Mehmet Ali Çelebi Kimdir?

ehmet Ali Çelebi Kimdir?  Banka veznedarı Muharrem ile gardiyan Rukiye Çelebi’nin oğulları olan Mehmet Ali Çelebi 23 Temmuz 1984’te #Ankara‘da doğdu.

  • İlkokulu, ortaokulu ve liseyi gardiyan olan annesinin tayin sebebiyle gittiği #Amasya‘da okudu. 1999’da Amasya Lisesini, 2003 yılında İzmir #MaltepeAskeriLisesi’ni dönem birincisi olarak bitirdi. Kara Harp Okulu’nu da dönem dördüncüsü olarak mezun oldu. 2007 yılında diplomasını dönemin genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt’ın elinden alarak “Kara Pilot Üsteğmen” olarak #TürkSilahlıKuvvetleri‘ne katıldı.

  • Alay komutanının ‘Kurmay olmak isteyen var mı’ sorusuna “Kendi hava aracını kullanan ilk #genelkurmay başkanı olacağım” diyerek cevap verdi. Çelebi aslında bu cümlesi ile tıkır tıkır saat gibi işleyen bir plana işaret ediyordu. Mehmet Ali Çelebi, geleceğin genelkurmayı başkanı motivasyonu ile önü açılan bir isimdi. Haziran 2007’de bir ihbar üzerine başlayan Erdoğan’ın savcısı benim dediği #Ergenekon soruşturması kapsamında 18 Eylül 2008’de 5 teğmen ve bir askeri öğrenci ile birlikte gözaltına alındı. Nöbetçi mahkemede ifade veren teğmenler Mehmet Ali Çelebi, Eren Mumcu, H.Hüseyin Uçar, Noyan Çalışkuşu ve askeri öğrenci Yaşar Tozkoparan “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklanarak #Hasdal Askeri Cezaevi’ne gönderildi.
  • Bu isimler arasında sembol olarak seçildi. Davalarla ilgili yürütülen propagandanın görünen yüzü oldu. Ergenekon sürecinde adı, kendisi de dahil 56 kişinin “sanık” olarak kaydedildiği 1868 sayfalık ikinci #Ergenekon iddianamesinde tam 445 kez geçti. Emekli #orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon, gazeteciler Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Erdoğan’ın eski özel kalem müdürü Dr. Turhan Çömez, Adil Serdar Saçan, emekli Albay Arif Doğan ile birlikte yargılandı. Teğmen Mehmet Ali Çelebi, iddianamenin sanık listesi bölümünde, kısaca “Silahlı Terör Örgütü Yönetme, Hukuka Aykırı Olarak Kişiler Verileri Kaydetmek”le suçlanıyordu.
  • İddianamede Çelebi’nin, tutuklu sanıklardan Kemal Aydın ve kız kardeşi Neriman Aydın ile adeta bir “emir-komuta” ilişkisi içine girdiği iddia ediliyordu. Emekli #Maliye müfettişi Kemal Aydın’a “Kemal Amca”, kız kardeşine de “Neriman Teyze” diye hitap edilmesi dikkat çekiyordu. Mehmet Ali Çelebi mahkemede Kemal Aydın ile tutuksuz yargılanan kardeşi Neriman Aydın’ın “Genelkurmay Başkanlığı nezdinde itibarlı kişiler” olduklarını söyleyecekti. 

  • Komutanlarıyla ilgili topladığı bilgileri Aydın kardeşlere ilettiği ve darbe planları yaptığı öne sürülmesine Çelebi’nin tepkisi şu cümleler ile olacaktı. “Kemal Aydın’ın Genelkurmay Başkanlığı’na yazmış olduğu mektuplar var. Kuvvet komutanları ile bağlantıları var. Bu kişilerin #terörörgütü olmaları halinde askeri istihbaratın bunları bilmemesi mümkün değil.”  Genç #Teğmen Mehmet Ali Çelebi haksızda değildi. Çünkü Aydın kardeşler, askeri içerisinde önemli ilişkiler ağına sahiplerdi. Örneğin,” Paşa ile yapılan görüşmeye hatırlatma notu” başlıklı bir belgede yazılanlar oldukça ilginçti: Kayıtlara geçen notta Neriman Aydın’ın, Eruygur’a “Değerli Büyüğüm, biz 65 yıldır sizi bekliyoruz… Ama ortada yoksunuz… Yolumuz ölmek ve öldürmek ihtimalleriyle doludur. Bu tehlikeyi biz göze aldık, siz de alıyorsanız başlayalım, deriz” ifadesi dikkat çekiyordu.
  • Neriman Aydın’ın ayrıca tutuklu sanıklardan Teğmen Noyan Çalıkuşu’na “Tanklara iyi bak” sözleri ile Çalıkuşu’nun bir başka telefon konuşmasında muhatabına “Tanklar zaten ziyarete geçer yakında” demesi iddianamede yer alan başka kayıtlardı. #Teğmen Mehmet Ali Çelebi, bir telefon konuşmasında “Neriman Teyze”nin bir toplantıyı not alarak izlemesi talebine, “Normalde yasadışı” dedikten sonra “bir bakacağını” söylüyordu. Bir başka dinleme kaydı ve dokümanda Kemal Aydın’ın “70 milyona ‘Türk’ dedirteceğini” söylemesi, görüştüğü bir kişiye “Türk gözlerinden #öperim” demesi dikkatlerden kaçmıyordu. İddianamenin 1662. Sayfasındaki telefon konuşması dökümüne göre, Kemal Aydın, Teğmen Çelebi için şunları söylüyordu: “Hizbut Tahrir’in belgelerini falanı filanı topladı yalla… taksici şoförle konuşurken Hizb-ut Tahrirci olduğunu anladı, telefonunu aldı ondan o bizim çiroz…Ondan sonra o Noyan’la birlikte Cumartesi Pazar kayda aldılar resimlerini çektiler adamın…”
  • Aydın, bir telefon görüşmesinde sorulan “Mehmet Ali mi becerdi bu işi” sorusu üzerine, “He Mehmet Ali, abi ben sana söyliyim o çocuk valla geleceğin genelkurmayı” diyordu. Birçok konuşmanın yer aldığı iddianame, Teğmen Çelebi’nin AKP hükümetine ve siyasete müdahaleye uzak duran askeri yetkilileri hedef aldığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri sistemi dışında bir ast-üst ilişkisi kurduğu iddia ediliyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri sistemi dışında bir ast-üst ilişkisi kurmak 1960 Askeri darbesini getiriyordu akıllara… İddianamenin 1659 ile 1663. Sayfaları arasında bulunan “Delillerin ve Hukuki Durumun Değerlendirilmesi” başlıklı bölümde Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin; Kemal Aydın, Neriman Aydın ve Durmuş Ali Özoğlu’nun yönlendirme, emir ve talimatlarıyla hareket ederek  Ergenekon Terör Örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızma faaliyetleri kapsamında Kara Harp okulu içinde hücre şeklinde oluşturulmuş örgütsel bir yapılanma meydana getirdiği yazıyordu.
  • Kısacası Teğmen Mehmet Ali Çelebi, avukatı ve çok sayıda köşe yazarı tarafından ileri sürülenlerin aksine önemli iddiaların odağındaki bir isimdi. Ortaya çıkan delillerden Çelebi’nin Hizbut utTahrir bağlantısı olduğu anlaşılan şüpheli Süleyman Solmaz ile irtibatının boyutları oldukça farklıydı.

  • İddianamenin 98. sayfasında yer alan bilgilere göre Askeri personel olan ÇELEBİ, SOLMAZ ile irtibata geçerek toplantılarına katılacağını anlatması, bu konuyla ilgili sık sık mesajlaşmalarının çok özel bir amacı vardı. Nitekim Aydın kardeşlerinin ikametinde bulunan not kâğıdı üzerine ÇELEBİ’nin Hizb-ut Tahrir terör örgütü içerisine sızmaya çalıştığı, Hizb-ut Tahrir terör örgütünü kontrol altına alarak yönlendirmeyi amaçladığı düşünülecekti. İddianamede yöneltilen örgüt suçlaması bu ifadelerle de sınırlı değildi. İddianamenin 118. sayfada, Çelebi, “Hizbut Tahrir’in yanı sıra başka terör örgütlerine de sızarak bu örgütleri yönlendirme faaliyeti yapmak”la suçlanacaktı.
  • Mehmet Ali Çelebi’nin baş döndüren bir telefon trafiği vardı. Telefon trafiği ve görüştüğü Hizbut ut Tahrir militanları ile neden görüştüğü sorulunca Çelebi’nin “İstihbaratçıyım, devlete yardımcı olmak için yaptım” dediği geçti kayıtlara. Çelebi savunmasında özetle, “istihbaratçı” olduğu için Hizbut Tahrir’le ilişkiye geçtiğini, “örgütü çökertmek için devlete yardımcı olmak istediğini”, “Ergenekon terör örgütü”ndeki varlığını kabul etmediğini söyleyecekti. “Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a tank ve helikopterle selam” konuşmasında herhangi bir şey ima etmediğini belirtiyor, Kemal ve Neriman Aydın’la Genelkurmay’a da uzanan ilişkileri nedeniyle temas kurduğunu anlatacaktı. Çelebi’nin suçlamalara verdiği cevaplar oldukça kısaydı. Ezberlenmiş cevaplardı. Hata payı barındırmıyordu. Çelebi gözaltındayken el konulan sim kartı üzerinden kamuoyunda ustaca oluşturulan hava üzerine gerçeklerin üzeri ustaca örtülecekti. Tartışmanın merkezinde Çelebi’nin SİM kartından çıkan isimler vardı. Bu isimler üzerine başlayan tartışmalar sebebiyle iddianamenin özünden uzaklaşılmış TSK içindeki derin örgütlenme gündemden düşürülmüştü.
  • Hizbut ut Tahrir üyesi Mahmut Oğuz Kazancı ile ilişkisi aylarca sorgulanan Çelebi, ısrarla bu kişiyi tanımadığını söylüyordu. Telefonunda “Kayınvalide” olarak kayıtlı kişinin kim olduğunun sorulması üzerine Çelebi evli olmadığını, bu numarayı da tanımadığını söyledi. Bunun üzerine yapılan araştırma ve avukatlarının mücadelesi sonunda #sırperdesi aralandı. Yargılamayı yapan İstanbul 13. Ağır #Ceza Mahkemesi’nin sorusu üzerine, emniyet “Kazancı’nın sim kartındaki telefon numaralarının Çelebi’nin telefonu üzerine yanlışlıkla kaydedilmiş olabileceğini” tutanakla bildirdi. TİB’de Çelebi gözaltındayken el konulan cep telefonunun 1 dakika 23 saniye süreyle açıldığını, bu sırada sim kartın #İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bulunduğu Fatih bölgesinden sinyal verdiğini yazdı. Çelebi’nin, avukatı Hüseyin Ersöz, müvekkiline yöneltilen Hizbut Tahrir suçlamasının temellendirilmesi için, telefonun açıldığı 1 dakika 23 saniye içinde Kazancı’nın telefonundaki rehberin yüklendiğini iddia etti.
  • İstanbul Emniyet Müdürlüğü bir açıklama yaparak telefona yükleme yapılmadığını, ancak #TİB, Kazancı’nın telefonundaki isimleri yanlışlıkla Çelebi’ye ait dokümana eklediğini öne sürdü. Aynı dosyada olan kişilerin telefon rehberlerindeki bir kaç isim karışmıştı. Büyük propaganda makinası çalışmaya başladı. Ancak skandal üzerine hazırlanan bilirkişi raporu emniyeti yalanladı ve Çelebi’nin telefonuna “yükleme yapıldığı” görüşüyle mahkemeye gönderildi! Ve kamuoyu derin yapının #TSK içerisinde emir komuta zinciri kırılarak oluşturulan hücre yapılanmasını değil bunu konuştu. Ve hiç kimse Emniyet Müdürlüğünde bu ince hamleyi yapan personelin kim olduğunu ve uzantılarını merak etmedi. Çelebi, Mahmut Oğuz Kazancı ile görüşmemişti ama Hizbut ut Tahrir örgütü üyeleriyle yoğun bir telefon trafiği içinde bulunmuştu. Nitekim bu görüşmeleri kendisi de kabul etmişti.
  • Bir teğmen neden Radikal Dinci ve kanlı bir terör örgütünün yöneticileri ile görüşürdü. Kamuoyu bugün bile bu sorunun cevabını bulmuş değil. Sonrasını biliyorsunuz. Ama yine de yazalım. Geleceğin generalleri arasında gösterilen ve TSK’da komuta kademesine yükselmesine kesin gözüyle bakılan Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi 18 Eylül 2008’de Ergenekon 33 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye olarak görevine döndü. Mahkeme sonunda 16 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Tekrar tutuklanarak cezaevine girdi. Ekim 2013’te Hasdal Cezaevi’nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun nikah şahitliğinde hemşire Kezban Merey ile evlendi.

  • #Genelkurmay Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin, Kezban Merey ile Hasdal Cezaevi’nde düzenlenen nikah törenine çelenk gönderdi. Nikahta Çelebi’nin şahitliğini Kılıçdaroğlu ile İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu yaparken, gelin Kezban Merey’in şahidi ise arkadaşı oldu. 2 Mart 2014’te tutuklu olduğu Hasdal Cezaevi’nden AKP’nin demokrasi yolunda yaptığı #derin makas değişikliği sonrası cezaevinden çıktı. Yaşadıklarını kitaplaştırdı. Hizbut Tahrir örgütü ile kurduğu gizemli ilişki SİM kart tartışmalarının gölgesinde gündemden düştü. Özlük haklarını geri aldı. Emekliliğe ayrıldı. Siyasete girdi. Kılıçdaroğlu tarafından CHP PM üyesi yapıldı. CHP milletvekili oldu.
  • Birçok CHP’li isimle Polemiklere girdi. Muharrem İnce’nin Memleket Hareketine katılarak partisinden istifa etti. Daha sonra Muharrem İnce’nin partisinden de ayrıldı. Gazeteci Barış Yarkadaş, bir süredir MHP- AKP ittifakına gülücük gönderen Mehmet Ali Çelebi’nin AKP’ye katılacağını iddia etti. Mehmet Ali Çelebi, “Siyaseti bıraksam da 6+1 değil Cumhur İttifakı derim” ifadelerini kullandı. VE Mehmet Ali Çelebi şimdi kendisini milletvekili yapan oyları ile TBMM gönderen seçmenlere sırtını dönerek bir gelecek planlamasının ötesinde derin ve kirli ilişkileri bir daha önüne gelmesin diye AKP yolunda…
  • GELELİM BİR NOKTAYA Çelebi’nin telefonuna emniyette yükleme yapıldığı iddia edinen polise ne oldu? Son not : “Ergenekon sanığı Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin cep telefonuna emniyette ‘sehven’ yükleme yapıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturmada polise takipsizlik verildi.” Aslında Mehmet Ali Çelebi AKP- MHP-BBP ittifakına değil şu anda bu ittifakı bir araya getiren ve kısacası kendisini yetiştiren kadroların yanına döndü. Bunda şaşılacak bir şey yok… Sonuçta Mehmet Ali Çelebi sık sık “70 milyona ‘Türk’ dedirteceğini” söyleyen, görüştüğü kişilere “Türk gözlerinden öperim” diyen Kemal Amcasının yetiştirmesi…

Yazar; LobiRapor

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x