Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Cemal Kaşıkçı Kimdir? Nerede? Öldü mü? (‘Olayın Türkiye ve Uluslararası Boyutu!’)

EN ESRARENGİZ”KAŞIKÇI”:CEMAL KAŞIKÇI VAK’ASI…

Son günlerin belki de en çok konuşulan konularının başında Suudi konsolosluğuna giriş yaptıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı…

  • Hersey Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’den gelen “Cemal için endişeleniyorum” açıklaması ile başladı…
  • Genç kadın Suudi konsolosluğuna girerek evlilik için gerekli evrakları temin edecek olan nişanlısı Cemal Kasikçı’dan bir daha haber alamadığını söylüyordu…
  • Ama genç kadının sözlerinde asıl dikkat çeken nokta Cemal Kaşıkçı’nın başına bir şey gelmesi halinde nişanlısından AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay’ı aramasını istediği bölümdü… Bu ifadelerden sonra kamuoyunun dikkati yaşanan gelişmeleri daha dikkatli takip ediyordu…
  • Yani genç kadının sözlerine göre Cemal Kaşıkçı daha konsolosluğa girmeden önce, Cemal Kaşıkçı’nın bir can güvenliği korkusu olduğunu ifade ediyordu…
  • Bu arada Dışişleri devreye girmiş, Suudi yetkililer Dışişleri Bakanlığı tarafından çağrılmıştı… Ortalık karışmaya başlıyordu…

Peki kimdi ortalığın bu kadar karışmasına sebep olacak olan, Yasin Aktay’ın dışında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de bizzat tanışıklığı olduğunu ilerleyen günlerde ögrenecegimiz Cemal Kaşıkçı?

  • Ve gün geçtikçe bir gizem perdesi altında kalan olaylarda neler yaşanıyor, ne tuhaflıklar dönüyordu?
  • Evet dostlar şimdi arkanıza yaslanın ve girift ilişkiler ağı içerisinde başınızı döndürecek sorulara hazır olun…Sizler hazırsanız biz de hazırız…İşte başlıyoruz…
  • Olayların öznesi olan Cemal Kaşıkçı kimdir ve önemi nereden gelmektedir sorusunun cevabını daha net verebilmek için tarihte biraz geriye gideceğiz ve filmi biraz geriye saracağız…
  • Tarih yaprakları 6 Ekim 1849’u gösterdiğinde Muğla’da şirin bir kasaba evinde dünyaya yeni gelen bir erkek çocuğunun sesi yankılanmaktadır. Zaharoff Ailesi’nin en mutlu günlerinden birisi yaşanmaktadır…
  • Zaharoff ailesi aslen İstanbullu bir Rum ailedir… Asıl isimleri de Zaharoff degildir… Ancak Yunan ayaklanmaları esnasında yükselen milliyetçilik dalgasından korkarak 19.yüzyıl başında Rusya’ya göç ederler… Adresleri ise Odesa olacaktır…
  • Aile burada isim değiştirir ve baba Basileios Zacharias ismini Vasıl Zaharoff olarak değiştirir..Aile 1840’ta İstanbul’a yeniden dönecek ama çok kalmayacak, Muğla’ya yerleşecektir…
  • İste 6 Ekim 1846’da Dünya’da gözlerini açan o çocuk, daha sonra Dünya’nın “Ölüm Taciri” olarak tanıyacağı Basil Zaharoff’tan başkası değildir…
  • Basil Zaharoff, 20’li yaşlarında öz dayısını dolandırarak kapağı Atina’ya atacaktır…Ve işte Atina günlerinde tanıştığı Stefanos Skulidis hayatını değiştirecektir…
  • Pek çok önemli bağlantısı olan ve ileride Yunan Başbakanı olacak Skuludis,Zaharoff’u İsveçli ünlü silah firması NORDENFELD’in sahibi Torsten Wilhelm Nordenfeld ile tanistirdigi an Zaharoff’un hayat çizgisi tamamen değişecektir..
  • Zaharoff 8 dil bilen çok zeki bir gençtir ve Thorsten Wilhelm Nordenfeld kendisini hemen işe alarak “Doğu İşleri Temsilcisi” yapar…O esnada Yunanlılar ve Osmanlı silahlanma yarışına girmiştir…
  • Zaharoff,hem Yunanistan hem Osmanlı tarafıma ciddi miktarda silah satar,bu arada Osmanlı’ya karşı ayaklanan Balkan milletlerine de silahı Zaharoff sağlamaktadır. Peş peşe patlayan Balkan Savaşı ve 1.Dünya Savaşı ile Zaharoff ününe ün parasına para katmıştır…
  • -Zaharoff,1918 sonunda petrol işine el atar…Bu arada ilginç ve derin bağlantılar kurmuştur…İngiliz başbakanı Lloyd George,Venizelos bunlardan en önemlileriydi…Ve Kral V.George kendisine “Sir” unvanı verecekti. . Zaharoff artık İngiltere’nin Ortadoğu silah ve petrol “Baronudur”…
  • Yeni girdiği petrol işi için Batı Anadolu’da mutlaka bir Yunan işgali gerekmektedir.Zaharoff büyük medya gücüne de sahiptir.”Batı Anadolu Yunanlılarındır” temalı yüzlerce haber yaptırır,Fransa’da ki bankası aracılığıyla ise Yunan ordusunu neredeyse tek başına finanse eder…
  • Ancak Yunanlılar denize döküldüğü anda Zaharoff’un hayalleri de Akdeniz’in serin sularına gömülür ..Tüm planları çöpe gitmiştir…
  • Ortadoğu petrolleri için kurulan Anglo Persian Oil Company (APOC) ve Ortadoğu petrollerini taşıyacak Batı Denizcilik Şirketine İngiltere adına ortaktır.
  • İngilizler savaşta yaşanan başarısızlıkta Zaharoff’a da fatura keserler… Büyük para kaybetmiştir…Ve eskisi kadar etkin değildir İngilizler artık yeni bir “Baron” aramaya başlamışlardır… Zaharoff 1936’da ölene dek iliskileri sürdürür İngiltere adına yine de…
  • Zaharoff’un ölümünden sadece bir yıl önceye gidiyoruz şimdi de…
  • Tarih yaprakları 1935’i gösterirken Mekke’de bir çocuk Dünya’ya gelmektedir…Bu çocuk Suud Kralı Abdülaziz ibn Suud’un özel saray doktoru Muhammed Kaşıkçı’nın oğludur ..İsmi Adnan koyulur yeni bebeğin…
  • Kaşıkçı ailesi Suud uyruklu olup müezzin yetiştiren bir aile olarak Kayseri’nin eski ailelerinden birisi olarak tanınmaktadır.
  • Muhammed Kaşıkçı ise tıp okuyarak ana vatanına gitmiş ve orada Kral’ın özel saray doktoru olmuş,çok sağlam ilişkiler kurmuştur…İşte Muhammed Kaşıkçı’nın 1936 yılında doğan oğlu Adnan öğrenimi için Amerika’ya gidince hayatı değişir…
  • Zira Adnan Kaşıkçı babasının ilişkilerinin ve prestijini de kullanarak daha okurken Amerika’da çok önemli bağlantılar kurar…Ve henüz 20 yaşındayken ilk uluslararası anlaşmasına imza atar…
  • Kasikçı 20 yaşında ABD’li Chrysler ve İngiliz Rolls Royce’nin Suudi Arabistan temsilciliğini alarak büyük para kazanır.Dikkatleri çekmektedir…Kendilerine Zaharoff’a sonra istedikleri çapta bir “Baron” bulamayan İngiltere’nin radarına girmiştir artık Adnan Kaşıkçı…
  • 1965 yılı itibariyle silah sektöründe “önü açılır”…Ardı ardına milyon dolarlık silah anlaşmaları yapmaktadır artık…İngiltere,Amerika’nın bölgede Refik Hariri’yi “Baronu” olarak belirlenmesine Adnan Kaşıkçı’yı yeni “Baronu” seçip sahaya sürerek yanıt verir…
  • İngiltere yeni “Baronuna” Basil Zaharoff’un tüm ilişkiler ağını da devredecektir ..Bu arada Suud Hanedanı İngilizlerin güdümündedir ve Kaşıkçı da her geçen gün kraliyet ailesi üzerinde nüfuzunu arttırmaktadır…
  • 1970’lere adım atılırken 2 önemli gelişme yaşanacaktır… Ortadoğu’da yeni dizayn için İngiltere ve ABD rekabeti bir süreliğine de olsa bırakıp birlikte hareket etme kararı alırlar ..Plan Lübnan üzerinden işleyecek ve Fransa bölgede devre dışı bırakılacaktır…
  • ABD’nin “Baronu” Refik Hariri Lübnan iç savaşının silahlı tüm grupları finanse ederek körükler… Silahlar ise İngiltere’nin “Baronu” Adnan Kaşıkçı tarafından satılır…
  • Lübnan iç savaştan harap ve bitap çıkar…Refik Hariri Lübnan’ın yeniden imarından milyarlarca dolar kazanacak,sonrasında ise ülkede yönetime gelecektir ..Plan başarılı olmuştur…Fransa devre dışı bırakılmıştır…
  • Bu arada Adnan Kaşıkçı için İngiltere petrol sahasını da açmıştır ve Kaşıkçı artık İngiltere’nin adına bölgede petrol işine de girmiş ve önemli bir aktör olmuştur… Kaşıkçı’nın serveti 4 milyar dolara gelirken 80’lerin sonunda Dünya’nın En Zengin İnsanı artık Kaşıkçı’dır…
  • Ancak Adnan Kaşıkçı İngiltere’nin baronu olmasına rağmen ABD ile 90’ların başından itibaren yakınlık kurmaya başlar…Ve ikili oynama niyetinin bedelini ağır öder…
  • Adnan Kaşıkçı İngiltere’nin açtığı yolları kapaması ile ABD’de girdiği tüm önemli işlerde kaybeden tarafta olur,serveti 2000’lerin başında artık sadece 50 milyon dolardır…Karısı ile boşanmak için 846 milyon dolar tazminat veren birisi için durum trajiktir…
  • Ancak aradan geçen uzun yıllarda Kaşıkçı özellikle Suudi Arabistan’da geniş ve etkin bir “Aile Hanedanlığı” kurmuştur ve Kaşıkçı Ailesi’nin fertleri Suudi Arabistan’da çok etkindir…Bunlardan birisinin ismi ise Cemal Kaşıkçı’dır…
  • Şimdi arkanıza yaslanın ve çayınızdan kahvenizden büyük bir yudum alın…Zira ilginç ve girift ilişkiler daha yeni başlıyor..
  • Cemal Kaşıkcı Dünya’ya gözlerini 13 Ekim 1958’de Medine’de açar…Adnan Kaşıkçı’nın yeğenidir…
  • İngiliz etkisi altındaki ailesinin aksine ABD’de eğitim görmeyi tercih eder ve Indiana State üniversitesini bitirir.”Özgürlükler Ülkesi” ABD genç Kaşıkçı’nın fikri hayatını derinden etkiler…Suudi Arabistan’a döndüğünde artık bir “muhaliftir”
  • Ancak bir süre sonra Kraliyet ailesini kontrol altında tutan İngiltere çizgisine kayacaktir.Aile geleneğini bozmamistir ve akıllıdır…Suudi Arabistan’da güç İngiltere’dedir
  • Bununla birlikte İngiltere’nin de “Yumuşak ve hafif değişim” stratejisine uygun şekilde Al Kadına,Arab News’da reformist haberleri ile dikkat çeker,kimsenin ulaşamadığı Usame bin Ladin ile TV röportajı yapar ..
  • Ve hayatını değiştirecek asıl görevi olan Al Watan Gazetesi’nden başına tam yetki ile getirilir.Lakin gazetede dini yapıyı eleştirel yazıların yayınlanması ile birlikte 52 gün sonra istifa etmek zorunda bırakılır.Can güvenliği de kalmamıştır.Ülkeden kaçar…
  • Ancak çok kısa süre sonra “Koruyucu Meleği” kendisini bulacaktır.Bu isim Prens Türki el Faysal’dan başkası değildir…
  • Prens Türki el Faysal’dan,Cemal Kaşıkçı’nın en zor zamanında ona kapılarını açar ve danışmanı yapar…Prensin Suudi istihbaratının başına gelmesi ile Cemal Kaşıkçı için de hem güçlü hem de dengelere oynadığı bir dönem başlayacaktır…
  • Trump ABD Başkanlığına daha aday olur olmaz Cemal Kaşıkçı Trump hakkında ağır yazılar yazar… Bu eleştirileri Trump başkan seçildikten sonra da devam eder… Ama Suudi Arabistan’da çok önemli değişiklikler yaşanmaktadır…
  • Suud Hanedanı yıllardır İngiliz kontrolündedir ve Trump buna son vermeye kararlıdır… Tüm desteğini ABD’ye yakın Prens Salman’a verir ve Prens Salman bir anda adı sanı bilinmezken 2 sene içinde devlet içinde tüm önemli mekanizmaların yöneticisi haline gelir ..
  • Nüfuz alanı İngiltere’nin ayakları altından kaymaktadır… Prens Salman’ın kuzeni yerine Veliaht Prens ilan edilmesi ile artık Salman “Gölge Kraldır” Ve güç ABD’ye geçmiştir… İşte bu esnada Cemal Kaşıkçı da boş durmamaktadir.
  • Cemal Kaşıkçı ABD’li bazı “derin” isimler ile temas halindedir… Ve Eylül 2017’de ABD’ye yerleşir. Artık güç Trump’un ABD’sindedir… 5 Kasım 2017’de Prens Selman diğer tüm prensleri göz altına alır ve “Fiili Krallığını” ilan eder…
  • Oysa Cemal Kaşıkçı Selman’ın bazilı uygulamalarını açıkça eleştirmektedir.”Bir el” Selman’ın prensleri dahi tasfiye ettiği operasyondan sadece 1,5 ay önce Cemal Kaşıkçı’yı ABD’ye çeker alır…
  • ABD’ye yerleşen Cemal Kaşıkçı bir anda eleştirdiği ABD yanlısı Prens Selman’ı ve özellikle açıkladığı “Vizyon 2030” programını övmeye başlar… Hem de artık yarı resmi devlet gazetesi diyebileceğimiz Washington Post’ta köşe yazarak.
  • Cemal Kaşıkçı bir yandan İngiltere’deki bağlantıları ile de teması koparmiyordu…Tehlikeli bir oyunun içine girmişti…
  • Ancak kendisinden daha tehlikeli oyunlar içinde olanlar da vardı…Ve bunların başında Suud petrol şirketi ARAMCO’yu Çin/Şangay Enerji Borsasında halka arz etmek isteyen Prens Tellal gelmekteydi…
  • Cemal Kaşıkçı ise Prens Tellal’ın en yakınındaki kişilerden biriydi…
  • Trump ve ekibi ise Suud ARAMCO’yu ABD’de borsaya açmaya kararlıydı. Bu konu doların rezerv para olarak kalabilmesi açısından son derece stratejileri zira eğer Çin’de halka arz olursa petrol Yuan ile satılacaktı.Bu konuya bugün Stratejist Abdullah Çiftçi de dikkat çekti.
  • Bu arada İngilizler ile görusmeye devam eden bir Cemal Kaşıkçı var karşımızda ve hayatına giren esrarengiz bir kadın Hatice Cengiz…
  • Yazilan çizilen dışında yani Kaşıkçı’nın nişanlısı olduğu dışında kimse detaylı bir bilgi sahibi değil bu bayan hakkında ..Hatta Kaşıkçı’nın ailesi dahi “Tanımıyoruz” diyor…

  • İste tüm bu yaşananlar arasında Kaşıkçı bu esrarengiz bayan ile evlilik kararı alıyor…
  • Ama değil bu kadar önemli bir karardan, evleneceği bayandan dahi ailenin haberi yok. Bu aile sıradan bir aile değil. Bu tip aileler özellikle evlilik yolu ile aileye katılacakları 7 ceddine kadar araştırır, gerekirse de o evlilik “yaptırılamaz”
  • Evet bu ikilinin sosyal medya hesaplarına bakıyoruz… Sürekli geziyorlar… O halde neden bir başka ülkedeki Suudi konsolosluğunda değil de Türkiye’de evrakların temini gerekiyor?

Ya da Türkiye bilerek mi seçiliyor?

  • Hatice Cengiz Hanım’ın ilk beyanlarını hatırlayalım. “Cemal başıma birşey gelirse Yasin Aktay’ı ara dedi” Bu beyandan Cemal Kaşıkçı’nin bir can güvenliği endişesi taşıdığı sonucu çıkmakta…
  • Ancak bugün sabah da paylaştığımız bir beyanatı var Hatice Hanım’ın… Nerede hem de? Washington Post’ta kendisi burada “Cemal büyükelçilikte güvende olacağından emin biçimde gitti. Turkiye tarihinde böyle bir olayın hiç yaşanmadığını söyledi,sıcak bir ön karşılama oldu” diyor.
  • Hani Cemal Kaşıkçı can güvenliği duyuyordu. Basina birşey gelmesi halinde Yasin Aktay’ı araması söylenmişti?
  • Kaybolmadan 3 gün sonra…ABD’de NBC muhabiri “Cemal Kaşıkçı parçalanarak öldürüldü ve diplomatik kutular ile buyukelcilikten çıkarıldı” haberini yaptı…
  • Hemen ardından ise Suudi Arabistan’da gelen 2 uçak haberi servis edildi ve bu uçakta gelen Suudi ölüm timinin Kaşıkçı’yı büyükelçilikte parçalayıp öldürdükten sonra Suudi Arabistan’a döndüğü haberleri yapıldı. .
  • Bu arada Suud yetkililer iddiaları ısrarla yalanlamaya devam etti ..4 gün sonra arama izni verdiler…Ama bir de ne gördük?Birileri Washington Post’ta konsolosluğa Kaşıkçı’nın giriş yaptığı anın fotoğrafını servis etti ..Belli ki kamera görüntülerinden kesilerek servis edilmis.
  • Tekrar dönelim 2 uçağa zira Damat Berat Bey’in tabiri ile “Burası önemli”…Bu iki uçakta iddialara göre bir ölüm timi gelmiş ve Kaşıkçı’yı parçalayarak Kapalıçarşı’dan alınan valizler ile dışarı çıkarmış sonra da S.Arabistan’a dönmüştü değil mi? Medyada da bu haber pompalandı.
  • Bu iki uçağın kuyruk numaraları belli…HZ SK1 zaten kısa süre sonra dönüşe geciyor…Bu kadar kısa sürede o cinayetin işlenip o uçakla gitmesi olası değil…Asıl önemli nokta 2. Uçak. . Bu uçağın da 13 saat sonra Riyad’a döndüğü haberleri bir anda ortalığı kapladı. Ama?
  • Gercegin öyle olmadığını gazeteci Emre Erciş ortaya bu sabahki paylaşımları ve uçuş haritası ile çıkardı. .HZ SK2 kuyruk numaralı uçak Riyad’a değil Dubai’ye gitmişti…
  • Günün ilerleyen saatlerinde ise önce Daily Mail gazetesi Erciş’in bu bilgisini doğrulayan bir haber yaptı,arkasından ise yine İngiliz medyası Kaşıkçı’nın Dubai’de ve hayatta olduğunu, esir tutulduğunu yazdı ..
  • Bu arada bizim tüm gazetelerimizin ölüm timi Riyad’a döndü haberleri de boşa düştü…
  • Kasikçı’nin kayıp olduğunun ortaya çıktığı ilk günlere dönelim.Turkiye arama için izin istedi Suudlardan.Tam da bu esnada sosyal medyada yoğun bir “Ne izni baskın yapalım” propagandası yapmaya başladı…
  • İlginc biçimde Türkiye-Suudi Arabistan ile bir çatışmanın içerisine çekilmek isteniyor gibiydi… Ama devlet sağduyulu davrandı ve böyle bir baskına falan girişmedi…
  • Bu arada bugün Yasin Aktay skandal bir açıklama yaparak “Suudi devletini halen suçlamak istemiyoruz. Kendisini Türk derin devleti olarak nitelendirilen bazı yapılar da bu tip cinayetler işleyebiliyor” mealinde bir açıklama yaptı. Ayni Aktay 2 gün önce NTV ekranlarında Kaşıkçı’nın Erdoğan ile bizzat tanıştığını da söylüyordu..

Şimdi de hayatın olağan akışına uygun şekilde mantık yürütelim.. Ortada önce “can güvenliği endişesi vardı,sonrasında hiç birşey olmayacağından emin biçimde konsolosluğa gitti” diyen “Ailenin dahi tanımadığı” bir nişanlı var ..

  • Öldürüldüğü iddia edilen Kaşıkçı sıradan bir adam değil, istihbarat servisleri ile içli dişli güvenlik sorunu var ama tek bir korumasını olmadan konsolosluğa geliyor…
  • MI6 gibi en üst düzey istihbarat servisi tarafından eğitilen Suudi ajanları Kapalıçarşı’da valiz alıp iz bırakıyor. .
  • Kendi ülkesinin konsolosluğunda o ülkenin vatandaşı cep telefonunu bırakmak zorunda değil ama Kaşıkçı hem de canından endişe duyuyorken telefonu nişanlısında bırakıyor…
  • Bir anda tüm Dünya basını olayı yazmaya başlıyor…
  • Kaşıkçı içeri girmeden özellikle Erdoğan’ın danışmanı olan Aktay ismini veriyor. Boylece Aktay üzerinden Türkiye’nin en tepesindeki isim olaya dahil ediliyor…
  • Niyeyse ortada kan izi vs pek çok izi bırakmayacak, çok daha meşakkatsiz olan zehirleme yöntemi yerine kanlı bir kesme biçme senaryosu yazılıyor…
  • Sıklıkla Dünyayı gezen Kaşıkçı herhangi bir yerde bir trafik kazası ile öldürülmüştür, infaz için konsolosluk seçiliyor zira burası “Kriz çıkartır” Ve anlaşılan istenen de bu ..
  • Peki 2 gün sonra giriş fotoğrafı gibi Kaşıkçı’nın konsolosluktan çıkış fotoğrafları da “servis edilirse”

  • 3 gün sonra ise Türkiye’de bir yerlerde Kaşıkçı’nın cesedine rastlanan tesadüfen tam da Aktay “Türk derin devleti zaman zaman böyle cinayetler işleyebiliyor” sözlerinden sonra ..
  • Suudi Arabistan bu kez “Siz bu işi tezgahladınız ve bize yıkmak istediniz” dese… Olayı savaş sebebi saysa yahut iş uluslararası mahkemede Türkiye’nin yargilanması talebine vardırılırsa?

Şimdi burada asıl soruyu sormak lazım,hani Mahir Kaynak’ın meşhur sorusu: Kim kazandı?

  • Bir taraftan prens Selman’a mesaj verip “ARAMCO ÇİN’DE DEGİL ABD’DE BORSAYA AÇILACAK” mesajı verecek ABD… Zira Çin/Şangay demek İngiliz sermayesi ve Rothschildler demek…
  • Türkiye’ye finansal darbe vurduktan sonra bu hamle ile Türkiye’nin sıcak para kaynağı körfez ülkeleri ile Suudi Arabistan üzerinden karşı karşıya kalarak bu sıcak para akışını da kesecek olan ABD…
  • İngiltere’ye “Suud Hanedanı artık benim kontrolümde.Senin dönemin bitti” mesajı vererek Suudi Hanedanı üzerinde kesin hakimiyet kuracak ABD ..
  • İran Operasyonu öncesinde İran’a stratejik sebepler ile yardımcı olma potansiyeli olan Türkiye’yi yanlızlaştırma ve içe dönük politikalar izlemeye zorlayacak ABD…
  • Evet dostlar bu senaryo gerçekleşirse kazanan ABD,kaybeden ise başta Türkiye olmak üzere Suudi Hanedanı üzerindeki etki savaşında İngiltere olacaktır.
  • İlerleyen günler Kaşıkçı olayında çok ilginç gelişmelere gebe… Umarız bu olay korktuğumuz gibi Türkiye’ye karşı girişilen bir uluslararası operasyona dönüşmez ve bizim yazdıklarımız bir “Felaket senaryosu” olarak kalır.

Sabredip bizi okuyan yahut daha sonra okuyacak tüm dostlara bin selam olsun. Floodumuzu klasikleşen şekilde bitiriyoruz “Takdirleriniz beğenilere beğenileriniz RT’lere yolculuk etsin”

Bu Konu, Celal Eren Çelik @yazparov Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 11 Ekim 2018 — 01:18

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |