Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Balkanlardan bir Korku Hikayesi ; “Gece Dolaşan” (1600’lü Yıllar )

Saat 12’yi vurdu. Gecenin flood’u başlıyor. Korku hikayesi, Balkanlardan. Hikayenin adı: “Gece Dolaşan”. Toplaşın efendim, başlıyoruz…

  • 1600’lü seneler, henüz Viyana Bozgunu olmamış. Tuna boylarında ordunun yürüdüğü, seferlere çıkılan seneler. Asker toplanmış yine.
  • Bilen bilir orduyla birlikte orducu esnafıda yürür. Geçtikleri yerlerden falan alışveriş olur. Tuna havalisinde bir köyden geçmiş ordu.
  • Bir hayli alışveriş olmuş para bırakmışlar. Köyde zengin bir adam varmış. Askerlerin başlarına yalvarmaya başlamış:
  • “Siz buradan çekilip giderseniz para bıraktınız diye eşkiya tepemize üşüşür. Bir miktar asker bırakın geride, bir süre kalsınlar. O esnada askeri uygun olanlar evlerinde barındırır. Birkaç gün sonra ordunun arkasından gelir yetişirler” diye.
  • Dediği doğru ordu ilerlerken arkada kalan, geciken, sipahilerle toplanıp gelmesi gereken olur falan, artçılar olur vs. Beylerden biri adamın sözlerini haklı bulmuş.
  • Voynuklardan bir bölük varmış, bunları köyde bırakmaya karar vermişler. Sayıları fazla değil ama alanı tanıyorlar vs.
  • Bu voynuklarla birlikte Anadolu’daki tımarlardan gelme bir sipahi de bunlarla kalmış iki-üç cebelisiyle. Adam rahatsızlanmış bir müddet.
  • En arkada kalanlarla kalmış nihayet, voynukların dibinden ayrılmadan bir-iki gün sonra orduya kavuşuruz yine nasipse diye düşünmüş.
  • Voynuklar birer ikişer evlere dağılmışlar. Sipahi, cebelileri, voynukların başı ve üç-beş adamı bu zenginin evine düşmüşler.
  • Düşmüşler dediysem söz temsili. Dönemine göre evi hayli geniş, yanaşmaları falan var. Sipahi hasta diye iç odalardan birinde yatıyor.
  • Yerleşmişler evlere. Hesapta eşkiya gelir diye bekliyorlar. Kaldıkları gece fırtına patlak vermiş. Yağmur tahta perdeleri dövüyor, rüzgar vs
  • Yemekler yenilmiş, döşekler serilmiş. Uykuya dalacaklar. Sipahi yattığı yerde uyumaya çalışırken bir ses duymuş. Evin kapısı yumruklanıyor.
  • Lakin sakince değil yıkılırcasına yumruklanıyor. Gökgürültüsüne rağmen sesi işitiliyor. Lakin kapı açılmıyor. Bir sabrediyor, iki sabrediyor
  • Bakmış kapıyı açan yok fırlıyor yerinden kapıya doğru. Bir bakıyor içeride selamlıkta falan millet ayakta. Kapıyı niye açmıyorsunuz demiş.
  • Kapı yumruklanmaya devam ediyor. Selamlık kapıya yakın. Ev sanki temellerinden sallanıyor, Rüstem Pehlivan kapıya dayanmış zannedersin.
  • Adamları demiş buna “Beyim açmıyorlar. Biz seğirttik bize de mani oldular.” Voynuklarla ev ahalisine kaymış gözü, bir hal var hepsinde.
  • Sipahi delirmiş: “Ya bizimkilerden biriyse, eşkiya falan inmiştir belki niye bakmıyorsunuz kapıya?” demiş. Voynuklar Bulgar ahaliden.
  • Voynukların başı Türkçe biliyor.”Keşke eşkiya olsa, başka bir şeydir. Hasta halinle git yat ayakta durma” diye geri göndermeye çalışmış beyi
  • Sipahi pirelenmiş. İşin garibi kapıyı açmak bir yana pencerelere bile yanaşmıyorlar. Öfkeyle fırlamış kapıya. Voynuk başı kolundan yakalamış
  • ‘Aman efendi! Açma kapıyı, ardında fena bir şey vardır. Bu fırtınada bu vakitte hayır şey gelmez kapıya!’ demiş buna. Sipahi dinlememiş.
  • Bu sefer ev ahalisi geçmiş önüne. Sipahi demiş: “Yahu bırakın en azından tahta perde arasından bakayım gelen kimdir, derdi nedir?”
  • Usulca yanaşmış kapının hemen yanındaki pencereye tahta perdeyi aralamış bakmış. Yıldırımın şavkında bir siluet görmüş. Genç bir kız.
  • Üstü başı ıslak, saçları ıslak. Çelimsiz. Kapıyı var gücüyle yumrukluyor. Sipahi perdeyi kapatıp ardındakilere dönmüş, verip veriştirmiş:
  • “Bre el kadar kıza kapıyı açmazsınız bu nice iştir? İnsanlığa sığar mı?” Ağzından “kız” kelimesi çıkınca ev ahalisinin beti benzi atmış.
  • Ahaliden değil de voynuk başının korkulu halinden ürpermiş sipahi. Adama Bulgarca bir şeyler söylemişler adamın da rengi atmış.
  • Koca adam kapının önüne iki büklüm diz çökmüş. Koynundaki tahta haçı çıkarıp duaya başlamış ihtiyar gibi. Sipahi sessizleşmiş.
  • Korku büyüyor içinde nedensiz. Korkuyu bastırmak için eğlenmiş bunlarla: “Sizi gören de kapının ardında yedi başlı ejder var zannedecek!”
  • Voynuk başı duasını bitirmiş, hakir gören bakışlarla süzmüş sipahiyi: “Çok merak ediyorsan duamı bitirdim. Şimdi bak tahta aralıktan!” demiş
  • Sipahi inceden korkuyor ama renk vermek istememiş. Biraz da merakına yenik düşmüş. Tahta perdeyi biraz fazla aralayıp tekrar bakmış.
  • Hani yıldırımın şavkı iki saniyeliğine ortalığı gündüz gibi yapar ya zifiri gecenin ortasında. İşte öyle bir ışıltıda görmüş kapıdakini.
  • Üstünde elbise sandığı kefeni. Saçları toprak öbekleriyle yüzünün bir kısmına yapışmış. Elleri dizlerine dek değiyor, tırnaklar kapkara.
  • Gözleri fener gibi ışıltıyor. Ağzı sırıtır gibi açılmış ama dişleri meydanda, köpek dişleri aşağıya doğru sarkıyor. O vaziyette görmüş kızı.
  • Kapıdakiyle göz göze gelmiş o kısa ama sipahiye bir ömür gibi gelen esnada. Adam fenalık geçirmiş, düşmüş olduğu yere kaldırmışlar.
  • Sabaha anca ayıltmışlar. Rüya falan diye geçiştirmeye kalkmışlar ama herkesin beti benzi atmış vaziyette, gerçek olduğu belli.
  • Voynukların başı buna dili döndüğünce anlatmış, Rumeli illerinde bazen gece olunca kabirden çıkıp dolaşanlardan bahsetmiş.
  • Kapıya gelen de tüccarın vefat etmiş genç kızıymış. Bazı geceler kapıya dadanıp açmaları için yalvarırmış. Dışarı çıkanın akıbeti belliymiş.
  • “Buranın ahalisi böyle şeylere korksa da alışıktır. Kapıyı vurur vurur savuşur hortlak” Sipahi köyden gitmek istemiş, ayağa kalkamamış.
  • “Demişler bir gece daha kalalım, sabaha anca toparlanır hep birlikte yola revan oluruz”. Sipahi geceye kadar uyumuş kalmış, halsiz durumda.
  • Bu gece uyurken uyku uyanıklık arasında odasının tahta penceresinden ses gelmiş. “Bana öyle geldi” diye düşünüp boş vermiş.
  • Ses tekrarlanmış. Çocuklar taş atıyor sanmış ama dışarıda patırtı, çocuk gülüşmesi yok. Üstüne vakit gece. Gözlerini açıp beklemeye başlamış
  • Sesi ayık kafaya duymuş yeniden. Parmaklarıyla biri tahtaya vurur gibi. Kalkmış dua okuyarak. Rüyada olup olmadığını kestiremiyor.
  • Tahta perdeyi aniden açmış. Boşluk yerine zifiri karanlığın içinde kendine bakan bir çift ışıltılı göz, yürek solduran bir gülme sesi.
  • Adam perdeyi yüzüne çarpıp bağıra çağıra odadan çıkmış. Herkes ayakta. Kekeleyerek odasını gösteriyor. Zor sakinleşiyor.
  • Bayılıp kalıyor, bu sefer ayılmıyor. Yeniden yerine yatırıyorlar. Kabus gördü sanıyorlar ilkin ama voynuk başı pireleniyor.
  • Neticede Balkan insanı. Yaşamasa bile duydukları yeter. Adamlarıyla sipahinin odaya girip bekliyorlar karanlıkta, nöbet tutuyorlar.
  • Uyku çöküyor üstlerine gecenin ilerleyen vakitlerinde. Tatlı bir miskinlik. Sipahinin duyduğu sesin aynını duyuyorlar. Tıkırdayan parmaklar.
  • Bir süre sonra bir kız sesi: “Beni içeriye al. Burada soğukta kaldım. Yanında ısınırım. Hadi aç tahtayı da çağır beni içeriye” diye.
  • Adamlar karanlıkta birbirlerini görmeselerde aynı korkuyu hissediyorlar. Voynuk başı fısıldıyor: “Bildiğiniz duaları mırıldanın!” Okuyorlar.
  • Bir süre sonra sanki yıldırım düşmüş gibi bir alev ışıltısı görülüyor pencerenin tahta aralıklarından, ses kayboluyor sipahi aniden uyanıyor
  • Voynuk başı buna anlatıyor olanları. Hristiyan bunlar, “bildiğimiz duaları okuduk kaçtı” diyor. Sipahi bir an önce gitmek istiyor.
  • Voynuk başı diyor ki: “Biz gidebiliriz ama sen yine de kurtulamazsın. Seni görmüş, musallat olmuş. Diyarlar boyu izler seni, gece gelir.”
  • Sipahi kurtuluş çaresini soruyor:”Sabah erkenden bir papaz bulup durumu anlatalım o ne yapılacağını bilir” diyor voynuk. Uyku yok hiçbirinde
  • Sabah namazı vaktinde sipahiyle adamları namaz kılıyorlar. Tüccar voynuklarla bunları hemen yakındaki bir köye götürüyor, Bulgar köyüymüş.
  • Köyün papazına durumu anlatıyorlar. Papaz bunlarla geliyor köye: “Hortlayanın kabri belli işimiz daha kolay” diyor. Mezarlığa geçiyorlar.
  • Kızın kabrini açıyorlar. Tırnaklar uzun, saçları daha da uzamış, derisi hafif kızıllaşmış, kan çanağı gözleri açık vaziyette.
  • Papaz demiş sipahiye: “Bu kız sana musallat olduğu için yapılması gerekeni sen yapacaksın. Dişbudaktan bu kazığı kalbine saplaman lazım.”
  • Sipahi zorlana zorlana kazığı tokmağı almış. Elleri titremesin diye ağzına rakija dökmüşler. Güç bela kazığı çakmış hortlağın kalbine.
  • Voynuklar kafasını kesip cesedi yakarken bu hiçbir şey söylemeden oturmuş almış bir köşede. Bunu da alıp köyden ayrılabilmişler.
  • Adam pek az konuşmuş yol boyu. Sefer bitine değin konuşmamış, sonra ortalıktan kaybolmuş!

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |