Hakime Cadı Hikayesi | Hayalet Gelin

Gecenin ikinci floodu. Bir okurumun Selanik mübadili anneannesinden aktardığı “Hakime Cadı” hikayesi. Kısa bir folklor makalesinde bahsi geçen “Hakime Cadı”nın hikayesinin tam halini ve Trakya’da yaygın anlatılan “hayalet gelin” motifinin olası kökeni içeriyor mevzu. Başlıyor!

  • Rumeli’deki hortlak-cadı folklorunu, bizim kaynaklardaki vampir histerisi vakalarını eski floodlarımda anlatmıştım, o yüzden tekraren bahsetmeyeceğim. Ama kısaca hatırlatmak isterim:
  • Yakın dönemlerde hatta günümüzde Balkanlarda Hristiyan ahali arasında görülen vampir inanışı, Osmanlı döneminde Müslüman ahaliyi de etkilemiştir. Bazı “toplu histeri” vakaları kaynaklara geçmiştir.
  • Karadeniz havzasında daha yoğun görülen bu inanış, kabaca herhangi bir sebeple (günahkarlık vb.) kişinin öldükten sonra huzur bulamaması yahu “kötü cinlere alet olması” nedeniyle mezarından çıkıp insanlara musallat olması, onların kanıyla, hayatıyla beslenmesi motifine sahiptir.
  • Ahali çoğu zaman bunların musallatına uğradıklarını düşünerek toplu histeriye kapılmaktadır. İnsanlar ya köylerini bırakıp kaçarlar ya da mezar mezar musallat olan ölüyü arayıp defetmenin yolunu arar. Filmlerde gördüğümüz kalbe kazık, kafa kesme vs.
  • Bu kalbe kazık olayı Ebussuud Efendi’nin fetvaları başta olmak üzere eski dönemin bazı dini metinlerine konu olmuştur. Balkan folklorunun etkisi.
  • Bugün Balkanların bazı bölgelerinde, özellikle kırsal yerleşimin ağırlıkta olduğu yerlerde ruhani bir varlığın musallatı şeklinde vampirlerden şikayetçi olan kimseler haberlere konu olmaya devam etmektedirler. Müslüman ahali üzeride ise eski tesirini kaybetmiştir bu inanış.
  • Sırbistan’daki yerel gazetelerde her sene bir-iki vampir gördüm vakası çıkar, bizim Anadolu’nun cinli köy vakaları misali. Bununla birlikte Balkan folklorunun bir uzantısı olarak bu inanışın bir kalıntısı, bugün Trakya’nın çeşitli bölgelerinde görülebilmektedir: Hayalet Gelin.
  • Bir-iki floodumda bahsettiğim için tekrar değinmeyeceğim uzun uzun. Bu motifle ilgili olarak “ölü gelin” motifinin savaş yıllarında düğünü basılmış yahut eşkıya-komitacı kurşununa kurban gitmiş bir gelinin hatırası olduğunu pek çoğumuz tahmin etmişizdir.
  • Bu mitin köken hikayesinin, bir makale sayesinde haberdar olduğum Selanik’teki “Hakime Cadı”ya uzandığını, Selanik mübadili anneannesinin anlatılarını aktaran bir okurum sayesinde öğrenme imkanım oldu.
  • Okurumun bana yolladığı mesaj, 2018’de Seçkin Sarpkaya ile yazdığımız “Türk Kültüründe Vampirler” kitabını okurken anneannesinden hep duyduğu Hakime Cadı’ya rastlayınca duyduğu şaşkınlıkla başlıyordu.
  • Osman Saygı’nın “Sarıgöl Folklorundan: Cadılar ve Cadıcılar” başlığıyla Türk Folklor Araştırmaları dergisinde yayımlanan (Cilt 7, no. 150, Ocak 1962, s. 2606.) tek sayfalık bir makalesinde geçer Hakime Cadı’nın kısa hikayesi, kitapta tam metin olarak yer vermiştim.
  • Makaledeki hikaye şöyle: “…Birinci Cihan Harbi sıralarında Selanik’in Ağustos kazasında “Hâkime” isminde bir cadı türemiş ve bütün o ilçe halkını rahatsız etmiş. Ve Muralarlı Murat Ağa’yı, kasabaya çağırmışlar ve cadı öldürülmüş…”
  • Kayalarlı Uçanalı Behzat Ağa, Halis Ağa, Ağustoslu Şükrü dayılarda misafir imişler. O semtin muhtarı da Yusuf Efendi imiş. Cami’den çıkan cemaat Hâkime cadının olduğu yere toplanmış. Orada, elektrik şeraresi (kıvılcım) şeklinde bir kımıldama hareket gözüküyormuş.”
  • Okurumun bana aktardığı hikayeyi ise onun ifadeleriyle aktaracağım size. Hakime Cadı’nın hikayesinin bu tam halinin, geceleri dolaştığına dair çeşitli bölgelerde söylenceler olan “hayalet gelin” motifinin olası kökeni olabileceğini düşünüyorum. (Okurumun ifadeleriyle):
  • (Anlatı başı) “Selanik’te çok savaşlar olmuş, çok kan dökülmüş anneannem böyle anlatırdı. Bir dönem gelmiş ölenler cadı olup geri dönmeye başlamışlar, bunlardan en çok duyulanı Hakeme (Hakime) cadı imiş çünkü bir eve musallat olmuş…
  • “Ölenin mezarında büyük bir delik açılırmış öldükten sonra ve cadı olup geri dönermiş. Hakeme cadı bir eve geliyor ve diyor ki ‘Beni bu evin beyi ile evlendirin!’ korkudan kimse bir şey diyemiyor.”
  • “‘Eğer evlendirmezseniz hırkalak (vırkalak) olup çocukları yerim!’ diyor mecburen düğün hazırlıklarına başlanıyor. ‘İstanbul’dan urba isterim’ diyor ve getiriyorlar.”
  • “Derken aile nasıl cadıdan kurtuluruz derken; zamanında bir kadının kocası ölmüş, cadı olup tekrar karısının yanına gelmiş ve kadın da ölen kocasından hamile kalmış.”
  • Çocuk doğmuş tek burun deliği varmış, bir tek o cadıları görebilirmiş. O oğlan la konuşuyorlar, ‘cadı oğulları’ derlermiş. [Not: Cadıcı, vampiroviç, dhampir vs. isimler altında Balkanlarda yaygın bir inanış,vampirin tasallutundan doğan çocuk insan olsa da onların gücünü taşır,
  • vampirleri öldürebileceğine inanılır. Ocaklı kimselerdir yani. Anadolu’nun cincisi, alcısı gibi Balkanın da “cadıcısı” var. MBY] (Anlatı devam): “Düğün gecesi ‘Hakeme cadıyı vuracaksın’ diye anlaşıyorlar. (Cadıoğlu’yla)”
  • “Derken düğün başlıyor, dedem ve anneannemin annesi bizzat düğüne gitmiş sandalyede sadece oturan bir gelinlik duruyormuş. Derken düğün bitiyor ve Hakeme cadı odaya alınıyor ‘Cadı oğlu’, Hakeme cadıyı vurup öldürüyor ama odada sadece kan varmış.”
  • “Bu olaydan sonra tüm cadı olanlar o eve geliyor, ‘Biz Hakeme cadının kanına geldik!’ diyorlar. ‘Cadı oğlu’nun dediğine göre normal insan, cadı oğlunun koltuk altından bakarsa cadıyı görürmüş.”
  • “(Cadının) her yeri kılla kaplı ve çok çirkinmiş, tüm yöre halkı da cadıları görmek için o eve gidermiş.” [Not: Bu motif Sırp halk inanışlarında da vardır, kıllarla kaplı olarak tasvir edilir. MBY]
  • “Bir gece anneannemin annesi bir ses duyuyor ve ay ışığında kendi amcasının kızının sesini duyuyor. Cadı olup gelmiş, çocuklar dalga geçiyormuş, ‘Seni kocana götürelim!’ diye.”
  • “O da zamanında Mersin diye bir adama kaçtığı için ‘Ben Mersin’e gideceğim’ deyip yerden taşları havalandırıp çocuklara atıyormuş, buna bizzat kendisi şahit olmuş.”
  • “Yunan hükümeti de onları büyücülük ile suçlamış, mezarlık yakılıp beton dökülerek bu olaylardan zamanla kurtulmaya çalışmışlar.” (Anlatı sonu) Günümüzde Trakya’nın birçok bölgesinde “hayalet gelin” anlatısı görülmektedir. (Bağlantısını bu flood bitince en alta ekleyeceğim)
  • Bununla birlikte göçmenlerle birlikte Trakya dışındaki bölgelere de taşınmıştır. 1995 yılında Kanal D’de yayınlanan “Sınır Ötesi” programının bir bölümünde anlatılan, Bursa’da geçtiği söylenen “Mezarlıktaki Gelin” anlatısı en dikkatimi çekenidir, her etkinlikte anlatırım.
  • 95 veya 94 gibi sanırım vakanın tarihi. Bursa’da, gecenin bir vakti arkadaşını arabayla evine bırakmaya gidiyor bir adam. Bir mezarlığın ortasından geçen yolu takip ediyor kestirme diye sanırım. Yolda tek tük sokak lambasına denk gelmişlerse de ekseriyetle karanlık.
  • Adam arabasıyla hızla ilerlerken mezarlığın duvarı üstünden bir insan siluetinin yola doğru atladığını görür. Frene asılır. Yanında oturan arkadaşı dönüp: “O neydi?” der, ikisi de görmüştür, bir şey yola doğru atlamış.
  • Araba duruyor, farları yanık ama inip bakmaya cesaret edemiyorlar. Bir şeye de çarpmadıkları için emin olamıyorlar. Hayvan ezip ezmediklerine bakmak için adam arabayı geriye alıyor, yola farların ışığında bakıyor oturduğu yerden.
  • Hiçbir şey yok görünürde. “Poşet uçtu önümüze herhalde ” diyerek yola devam ediyorlar. Mezarlığın çıkışına beş dakika mesafedeler, adam sağa sola bakmadan yola odaklanıp sürüyor arabayı.
  • Yanında oturan arkadaşı elini aniden koluna koyuyor, “Abi sakin ol, panikleme yavaşça dikiz aynasından arkaya bak” diyor. Adam anlayamıyor yola odaklandığından.
  • Kafasını dikiz aynasına çevirip baktığında arka koltukta oturan bir gelinle göz göze geliyor. Kadının yüzünü seçemese de soluk yüzünü, ifadesizce ileriye doğru baktığını görüyor.
  • Direksiyona doğru eğilip gaza basıyor, korkudan sesi soluğu gitmiş. Mezarlıktan çıkar çıkmaz ilk sokak lambası ışığı altında frenlere asılıyor. Araba durur durmaz arkadaşıyla dışarı atıyor kendini.
  • Işığın altında bakıyorlar arabaya. Biraz önce arkalarında oturup kendilerine bakan gelin yok, kimse yok araçta. Adamlar tekrar korka çekine arabaya binip yola devam ediyor. (Tanığın anlatımının tam metni Ergun Candan’ın Yaşanmış Esrarengiz Olaylar kitabında bulunmaktadır)
  • Bu floodun da sonu böyle. Biraz dinleneyim, 03.30’a doğru öteki korkulu floodu aktaracağım. Uyuyan uyusun sabah okusun. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola.

Kafa Kesme ve Vücuttan Farklı Yere Gömme Ritüeli

Kazık Çakma | Dracula | Korku Hikayeleri

Hayalet Gelin Hikayesi | Korku Hikayeleri

Kabadayı, eşkıya floodlarından sonra akrabalarından bana ulaşan çok olurdu. İlk kez bir korku floodundan sonra bu sefer doğrudan bölgeden bir başka mübadil anlatısına denk geldim. Söylenceye konu olan Hakime hanımın akrabalarından birisi ulaştı bu sefer 🙂

Yazar; Mehmet Berk Yaltırık

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x