Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE) (Küresel nüfus kontrolü siyaseti)

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE) kavramı 1970’lerden itibaren konuşuluyor. Bu kavram 1968 Gençlik İsyanları’nın içinde doğdu. 80’lerden sonra sosyal bilimlerdeki kadın araştırmalarına dair konular, cinsiyet araştırmalarına yöneldi. TCE, cinsiyet determinizmini reddetmektedir.

  • Türkiye’de bazı dindar-muhafazakâr aydın ve STK’ların TCE kavramını hâlâ “kadın araştırmaları” kapsamında ele alması AİLE meselesinin sosyal politika olarak ele alınmasını engellemektedir. Bekârlık, her toplumda refah ve sosyal güvenlik krizine neden olmaktadır.
  • TCE kavramı ile bir milletin gelecek hayatını inşa eden AİLE kurumu kurulamaz. Bir evde sürekli “evde, sokakta, kamusal alanda, her yerde eşitiz” söylemini ayakta tutan anlayışla AİLE hayatı yıkılır.
  • TCE (Toplumsal Cİnsiyet Eşitliği) kavramı aile fertlerinin birbirinden farklı olduğunu, ☯ gece ile gündüzün birlikte GÜN oluşturması gibi, kadın ve erkeğin birlikte AİLE oluşturabileceğini görememektedir.
  • Gece ayrıdır ve gündüz de ayrıdır. Biri diğerinin aynı değildir. Gece ile gündüzü birbirinin zıddı gibi gösteren tasnifler hatalıdır.

  • İnsan ancak eşiyle vardır. “İnsan” denen varlık karşı cinsten bir eşi olmadığında varoluşunu sürdüremez. Bu iki varlığın evliliği yeryüzündeki en kâmil birliktir.
  • TCE çalışmalarına bir cevap üretilecekse AİLE meselesi “sosyal politika”nın konusu olarak görülmelidir. Bir toplumda aile çökmüşse o toplum yaşlıları, engellileri, çocukları için kurumlar açmaya mecbur kalır ve bu kurumların/personelin bedeline (maliyetlerine) mahkum olur.
  • Eşcinsellere “kendi iradeleriniz ile kendinizi kısırlaştırdınız” denilmelidir. Kendisini kısırlaştıran bir cinsel yönelime kadın-erkek evliliğinin tabii neticesi olarak Allah’ın bahşettiği yavruların evlatlık olarak verilmesi bir sosyal cinayettir.
  • Eşcinsellik bir toplumun kendini sürdüremeyecek şekilde kısırlaşmasıdır, iradi kısırlaşma ideolojidir. Batı kendi kısırlığını Batı dışı dışı toplumlara yayarak nüfus kontrolü yapmaktadır.
  • TCE savunucu olan muhafazakârlar bu kavramı eleştiren bir avuç aydını “Kadını eve kapatmak istiyorsunuz, buna izin veremeyiz” diyorlar. TCE savunucusu muhafazakârlar EV kavramı ile KONUT kavramını birbirine karıştırmaktadır.
  • Mevcut konut sistemi (gökdelen tipi konutlar) İslâm düşüncesinde tanımı yapılmış EV-BEYT kavramını karşılamamaktadır. Kadının eve dönmesi gerçekte modern kapitalist kentin yıkılarak Medine=Şehir kurulması anlamı taşımaktadır.
  • Feminist teori, kapitalizmin çocuğudur. Feminizm, kapitalizmden ve onun sosyal yaşam alanı olan KENT ortamından doğmaktadır.
  • Muhafazakâr aydın ve STK’lar katkıda bulundukları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE) kavramının bugün Toplumsal Cinsiyet Yönelimi (TCY) içeriği ile savunulduğunu görememektedir.
  • Batı’nın adalet zihniyetindeki çarpıklık Müslüman ailelerden alınan çocukların “eşcinsel çiftlere” evlatlık olarak verilmesi uygulamasında da görülür. Batı adaleti, kısır toplumunun devamı için nikâhlı ailelerin çocuklarına el koyma uygulamasını “hukuk” olarak göstermektedir.
  • Almanya eşcinsellik nedeniyle kısırlaşmıştır. Batı toplumu, Batı-dışından gelen göçmenlerin topluma entegrasyonu için eşcinselliği bir araç olarak kullanmaktadır: Bu kapsamda Batı’da Türk çocukları, ailelerinden alınarak “eşcinsel ailelere” verilmiştir.

Eşcinsellik toplum karşıtıdır; bir kısırlık ideolojisidir.

Eşcinsellik küresel bir nüfus kontrolü siyasetidir.

Kaynak; Twitter, lütfi bergen @BergenLutfi

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar