor.Tetikçilerle ahbaplığı var herhalde. Akibeti idam.

Bu gece bu hikayemizin sonu böyle. Yarın da başka mavra anlatırım. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola…

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Cevapla