Merhamet! Hava gibi, su gibi muhtaç olduğumuz iksir! (‘Bu garezin sebebi nedir?’)

Geçen yıl bu vakitler Sincan’daydım. Şimdi Brüksel’de, ailemin yanındayım. Ama oda arkadaşlarım, havalandırmadan dinlediğim “Karahisar Kalesi yıkılır gelir” türküsünü hiçbir sanatçının söyleyemeyeceği kadar içten ve yanık söyleyen Hamza Teğmen ve diğerleri hala orada.

  • Onlar yarını bekliyor, 40-45 dakikalık açık görüşte eşlerini, çocuklarını, ana-babalarını görüp sarılmak ve bayramlaşmak için. Ben de daha bayramlaşmadım aile efradımla. Yapamadım, içimden gelmedi. Ne bayramı hissedebildim, ne bayramlaşacak cesareti toplayabildim.
  • Belki yarın, Sincan’da, Silivri’de, Kandıra’da, Şakran’da ve Anadolu’nun bilumum cezaevlerinde mahkûmlar, tutuklular 40-45 dakikalığına tatlı bir rüya gibi ailelerine kavuşunca ben de bayramlaşırım. Ama dün değil, bugün de değil.
  • Ve 1 aydır yazdığım her tweetin altında 7 ceddime küfreden yurttaşlarım, hemşerilerim… Sizin bayramınız nasıl geçiyor? Oğlunuz, damadınız, yeğeniniz, kuzeniniz, komşunun oğlu, kapıcının kızı, bakkalın kardeşi, yüzlerce bebek tutukluyken doya doya yaşıyor musunuz bu bayramı?
  • Ve neden hala bu kadar kötüsünüz? Neden bir türlü içiniz ferahlamıyor? Neden hala intikam kusuyorsunuz? Bitip tükenmek bilmeyen nefretinizi nasıl bu kadar canlı tutabiliyorsunuz? Hani balık hafızalıydık; zihninize çöken bu karabasanı neden bir türlü unutamadınız?
  • 15 Temmuz mu dediniz, duyamadım. Şehitlerimiz var mı diyorsunuz? Geçiniz efendim, kandırmayın kendinizi. Binlerce şehit verdik yıllardır. Hangisinin acısını içselleştirdiniz, hangi yüreği yanan anayla yandınız? Cenazelerde, olmayan haklarınızı helal etmek dışında ne yaptınız?
  • Daha yeni, boşalttıkları hazineyi yamamak için “hadi” dediklerinde 24-25 yaşındaki yüz binlerce civanmert asgari ücret bedeline terhis tezkeresi almaya koşmadı mı? Halbuki alayı 15 yaşında şehit oldu diye Eren Bülbül twitleri atmamış mıydı?
  • Demokrasi mi dediniz, sesiniz çok cılız çıkıyor, duyamıyorum. “Baba” dediğiniz Demirel’e, “Karaoğlan” dediğiniz Ecevit’e, Menderes’e darbe yapıldığında neredeydiniz, neredeydi babalarınız, dedeleriniz. Ben söyleyeyim: Darbecilerin anayasasına EVET mührü basma kuyruğundaydınız.
  • Şimdiki bu cevvaliyetinizin asıl tahrik kaynağı nedir, bir daha düşünür müsünüz? Ailenizi reddedecek, soyadınızı değiştirecek, ortada kalmış yakınlarınıza sahip çıkmayacak kadar başkalaşmanızı kime ve neye borçlusunuz? Cevabı kendinize verin, yapabiliyorsanız aynaya bakarken.
  • Küfürle, hakaretle, bağırıp çağırmayla hiçbir şeyin düzelmeyeceğini anlamadınız mı yıllardır? Bu tavrınızın aslında daha çok kendinize zarar verdiğini hissetmiyor musunuz? Kimi haksız olduğuna ikna edebildiniz bu yaklaşımınızla? Hangi hakkı elde edebildiniz yakıp yıkmakla?
  • Hiçbir kalp ve ruh bu kadar kötülüğü taşıyamaz. İstirham ediyorum; kendi sağlığınız, yakınlarınızın iyiliği için kovun bu kötü duyguları içinizden. İndirin çatılmaktan kasılıp kalmış kaşlarınızı. En yakınınızdan başlayarak gülümseyin etrafınıza, güne tebessümle başlayın.
  • Dido Sotiriyu “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” romanında yüzyıllardır kardeşçe yaşayan halkların nasıl birbirine düşman kesildiğini anlatır, haklı-haksız yargısına varmadan. Kötülüğün iyiliğe nasıl galip geldiğini gözler önüne serer. Son paragrafında sanki bugüne seslenir:

… Ve sen Kör Mehmet’in damadı! Hele sen! Niye öyle tiksinerek bakıyorsun yüzüme? Öldürdüm evet seni, ne olmuş! Ve işte ağlıyorum. Sen de öldürdün! Kardeşler, dostlar, hemşeriler! Koskoca bir kuşak, durup dururken katletti kendini!

  • Anayurduma selâm söyle benden Kör Mehmet’in damadı! Benden selâm söyle Anadolu’ya! Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin! Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellâtların Allah bin belâsını versin!
  • Ermeni’ye, Rum’a, Yahudi’ye, Kürt’e, Alevi’ye… ve en sonunda kendi “öz evlatlarına” bu garezlenmenin sebebi nedir? Bırakın efendim siyasi tarih kitaplarını. Çorum’da niye komşunu kestin çocuklarının gözü önünde onu söyle? Harput’tan niye kovdun malına mülküne el koyarak?
  • Bir kuple de Üstat Necip Fazıl’dan paylaşayım engin hoşgörünüze sığınarak; azılı Yunan düşmanıysanız ve bir Urum dölünün kitabından ders almaktan imtina ediyorsanız. Reis Bey’i izlemişsinizdir, okumayı sevmeseniz de. Oradan efendim…

… İnsandaki kötülük iktidarını döve döve pekiştirmek yerine, hohlaya hohlaya yumuşatmak. Merhamet! Hava gibi, su gibi muhtaç olduğumuz iksir… Baş aşağı bir cemiyeti, baş yukarı edecek bir kudret…  … Hepimiz, bütün insanlık buz çölünde yol alıyoruz! Aldığımız nefesler bile, sipsivri kayalar şeklinde donuyor. Bakarken gözle bıçaklıyor, dinlerken kulakla zehirliyoruz! Damak kirletiyor, el donduruyor!..

  • Ben diyorum ki her fert başucuna; “suçlu benim, herkes suçsuz!” levhasını asmalıdır. Ben diyorum ki yegâne kurtuluşumuz herkesin herkesi affetmesindedir. Daha ötesi kanunların sorumluluğuna girer. Ama görüyorum ki anlatamıyorum… Hissediyorum ama anlatamıyorum! …
  • Göklerin merhamet dolu olduğuna inanıyorum… Bizse nefsimizin beton çatısını tepemize dikmiş, yaşamayı öldürüyoruz! Merhamet… Âlem bu temel üzerinde! Eğer toprağa, tohuma, hatta kire, lekeye merhamet olmasaydı, su olur muydu?
  • Ne duruyorsunuz! Sökün sahte su borularını! Ev ev merhamet şebekesi kurun! Tepelerinizdeki çatıları da yıkın! Göklerle temasa geçin! O zaman göreceksiniz ki; acı su borularından, kendi kendine tatlı su akacak… Ve başlar üstünde, güneşe yol veren kubbeler yükselecek…

Haddimi aşarak dikkatinize sunmak istedim. Karşınızda bastırılmış, sindirilmiş, mahkum edilmiş, mağdur edilmiş insanlar ve acılı aileleri var sadece. Düşene vurmak Anadolu insanının karakterinde yok idi, bırakın yine öyle kalsın.

Korkmayın, çekinmeyin; ziyaret edin, selam gönderin, mektup yollayın Silivri, Sincan, Kandıra ve diğerlerindeki insanlara. … Daha öncekileri olduğu gibi bu bilgiselin de altını küfürleriyle dolduracaklar dahil herkese merhametle dolup taşacağı güzel bir bayram dilerim.

Bu Konu, Cafer Topkaya @c_topkaya Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir