Türkiye ABD Krizi Derinleşiyor!; (‘NATO, F-35, Rusya, S-400’)

Türkiye ABD ile tarihinin en derin krizine doğru süratle ilerliyor. Her iki gemi de çatışma rotasında ilerliyor. Yapılan açıklamalardan anlaşıldığı üzere, kimse rotasını değiştirmek niyetinde değil.

  • Ancak yaşanan krizin nedenleri ve boyutlarının kamuoyu tarafından tam olarak idrak edildiğini söylemek ise imkânsız.
  • NATO üyesi bir müttefik ülke, tarihinde ilk kez Soğuk Savaş döneminden sonra, ilişkilerin gerildiği, Atlantik güvenlik mimarisinin açıkça tehdit edildiği koşullarda hedef ülke olarak tanımlanan Rusya’dan yüksek maliyetli bir silah sistemi satın almaya karar verdi.
  • S-400’ler Türkiye’nin bekası için gerçekten bu kadar önemli mi? Bu silah tedarik anlaşması güvenlik ihtiyaçlarından mı kaynaklanıyor? Yoksa son dönemdeki gelişmeler sonrasında Türkiye stratejik açıdan Avrasya bloğuna yönelerek eksen mi değiştiriyor?
  • S-400 anlaşması öncesinde neler yaşandı? Türkiye’nin S-400 alım süreci ile son yıllarda Türk-Rus ve Türk-ABD ilişkilerinde yaşanan çalkantılı süreç ve kırılma noktaları doğrudan ilişkilidir.
  • Sırasıyla bunlar; A- Rus jetinin 24 Kasım 2015’ de Suriye sınırında düşürülmesi, B- 15 Temmuz 2016 darbe girişimi, (Türkiye tarafından girişimin arkasında ABD’nin bulunduğu birçok kez ima edildi),
  • C- Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un 19 Aralık 2016’da Ankara’da suikast sonucu öldürülmesi, D- Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesine yönelik ABD’nin olumsuz tavrı,
  • E- Suriye sorununun çözümü konusunda Türkiye’nin Cenevre Süreci yerine Astana’da Rusya ve İran ile birlikte hareket etmesi, F- ABD’nin YPG’yi terörist örgüt olarak tanımaması, IŞID ile mücadele ortak hareket etmesi, itirazlara rağmen, eğitim ve silah desteğinde bulunması,
  • G- Doğu Akdeniz’de mevcut deniz yetki alanları uyuşmazlıkları konusunda ABD’nin Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan koalisyonuna doğrudan destek sağlaması, olarak ile sıralanabilir.

(Not: Rusya’da PYD’yi terör örgütü olarak tanımıyor. Moskova’da PYD’ye ait ofise izin verdi.)

  • Türkiye daha önce 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uyguladığına benzer bir politik tercih ile, bu süreçte de kendisine alan açmak ve iki büyük güç arasında denge kurmak için Rusya yönetimi ile yakınlaşmayı tercih etti.
  • Özelikle Suriye konusunda Türkiye’nin Rusya ile geliştirdiği iş birliğinin seviyesi ABD tarafından kaygıyla izlendi. Her iki tarafın da birbirleri için kullandıkları politik dilin sertleşmesi, NATO saflarında gedik açmaya çalışan Rusya’ya beklediği fırsatı altın tepside sundu.
  • Uzun süredir Batılı müttefiklerinden ihtiyacı olan hava savunma sistemi için gerekli desteği bulamadığını öne süren Türkiye, 2017 yılı sonunda Rusya ile S-400 alımı konusunda 2.5 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı.
  • Söz konusu anlaşma ABD tarafından silah sistemi teminin ötesinde Türkiye için eksen değişimi girişimi olarak yorumlandı.
  • Türk kamuoyu S-400 ve Patriot’ler konusunda doğru bilgilendirilmiyor. Türk kamuoyu konuyu daha çok Rus S-400 ve ABD Patriot hava savunma sistemlerinin birbirlerine karşı olan avantaj ve dezavantajları ekseninde tartıştı.
  • S-400 sisteminin 600 kilometrelik radar ve 400 kilometrelik angajman menzili ile Patriot sistemine (Radar Menzili:250 km, Angajman menzili:160 km) menzil avantajı sağladığı ve maliyet olarak daha ucuz olduğu gündeme getirildi.
  • Aslında iki sistemde hava savunma sistemi olarak farklı ihtiyaçlara cevap vermek üzere dizayn edilmiş silah sistemleridir.
  • ABD yapımı patriot sistemi Körfez savaşı esnasında Irak tarafından atılan Scud füzelerinin havada imha edilmesinde kullanılmış ve daha sonra da geliştirilmiş versiyonları üretilmiştir. Savaş ortamında denenmiş bir sistemdir.
  • Patriot’lar halen 14 ülke tarafından (ABD, Japonya, Almanya, BAE, Tayvan, Hollanda, Güney Kore, Suudi Arabistan, İspanya, Yunanistan, İsrail, Bahreyn, Mısır ve Ürdün) kullanılıyor.
  • ABD farklı hava tehditlerine karşı aynı yapı içerisinde farklı sistemleri kullanan bir savunma mimarisine sahip. Bu sistem içerinde her türlü balistik füzelerin imhası maksadıyla Patriot’lar ile birlikte TAHAD hava savunma sistemi kullanıyor.
  • TAHAD 4700 km mesafeden tespit ettiği hedefleri 200 km mesafede 150 km irtifadan itibaren imha edebiliyor.
  • Diğer taraftan S-400 hava savunma sistemi S-300 sisteminin geliştirilmiş versiyonudur. S-400 hava savunma sistemi etkin radar ve komuta kontrol sistemleri ile birlikte bünyesinde tehdit tipine göre farklı güdümlü mermi çeşitleri bulunuyor.
  • S-400 hava savunma sisteminin F-35 dahil her türlü muharip uçaklar ile elektronik harp ile erken uyarı uçaklarına, taktik ve orta menzilli balistik füze sistemlerine 400 km. itibaren angaje olabildiği ifade ediliyor.
  • Ancak S-400 sisteminin bu kadar geniş bir yelpazede ne kadar başarı yüzdesi ile farklı tehdit tiplerini etki altına alabileceği ise henüz sistem harp koşullarında kullanılmadığı için teyit edilmiş değildir.
  • S-400 sistemi ilk defa 2015 yılında yapılan anlaşma ile Çin tarafından satın alındı. Test atışlarında 250 km’den mesafeden balistik füzenin imha edildiği Rusya tarafından açıklansa da, Çin bu açıklamayı doğrular bir beyanat vermedi.
  • Çin’den sonra S-400’lerin ilk müşterisi NATO üyesi Türkiye oldu. Türkiye’nin ardından 2018 yılının Ekim ayında Hindistan S-400’ler için Rusya ile anlaşma imzaladı.
  • Rusya 10 civarında daha ülkenin S-400 ile yakından ilgilendiğini iddia ediyor. NATO ve ABD Yunanistan’ın S-300 almasını kriz yapmazken neden Türkiye’nin alacağı S-400’ler bu kadar çok gündeme geliyor?
  • G. Kıbrıs 1990’ların ikinci yarısında Rusya’dan S-300 füzeleri satın aldı. TR, sonucu ne olursa olsun, o füzelerin adaya yerleşmesini engelleyeceğini uluslararası kamuoyuna bildirdi. Füzeler Girit’te konuşlandırılarak Türkiye’nin tepkisi ve almayı düşündüğü tedbirler önlendi.
  • Kamuoyunda bilenenin aksine S-300’ler Yunanistan tarafından satın alınmadı. Güney Kıbrıs tarafından ödemesi yapılan füzeler Türkiye ile krizin önlenmesi için Yunanistan’a ait Girit Adası’na konuşlandırıldı.
  • Füzelerinin satın alındığı tarihte NATO-Rusya ilişkilerine bahar havası hakimdi. ABD Rusya’ya yönelik bir yaptırım kararı da bulunmamaktaydı.
  • Ancak günümüz koşullarında NATO Kırım’ın ilhakından sonra Rusya’yı tehdit olarak görmekte ve caydırmak için tarihinin en geniş katılımlı tatbikatlarını yapmakta, Doğu Avrupa’ya kuvvet konuşlandırmaktadır.
  • ABD için Türkiye’nin hem F-35 leri hem de S-400 hava savunma sistemini tel elden kullanması kabul edilemez bir durum olarak ifade ediliyor. Bütün bu koşullar altında Türkiye’nin S-400 tedariki hem NATO’da hem de ABD’de kaygıyla izleniyor.
  • ABD’nin TR’ye yönelik olarak yaptırım uygulama tehdidinin gerekçesi nedir? 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi sonrasında ABD Rusya’ya yaptırım uygulamaya başladı. Yaptırımlar CAATSA (Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act) çerçevesinde yürütülüyor.
  • ABD Rusya’dan S-400 alan Çin devlet kuruluşuna bu yasa doğrultusunda yaptırım uygulamaya başladı. Yaptırım gerekçesi olarak da Rusya’dan yüksek maliyetli silah sisteminin satın alınmasının ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarının sekteye uğratılması olduğu söylendi.
  • Ancak söz konusu yaptırımların Çin’i ne kadar etkilediği ise tam olarak bilinmiyor.
  • ABD Hindistan’ın da aynı şekilde S-400 tedariki nedeniyle CAATSA yaptırımlarına maruz kalabileceği ifade etti. Hindistan’ın diplomatik olarak S-400 sisteminin Çin genişlemisini durdurmak için alındığı konusunda ABD’yi ikna etmek için diplomatik seferberlik başlattı.
  • NATO üyesi olmayan Hindistan açıklamalarında NATO üyesi Türkiye’nin aksine ABD’yi tahrik etmek yerine, ikna edici bir diplomatik bir üslup kullanmayı tercih etti.
  • ABD yaptırımlarının Çin ve Hindistan gibi ekonomik devlet nezdinde sınırlı etkileri olacağı açıkken her iki ülkenin de bu konuda itidalli bir dil kullanması dikkatlerden kaçmıyor.
  • Bunun aksine Savunma Sanayi Müsteşarlığı veya alt yüklenici firmalarının CAATSA yaptırımlarına maruz kalması durumunda büyük zarar göreceği aşikâr olmasına rağmen kullanılan dili diplomasi ile izah etmek çok zor görünüyor.
  • ABD tarafından S-400 için yapılan açıklamaları sadece F-35’ler ile sınırlamak meselenin anlaşılmadığını gösteriyor. S-400 satın alınması durumunda F-35’lerin teslimatının durdurularak Türkiye’nin söz konusu projeden çıkarılması ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.
  • F-35 sevkiyatının durdurulması Rusya’ya uygulanan yaptırımların delinmesi ile doğrudan bağlantılı değildir. Türkiye’nin NATO üyesi olması ve F-35 projesinde bulunması sorunu içinden çıkılmaz hale getiren bir diğer yan etkendir.
  • Türkiye’nin S-400’lerin Türkiye’nin mevcut silah sistemlerine uyumu nasıl sağlanacak?
  • S-400 tedariki ile bir birlikte ne tür bir teknoloji transferi yapılacağı Rusya’nın sistem entegrasyonu için ara yüz ve yazılım kaynak kodlarını Türkiye ile nasıl ve ne seviyede paylaşacağı konusu belirsizliğini koruyor.
  • Çok yakın bir tarihe kadar da S-400’lerin konuşlanacağı yer konusunda tartışmaların devam etmiş olması, tedarik planlamasında askeri ve teknik önceliklerin yerine politik saiklerin etkili olduğunu gösteriyor.
  • Uzun yıllardır NATO sistemlerine sahip olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin lojistik destek sistemi de NATO ile uyumlu hale getirildi. Sistemlerin kullanımına uygun olarak NATO standartlarında doktrin ve konseptler hazırlandı.
  • NATO harekatlarından elde edilen tecrübeler personelin yetiştirilmesinde kullanıldı. NATO Hava Sisteminin bir parçası olan Kürecik Radarının da Türkiye’ye konuşlandırılmasıyla Türkiye bu sistemin aktif bir üyesi haline geldi.
  • Milli radarları ve sensörleri NATO ağına katılan ve aktif olarak veri alış-verişi yapan TR’nin ağ sistemine dahil etmeden bağımsız olarak kullanmak pahasına bir sisteminin tedarikinde bu kadar ısrarcı olmasını, stratejik seviyede politik eksen değişikliği ile açıklanabilir.

Kaynak; Twitter, Gökhan ÖZBEK@gokhanozbek

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar