Palm Yağı Nedir? Zararlı mı? Nasıl Üretilir?

PALM YAĞI NEDİR, NASIL ÜRETİLİR, NEDEN VEGAN DEĞİLDİR, HAYVANLARA NE GİBİ ZARARLAR VERİR VE NEDEN TÜKETİLMEMELİDİR? İŞTE PALM YAĞI SEKTÖRÜ GERÇEKLERİ…

  • Bilimsel adı ‘Elaeis guineensis’ olan ve bu palmiye ağacının meyvelerinden üretilen palmiye yağı, dayanıklı, ucuz ve kolay ulaşılır olması nedeniyle günümüzün en çok kullanılan bitkisel yağlarının başında geliyor. Greenpeace, süpermarket raflarında gördüğümüz ambalajlı ürünlerin yarısının palmiye yağı içerdiğini söylüyor.
  • Buna paketli hazır ekmekler, hazır çorbalar, margarinler ve bisküviler de dahil. Yani birçok işlenmiş gıdada palmiye yağı bulunduğundan bahsedebiliriz. Peki bahsedilen orandaki ambalajlı ürünlerin içeriğinde bu yağa rastlarken palmiye yağından nasıl kurtuluruz ve ana soru aslında palmiye yağından neden kurtulmalıyız?
  • Evet bahsettiğimiz bu yağ adı üstünde bitkisel bir yağ ancak veganlar palmiye yağı konusunda ikiye ayrılmış durumda. Bir kısım, vegan değil diye diretirken diğer kısım kullanılmasında bir sakınca görmüyor. Kullananlara baktığımızda ise ana sebebin alışkanlıklarımız olduğunu görüyoruz.

  • Yıllarca yediğimiz bisküviler, çikolata kremaları, cipsler ve benzeri yiyeceklerden vaz geçemediğimizden ötürü palmiye yağını hayatımızdan çıkartamıyoruz. Ancak burada bir çelişki söz konusu değil mi?
  • Veganizm felsefesine bakıldığında damak zevkinin ve alışkanlıkların bir kenara bırakılıp tüm canlı varlıkların ve evrenin kurtarılması, haklarının savunulması, ek olarak en önemli yargı olan ‘etik’ ön plana çıkarken palm yağı endüstrisine neden gözlerimizi kapatıyoruz ve basite indirgiyoruz? Bahsedilen yağ sadece bitkisel diye mi? Yoksa yapılan zulüm çok göz önünde değil diye mi?
  • Eğer böyleyse birazdan öğrenecekleriniz sizi dehşete düşürecek ve palm yağı endüstrisinin ne kadar ekolojik/sürdürülebilir olmadığını, ayrıca hayvanların nasıl zulümlere mağruz kaldığını gözler önüne serecek. Serüvene market alışverişimizden başlayarak geriye doğru gidelim. Bir markete girip en sevdiğimiz çikolatayı aldığımızı var sayalım.
  • Aldığımız çikolatada seçim kriteri olarak bitter veya diğer favorimiz olarak belirlediğimiz çikolatayı seçip alışveriş sepetimize attık. Peki ya sonra? Bedenimize alacağımız bu ürünün içeriğini neden hiç merak etmedik? Veya hangi şartlarda yapıldığını? Kaç tane hayvan katledildiğini? Veya kaç hektar ormanın yakıldığını? Her şeyi sorgulayıp hak peşinde koşan biz neden palm yağını hiç sorgulamadık ve olanları görmezden geldik?

  • Çikolata paketinin arkasındaki palm yağı yazısı elbette ölüm çığlığı atıp dikkatinizi çekmeyecektir ama gerçekleri öğrenmek biraz da olsa düşünmenize sebep olacaktır. Bunları aklınıza düşürdükten sonra paketin arkasını çevirip içeriği teker teker okumaya başlayalım.

  • Şeker, kakao yağı, kakao kitlesi, kakao tozu, emülgatör (Ayçiçek lestini), aroma vericiler ve PALMİYE YAĞI veya diğer adlarıyla Palm Kernel Oil, Palm Fruit Oil, Stearic Acid, Palmitic Acid, Palmitoyl Oxostearamide, Hydrated Palm Glycerides vb. Bu içeriklerden birini gördüyseniz duraklayıp düşünmenin tam sırası. Çünkü yapmamız gerekenler çok basit. Öncelikli olarak içerik okumayı aynı ürünlerin son kullanma tarihine istisnasız baktığımız gibi alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor.
  • Sonuç olarak aldığımız ürünlerin içeriği direkt olarak bedenimize giriyor ve bize yarar sağlıyor veya zarar veriyor. Bakıldığında sadece içerik okumak yetmiyor çünkü üstte de bahsettiğim gibi firmalar içerikler için yeni isimler geliştirebiliyor.
  • Kısaca endüstriyel gıdada yediğimiz besinler hakkında bolca bilgi sahibi olmamız gerekiyor ki vücudumuza ne aldığımızı ve ne zulümler döndüğünü bilerek buna göre seçimlerimizi yapalım. Senelerce bize, sadece kar amacı güdüldüğünden ötürü sağlıklı, lezzeti, vaz geçilmez sloganlarıyla pazarlanarak tüketmemizi sağlayan sektörleri hepimiz biliyoruz. Sonrasında çoğunun foyası yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıktı ancak bedenimize vereceği zararı ne kadar öğrensek dahi zaman çok geçti. O gıdalara alışmış ve vaz geçemez hale gelmiştik.

  • Aynı olay Ferrero’nun markası Nutella’da da başımıza geldi. %22 oranında palm yağı içeren bu üründeki palmiye yağının 200 dereceden yüksek ısılarda rafine edilmesi halinde ( Ki bu kokusunun gitmesi ve kırmızı renginden arınması için yapılıyor ) yüksek oranda kanser riski taşıdığı, içindeki doymuş yağ oranı nedeniyle kolestorol seviyesini arttırarak kalp krizi ve felç riskini arttırdığı ortaya çıktı ve tüm platformlarda gündem oldu. Ancak bu olay Nutellayı terk etmemiz için ikna edici olmadı.

  • Çünkü perdenin arkasında bırakılan 3 önemli konu daha vardı. O da ekoloji, sürdürülebilirlik ve etik. Hatta bu cümleyi ‘3 en önemli’ konu olarak değiştirebiliriz çünkü çevre örgütleri en büyük sorunun palmiye yağının kendisinden ziyade palmiye çiftlikleri olduğunu belirtiyor.

  • Palmiye çiftlikleri tropik ormanların olduğu bölgelere kuruluyor ve bahsettiğim 3 önemli konu burada başlıyor. Yağmur ormanları orangutanların yaşamlarını sürdürüp yavruladığı ve beslendiği bölge.  Orangutanlar bölgede dolaştığında ve yaşadığında ise avcıların hedefi haline geliyorlar ve palm yağı endüstrisi uğruna umarsızca katlediliyorlar. Sırf bu yüzden Borneo orangutanlarının nesli ciddi derecede tehlike altında.

  • Yediğiniz çikolatadaki etik kısmı tam olarak burada kendini gösteriyor. Mantıksal olarak bakıldığında da böylesine tropik ve ağaç popülasyonunun yoğun olduğu bölgelere fabrika kurmak mümkün olmadığından kesilen ağaçlara ekoloji konusunu bağlayabiliriz.

  • Çünkü dünyanın akciğerleri olarak benimseyip korumaya çalıştığımız ve yapılan her haksızlıkta baş kaldırdığımız yağmur ormanları fabrika kurmak üzere düşüncesizde yok ediliyor.
  • Her palm yağı içeren ürün tükettiğimizde ise avcılığa ve ormanların katledilmesine yardım etmiş, binevi para yatırmış oluyoruz. O zaman ben çevreciyim, doğayı ve hayvanları seviyorum cümlelerimiz de tam anlamıyla havada kalmış oluyor değil mi?
  • Palmiye yağının zaraları bununla da kalmıyor elbette. Yağ üretimi büyük orman yangınlarıyla da ilişkilendiriliyor. Verilere göre Endonezyada 2015-2018 yılları arasında toplam 3 milyon 403 bin hektar arazi palm yağı uğruna yakıldı.

  • Sadece 2015 yılında ise 2 milyon 600 bin hektardan fazla alan yok edildi. Yok oldu değil yok edildi çünkü yangınlar insan kaynaklı ve tek bir sebebi var; Kurulacak fabrikalara yer açmak.

  • Yangın sonrası yükselen kırmızı dumanlar bölgedeki yüzbinlerce insanda ve hayvanda solunum ve diğer hastalıklara neden oldu. (Bu kırmızı dumanlar ‘Rayleigh Saçılması’ olarak adlandırılıyor) Bu arada yangından kaçamayan binlerce hayvanın cansız bedenleri yangın sonrasında bulundu ve hiçbir önlem alınmadı, aksine zulme palm yağı üretilerek devam edildi.
  • Şimdi sayısal verilere biraz daha yakından bakalım. Verisel olarak bakıldığında her saat 300 futbol sahası büyüklüğündeki arazi yalnızca palm yağı yetiştirme arazisi yapmak amacıyla yok ediliyor ve yılda toplam 50 milyon ton palm yağı üretiliyor. Sırf ekolojiyi ağaçları ve çevreyi düşünerek kullandığımız defter yapraklarında dahi tutumlu olalım derken bir yandan içinde palm yağı olan çikolata tüketiyoruz.
  • Ne olduğunu fark ettiniz mi çevreciliğimizin hiçbir önemi kalmadı. Bir yandan ısraf yapmayalım diye dikkatlice davranırken diğer yandan tamamen bilinçsizliğimizden kaynaklı palm yağı tüketimimiz Bu dehşet verici rakamların oluşmasına sebep oluyor. Peki ya bunun sonu ne?
  • Tüketimimiz böyle devam ederse sadece 5 ila 10 yıl içinde Borneo orangutanı, Sumarta kaplanı, Asya gergedanı, Sumarta gergedanı, Bulutlu pars, ve bazı maymun türlerinin de nesillerinin tükeneceği ön görülüyor. Sizin de gözünüz korktu değil mi?
  • Çünkü bu çarkın dönmesi için tabiri caizse sektörün eline parayı siz tutuşturuyorsunuz. Orangutan habitatının yaklaşık %90 ı son 20 yıl içerisinde sektörel büyüme amacıyla yok olmuş bulunmakta.
  • Bu yok etme, alan büyütme çalışmaları esnasında her yıl yaklaşık bin ila 5 bin, son 20 yılda ise 50 bin orangutan katledilerek nesilleri ciddi biçimde tehlikeye sokuldu. Bu tür, ekosistemin sürdürülebilirliği açısından, her türde olduğu gibi tahmin edemeyeceğimiz kadar önemli görevler üstlenmektedir. Sürdürülebilirlik ise dünya düzeninin rayına oturması ve devam etmesi için şart olan bir kavramdır. Endonezya yağmur ormanları, bitkilerinin çimlenmesi ve çoğalması orangutanların sindirim sisteminden geçen tohumların eseridir.
  • Bitki çeşitliliği ve sürdürülebilirliği için olmazsa olmaz bir rolü mevcuttur. Yani orangutanlar ve yağmur ormanları birbirinden ayıramayacağımız kavramlardır. Birinin olmaması diğerini de tehlikeye atmaktadır.
  • Palm yağı üretimi amacıyla kurulan tarlalar (Tarlanın kurulması için ormansızlaştırma prosedürü uygulanmaktadır) kırsal bölgelerdeki yerel fakir halk için kalkınmayı getiren bir yol gibi lanse edilmektedir fakat gerçekler inandırıldığı gibi değildir.

  • Tarlaların kurulması için yakılan ve kesilen ağaçlar üstte de belirttiğim sonuçlara sebep olmaktadır. Ayrıca tarımın ve sektörün devamlılığı için çalıştırılan çocuk işçilerden, insan hakkı ihlallerinden bahsetmiyorum bile. Zaten çoğu, hak ettiği ödemeyi almaz ve köle misali saatlerce yüksek tempoda çalıştırılır. Böylesinde ağır işlerde saatlerce çalıştırılan çocukların hasta olduğu, yaralanmaların sonucunda enfeksiyona yakalandıkları hatta canlarını kaybettikleri bile görülmüştür.
  • Palm yağının hiç tahmin etmediğimiz dehşet verici gerçeklerini öğrendiğimize göre sırada alternatif olarak ne yapabileceğimiz yer alıyor. En başta palm yağından başka onlarca daha sağlıklı bitkisel yağ olduğunu bilerek bunlara yönelmek yer alabilir.
  • Tabii bunun için içerik okumayı ve kavramları, adlandırmaları bilmek çok önemli. Palm yağının diğer tüm isimlendirmeleri ise şöyle;

  • Sonrasında hep dediğim gibi aktvizm aktivzm aktivizm! Bilgileri paylaşıp kendimize vegan olmamak veya saklamamak takdire şayan. O yüzden okuyup, araştırıp paylaşmak çok önemli. Ancak paylaşarak bilgilenerek ve ses çıkartarak hak savunamayanların sesi olabiliriz.

  • Güney Asyadan ülkemize uzanan bu sektöre, katliama dur demek, çarkın dönmesine engel olmak için damak zevkimizle ve alışkanlıklarımızla değil mantığımızla hareket etmeliyiz.
  • Unutmayın herkesin bilinçli bir adımı dünyayı değiştirmeye yeter. Çarkları hep beraber durduracak, kafesleri kep beraber kıracağız! | Zeynep Irmak Alpaslan

Yazar; Zeynep Irmak Alpaslan

guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
Anonim
Anonim
3 ay önce

marketlerde satılan hazır çocuk mamalarının hepsinde palm yağı var

mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
1
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x