Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Hakim Tepe; Telekom-2 (‘Rockefeller ve İngiltere; Küresel Merkez Akıl’)

Evet sevgili sizlerin de yoğun ilgisi ile karşılaşan ve seri haline getireceğimiz HAKİM TEPE:TELEKOM flood serimizin bugün 2. bölümü ile sizlerle birlikteyiz.

  1. Hakim Tepe; Telekom-1 (‘Haberlerin Perde Arkası! Asıl stratejik Hedef!’)
  • Hatırlayacağınız gibi serimizin ilk bölümünde KÜRESEL MERKEZ AKLIN, TELEKOM’u VATİKAN işbirliği ile nasıl “Konsorsiyum” adı altında ele geçirdiğini, “1.TALAN OPERASYONUNUN” belki de en stratejik ayaklarından birisi olan TELEKOM özelleştirmesi esnasında yaşananları ve ve 3 bankanın neden şimdi kredi borçlarına karşılık TELEKOM hisselerini talep ettiklerini ve bu bankalrın ilişkiler ağı ile aslında nerelere bağlı olduklarını yazmıştık…
  • Tabii bu yazımızın ardından bize gelen en yoğun soru “Neden OGER’e bugüne kadar önlem alınmadı? Neden gerekenler daha önce yapılmadı” şeklindeki sorular oldu…
  • İşte bugün sizlerle birlikte olacağımız HAKİM TEPE: TELEKOM flood serimizin 2. bölümünde niçin OGER GROP’a dokunulamadığını ve şimdi neyin değiştiğini paylaşacağız, yine kendinizi birbirinin içine geçmiş bir ilişkiler ağının içerisinde bulacaksınız…
  • Suudi Hanedanı ve Suudi devletinin kurulmasından başlayan, Rockefeller ve İngiltere’nin KÜRESEL MERKEZ AKIL adına arka planda yönettiği bir sürecin sonucu olan bugünkü TELEKOM olayını anlamak için ise olayların tam da ortasın da bulunan Hariri ailesini ve bağlantılarını sizler için yazacağız,
  • Lübnan iç savaşına uzanacağız ve Suudi Sarayı’nın bugün yaşadığı denge değişikliklerinin TELEKOM’a nasıl yansıdığını sizlere aktarıp kendi öngörülerimizi paylaşacağız…

Başınızı döndürecek yeni bölümümüz için sizler hazırsanız biz de hazırız… İşte başlıyoruz.

  • Sevgili dostlar bugünkü floodumuzu özellikle dikkatle ve hatta mümkünse not alarak takip etmenizi öneririz.Zira konular birbiri ile alakasız gibi gelse de en sonunda bir araya gelecek ve parçalar tamamlanmış olacak.
  • Bugün TELEKOM olayında gelinen nokta “sonuçtur”… Ama bu gelinen sonuçta ve halen devam eden güç mücadelelerinin odağında OGER GRUBU vardır… Ve bu aileyi bu kadar dokunulmaz kılan nedir, ellerini kollarını sallaya sallaya, en stratejik kurumuzu alıp, İngiliz istihbarat servisinin yan kuruluşu British Telecom’un elemanlarına, bizim paralarımız ile TELEKOM’da “danışman adı ile” para ödeyen, bankalara milyarlarca dolar borcu ödemeyen,ihale şartnamesine aykırı olarak TELEKOM’ıun alt ve üst yapısını satan ama kimsenin “çıt çıkaramadığı” bu şirket gücünü nereden almaktadır?
  • Şimdi Ortadoğu’ya doğru çıkacağımız yolculuğa başlıyoruz sorularımıza cevap vermek için ve sizlerle Suudi Arabistan’a gidiyoruz…
  • TArih’teki 3. Suudi devletini kuran Kral Abdülaziz,Osmanlı Devleti’nden “Paşa” unvanı alsa da 1.Dünya Savaşı esnasında İngilizler ile ittifak kuracak VE 1915 yılında İngilizler ile Darin anlaşmasını imzalayacaktır…
  • 1925-1927 yılları arasında İngiliz egemenliğini kabul eden Kral Abdülaziz yahut bilenen ismi ile”İbn Suud”,1932 yılına gelindiğinde kendisini”Suudi Arabistan Kralı”olarak ilan etmiştir. Ancak zaten krallığı kendisine”kurduran” perde arkasında ipleri elinde tutan İngiltere’dir.
  • Bu arada krallığın ilanından hemen 1 yıl sonra takvim yaprakları 1933’ü gösterirken Suudi Arabistan Maliye Bakanı Şeyh Abdullah ile ABD’li Avukat Lloyd N.Hamilton arasında bir “petrol imtiyaz anlaşması imzalanır… Avukat Hamilton California Standart Petrol’ü temsil etmektedir.
  • California Standart Petrol ise bugünkü CHEVRON şirketidir yani KÜRESEL MERKEZ AKIL’ın iç çemberindeki en önemli isimlerinden Rockefeller Ailesine… Yapılan anlaşma ile Arabian American Oil Company yani bugünkü meşhur ARAMKO şirketi kurulur…
  • KÜRESEL MERKEZ AKIL siyasal olarak İngiltere ile destekleyerek kurdurduğu Suudi Arabistan’ı, ABD eli ile ekonomik olarak esir almıştı…Rockefeller ismini ve bu meşhur ARAMCO şirketini bir kenara not edin zira geri döneceğiz…
  • Evet ilk Kral Abdülaziz yahut bilinen adı ile “İbn Suud” 22 evlilik yapmış ama bunların içinde birisi var ki Suudi Arabistan siyasal hayatına damga vuruyor:Sudeyri Ailesi’nden Ahmet’in kızı Hassa tam adı ile: Hassa Binti Ahmet El-Sudeyri…
  • Hassa, Kral Abdülaziz’e en çok erkek çocuk veren eş… Tam 7 erkek çocuk veriyor Kral’a…En değerli hanım da Suud geleneklerine göre Hassa oluyor ve ilerleyen yıllarda S.Arabistan’ın “en güçlü kadını” konumuna yükseliyor…
  • Bu 7 erkek çocuğun isimleri şöyle: Fahd, Sultan,Abdurrahman,Türki, Nayif ve Selman… İşte bu birbirine kenetlenerek yaşayan kardeşlere “Sudeyri 7’lisi” adı veriliyor…
  • Bu kardeşlerden Fahd tahta geçtiğinde ise diğer kardeşler ülkenin en kritik noktalarına geitiriyordu… Fahd’ın krallığı sonrası kardeşlerden Sultan Savunma Bakanı,Nayif İçişleri Bakanı oluyor, Kral Fahd 2005 yılında ölünce yerine gelen Abdullah devlet içinde bu 7’linin etkisini kırmak için görevleri başka isimlere verse de, Suud tahtına geçecek ismin ilk Kral İbn Suud’un en büyük oğlu olması nedeni ile varisleri hep bu Sudeyri 7’lisinden olacaktı…
  • Ve tahta Hassa’nın çocuklarından Selman’ın 2005’te geçmesinden sonra 10 sene sonra Suud sarayında güç yeniden Sudeyri 7’lisine geçti…Kısa süre önce ise Suud Sarayında Selman’ın Savunma Bakanı oğlu Prens Muhammed bir saray darbesi ile fiilen ülkeyi yönetmeye başladı…
  • Şimdi “Arkadaş bize ne Suud Sarayı entrikalarından, hanedan geçmişinden ne alakası var TELEKOM’la konun” diyen dotlarımız varsa hiç erken davranmasınlar zira kazın ayağı hiç ama hiç öyle değil… Şimdi baş dönmesine hazırlanın yavaş yavaş…
  • Bu arada şu “son derece önemli” notu bir köşeye not edin: Sultan Abdülaziz’in “kıymetlisi”, O’na 7 erkek evlat veren, Hassa Lübnan’ın en önemli ailelerinden Hassa’ların kızı ve bir Osmanlı Ermenisi…
  • Biz şimdi 1960 yılı yıllara doğru gidelim… Lübnan’dan kalkıp Suudi Arabistana gelmiş olan genç,zeki, hırsı ama fazlaca ihtirası bir genç vardır: Refik Bahattin Hariri…1965’te Suudi Arabistan’a adımını attığında bu hırslı ve ihtiraslı genç adam henüz 21 yaşındadır…
  • Refik Hariri, Suudi Arabis’tanda küçük çaplı inşaat işleri ile uğraşmakta ve işlerini büyütmek için çabalamaktadır, aslında işleri daha yeni yabancı bir ülkeye gitmiş birisi için fena da değildir… Ancak genç Hariri’nin hırsları büyüktür ve gözü çok yükseklerdedir…
  • Ve 1960’ların sonuna gelinip 70’lerin ortalarına adım atıldığında Hariri için aradığı fırsat ayağına gelir… Bir vesile ile Kral Khalid ile tanışma şansını yakar… İşte o “an” Refik Hariri için artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır…

Genç Hariri’nin önlenemez yükselişi başlamıştır…

  • Kendisini Kral Khalid ile tanıştıran sözde iş adamı İngiliz MI6 elemanları Kral Khalid’in kulağına da Hariri’nin Lübnanlı olduğunu fısıldamışlardı… Annesi Hassa Lübnanlı olan Kral, Hariri’ye özel ilgi göstermişti…
  • Kısa süre içerisinde genç Refik Hariri, Suud Sarayı davetlerinin müdavimi olmuş hatta Kral’ın yakın çevresine girmeyi de başarmıştır. Bu arada yaşanan bu yakınlık kısa sürede genç Hariri’ye milyar dolarlar kazanmasını sağlayacak devlet ihalelerinin akmasını da sağlamıştır…
  • Kısa sürede ve oldukça genç sayılabilecek bir yaşta zengin ve saray çevresinde nüfuzlu bir kişiye dönüşen ve adeta bir peri masalında yaşayan Refik Hariri ise bunları yeterli görmemektedir. Ve kısa süre sonra belki de hayatının en önemli gelişmesi yaşanır…
  • 70’lerin sonuna gelindiğinde Suud Hanedanı ile çok yakın ilişkiler kurmuş olan Refik Hariri daha sonra Suud tahtına geçecek olan Prens Fahd’ın yani Hassa’nın çocuklarından oluşan “Sudeyri 7’lisinin” en büyük kardeşin kız kardeşi ile evlenir… Hariri artık Suud Hanedanı ile akrabadır…
  • Ancak zenginleşen ve Suud Hanedanı ile de akrabalık ilişkisi kuran Hariri arkasındaki küresel güçlerin desteği ile “Küresel bir aktör” olma hedefini koymuştur… KÜRESEL MERKEZ AKIL ise Hariri’yi en başından beri zaten bu rol için hazırlamaktadır…
  • Ve takvim yaprakları 13 Nisan 1975 tarihini gösterdiğinde Hariri’nin “Küresel aktör olarak” sahneye çıkmasını sağlayan gelişme yaşanır… Lübnan’da içsavaş patlak vermiştir ama Hariri için parlak ışıkların kendisine çevrileceği sahnenin perdesi yeni açılmaktadır…
  • Uzun zamandır gerginlik ve siyasal kaos ortamında bulunan Lübnan’da 13 Nisan 1975’te patlak veren iç savaş sonrasında başta “Ortadoğu’nun Paris’i” olarak nitelenen Beyrut olmak üzere bir daha asla hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır… Artık güzel günler çok uzaktadır…
  • Lübnan’da patlak veren savaşın 2 tarafı vardır… Bunlardan ilki liderliğini Kemal Canbolat’ın yaptığı “Lübnan Milli Hareketi” ki bu harekete ülkedeki en büyük silahlı örgüt olan Filistin Kurtuluş Örgütü de dahil olmuştur…
  • Bu oluşum Sünni,Şii,Dürzi ve Hristiyan solcuları bir araya toplamıştır… Asli vurucu gücü FKÖ’dür… “Lübnan Milli Hareketi” Mısır, Suriye ve Libya’dan yani aslında S.S.C.B’den para ve silah desteği almaktadır…
  • İç Savaştaki 2. grup ise Beşir Cemayel liderliğindeki “Lübnan Cephesi” dir…Bu hareket Maruni Hristiyanlar’dan oluşmuştur.Maruniler Filistinliler ülkeye geldikten sonra çoğunluğu kaybeden ve toplumun elit kısmını oluşturan kesimdir.
  • Bu cephenin lideri olan Beşir Cemayel’in hareketi ise Lübnan milliyetçisi “Kataeb Partisi’dir… (Falanjistler) Ve Cemayel liderliğindeki “Lübnan Cephesi” para ve silahı Batılı devletlerden aslında ise ABD’den temin etmektedir…
  • Gerçekleşen şudur; soğuk savaşın en sert yaşandığı yıllarda Dünya’nın 2 süper gücü ABD ve S.S.B.C Lübnan’ın kanlı bir satranç tahtası olarak seçildiği bir güç mücadelesine başlamışlardır Ortadoğu’nun kontrolü adına… Ve taraflar çok nettir…
  • Ve tabii ki KÜRESEL MERKEZ AKIL için Ortadoğu’da kontrolün kaybedilmesi düşünülemezdi ve o nedenle Cemayel liderliğindeki milliyetçi Lübnan Cephesi’nin desteklenmesi gerekiyordu…İşte Hariri ilk “küresel” görevini böylece almış oluyordu…
  • Sistem şöyle işliyordu: Rockefeller Suudi Arabistan’da kurulan Rabıta’yı finanse ediyor, Rabıta ise Hariri’ye finansman aktarıyordu… Hariri ise Lübnan cephesi içerisinde bulunan tüm muhalif grupları hem de “Beyrut baştan sona yıkılsın ben yapayım” diyerek finanse ediyordu…
  • Rockefeller ile Suud Hanedanı’nın 1933’teki anlaşmasını yazmıştık ve hatırlatacağız demiştik… İşte Rockefeller KÜRESEL MERKEZ ADINA, Suudi Arabistan üzerinden Lübnan’a uzanıyor, bunun için de Suud Hanedanı’nın damadı Lübnanlı Hariri temsilci seçiliyordu…

Bu arada 1976’da Lübnan’a Suriye girmiş,1978’de ise İsrail işgali başlamıştı…

  • Lübnan’daki iç savaş Hariri gibi, Dünya’daki pek çok kişiyi daha da zengin etmiş ve ancak S.S.CB’nin dağılmasından 1-2 yıl önce 1989’da Suudi Arabistan’ın arabuluculuğunda, bu ülkenin Taif şehrinde imzalanan Taif Antlaşması ile sona ermişti…
  • Peki Suudi Arabistan adına arabuluculuk görüşmelerini yürüten isim kimdi dersiniz? Bingo! Refik Hariri…
  • Hariri’nin durmaya niyeti yoktu ve zaten KÜRESEL MERKEZ AKIL kendisini bölgedeki “temsilcisi” olarak belirlemişti, artık istese de duramazdı. Ve iç savaşın bitimi ile birlikte Hariri Lübnan’da siyasete giriyor 1992’de ise iç savaş sonrası Lübnan’ın ilk Başbakanı seçiliyordu…
  • 1992-1995 ve 2000.2005 arasında iç savaş sonrası tam 8 yıl Lübnan’ın Başbakanı olan Refik Hariri bir yandan da şirketleri OGER GROUP’un başına son derece iyi yetiştirilmiş olan oğlu Saad Hariri’yi geçirmişti… Ama asıl hazırlık başkaydı…
  • Hem Suud Hanedanı ile akraba olan, hem Lübnan başbakanı olan, hem 2002 yılı itibariyle Dünya’nın 4. en zengin kişisi olan Refik Hariri KÜRESEL MERKEZ AKIL’ın isteklerine göre Suud Hanedanı ile birlikte Ortadoğu’yu dizayn ediyordu…
  • Ve Hariri Ailesi “Dokunulmaz” , “Dokunulamaz” bir aileydi… TELEKOM işte Hariri’nin İtalia Telecom ile kurduğu ortaklık ile KÜRESEL MERKEZ AKIL’ın eline geçmişti… -ki bu ortaklık aslında perde arkasında VATİKAN ile ortaklıktı-
  • Ve bu dokunulmaz adam 2005 YILINDA 1800 kilo TNT ile havaya uçurularak öldürülüyor, girift ilişkiler, kirli ve kanlı anlaşmalar ile dolu bir hayat bir patlama i,le sona eriyordu…Dünya şoktaydı…
  • Ancak KÜRESEL MERKEZ AKIL, Hariri Ailesi ile yola devam etme kararı alıyor ve oğul SAAD HARİRİ bu kez Lübnan Başbakanı oluyordu…
  • Dünya’nın son 50 yıldaki en büyük 10 istihbaratçısından birisi olan ve Suudi istihbaratının başına da 2013’te geçecek olan “Süper Casus” lakaplı Prens Bender Bin Sultan’ın “danışmanlığını” yapan Hariri kendisine yapılacak suikasti haber alamamıştı…
  • KÜRESEL MERKEZ AKIL’IN mesajı netti…Hariri “fazla büyümüştü”. Ve artık “BAĞIMSIZ” hareket etmek istiyor adeta “kendi başına cumhuriyet” gibi davranmaya başlıyordu ki…Mesaj net biçimde oğul SAAD HARİRİ’ye babasının parçası bulunamayan cesedi ile iletildi…
  • Ve mesajı alan SAAD ile KÜRESEL MERKEZ AKIL yola devam kararı aldı… Ne de olsa “mesajı alarak yola gelmiş” bir Hariri Ailesi, gücü ve kudreti ile Ortadoğu’da en kullanışlı aileydi…Ancak Trump’un başkanlığı sonrası işler değişti…
  • Her zaman söylediğimiz gibi tek parça olmayan KÜRESEL MERKEZ AKIL’DA da zaman zaman birbiri ile anlaşamayan kanatlar var… Ve Trump, KÜRESEL MERKEZ AKIL içinde İngiltere yerine ABD’nin daha aktif olmasını isteyen kanattaydı…
  • Özellikle de Ortadoğu’da Rusya ile ittifak yapmış İran’ın Şii etkisinin kırılması için ABSD kontrolünde bir Suudi Arabistan’a ihtiyaç vardı…
  • Ve hiç beklenmedik bir anda, bir gecede yüzlerce prensi de tutuklayıp hapse atan Prens Muhammed Suudi Arabistan’da yönetimi ağır hastalığı olan babasından fiilen aldı… Ve Muhammed İngiliz değil,ABD taraftarıydı…

Bu saray darbesi hem OGER GROUP’u hem TELEKOM’u yakından ilgilendiriyıordu? Nasıl mı? Anlatalım…

  • Yaşanan saray darbesinde TELEKOM’da HARİRİ ailesinin ortağı olan Saudi Telecom’un sahibi Prens Abdülaziz öldürüldü… OGER’in sahibi Refik Hariri’nin oğlu SAAD HARİRİ ise “yeğenleri” olduğu Hanedan tarafından esir alındı…
  • SAAD HARİRİ’yi araya özel olarak giren Fransa kurtardı “kuzenlerinin” elinden…
  • Öte yandan 2017 yılında ABD ve Rusya, Suriye üzerinde uzlaştılar… Suriye’nin kuzeyi ABD’nin, Güneyi ise Rusya’nın nüfuz alanı olarak belirlendi…
  • İşte böylece fiili olarak Türkiye’nin Güney komşusu ABD haline geldi…
  • Öte yandan Suud Sarayında yaşanan saray darbesi sonrası OGER’in TELEKOM’daki ortağı Saudi Telecom ve pek tabii OGER GROUP hızla ABD çizgisine kaydı…
  • İşte tam da bu nedenle 2017 yılının Kasım ayında, OGER borçları ödemeyip elini kolunu sallaya salaya dolaşırken BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben “Biz bankalara dedik ki siz bunları takibe almayın. Hazine ya kendisi alacak, ya da Saudi Telecom ya da diğerlerine satacak. Bu krediler default’a düşmeyecek” açıklamasını yaparak OGER’i nasıl koruyup kolladıklarını itiraf ediyordu…
  • İşte HARİRİ AİLESİ’ne o dönem tam da bu nedenlerle “dokunulamadı”… Ancak KÜRESEL MERKEZ AKIL için Türkiye ve Türkiye’de TELEKOM çok önemli bir operasyondu ve artık SAAD HARİRİ’ye güvenleri kalmamıştı ve üzeri çizildi,en azından “uzun bir süre için”…
  • İşte HARİRİ AİLESİ, “PASİFİZE” edilince KÜRESELCİLERİN çok çok önem verdikleri TELEKOM konusunda hemen B PLANI uygulamaya konuldu…
  • KÜRESEL MERKEZ AKLIN finansal operasyonlarını yürüten bankalalara şimdiye kadar yapmadıkları şeyi yaparak hisseler üzerinden TELEKOM’un alınması talimatı gitti ve banklalar TELEKOM’ talip oldu…
  • Aslında talip olanın bu bankalar değil KÜRESEL MERKEZ AKIL olduğunu ve bu operasyınu serimizin ilk bölümünde detayları ile yazmıştık…
  • Zira şu anda devlet hazinesinin bedelini ödemeyi göze alırsa TELEKOM’u geri alma şansı doğabilir ve bu TELEKOM’u son derece stratejik bir kazanım olarak gören KÜRESEL MERKEZ AKIL tarafından asla kabul edilebilir bir durum değil…
  • İşte dostlar hani hep sorulan o soru “Bu OGER bunları yaparken niye dokunulmadı, dokunulamadı?” nın cevabı da niye şimdi bu hamlenin yapıldığının cevabı da bunlar…
  • Gecenin bu saatine kadar bizimle birlikte olan yahut bizi daha sonra izleyecek tüm dostlarımıza çok teşekkürler…

Klasikleştiği gibi bitirelim floodumuzu “Takdirleriniz beğenilere,beğenileriniz ise RT’lere yolculuk etsin”…

Bu Konu, Celal Eren Çelik @yazparov Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları (Sponsor) | Pdf Kitap İndir