Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

İçeriden Fethedilen Kale; CHP (3’üncü Bölüm; Baykal Operasyonu)

  1. İçeriden Fethedilen Kale; CHP (1’inci Bölüm)
  2. İçeriden Fethedilen Kale; CHP (2’inci Bölüm)

Evet sevgili dostlar.Yoğun bir ilgi ile takip ettiğiniz flood serimizin 3. bölümü ile karşınızdayız….

  • Ancak serimizin 3.bölümüne başlamadan önce bir önceki bölümümüzde “KILIÇDAROĞLU’NU PARLATMA OPERASYONU ve AYDIN DOĞAN” bağlantılı olan bölümümüzde ismi geçen duayen gazeteci Sayın Uğur Dündar’ın yakın çevresinden ve çok güvenilir bir kaynaktan bize gelen bazı bilgileri ve bizim de verdiğimiz cevabı sizlerle paylaşacağız…
  • Flood serimizin yayınlanmasının hemen ertesi gününde ismini burada veremeyeceğimiz, ancak Sn.Uğur Dündar’ın çok yakın çevresinde olan ve çok güvenilir bir kaynak bize ulaşarak floodda Uğur Bey ile ilgili geçen bölümle ilgili bilgilerini aktardı….
  • Kaynağımız, floodumuzda yazdığımız Kılıçdaroğlu-Fırat ve Kılıçdaroğlu-Gökçek düellolarının planlama ve yayınlanmasından Aydın Doğan’ın zerre kadar haberi olmadığı gibi yayınlardan da son dakikada haberdar olduğunu belirtti…
  • Yine bu güvenilir kaynağın verdiği bilgilere göre Kılıçdaroğlu kameralar karşısına geçerek Fırat’ı düelloya çağırmış ve bu çağrı üzerine de Sn.Uğur Dündar tarafları karşılaşmaya davet ederek yayını organize etmiş, bu bağlamda Aydın Doğan yayından son dakikada haberdar olmuştu.
  • Keza Gökçek-Kılıçdaroğlu düellosunun da Doğan’ın bilgisi dışında planlandığını belirten kaynağımız olayın “planlı bir operasyonun parçası olduğunu” hissetse yahut editoryal bir baskı altında kalsa Uğur Dündar’ın buna ters tepki vereceğini ve olayın üzerine gideceğini aktardı…
  • Biz de kendisine cevabımızın Uğur Bey’e ulaşacağından emin olarak, bu olaylardan Aydın Doğan’ın haberdar olmamasının mümkün olmadığını ancak “taşların bu açıklaması ile” kafamızda daha iyi oturduğunu belirterek devam ettik…
  • Doğan’ın böyle görevlendirmeyi direkt olarak Uğur Dündar’a yapmasının Dündar açısından ters tepki ile karşılanacağını bilen ve hesaplayan Aydın Doğan’ın bizatihi nokta atışla o dönem Kılıçdaroğlu’na bu talebi kameralar önünde söyletmiş olmasının her şeyi açıkladığını belirttik.
  • Ve o dönemde kameralar önüne geçen Kılıçdaroğlu’nun “herhangi bir kanalda karşılaşalım” şeklinde değil “Uğur Dündar hakemliğinde karşılaşalım” şeklindeki nokta atışı talebinin çok daha açıklığa kavuştuğunu ve bizim hipotezimizde bir değişiklik olmadığını ifade ettik…
  • Bu yaşanan gelişme ve gelen açıklama ile bizim Sn.Dündara “ulaşacağına” emin olduğumuz yanıtımızı sizlerle paylaştıktan sonra kaldığımız yerden CHP’nin İÇERİDEN FETHEDİLİŞİ’ni yazmaya devam ediyoruz… Çayını kahvesini kapan gelsin dostlar. İşte başlıyoruz…
  • Yayınlanan videoda Baykal’a ait olduğu öne sürülen, bir bayanla çekilmiş görüntüler vardı…Ama daha çarpıcı olanı videonun VARAN 1 ibaresi taşımasıydı.Bu çok “ince ve keskin” bir mesajdı…
  • Operasyonu başlatan güçler”VARAN 1″ diyerek görüntülerin devamının ellerinde olduğu mesajını veriyorlardı…
  • Baykal,bir süredir beklediği ama “gölgeleri” çözemediği büyük operasyonun nihayet yapıldığını ve büyük resmi gayet net görüyordu…. Tarihler 6 Mayıs 2010’u gösteriyordu…
  • Baykal kendisi üzerinden CHP’ye bir operasyon yapıldığının ve nihai amacın ele geçiriilecek CHP ile iktidarın ardından muhalefetin de teslim alındığı ve tamamen Küresel Güç Odaklarının güdümündeki bir Türkiye siyaseti dizaynı olduğunu görmekteydi…
  • 2009 yerel seçimlerinde Karayalçın’ın Ankara’daki yenilgisini “hezimet” olarak niteleyen medya kanalı ile Karayalçın tasfiye olurken aynı medya Kılıçdaroğlu İstanbul’da kaybederken yaşanan %10 oy artışı nedeni ile “Kaybederken kazanan” bir kahraman yaratma algısı yaratıyordu.
  • Artık küresel güçlerin üzerinden CHP’ye operasyon çekeceği isim belli olmuştu…Atatürk’ün koltuğu için Kılıçdaroğlu hazırlanıyordu…Baykal arkasındaki güçleri göremese de artık Kılıçdaroğlu isminden emindi…
  • Ancak üst üste yaşadığı seçim başarısızlıkları kendi parti tabanı içerisinde ciddi rahatsızlığa yol açmıştı.
  • Öte taraftan partinin eksen kayması yaşaması için örgütlerde çekilebilecek bir operasyona karşı koyabilmek adına zaman zaman parti içi anti demokratik uygulamalar sergiliyor ve Önder Sav ile birlikte delegasyon yapısının Atatürkçü ulusalcı genetiğini muhafaza ediyorlardı…
  • Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde ise ortaya “Sürekli seçim kaybeden,parti içinde koltuğunu korumak için anti demokratik yollara başvuran,parti içi inandırıcılığı kalmamış” bir Baykal-Sav yönetimi çıkıyordu…
  • Oysa Baykal-Sav ekibi tasfiye oldukları an partinin “dizayn” edileceğini biliyor ve bunu engellemek için gerekirse kendilerine gelebilecek en ağır eleştirileri göğüslemek bahasına antidemokratik bazı yollara parti içinde başvuruyorlardı…
  • Baykal görüntülerin “özel bir evde” çekildiğini biliyordu.Burayı ise 3-4 kişi dışında bilen yoktu.Baykal böylece uzun zamandır bildiği teknik takibin yanı sıra “fiziki takibe” de alındığını anlamıştı…
  • YEŞİL GLADİO’nun yeniden reorganize olduğu 1991 yılı itibariyle en etkin yapılandığı alan ise Emniyet İstihbarat Dairesi’ydi. Baykal için komplonun tetikçisini anlamak hiç de zor olmamıştı.
  • Baykal görüntülerin ortaya çıkmasının hemen ardından Angora Villaları’nda bulunan dairesine çekildi.Kritik saatler yaşanıyordu ve yanında tabii ki ÖNder Sav vardı…
  • İlk şok ile Baykal Sav’a “Sen götür” dese de kısa sürede o ilk şoku atlatarak sakince düşünmeye başladı.Sorun bu büyük operasyon karşısında kimin partinin başında olacağı değildi…
  • Öncelikli yapılması gereken bu büyük operasyona karşı komplike bir karşı operasyon hamlesi yapabilmekti…
  • Yıllarını siyasete,parti içi mücadelelere,siyasi rakipleri ile mücadeleye harcamış bir taktik ustası olan Baykal’ın pes etmeye hiç ama hiç niyeti yoktu.CHP ve CHP üzerinden Türk siyasetine çekilecek operasyonu bozmaya kararlıydı…
  • Gerek Baykal,gerekse Sav yapılmak istenen büyük operasyonun başında olduklarını biliyorlar ancak kendilerine karşı gerek kamuoyu gerekse parti tabanında biriken tepkiyi de görüyorlardı…
  • Şu aşamada bir “direniş” yahut “Geri dönüş” mümkün değildi..
  • Ama Baykal bir strateji uzmanıydı ve devlet adamıydı… Kritik anlardaki kriz yönetme becerisi ve baskı altında strateji üretme yeteneği yeniden ve belki de hayatının en kritik dönemecinde tekrar ortaya çıkacaktı…
  • Ve Baykal ilk şoku atlatır atlatmaz stratejisini belirleyerek, Önder Sav ile birlikte CHP’ye yapıla operasyona karşı “kontra operasyon” planını yaptı…
  • 2007 yılından itibaren başlayan 2008 ile hız kazana süreçte gelinen noktada büyük medya desteği ile Kılıçdaroğlu tabanda”Beklenen Kurtarıcı” konumuna getirilmişti,…
  • Baykal,operasyonun bu ayağına şu aşamada direnme şansı olmadığını görüyordu.Karşı operasyon planını bu gerçeği merkeze alarak yaptı…
  • Önder Sav ile yapılan toplantıda öncelikle alınan karar,kaset komplosunu kimin kurduğunu anlamalarının önüne geçmek için “Bilmiyor” gibi yapmak hatta Cemaat’in konu ile alakası olmadığını açıklamak oldu…
  • Böylelikle Cemaat;’in artık YEŞİL GLADİO’ya evrilmiş olduğunu bilen Baykal-Sav 2’lisi”2. bir ölümcül darbenin” önünü kesecekler yahut bu riski minimize edeceklerdi…
  • Planın 2. aşaması,operasyon yapan asıl güçlerin ve onların taşeronu olan YEŞİL GLADİO’nun “istediklerini elde ettiklerini” sanmasını sağlamaktı…Bunun için Baykal istifa edecekti…
  • CHP’ye gerçekleştirilen operasyonu planlayanların “istediklerini aldıklarından” emin olması için CHP’NİN BAŞINA HAZIRLADIKLARI ve kamuoyu ile parti tabanında beklenti yaratılan Kılıçdaroğlu’nun önü bizatihi Baykal ve Önder Sav tarafından açılacaktı…
  • Kılıçdaroğlu için ise artık “altın tepsi içerisinde” kendisine sunulacak “CHP’nin anahtarlarını” bekleme vaktiydi…
  • Baykal yıllarca parti içi mücadelelere girişmiş ve bu mücadeleler onu “taktik/strateji” olarak geliştirerek çok üst düzeye taşımıştı. Bu parti içi mücadelelerinden en önemlisi ise SHP döneminde Erdal İnönü ile giriştiği mücadeleydi…
  • Baykal,İnönü ile olan mücadelesinde belki Genel Başkanlığı kazanamamış ama Parti Meclisi ve MYK’yı ele geçirerek kitlemiş,İnönü’yü hareket edemez noktaya taşıyarak siyaseten felç etmişti…
  • Baykal uzmanı olduğu aynı stratejiyi izleyecekti…Ancak bu kez plan çok daha geniş çerçeveli,uzun vadeli,alternatifli ve komplike hazırlanıyordu. Baykal,hata yapma lüksü olmadığını biliyordu…
  • Plana göre Baykal milletvekili olarak ve her an müdahil olacak şekilde parti içerisinde kalacak,Önder Sav Genel Sekreter olarak örgütleri kontrol edecek,Hakkı Süha Okay ise Meclis grubunu kontrol etme görevini üstlenecekti.
  • Böylece Kılıçdaroğlu Genel Başkan olsa da,parti örgütü,milletvekilleri,Parti Meclisi ve tabii MYK Baykal-Sav ikilisinin kontrolünde olacaktı.
  • Baykal bu süreçte daha fazla yıpranmamak için hiç ön plana çıkmayacak ve partinin “bir bileni” konumunda arka planda yer alacaktı.İlerleyen süreçte yaşanacak olumsuzluklar sonrası örgütler ve vekillerin yanaşacağı çekim merkezi olması için şimdi bir adım geri adım atacaktı…
  • Bu planın kısa vadeli hedefi CHP ve CHP üzerinden Türkiye’ye çekilen operasyonun yıkıcı etkilerinden korunmaktı…
  • Orta vadede ise Baykal-Sav ikilisi Kılıçdaroğlu’nun ilk seçimde bir rüzgar yakalasa da Türkiye’de en az 10-15 yıl siyasal islam’ın iktidarda “tutulacağını” ön gördüklerinden ard arda alacağı seçim mağlubiyetleri sonrası yıpranacağı, Baykal-Sav ikilisi kaset komplosu ortaya çıkmadan yıllar önce bazı şeyleri görmüşlerdi…
  • Türkiye’de siyasal islam ,ktidarının BOP planının kayıtsız şartsız destekçisi olan iktidar AKP eli ile “ihtiyaç olduğu” müddetçe yürütüleceği açıktı..
  • ABD, kendisi için hayati önem taşıyan ve büyük toplumsal etkileri olan konularda siyaseti dizayn etmek için mutlaka bir hamle yapardı.Ancak siyasal dizaynın zaman alacağını anlaması ve uzayan zamanın kendisine maliyetinin fazla olması halinde B planına geçerdi…
  • Bu plana göre “hedef ülke” 1-2 yıl kaosa sürüklenir,kamplara bölünür,silahlı çatışma,bombalı eylemler lojistik finansal olarak desteklenirdi.Uygulanan bu stratejiye “Tansiyon Stratejisi” adı verilirdi. (BKZ:Avrupa’nın Kalbine Saplanan Bıçak; ‘GLADİO’ – 1’inci Bölüm: “Derin Devlet” serimiz)
  • Yaşanan kaos ortamı ile askeri darbeye zemin hazırlanır ve ardından da ABD destekli darbe gerçekleşirdi….
  • Türkiye’de bunun en çarpıcı örneği,uluslararası kapitalist sisteme tam entegrasyon için alınan ve sivil bir iktidarın uygulamasının mümkün olmadığı 24 Ocak kararlarının uygulanabilmesi için, oluşturulan iç savaş ortamı,kaos ve çatışmalar sonrası”halkın bekler hale getirildiği” darbe ile 12 Eylül 1980’de ordunun yönetime el koymasıydı. Kenan Evren ve ekibi Türkiye’De yönetime el koyarken Washington’da Beyaz Saray’da “Bizim çocuklar başardı” denilecekti…
  • Erdoğan daha şiir okuyup hapse girdiğinde bu sürecin başladığını anlayan Baykal,”Yasaklı Erdoğan” olmadan iktidara gelen AKP’nin “Karizmatik Lider” odaklı yapısını görüyor ve Erdoğan olmadan AKP’nin uzun süre dayanamayacağını ve dağılacağını öngörüyordu…
  • Bu noktada Erdoğan’sız zayıflayarak İKTİDARDAN DÜŞECEK AKP, ABD’nin askeri darbe için düğmeye basması anlamına gelecekti…
  • Baykal o nedenle 2 aşamalı bir plan yaptı.Önce Erdoğan’ın siyasi yasağını kaldırarak mağduriyet kozunu ekinden aldı ve onu siyasal sisteme entegre edecekti. Böylece mağduriyet üzerinden keskinleşecek ve “toplumsal kaos” projesine yatkın hale gelecek kitlelerin önünü kesecekti.
  • Hem de en az 10-15 sene iktidarda “tutulacağını” gördüğü AKP iktidarının yıkıcı etkilerini minimize edecek bir toplumsal muhakefet ve AKP sonrası Türkiye’nin içerisine gireceği”restorasyon” süreci için “toplumsal mutabakat süreci” örgütleyecekti…
  • Böylece belki kendi siyasi kariyerini riske atacak ama bir askeri darbe operasyonunun altyapısını ve zeminini “Küresel Güçlerin” elinden almış olacaktı…
  • İşte Baykal bu plan çerçevesinde Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılmasının önünü açtı.
  • Baykal’ın tüm bu karşı hamleleri 1 Mart Tezkeresi ile birleşince tasfiyesi zorunlu hale geldi ve kalemi kırıldı.
  • Şimdi ise siyasal islam ile birlikte 2 partili bir meclis dizayn ederek bu meclise kendi dizayn ettikleri “CHP” Yİ “DÖNÜŞTÜREREK” kaldıracın sol tarafı olarak yerleştirmek isteyen “Küresel Güç Odakları” ile adeta bir “Gölge Savaşı “başlatacaktı.
  • Zira gerçek düşmanı hala göremiyordu.
  • Baykal’ın planının işleyebilmesi için iki önemli temel şart vardı.Bunlar YEŞİL GLADİO haline dönüşen Cemaat’e “Sizden gelen bir saldırı yok” mesajını net biçimde iletmek ve Baykal-Sav ikilisinin “ayrıştığı” izleniminin yaratılmasıydı…
  • Sav plana göre Baykal’ı “Satacaktı”… İkili arasında kavga ve küslük olduğu imajı yaratılacaktı
  • Planın belki de en can alıcı noktası buydu.Kılıçdaroğlu’na tam bir güven verilmeliydi…
  • Ve plan uygulamaya sokuldu… Derin CHP “POLİTBÜROSU” DEVREDEYDİ ve CHP “SESSİZ DİRENİŞE” geçmişti…
  • Tarih yaprakları 10 Mayıs 2010 gününü gösterirken Baykal kameraların karşısına geçti.Tüm Türkiye 4 gündür ne diyeceğine kilitlenmişti. Kurt politikacı duygusal bir veda konuşması gerçekleştirdi…Ancak veda konuşmasının satır aralarında bu tezgah
  • Ancak konuşmasının satır aralarında bu tezgahın kendisine değil, kendisi üzerinden CHP’YE yapıldığı mesajını verdi…
  • Baykal konuşmasını yaparken Gürsel Tekin NTV sütüdyosunda, şimdinin hızlı AKP savunucusu Savcı Sayan ise tam karşısında binlerce kişi gibi gözyaşı döküyordu…
  • Kolay değildi,Türkiye 40 yıllık bir siyaset adamının 40 saniyelik bir video ile siyasi kariyerinin sonlanmasına ve bir efsanenin çöküşüne tanıklık ediyordu…
  • Oysa her şey yeni başlamıştı.
  • Başta Doğan medyası olmak üzere, televizyon ve gazeteler ise Kılıçdaroğlu’nu çoktan “Pompalamaya” başlamışlardı bile…Adeta Kılıçdaroğlu şimdiden CHP’nin yeni genel başkanı ilan edilmişti…
  • Kanalların ve gazete köşelerinin başlıca konusu CHP’nin geleceği olurken herkes ağız birliği etmişçesine “CHP’yi bu kaostan Kemal Kılıçdaroğlu” çıkarır diyordu…
  • 2008 itibariyle yapılan PARLATMA OPERASYONU ve psikolojik harekat ile genel kamuoyu ve parti tabanını bu algı yönetimi operasyonunun etkisine açık hale getirmişti…
  • Bu arada Baykal-Sav ikilisi Gürsel Tekin’i plandan kısmi olarak haberdar ederek,Kılıçdaroğlu’na yakınlaşmasını istemişlerdi. Tekin Baykal’ı istifadan vazgeçirme çabalarını bırakarak Kılıçdaroğlu’na yanaşmıştı.Baykal-Sav ikilisi Kılıçdaroğlu’nun en yakınına bile girecekti…
  • Baykal ve Sav uzun vadede parti içi iktidarı bizzat olmasa da kendi destekledikleri bir isimle yeniden ele geçirmeyi düşünüyorlardı. Ve daha planın başında bu “desteklenecek” isimler noktasında 4 kişilik bir liste oluşturmuşlardı…
  • Ancak her 2 siyasetçi de “Gücün her türlü değeri alaşağı edebileceği ve tüm bağlılıkların yerini değiştirebileceği” gerçeğini çok iyi bilecek kadar uzun süredir siyasetin içerisindeydiler…
  • Her ne kadar planları işlerse kontrol kendilerinde olsa da mühür Kılıçdaroğlu’nun elinde olacaktı.O nedenle bu isimlerden sadakatini süreç içerisinde ispat eden ve hala tasfiye olmamış hangi isim varsa ona destek verilecekti…
  • Bu isimler, Hakkı Süha Okay,Levent Gök,Gürsel Tekin ve Muharrem İnce’ydi…
  • Sessizliğini koruyan Kılıçdaroğlu ise medyanın ilgi odağı konumundaydı…Operasyon yapılmış nihai sonuca ulaşmak için çok yaklaşılmıştı…Ama “Birileri” Kılıçdaroğlu’na “Bekle” diyorlardı…Bu esnada medyada yoğun bir Kılıçdaroğlu rüzgarı esiyordu…
  • HABERTÜK devereye girmişti… Gazete yaptığı anketten %72.4 Kılıçdaroğlu’nun başkanlık desteği çıktığı açıklıyordu…
  • Ama her şeye rağmen Kılıçdaroğlu’nu “son düzlüğe” sokan eller kendisine beklemesini söylüyorlardı.Medya ilgisinin odağında olan Kılıçdaroğlu 15 Mayıs 2010 tarihinde Baykal ile Beysukent Angora Villaları’nda tam 1 saat 10 dakika başbaşa görüştü…
  • Herkes bu görüşme sonrasında Kılıçdaroğlu’ndan adaylık açıklaması gelmedi.Baykal Kılıçdaroğlu’na Kurultay’a gelmeyeceği taahüd vekararlılığını yineleyerek yeşil ışık yakarken örgüt ve delegeyi kontrol eden Sav’ın tavrını bilmediğini söyleyerek Kılıçdaroğlu’nu Sav’a yönlendirdi
  • İşte kum saati o andan itibaren geriye doğru akmaya başladı…
  • Kılıçdaroğlu ısrarla kendisine 12 Mayıs’tan beri Genel Başkan Adayı olup oladığını soran gazetecileri o tarihten bu yana aday değilim diyordu, başbaşa görüşme sonrasında da aday olmadığını bir kez daha beyan etti.Ama bu kez durum farklıydı….
  • Çünkü, “perde arkasındakiler” zaten başından beri bilinçli olarak Kılıçdaroğlu’na adaylığını açıklatmıyorlar ve üzerinde tabandan ve örgütten baskı oluşmasını adım adım bu baskınınartması stratejisini izliyorlardı…
  • Yani Kılıçdaroğlu “Aday olmayacağım” demesine rağmen gün geçtikçe dayanılmaz hale gelen taban ve örgüt baskısı ile “Adayım” diyecek ve “Kurtarıcı” olarak karşılabacak, “Liderliği” tartışılmayacaktı…
  • Fakat Baykal’ın yeşil ışığından önemli olan ögüt ve delegasyona hakim yeni güç odağı Sav’ın tavrıydı… Kılıçdaroğlu mesajı almıştı hemen Sav ile irtibat kuruldu… Bu görüşme kamuoyundan gizli gerçekleşti…
  • Yapılan görüşmede Sav, Kılıçdaroğlu’na “Baykal büyük bir sorumsuzlul yaparak sadece kendisini yakmadı partiyi de ateşe attı. Rerferandum varken onun yüzünden belki ülke tehlikede” diyerek Baykal ile yollarının ayrıldığını ve kamuoyu ile taban desteğinin Kılıçdaroğlu ile olduğunu söyledi…
  • Kılıçdaroğlu “Ya örgüt ve delege?” dediğinde Sav “O kunuda ben taahhüd veriyorum.Bir an önce partiyi bhu kaostan çıkarmalıyız.Bunu şu an yapabilecek isim sensin ve bu görevden kaçamazsın” diyerek Kılıçdaroğlu önündeki somn engeli de kaldırıyordu…
  • İşte 15 Mayıs’ta “Aday değilim” diyen Kemal Kılıçdaroğlu “Küresel Güçlerin” de artık zamanı demesi ile Sav ile görüşme ve aldığı garantinin sonrasında 48 saat sonra CHP Genel Merkezi’nde kameraların karşısına geçerek “Adayım” diyordu…
  • Bu adaylık açıklamasının hemen ardından Önder Sav tüm il başkanlarını Ankara’da bir araya topluyor ve il başkanları Kılıçdaroğlu’na tam destek deklerasyonu açıklıyordu…
  • Baykal’ın planı sorunsuz işliyordu…Baykal katıldığı bir davette Önder Sav için kameralar açıkken mikrofonu eline alıyor ve davetlilere hitaben “Benden size tavsiye siyaset yaparken vefalı olun.
  • Siyasette vefa olmalı” şeklinde konuşuyor bu konuşmalar medyaya Baykal-Sav yol ayrımı olarak yansıyordu…
  • Bu açıklama ile birlikte hala olanları anlamlandıramayan bir kısım CHP tabanında ve genel kamuoyunda Sav çoktan “satıcı” damgasını yiyordu… Baykal-Sav ikilisinin istediği de tam buydu…
  • Erdoğan kasedi meydanlarda “Genel,genel” diyerek kullanmaya başlamıştı. CHP’nin daha fazla kaosta kalarak yara alması küresel güç odaklarının işine gelmiyordu.Denge kaybolmamalıydı…
  • O nedenle artık Kılıçdaroğlu operasyonu bir an önce tamamlanmalı hatta Kılıçdaroğlu’nun yerinin sağlamlaştırılması ve tabanda Baykal’a olası bir dönüşün önünün kesilmesi için medya desteği ile %5-7 arası CHP’nin oyunun artması gerekiyordu…
  • Kısa süre sonra CHP Olağanüstü Kurultayı’nda rekor sayıda delegenin imza ve oyları ile Kılıçdaroğlu CHP’nin 7. Genel Başkanı oluyordu..
  • Ama PM listesine Önder Sav damgasını vurmuştu, bu aynı zamanda MYK’yı da belirlemek demekti.Partinin ana ekseninden çıkmasını sağlayacak isimlere geçit verilmemişti…
  • Bu toz,duman ve coşku içerisinde bir emekli bürokratın 2002’de üye olduğu bir partide 8 senede nasıl genel başkan olduğu hiç sorgulanmıyordu.İlk bakışta harika bir algı yönetimi opersyonu ve muhteşem bir dizayn söz konusuydu…
  • Oysa PM listesini gören “birileri” hiç de memnun değillerdi
  • Baykal-Sav ikilisinin planları neredeyse %100 oranında işlemişti… Ve küresel güç odakları Kılıçdaroğlu’nu koltuğa oturttukları anda bir karşı operasyon yediklerini anlamışlardı…
  • Daha operasyonu yediklerini anlar anlamaz B planı devreye alınacak ve Sav’ın TASFİYESİ İÇİN DÜĞMEYE basılacaktı…
  • B PLANININ ana yürütücüsü olarak bir kez daha SOROS görevlendirildi…
  • Küresel Güçler başladıkları operasyonu tamamalamaya kararlıydılar ve “Çevreleme Stratejisini” uygulamaya soktular…
  • Satranç masasında bir hamle daha yapılmıştı ama Baykal-Sav ikilisi direnebildikleri yere kadar direnmeye kararlıydılar…
  • Operasyon tamamlanamamıştı ve anlaşılan bu operasyonun tamamlanması hiç de sandıkları kadar kolay olmayacaktı.CHP Devlet kurucu bir partiydi ve “Devlet” refleks gösteriyordu…

Evet sevgili doostlar, İÇERİEN FETHEDİLEN KALE;:CHP flood serimizin 3. partının sonuna geldik… Bu saate kadar bizimle olan yada daha sonra floodu sonuna kadar okuyacak tüm dostlara selam olsun diyoruz ve… Klasikleşen şekli ile bitiriyoruz floodumuzu “Taktirleriniz beğenilere,beğenileriniz RT’lere yolculuk etsin”…

Bu Konu, Celal Eren Çelik @yazparov Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları (Sponsor) | Pdf Kitap İndir