Rita Sakellariou’nun Hikayesi; Margarita

1920’lerde körfezde başlayıp akabinde Yunanistan’a kadar uzanacak olan bir drama evsahipliği yapar İzmir. Hikayenin başrolünde ise Margarita isimli iki Rum kadın vardır.

  • Margaritalardan ilki doğma büyüme İzmirli olan, kundura ustası eşi ve genç oğluyla birlikte Kordon’da yaşayan bir kadındır. Küçük bir dükkanları ve kendilerine yeten bir evleri vardır ancak savaş ve ardından gelen Yunan işgaliyle birlikte bambaşka bir hal alır hayatları.

  • İşgale karşı çıkan ve Türklerle Rumların birlikte yaşamalarını savunan komünist askerler isyan başlatır ve firar etmeye başlar Yunan ordusunda. Bu askerler fakir olan halklara kurşun sıkmayı reddeder ancak sömürgeci Britanya Krallığı’na birlikte karşı savaşacaklarını duyurur.

  • Sayıları 200 civarında olan ve ordu içinde büyümeye müsait bir dalga başlatan bu askerler kurşuna dizilerek disiplin zaafiyetinin önüne geçilir. Firar eden 2 asker Margarita’nın eşinin dükkanına şığınmıştır, aileyi perişan edecek süreç de böylece başlar.

  • Margarita’nın eşi askerleri sakladığı gerekçesiyle yargılanır ve bilinmeyen bir kampa gönderilir, bir daha da kendisinden haber alınamaz. Oğluyla yapayalnız hayata tutunmaya çalışan Margarita için ise hayat bir daha asla eskisi gibi olmaz.
  • Yıllar geçer, işgal sona erer, Cumhuriyet Türkiye’si ilan edilir. Yunanistan’la yapılan mübadele anlaşmasına göre her iki taraf da ‘kendilerinden olmayan’ları karşı tarafa gönderme kararı alır.

  • Haber alamadığı eşinin yası zaten yüreğini dağlarken, ailesinin yüzyıllardır yaşadığı, vatanı kabul ettiği topraklardan bu şekilde ayrılarak bilmediği diyarlara sürülmeye dayanamaz Margarita.
  • Kendilerini Girit’e götürmek üzere, İzmir’de bekleyen gemiye binmek üzereyken kalbi daha fazla taşıyamaz bu yükü ve hayata gözlerini yumar.
  • Henüz 20 yaşında olan oğlu Margarita’yı defnetmek için güçlükle izin alır, annesini gözyaşları içinde İzmir’de bıraktıktan sonra Girit’e doğru tek başına yola koyulur.

  • İzmir’den ayrılırken yanlarına bir bavuldan fazlasını alamadıkları için kundura dükkanları da, evleri de geride kalır. Fakirlik ve kimsesizlik içinde tek başına hayata tutunmaya çalışan 20’lik delilanlı, Girit’te Kalimnos adasından bir kızla evlenir.
  • Açlık ve sefaletin kol gezdiği 1930’lu yıllarda bir kız çocukları olur. İzmir’de bıraktığı annesinin ismini verir o’na, küçük Margarita’nın hikayesi böylece başlar.
  • 2. Dünya savaşının patlak vermesiyle Partizanlara katılır Margarita’nın babası. Nazileri ve Faşist İtalyanları ülkeden def etmeyi başarır ancak 1946’da başlayan iç savaşta kendi ülkesinin kurşunuyla yaşamını yitirir.
  • Küçük Margarita savaşın ve açlığın kol gezdiği Girit’te annesi ve 2 kız kardeşiyle yapayalnızdır artık. Anadolu kökenli her Rum gibi ötekileştirilen, hor görülen ve Helenliği sorgulanan bir ailedir zaten.
  • Babasının partizanlar safında savaşırken ölmesi milliyetçi Yunanlılardaki kini daha da artırır. Annesi ve 2 kız kardeşiyle birlikte iffetlerinin bile tehlike altında olduğu korkunç yıllar geçirir ‘İzmirli’ Margarita.
  • Babasından geri kalan kundura dükkanı ve ev için İzmir’e gelmeyi deneseler de gereken vizeyi alamazlar Türkiye’den. Aynı yıl Atina’nın liman semti Pire’ye göç etmekte bulurlar çareyi.

  • 12 Yaşındaki Margarita pazarda limon ve ekmek satar kardeşlerine bakabilmek için, hatta fabrikalarda çalışır, yeri gelir çöp toplar. Kazandığı parayla her hafta saman kağıt ve kibrit alır. Kalem almaya parası yetmediği için kibriti yakarak kömürüyle yazı yazar.
  • Yazdığı yazılar bir nevi günlüktür; babasının acı hikayesi, İzmir’e dayanan kökleri, hiç görmediği babaannesinin yası ve annesi ile verdiği mücadele kibrit çöplerinden saman kağıtlara dökülür.
  • Annesinin, Pire’deki köhne denizci pavyonlarında bulaşık yıkadığı günlerde, henüz 14 yaşındayken kendisine talip olur pavyon sahibi. Kendisinden küçük olan 2 kardeşine bakabilmek için mecburdur evlenmeye, ilk evliliğini henüz o çocuk yaşta, Pire’de yapar.

  • Hiçbir zaman sevemediğini söylediği pavyon sahibiyle olan evliliği boyunca saman kağıda yazmaya devam eder hayat görünümlü dramını. Daha 18 yaşına gelmeden pavyon sahibinden bir de çocuk dünyaya getirmiştir.
  • Bu sırada pavyonda sahne almaya da başlamıştır. Henüz çocuk yaşta ayyaş denizcilerin karşısına çıktığı 3. sınıf bir pavyonda keşfeder sesinin güzel olmasının yanı sıra beste yeteneğinin de olduğunu.
  • 12 Yaşından beri kibritle yazdığı hüzünlü anılarını bestelemeye başlar 20’li yaşlarında. Okuyanları hayrete düşürecek kadar kaliteli olan bu satırları yaşadığı acılara bağlar, o acılara borçlu olduğunu düşünür.
  • O yıllarda keşfettiği beste yeteneğiyle, yıllarca ciltleştirdiği hayat hikayesini şarkılara dökmeye başlar. Önce Selanik’in, ardından Atina’nın lüks gazinolarına transfer olur yeteneği sayesinde.
  • Sesinin kalitesinden dolayı çok kısa sürede Margarita’nın şöhret patlamasına tanıklık eder Yunanistan. O’nun canlı söylediği şarkıları dinleyebilmek için dolar milyarderleri ve ünlüler adeta sıraya girerler.
  • Yunanistan’ın ilk sosyalist başbakanı Andreas Papandreou, Margarita’nın yaşanmış hikayelerini anlatan hüzünlü şarkıları dinlemeden seçimlere motive olamadığını söyler.
  • Ünlü aktör Antony Quinn Zorba filminde sergilediği Zeibekiko’yu Margarita’nın şarkılarıyla birlikte öğrenir. Filmin ardından da sırf Margarita’yı dinlemek için sık sık Yunanistan’a gelir. Milyarder armatör Aristotle Onasis’in, Margarita’ya hediye etmek için ada satın alır.

  • Margarita ün kazandıktan sonra isim olarak Rita kısaltmasını kullanmaya başlar. Yanlışlarına kızmasına rağmen her zaman gurur duyduğu babasının Anadolu Rumlarına münhasır olan soyismini ise asla değiştirmez.

  • İzmirli Rita Sakellariou, yıllar önce İzmir’de kalan babaannesinin ismiyle Yunanistan sınırlarını aşan bir üne kavuşur.
  • Tesadüf müdür bilinmez ancak Yunanistan’ın en ünlü kadın solistlerinin neredeyse tamamı(Haris Aleksiou, Glykera, Lizeta Kalimeri, Melina Kana) Rita Sakellariou gibi İzmir kökenlidir.
  • İzmir’de birlikte konser vermeleri için defalarca davet almasına rağmen buna cesaret edemez, yaşadığı acılarla yüzleşmekten korkar ve İzmir’i karşı kıyıdan seyretmekle yetinir.
  • 1999 Yılında kanser sebebiyle erken denilebilecek bir yaşta hayatını kaybeder. Mezarı Atina’dadır; İzmir’den ve Girit’ten getirilen birer tutam toprakla birlikte burada defnedilir.

Yazar; Cem Türktekin

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları | Glovo Kurye Olmak İstiyorum |