Derin Devlet Nedir? Neyi Amaçlar? (‘Düşünüyor, öyleyse vurun!’)

Derin Devlete göre: Devlet, milletin devleti değildir. Millet, devletin milletidir. Devlet de, derinlerin devletidir, yani kendilerinin.

  • Sadece devlette değil, pekçok partinin ve sivil toplum kuruluşun başındaki veya başın etrafında derin devletin adamları vardır; yönlendirirler.
  • Derin Devlet’in, milletin bilinçaltına benimsettiği psiko-sosyal ezikleme algısı şudur: Devlet güçlüdür; sen bir hiçsin. Devlet ne derse o! Devletin dediği doğrudur. Devlet yapıyorsa vardır bir hikmeti. Devletin kulu olunur. Devlet için ölünür. Devlet, kutsaldır; sorgulanmaz…
  • Derin Devlet, ‘Devlet benimdir’ der, milleti de elindeki “devletin millet”ine dönüştürür, bunu da ‘devlet korkusu’yla yapar, yaptırır.
  • Derin Devlet, milleti ‘devlet korkusu’yla yönetir, yönlendirir. Devletten korkanlar, devrin devletin ürettiği koyunlarıdır.
  • 28 Şubatçı bir Paşa’nın sözünden hareketle diyeyim: Özellikle eskiden beri uygulanış tarzı itibariyle ‘askerlik’ dönemi, gençliğin devlet karşısında acziyetinin bilinçaltına işlendiği, özgür iradesinin teslim alındığı alındığı bir ‘ezikleme dönemi’dir.
  • Cumhuriyetin ilk onlu yıllarındaki millet ile, şu son on yıldaki milletin ortak yönü, her ikisinde de derin bir “devlet korkusu”nun var olmasıdır. Millet, ‘kurtuluş mücadelesi’ üzerinden iplerini teslim ettiği idarenin emrine karşı sindirilmiş, ve devleti kutsar hale gelmiştir.
  • Derin Devlet, milleti için değil, devleti için ölmeye hazır asker yetiştirir. Kendi milletine gerekirse pusu da kurar, kumpas da kurar bir ‘derin devlet’ten bahsediyoruz. Mesut Yılmaz’ın “Devlet, millete kumpas kurmaktan vazgeçmelidir.” dediği tam da budur.
  • Türkiye’de “Derin Devlet”in koyunlaştırarak güttüğü sürü-toplumdan biri olmamak için, öncelikle hemen her resmî veya toplumsal olaya böyle bir derin gücün farkında olarak tepeden bakmak ve yansız yorum yapmak lazımdır.
  • En en en sevdiğimiz ve güvendiğimiz insanları bile derin devletin manipüle ederek yanlış işlere yönlendirebileceklerini her zaman nazardan dur etmemeli, bütün inanç ve güvenimize rağmen, aklımız tam kapasite çalışarak düşünmeli, sormalı, sorgulamalı, yanlışlara itiraz etmelidir.
  • Derin devlet’le mücadele etmenin en etkili yöntemi, onun insanları kullanma tekniğinin deşifre edilmesidir. Derin devletin nasıl kullandığın şifrelerini çözen birinin yapacağı en hayırlı iş, bu şifre çözme işlemini çevresindekilere öğretmesidir.
  • Derin devlet, cin gibidir; ummadığınız adamın içinden çıkabilir. 30 yıl sonra gerçeğine uyandığınız bir oyunun keyfini süremeden, yeni bi oyunun içinde bulursunuz. Temel yöntemleri bellidir, ama kimin üzerinden gerçekleştirecekleri belli olmaz, nerden çıkacakları kolay bilinmez.
  • Derin Devlet, elinde tuttuğu devlet karşısında herkesi ezikleyip sindirme uygulamalarına rağmen ‘özgür ruhlar’ı, kendi gösterdikleri istikamette yönetir, yönlendirirler; buna çalışırlar. Yönetemediklerini yönlendirir, yönlendiremediklerini öldürürler.
  • Derin devletin en korktuğu kimseler, devlet korkusunu aşmış vatandaşlardır.
  • İslam dünyasında ve Türkiye’de hakiki liderler, devlet korkusunu aşmışlar içinden çıkar. Devlet korkusu, aşılması en zor korkudur.
  • İçindeki korkuyu yenen, hiçbir şeyden korkmaz olur; kaybetme korkusu, dışlanma, aşağılanma, kötülenme korkusu, hapis korkusu, dayak korkusu, ölüm korkusu, devlet korkusu… Korkularımızla yüzleşmekten de korkarız. Fakat her yüzleşme, o korkuyu patlatır, havasını alır.
  • Derin Devlet, ezemediklerini kazanarak yönetir, yönetemediklerini yönlendirir, yönlendiremediklerini öldürür.
  • Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü kaza değil, derin devletin cinayetiydi ki, yıllar geçti hala failleri bulunamadı, bütün fail-i meçhuller gibi derin devletin işiydi.

“Düşünüyorum, öyleyse varım.” sözü, Derin Devlet’in elinde; “Düşünüyor, öyleyse vurun.” şekline dönüşür.

  • Derin devlet, toplumu toptan uyutma makinası icad etmiş. Makina işliyor; toplum toplu hipnoza giriyor. Hipnozla uyu(ya)mayanları, devletten atıyor, hayattan tecrit ediyor. Milleti uyandıranları ise itibarsızlaştırıyor, olmadı, hapsedip seslerini kesiyor, hiç olmadı, öldürüyorlar.
  • Devlet çoban, millet de sürü değildir, olmamalıdır. Devlet, milletin çobanı değildir; millet, devletin çobanıdır, onu güder ve gütmelidir. Ne var ki bizim milletimiz henüz devletini gütmeyi öğrenememiştir. Güdülmek (kölelik) psikolojisinden kurtulamamaktadır.
  • Osmanlı’dan kalma bir teb’alık kültürünü devam ettirip yeni nesillere benimseterek milleti devletin kullarına dönüştüren, Cumhuriyet döneminin ‘derin devleti’dir.
  • Lateşbih, devlet üretimi koyunlar gibi toplumun büyük bi kesimi, devletin güdümünde o ne derse baş-göz üstüne, nereye sevkederse oraya yöneliyor; bakalım ne zaman kendisinin çoban olduğunun bilincine varacak ve ipini siyasetçilerin elinden kurtarıp devletin iplerini eline alacak.
  • Devlet korkusu, toplumun demine-damarına sirayet etmiş durumda. Toplum, devlet karşısında tam sinmiş ve sindirilmiş vaziyette. Yüzde yüz hakkının devlet tarafından gasbedilmesine bile sessiz kalıyor, çünkü ses çıkarsa, elindekilerden de olabilir diye korkuyor.
  • Toplumun önünü açacak olanların, öncelikle toplumun en çok korktuğu devlet putu korkusunu içlerinden söküp atmaları icap etmektedir. Milletine haksızlık etmekten korkanlar, devletten korkmazlar. Devletten korkanlar ise, millete haksızlık etmekten korkmazlar.
  • Vücudumun hücrelerime kadar, beynimin guddelerine, kalbimin zerrelerine, ruhumun derinliklerine kadar, bir parçası olduğum milletin gönülden dostuyum ve bu millete, haksızlık yapan ve gadreden bizzat devleti bile olsa, o noktada da milletimizin yanındayım, hakkının savunucusuyum.
  • Millete rağmen devlet olmaz. Devlet dediğin, milletin devletidir, hizmetçisidir, efendisi, sahibi, ağası değil. Devlet adamları, devletin yöneticileridir, milletin değil. Devlet, milletindir; millet bazı ferdlerini devleti yönetmeye vekil kılmıştır, o kadar.
  • Millet asıldır, yöneticiler vekil. Asıllar, asıllıklarını unutup, vekillerine teslim olmamalıdırlar. Vekillerin devlet imkanlarını kendileriyle paylaşmaları veya peşkeş çekmeleri gibi özel kıyaklara aldanarak veya onlardan korkarak onlara iradelerini teslim etmemelidirler.
  • Devletin sahibi olduklarını unutan milletimizin bazısı, devlet yöneticilerine “Bizi yönetenler, bizi idare edenler” diyor, kendilerini yönetilen, devletluları efendileri ilan ediyorlar. Kendi dilleriyle kendilerini yönetilen koyunlara dönüştürüp vekillerini çobanlaştırıyorlar.
  • Milletin efendisi olduğu devleti yönetenleri, “bizi yönetenler” diye tanımlayanları her duyuşumda içimdeki özgür insan, isyan ediyor: Devlet milletindir. Millet, vekillerin yöneticisidir. Vekiller devletin yöneticisidir, milletin değil.” diyorum.
  • Yönetimimi benim gibi bir beşere teslim edemeyecek kadar beşerîlikten çekmiş birisiyim. Başarabilsem, irademi ilk fırsatta Allah’ın iradesine teslim edeceğim. Hele ki politikacılar gibi yönetme şehvetlilerine irademi ram etmeyi, koyunluktan da aşağı, edall ve züll telakki ederim.
  • ‘Derin devlet’in devlet içindeki adamları, millete devlet korkusunu empoze eder; devletin milleti olduğuna onları kanıksatır, devlet için denildiğinde ölümü göze alır, hatta kendi milletinin efradına bile saldırır. 12 Eylül öncesi grupları birbiriyle savaştıran, devrin devlettir.
  • Derin devlet, bir toplumu oluşturan din, dil, ırk, mezhep ve parti farklılıklarını abartır, etnik, politik veya mezhepsel oluşumlar kurar, başlarına kendi adamlarını geçirir ve o kesimlerin iplerini elinde bulundurur; bazen buluşturur, bazen vuruşturur.
  • Derin devlet, devlet şehvetlidir ama millet nefretlidir. Bu milleti hiç sevmez. Devleti milletten korumaya bakar, elinde tutmak için millete her türlü cevr ü cefayı, tezgahı, oyunu, düzeni, kumpası, iftirayı atmaktan çekinmez.
  • Üstüne basa basa söylüyorum: Derin devlet, millet düşmanıdır. Devleti elinde tutmak için, millete her şeyi yapabilir. Kendisine tehdit gördüğü millet kesimlerini, devlet düşmanı ilan eder, tepelerine çöker.
  • Derin devlet bazen sağ gösterir sol vurur, bazen sol gösterir sağ vurur.. bazen sağ gösterin en sağdan vurur, bazen de sol gösterin en soldan. Kısacası: Derin devletin sağı-solu belli olmaz, hiçbir şeyine güven olmaz. Daima uyanık olmakla oyunları fark edilebilir.
  • Derin devlet, “iç hainler” diyerek dün solcuları, sonra sağcıları, derken ılımlıları, her büyüyen kesimi zamana, zemine ve ortama göre düşman ilan eder, toplumun bir kesimini diğerlerinin nazarında pasifize ederek, önünde toplumsal bir dinamik bırakmaz, sürüleştirir.
  • Milletimiz her kesimiyle birbirine altı asırdır dosttur, akrabadır, büyük bir ailedir. fakat derin devlet, etnik, politik veya mezhepsel grupçuluklarla ayrıştırdığı milletimizi birbirine kırdırmaktan çekinmez. 12 Eylül ile 15 Temmuz katliamları, mille millete kırdırmaktır.
  • 12 Eylül gibi 15 Temmuz’da da derin devletin parmağı olduğu, benim açımdan yüzde yüz kesin ve emin olduğum bir konudur. Derin devlet, kendisine ulaşılmasın diye mahkemelere balistik inceleme yaptırtmıyor, gerçek katilleri isim isim tespit ettirtmiyor.
  • Türkiye fail-i meçhuller tarihine bakın: Derin devletin katliamları, hep fail-i meçhul cinayetler olarak kalmıştır, yargının kendisine ulaşmasına müsaade etmemiştir. Belki bazılarında maşaya ulaşılmış, ama maşa da öldürülmüş, maşayı tutan el meçhul kalmıştır.
  • Derin Devlet, 15 Temmuz gecesi öldürülenler için otopsi ve balistik inceleme yaptırtmaz ki, o gece hangi silahtan çıkan kurşunlarla öldürüldükleri, isim isim kâtillerin kimler, onlara emir verenin kimler olduğu ortaya çıkmasın; sonuçta kendisine ulaşılamasın ister.
  • Basireti açılmış bir millet evladı, sağcı, solcu, ortacı, ılımlı, aşırı.. fark etmez, milletin bir kesimini ‘iç hainler, devlet düşmanları vs.’ ilan edilmesi karşısında ilk soruyu sorar: Bu gurup, derin devletin ayağına mı bastı? Niye bunlar şimdi birden yok edilmek isteniyor?

İşte hangi haberin doğru, hangi haberin yanlış olduğuna bir türlü karar veremediğimiz olaylar, derin devletin dezenformasyonla herşeyi çorba edip karıştırdığı işlerdir. Bu iş çözülene kadar atı alan zaten Üsküdar’ı geçmiştir, ve çözülecek yeni oyunlar kurmuştur, sahnelemiştir.

-Twitter’dan Derleme-

Cevapla