Mecbur Kalmadıkça Savaş Bir Cinayettir (‘Savaş Karşıtları’)

“Savaş karşıtları”na dünyada her savaş sırasında klasik olarak 3 itham yönelir:

  • a) Haklı olabilirsiniz ama şimdi birlik beraberlik zamanı; itiraz eden haindir. (Duruma göre) Siz yurtsever değil misiniz? Yoksa siz Alman, İngiliz, Türk ajanı filan mısınız?
  • Savaş karşıtlarına bir başka klasik itham: b) Siz hayalci kişilersiniz, dünya hallerini analiz edeceğinize boş sloganlarla hayali hedefler peşinde koşuyorsunuz. Gerçekçi olun (ve savaşı destekleyin ) Savaşı zaten önleyemezsiniz niye itiraz ediyorsunuz?
  • Bu tür bir savunmanın, en azından bu haliyle, halk arasındaki o malum ifadeye, yani “Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak” deyişine (Ne kadar da itici bir ifadedir!) ne çok benzediğine dikkatinizi çekerim.
  • Bu sakilliği bertarafın yolu insan karakterindeki akbaba ile ortaklığına hitap etmektir. “Fırsat ganimet, düşman çok zayıf. 1 koyup 3 alacaz. Çatışma kısa sürecek.” Ama dünyanın büyük felaketlerinin tamamı bu tür hesaplarla başladı. Tersini düşünse hangi deli savaşa girer?
  • Peki o zaman gelin gerçekçi olalım var mısınız? Ülkenin/halkın çıkarı nerede gerçekten de bir analiz edelim. Gelin gerçekçi sorular soralım. Yoksa bu kimi gazeteciler için “imkansızı istemek” midir?

Savaşın Kazananı Barışın Kaybedeni Olmaz (‘Terör Nasıl Biter?’)

  • Savaşlara sadece dış güvenlik kaygısının yol açtığına, hiç emperyal çıkarların temsilciliği olmanın ya da hiç iç politik kaygı ve menfaatlerinin rol oynamadığına gerçekten inanıyor musunuz? İnanıyorsanız kim saf, kim hayalci acaba? İnanmıyorsanız bu yurtseverlik nutukları ne?
  • Operasyona giden süreci eleştirmenin PKK/YPG’yi desteklemek olduğu iddiasına gelince.. Acaba, operasyonu mümkün ve birçok gözde uygun kılanın, YPG’nin milliyetçi hırslarını emperyal piyonlukla mecz etmek olduğunu kim hesaba katmıyor? Öyleyse aynı hatayı niye işleyelim?
  • Operasyona hem ABD hem de Rusya’nın göz yummasını sadece TR’den korkmalarına ya da TR’yi kaybetmek istememelerine bağlamak biraz saflık değil mi? “Emperyalizmin 100 yıllık üst akıl eseri planları vardır” deyip, bu “destek”lerde hiç şüphe edilecek bir husus bulmamak?!
  • Madem ki YPG en büyük tehdit idi (ki bence de potansiyel ve belli bir ölçüde tehdittir) o zaman PYD başı Salih Müslim’i 2014 öncesi ve sonrasında çağırıp Esed’e karşı çarpışırsanız sizi destekleriz denildiği “iddia”ları hakkında ne düşünüyorsunuz?
  • YPG en büyük tehdit idi ise IŞİD bütün bu bölgeyi ele geçirmişken tehdit değil miydi? Askerlerimizi yakarken, şehirlerimizi bombalarken?.. O zaman muhalefetin önerdiği gibi Türkiye operasyona girişmedi?
  • Girişilseydi o zaman Batı ile de ters düşmeden Suriye hükümeti ile işbirliği mümkün ve akrabamız Suriye Kürtleri örgütün eline teslimden kurtarılmış olunmaz mıydı? Esasen sadece Suriye’ye cihatçı sevkine müsaade edilmemiş olsaydı bile aynı amaç elde edilmiş olmayacak mıydı?
  • “E, ne yapalım o zaman yanlış yaptık diye şimdi gerekeni yapmayalım mı?” sorusu da saçmadır. İlk düğmeleri yanlış iliklediniz diye sonraki düğmeleri de “mecburen” yanlış iliklemek zorunda mısınız?
  • Milli çıkarlar ve bağımsızlık ve beka meselesine gelince…3 senedir sürdürülen çatışma politikalarının TR’ye maliyeti 50 milyar doları çoktan geçip 100 milyar doları da bulmak üzere… Çoğu iktisatçının bilip de söyleyemediği, krizin önemli nedeninin bu harcamalar olduğu…
  • Seni “mahvedeceğini” söyleyen ve ne yazık ki 1-2 tvit ile bunu başarabilen kişi, bunu bizzat böyle bir saçma ekonomi tercihi nedeniyle başarabiliyor. Asıl içte/dışta çatışma politikasıdır bağımsızlığı tehlikeye atan.
  • Türkiye elbette gerçekten mecbur kaldığında kendi halkına yönelik varoluşsal sonuçlara yol açabilecek saldırılara karşı silahla da savunabilir. Ancak bu akılcı, iyi hesaplanmış, dış ve iç güçlerin hesaplarına/çıkarlarına alet olunmadan yapılmalıdır.
  • Aksi takdirde Atatürk’ün deyişiyle “savaş bir cinayettir.” Dün bu sözle alay eden kimi ayrılıkçıların bugün bunu savunması; bugün bu deyişi dilinden düşürmeyen bazı “Atatürkçü”lerin ise aniden unutması aynı derecede ibretliktir.

Yazar; Cüneyt Akman

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar