Ekoloji ve Ekonomi Arasındaki İlişki (Zengin Sanayici ve Çevreci; Maurice Strong)

Ekoloji = Ekonomi” Size hem sanayici, madenci hem de çevreci olan aynı zamanda ultra zengin ve sosyalist olan bir isimden kısaca bahsetmek istiyorum. Maurice Strong… Gülmeyin, reel. -Flood-

  • Maurice Strong Kanada kökenli bir zenginimizdi (ölüm yılı 2015). 1954’ten beri “toplananlardan”, yani Bilderberg üyesi ve “tek dünya hükümeti” fikrinin esaslı savunucularındandı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a çok yakın olan, danışmanlık yapmış bir isim.

  • Yahudi kökenli ve kimilerine göre de dinsiz biriydi. Bir yandan da karısı Hanne Strong ise çiftliklerinde ruhani bir Budizm merkezi işletiyormuş. Tüm ultra mal varlığına rağmen kendisini sosyalist olarak tanımlamış. 1960’larda Kanada petrolü ile kendi gücünü de iyice artırmış.
  • Kyoto Protokolü’nün başkarakteri. BM Çevre Programı (UNEP) kurucusu. BM’nin Rio Dünya Çevre Zirvesi ve Stockholm’deki Çevre Konferanslarını düzenleyen, başkanlık yapan kişi. Kısacası BM’nin tüm çevreci gözüken faaliyetlerinde yer almış, yürütmüş büyük öneme sahip bir isimdi.
  • Tüm bu toplantılar, zirveler, alınan kararlar, sağlanamayan faydalar işi nihai olarak Agenda21’e götürdü. Yani “sürdürülebilir kalkınma” temalı eylem planına. Şunu da söyleyeyim zamanla düzenlenen bu zirveler sadece isim ve yer olarak değişiklik gösterdi.
  • Etkili olmasa da sürekli düzenlenmeye yani zirvede tutulmaya devam edildi (bkz. Stockholm, Rio, Kyoto, Kopenhag, Paris COP ve yoldakiler) Karakteri ve yaptıklarıyla benim en çok önem verdiğim kısım ise küresel iklim politikalarının bu herifin başının altından çıkıyor olması.
  • 1976’da ise Başbakan Pierre Trudeau’nun isteği üzerine, yeni kurulan ulusal petrol şirketi PetroCanada’nın başına geçmek için Kanada’ya dönmüş. 80lerde, dünyanın ciddi oranda ısındığına inanan gariban bir grup bilimadamına arka çıkmış bilim aşığı ve hadimi bir adamdı(!)
  • Bu yüzden bu fakir ama onurlu bilimadamlarına UNEP adına, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ni düzenlemelerinde sponsor oldu.
  • Adamın yer aldığı, başkanlık yaptığı kurum, kuruluşlar gözlerinizi yorabilir… (ki metinde hayli eksik de var) Tabi sayısız ödül almış ve röportajlarında kendisi için komplo teorisyenliği gibi eleştirilere cevap verirken bu ödüllere de değinerek konuyu dağıtmaya çalışmış.

  • Bir muhabir şöyle soruyor: “Size gelen eleştirilerin birçoğu, geniş ticari ve bürokratik rolleriniz aracılığıyla, bir şekilde yeni bir dünya düzeni kurmayı planladığınız inancı üzerine kurulu. Bu suçlamaya nasıl cevap veriyorsunuz?”
  • Strong: “Sanırım etkim, gücüm ve niyetim abartılıyor. İnandığım şey, ulusların işbirliği yapıp yalnız başa çıkamayacakları sorunların üstesinden gelebilecekleri küresel bir yönetim sistemine ihtiyacımız olduğu. Belki de bu ifade bazıları için çok karmaşıktır ama olmamalı.”
  • Muhabir: “Karşılaştığınız en güçlü eleştirilerden biri, BM’nin ticari çıkarlarını ve rollerini içeren bir kariyerinizin olması ve iklim değişikliği sorununu politik hedeflerinizi ilerletmenizde adeta bir Truva atı olarak kullanmanız?”
  • Strong: “Tek bir kişinin dünyada çok sayıdaki bilimadamına, iklim koşullarını içeren bir komployu çıkartması ve bu komploya katılmalarını sağlamasının çok zor olacağının anlaşılması uzun sürmemeli… “Ben bir bilim adamı değilim, ama bilime hep yakın oldum ve bilim adamlarının kolayca fikir birliğine varamadığını gördüm. Muazzam bir diyalog ve fikir ayrılığı gidişatı vardı. “Şimdi ise iklim bilimcilerin fikir birliğine ulaştıklarını görmek çok önemli bir şey ve bu bir kişinin yapabileceği bir komplonun sonucu olamaz. “
  • Muhabir: “Peki iklim değişikliğinden bir şekilde karlı olduğunuz fikri ne olacak?”
  • Strong: “….İnsanlar bana çok zengin diyorlar. Tecrübe bakımından zenginim evet ama paramın çoğu ilgilendiğim sebeplere harcandı. Hiç kimse fakirlik konusunda benim için endişelenmemeli ama kesinlikle çok zengin de değilim.”
  • Cap and Trade karbon finansmanı meselesi sorulunca mükemmel olmasa da emisyonu azaltmak açısından şirketler için harika bir çözüm olduğunu söylüyor…
  • Şöyle de bir sözü var: “Bu sadece teknik bir mesele değil. İnsanların davranışları; kendi içsel yaşamları, ahlaki, ruhsal ve etik değerleri ile harekete geçer. Küresel anlaşmalar, insanların kendi iç yaşamlarından doğan bireysel bağlılıklarında yer ettiğinde etkili olacaktır.”

Onlar hangi konuda anlaşırsa, bize de içselleştirmek düşüyor…

Kaynak; Twitter, nurdan @nurdan_nnn

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar